T.C. SAKARYA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2023/650 Esas - 2025/292
T.C.
SAKARYA
ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2023/650 Esas
KARAR NO : 2025/292
BAŞKAN :
KATİP :
DAVACI :
VEKİLİ :
DAVALI :
VEKİLİ :
DAVALI :
DAVA : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 29/11/2023
KARAR TARİHİ : 07/05/2025
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 20/06/2025
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı taraf 19.09.2023 tarihinde davalı plakalı aracın dava dışı kontrolündeki plakalı araç ile yapmış olduğu kazada plakalı aracın yoldan çıkarak davacı şirkete ait işyerinde park halindeki teslime hazır kullanılmamış 3 adet karavana çarptığını, kazanın oluşumunda davalı kusurlu olduğunu, şasi numaralı olan bu üç karavanın ciddi zarar gördüğünü ve kullanılamaz hale geldiğini, Sakarya 3. Sulh Hukuk Mahkemesi 2023/59 D. İş sayılı dosyasında delil tespiti yapılarak davacı şirketin zararının belirlendiğini, davalı sigorta şirketine başvuru yapılmış olmasına rağmen zararın giderilmediğini belirterek 1000 TL hasar bedeli ve 1000 TL değer kaybı olmak üzere toplam 2.000,00 TL taleple kısmi olarak dava açmıştır.
Davalı Sigorta şirketi vekili; plakalı aracın poliçe numaralı Trafik Sigorta Poliçesi ile 12/07/2023 - 12/07/2024 tarihleri arasında sigortalı olduğunu ve maddi zararlara ilişkin teminat limitinin kaza tarihi itibari ile araç başına 120.000,00-TL olduğunu, sigorta şirketine başvuru şartının usule uygun sağlanmadığını, taleplerin zamanaşımına uğradığını, sigortalı araç sürücüsünün kusurunun tespitinin gerektiğini, davalı sigorta şirketinin kaza sebebiyle dava dışı plakalı aracın onarımı için 13.12.2023 tarihinde 120.000,00 TL maddi hasar bedeli ödediğini, kaza tarihinde maddi zararlara ilişkin poliçe teminat limitinin kaza başına 240.000,00 TL, araç başına ise 120.000,00 TL ile sınırlı olduğunu, Davacının zarar iddiasının ve gerçek zararının ispatlanmasının gerektiğini, zarar kapsamına KDV eklenemeyeceğini, değer kaybı zararının varsı genel şartlara göre belirlenmesi gerektiğini, talep edilebilecek faizin yasal faiz olduğunu ve başlangıcının temerrüt tarihi olabileceğini ileri sürerek öncelikle davanın reddini istemiştir.
Davalı dava dilekçesinin meşruhatlı şekilde tebliğine rağmen davaya cevap vermemiş vakıaları inkar etmiş sayılmıştır.
Taraflar arasındaki anlaşmazlık: Davalı yönetimindeki plakalı araç ile dava dışı kontrolündeki plakalı araç arasında gerçekleşen kazada plakalı aracın yoldan çıkarak davacı şirkete ait olan ve iş yerinde park halinde bulunan 3 adet karavana çarpması sebebiyle oluşan hasar miktarı ve karavanlarda meydana gelen değer kayıp miktarı, bu kazanın oluşumunda davalı kusur ve sorumluluk durumu, davalı sigorta şirketinin bu zarar sebebiyle zorunlu trafik sigortacısı sıfatıyla sorumluluk miktar ve mahiyeti talep edilebilecek faiz türü ve başlangıç tarihi hususlarındadır.
Bilirkişi 03/12/2024 tarihli bilirkişi raporunda özetle; Meydana gelen kaza sonrasında karavanlarda oluşan hasarın KDV Hariç 205.000,00 TL (İki yüz beş bin) % 20 KDV Dahil 246.000,00 TL (İkiyüz kırkaltı bin) olduğu, Karavanlara meydana gelen değer kaybının toplamda; 26.000,00 TL (Yirmi ALtı Bin Lira) olduğunu bildirmiştir.
Sakarya 3. SHM'nin 2023/59 D.İş sayılı dosyası incelenmiştir.
