T.C. SAKARYA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2023/604 Esas - 2025/286
T.C.
SAKARYA
ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2023/604 Esas
KARAR NO : 2025/286
HAKİM :
KATİP :
DAVACI :
VEKİLLERİ :
DAVALI :
VEKİLİ :
DAVA İHBAR OLUNAN :
VEKİLİ :
DAVA : Tazminat (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 02/11/2023
KARAR TARİHİ : 06/05/2025
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 10/06/2025
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde; Davacı şirketin adresinde bulunan adlı otelin işletmeciğini yaptığını, davalı ile de aralarında Düzenlenen 20.02.2018 tarihli abonelik sözleşmesine istinaden davalı 'tan elektrik hizmeti aldıklarını, Davalı tarafından sağlanan elektrik enerjisinde abonelik sözleşmesinin kurulduğu 20.02.2018 tarihinden itibaren birçok kez elektrik voltajı düşmüş, yükselmiş ve aynı zaman da kesintiye uğradığını, voltaj değişiklikleri nedeniyle davacı işletmekte olduğu otelde bulunan, eşyalar ciddi şekilde zarar gördüğünü, eşyaların bir kısmı kullanılamaz hale gelmiş yenisi ile değiştirilmiş bir kısmı ise davacı tarafça tamir ettirildiğini, davalı tarafın ayıplı hizmeti, elektrik akımındaki dengesizlikler nedeniyle otelde aşağıda belirtilen faturalar kapsamında yenileme, onarım ve tadilat yapılmak zorunda kalındığını, davalı şirketin ayıplı hizmet sunduğunu, davalı şirketle görüşüldüğünü ancak bir sonuç alınmadığını, fazlaya ilişkin tüm haklarımız saklı kalmak kaydıyla; davalı şirketin ayıplı hizmeti nedeniyle davacı şirketin uğramış olduğu şimdilik 10.000,00 TL zararın arabuluculuk başvuru tarihinden itibaren ticari temerrüt faizi ile davalıdan tahsilini taleple dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının elektrik kesintilerine karşı herhangi bir önlem almadığı, elektrik kullanan abonelerin müvekkilin bilgisi dışında güç artırımında bulunmaları ve bölgedeki kaçak kullanılmasının elektrik kesintilerine neden olabildiği dolayısıyla bu tür durumlarda davalıya e kusur izafe edilemeyeceği, her türlü elektrik arızasının gerçek arızalanma nedeni araştırılmadan ve zararın gerçek nedeni irdelenmeden husumeti hedefteki ilk kişi olan ' a yöneltmek ve müvekkil kusursuz olduğu bilinse bile güdümlü ve tek taraflı olarak düzenlenen rapor, makbuz ve tutanaklara dayanarak, zararına müvekkili ortak etmek, aboneler, enerji kullanıcıları ve sigorta şirketleri için artık alışkanlık haline geldiği, bu olayda da yine sorumluluğa en kolay ortak edilebilecek ve zarar karşılığının tahsil kabiliyeti en güçlü kuruluş olarak görüldüğü ve zararın gerçekten neden kaynaklandığı üzerinde düşünülmeden ve araştırılmadan husumetin müvekkile yöneltildiği, ayrıca davacı şirketin yüksek gerilimlere karşı koruma görevi yapan cihazın çalışmadığı veya bulunmaması nedeniyle cihazların yüksek gerilimden dolayı zarar görme ihtimali olduğu, davacı şirketin gerekli özen ve tedbiri göstermeyerek söz konusu zararın ortaya çıkmasına sebebiyet verdiği, davacı tarafın iddialarının tek taraflı olarak özel şirketlerden aldırılmış raporlara dayandığı, davacı tarafından elektrik gibi teknik bir konuda teknik ve derinlemesine bir bilgiye sahip olmaksızın hazırlanan raporlara dayanarak müvekkil şirketin sorumlu olduğu iddiasının taraflarınca kabulünün mümkün olmadığı, Yargıtay'ın birçok yerleşmiş kararlarında özel ve teknik bilgiyi gerektiren hususlarda ekspertiz raporu veya servis faturasının baz alınamayacağını belirtildiğini bu sebeplerle ' im meydana geldiği iddia olunan zararın oluşmasında hiçbir kusurunun bulunmadığının açıkça ortada olduğundan haksız ve mesnetsiz bir şekilde davalı şirket aleyhine ikame edilen davanın reddine karar verilmesini ayrıca davalı şirketin üçüncü kişilere karşı mali mesuliyet ve ürün sorumluluk sigortasının bulunduğunu bu sebeple Sigortaya davanın ihbar edilmesini dava davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Dava ihbar edilmiş , vekili cevap dilekçesinde; zaman aşımı iddiasında bulunmuş, sorumluluğunun poliçe limiti ile sınırlı olduğunu , konun davaya esas bilirkişilerden rapor aldırılması gerektiğini, olayın sigorta teminatı içinde olup olmadığını ayrıca sigorta şirketinin faiz sorumluluğunun bulunmadığını , davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinden
Dava; elektrik hattındaki dalgalanma nedeniyle davacının işletmesindeki cihazlarda oluşan maddi zararın tazmini talebine ilişkindir.
Taraflar arasındaki anlaşmazlık: Davacının işyeri adresinde elektrik voltaj düşüklüğü ve yükselmesinin olup olmadığı, ayrıca elektrik kesintisinin olup olmadığı, bunlardan dolayı davaya konu faturalarda belirtilen cihazlarda hasar bırakıp bırakmadığı, hasar var ise buna karşılık maddi tutarın ne olduğu, davalının bu tutardan sorumlu olup olmadığı yönündedir.
Dava konusu olayda davalı bölgede elektrik enerjisinin dağıtımını yerine getirmektedir. Bu faaliyet, varlığı ve niteliği itibariyle bir tehlike ve dolayısı ile zarar ihtimali taşıdığından, davalı şirketin sorumluluğu, bir sebep sorumluluğu olan kusursuz (objektif) sorumluluktur.
Mahkememizce Sakarya 2. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2012/275 Esas sayılı dosyası ile Sakarya 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2012/275 Esas sayılı dosyaları UYAP sistemi üzerinden celp edilmiş, müzekkere yazılarak abone sözleşmesi ve davaya konu faturalar ve voltaj dalgalanmasına ilişin tüm bilgi ve belgeler dosya arasına alınmıştır.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin 2023/5837 E., 2024/4119 K. Nolu 05.12.2024 tarihli ilamı" Kusur aranmaksızın sorumluluğun düzenlendiği haller, kusursuz sorumluluk halleri olarak ifade edilmektedir. Doktrinde kusursuz sorumluluk hallerinin olağan sebep sorumluluğu-tehlike sorumluluğu şeklinde ikili ayırıma tabi tutarken, 6098 sayılı Kanun tarafından açıklanan hakkaniyet sorumluluğu-özen (sebep) sorumluluğu-tehlike sorumluluğu şeklinde ayırıma tabi tutulduğu görülmektedir. Denetleme ve gözetimde özen (cura in custodio) gereği, kusur unsur olarak aranmaz. 6098 sayılı Kanun'un 71 inci maddesinin birinci fıkrasına göre; "Önemli ölçüde tehlike arzeden bir işletmenin faaliyetinden zarar doğduğu takdirde, bu zarardan işletme sahibi ve varsa işleten müteselsilen sorumludur." Açıklanan yasal düzenleme uyarınca, tehlikeli işletme sahibi ve varsa işleten, zararlandırıcı sonucun doğmasına yol açan enerji hattının yapım ve bakım eksikliklerinden kaynaklanan zararlardan sorumludur. Sorumluluktan kurtulmanın olumsuz koşulu ise, zarar ile yapım bozukluğu ve bakım eksikliği arasındaki illiyet bağının kesilmiş olmasıdır. Tehlike sorumluluğunun dayandığı temel ilke "Tehlike İlkesi" dir. Tehlike esasına dayanan kusursuz sorumluluğun doğması için, tehlikeli bir olgu ve meydana gelen zarar ile söz konusu tehlikeli olgu arasında illiyet bağının bulunması gerekli ve yeterlidir. Tehlikeli bir faaliyeti ile başkasına zarar veren kimse, bu zararın ortaya çıkmasında hiç kusuru olmasa bile sorumludur. Dolayısıyla mahiyeti gereği tehlike oluşturan bir girişimde bulunan kimse, kusurlu olmasa dahi, girişimin neden olduğu zararları tazmin etmek zorundadır. Sorumlu kişi veya işletmenin, kusurlu olup olmaması, özen ödevini yerine getirip getirmemesi, işletme veya nesnede (şeyde) bir bozukluk veya noksanın bulunup bulunmaması, meydana gelen zararın tazmin borcu yönünden bir etkiye sahip değildir. Zira, bunların sebep oldukları zararlarda, kusurun bulunup bulunmadığı ya da rolünün olup olmadığı çoğu zaman bilinemediği veya ispat edilemediği gibi, sorumlu kişi veya işletme, her türlü özeni gösterse, gözetim ve denetim ödevini yerine getirse, gerekli bütün tedbirleri alsa bile, yine de çoğu zaman zararın meydana gelmesini önlemek mümkün değildir. Bu sebeple, sorumluluğunun bağlandığı olgu ile zarar arasında uygun illiyet bağı kurulduğu zaman, sorumluluk da gerçekleşmiş olacağından; bu işletme veya nesnelerin sahip veya işletenleri, bunların sebep oldukları zararı gidermek zorundadır ( Borçlar Hukuku Genel Hükümler 1991 Baskı Cilt 2 sf: 14-15). Sorumluluk hukukunun önemli öğelerinden biri de zarar ile eylem arasında illiyet bağının bulunmasıdır. İlliyet bağının kesildiği durumlarda, kusursuz sorumlu olan kişi sorumlu tutulmayacaktır. Uygun illiyet bağı ancak üç halde kesilir. Bunlar mücbir sebep, zarar görenin ağır kusuru ve üçüncü kişinin ağır kusurudur. Kusursuz sorumlulukta, zarar gören kişinin kusurun varlığını ispat etme zorunluluğu yoktur. İşletme sahibi veya işletenin meydana gelen zarardan sorumlu tutulabilmesi için kusuru aranmaz. Aksine kusursuz sorumlu olan davalının, olayla zarar arasında illiyet bağının bulunmadığını kanıtlaması gerekir. Ancak, aynı zamanda sorumlu kişinin zararın doğumunda kusuru varsa, bu kusur munzam (ek) kusur olarak gözönünde tutulur. Munzam kusur halinde, kusursuz sorumlu kişi illiyet bağını kesen sebeplere dayanarak sorumluluktan kurtulamayacağı gibi tazminat miktarının takdirinde bu kusur gözönünde tutulabilecektir." şeklindedir.
Mahkememizce mahallinde keşif yapılmış, keşif sonrası Elektrik Elektronik Mühendisi 04.09.2024 tarihli bilirkişi raporunu ibraz etmiştir. Zarar gören cihazların incelenmesi için makine alanında uzman bilirkişiye ihtiyaç olması nedeniyle Makine Mühendisi bilirkişi daha önce seçilen Elektrik Elektronik Mühendisi yanına ilave edilerek heyet oluşturulmuş ve bilirkişi heyeti raporunu 09.01.2025 tarihinde ibraz etmiştir.
Somut olayda;
Davacı taraf, elektrik kesintileri nedeniyle 19.07.2023 tarihli 18.410,00 TL bedelli AEF2023000000569 numaralı fatura, 31.01.2023 tarihli 1.416,00 TL bedelli FT02023000000013 numaralı fatura, 18.01.2023 tarihli 1.100,00 TL bedelli FT02023000000005 numaralı fatura, 25.07.2023 tarihli 900,00 TL bedelli AEF2023000000591 numaralı fatura, 19.07.2023 tarihli 4.250,00 TL bedelli GIB2023000000022 numaralı fatura, 20.07.2023 tarihli 7.992,00 TL bedelli GIB2023000000010 numaralı fatura, 17.07.2023 tarihli 6.204,00 TL bedelli GIB2023000000009 numaralı fatura, 18.01.2023 tarihli 1.757,88 TL bedelli AEF2023000000057 numaralı fatura, 16.01.2023 tarihli 43.542,00 TL bedelli AEF2023000000047 numaralı fatura, 27.07.2023 tarihli 2.400,00 TL bedelli GIB2023000000030 numaralı faturada belirtilenler kapsamında yenileme, onarım ve tadilat yapıldığını, oluşan zararın tazminini talep etmektedir.
Yüksek gerilim ve voltaj dalgalanması ile ilgili olarak ortaya çıkan zararın tazmini istenmiş olsa da davaya konu edilen faturalar, faturalara konu cihazlarda yapılan bilirkişi incelemeleri dikkate alınarak zararın, elektrik hatlarında voltaj dalgalanması ve elektrik kesilmesi ile meydana geldiğine dair şüpheye yer bırakmayacak derecede somut bulgu ve belgeye dayalı olarak ispatın yapılamadığı anlaşılmakla davalıya somut olmayan tahmin ve yorumlarla kusur yüklemeyeceğinden davanın reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Açılan davanın REDDİNE,
2-Harçlar kanunu gereğince alınması gereken 345,55-TL eksik harcın davacıdan alınarak hazineye irad kaydına,
3-Davalılar kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T göre hesaplanan 10.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,
4-Yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, davalı tarafından yapılan yargılama gideri olmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,
5-Arabuluculuk dosyasında Bakanlık bütçesinden karşılanan 3.120,00-TL giderin davacıdan alınarak Hazineye gelir kaydına,
6-Karar tebliğ giderleri karşılandıktan sonra artan gider avansının karar kesinleşmesinden sonra yatırana iadesine,
Dair, davacı vekilinin (E - Duruşma Vasıtasıyla) ve davalı vekilinin yüzünde verilen kararın, taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde mahkememize veya mahkememize gönderilmek üzere başka bir yer mahkemesine verilecek dilekçe ile Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 06/05/2025
Katip
e-imza
Hakim
e-imza