Sigorta şirketinin hasar dosyası ve kaza tespit tutanağı ile ekleri incelenmiştir.
Kaza tutanağına göre hasar gören karavanların emniyet şeridinde park halinde olduğu anlaşılmakla, davacı taraftan karavanların emniyet şeridinde bulunup bulunmadığı, hangi sebeple emniyet şeridinde olduğu hususlarında HMK 31 maddesi kapsamında açıklama alınmış, davacı vekili karavanların davacı işyerinin sınırındaki yol kenarında alıcısı tarafından teslim alınmak üzere beklediğini bildirmiştir.
Hukuk Genel Kurulu’nun 20.03.2013 tarih 2012/21-1121 E. 2013/386 sayılı kararında da belirtildiği üzere uygun nedensellik bağı üç durumda kesilebilir. Bunlar mücbir sebep, zarar görenin kusuru ve üçüncü kişinin kusurudur.
Hukuki sorumluluğu doğuran unsurlar arasında illiyet bağı büyük bir önem taşır. İlliyet bağı, sorumluluğun asli şartı, tazminat hukukunun temel ilkesidir. Bu şart olmaksızın bir kişinin sorumluluğu düşünülemez. İnsan düşüncesinin bir kanunu olan illiyet kavramı, zararla söz konusu davranış veya olay arasında bir sebep-sonuç bağının bulunmasını gerektirir. Hukukta, gerçekleşen zararla sorumluluğun bağlandığı olay veya davranış arasındaki sebep- sonuç ilişkisine, genel anlamda illiyet bağı denir (Eren F.: Borçlar Hukuku Genel Hükümler, s.558).
İlliyet bağı, temel ve niteliği ne olursa olsun, her türlü sorumlulukta büyük bir önem taşır. Bu yönden illiyet bağı, hukuki sorumluluğun olduğu kadar cezai sorumluluğun da temel şartlarından birini oluşturur. Hukuki sorumlulukta sorumluluk; ister sözleşme dışı sorumluluğa, ister sözleşme sorumluluğuna, ister kusur sorumluluğuna, ister kusursuz sorumluluğa, hatta tehlike sorumluluğuna dayansın, illiyet bağının varlığı mutlaka aranır. Bunlardan sadece kusursuz sorumlulukta illiyet bağı, kusur sorumluluğuna oranla daha fazla önem taşımaktadır. Zira burada illiyet bağı öne geçmekte, sorumluluk kusura değil, belirli bir olay veya tehlike ile gerçekleşen zarar arasındaki sebep-sonuç bağına dayanmaktadır (Eren,s.559).
Sözü edilen illiyet bağı, uygun illiyet bağıdır. Uygun illiyet bağı, olayların olağan akışına ve hayat tecrübesine göre sebebin, meydana gelen sonucu yaratmaya elverişli olmasıdır. Ancak bazı durumlarda, sebep, niteliği itibariyle gerçekleşen türde bir sonucu doğurmaya elverişli olmakla birlikte, ortaya çıkan ikinci bir sebep ilkini arkaya atmakta ve onu gerçekleşen olayda elverişsiz hâle getirmektedir. İlliyet bağının kesildiği bu gibi durumlardan birinin varlığı hâlinde sorumluluğa gidilemez.
Yapılan yargılama ve toplanan delillere göre;
19.09.2023 tarihinde gece saat 01.15 sıralarında plakalı aracın Sakaryadan Kocaeli istikametine sağ şeritte seyir halinde iken aynı istikamette Sapanca Varyant ayrımında bekleme yapan davalı yönetimindeki plakalı aracın sol yan tarafına çarpması neticesi orta bariyerleri aşıp yolun karşı tarafına geçtiği ve plakalı aracın o yöndeki emniyet şeridine yöneldiği esnada emniyet şeridinde park halinde bulunan davacıya ait karavanlara çarparak hasara yol açtığı anlaşılmaktadır. Kaza anında karavanların seyir halinde olmadığı, satış amacıyla emniyet şeridinde peşi sıra park edildiği, davacının emniyet şeridini kendi otoparkı gibi kullandığı anlaşılmaktadır. Emniyet şeridi, yaşanabilecek herhangi bir acil durumda kullanılmak üzere ayrılan şeride verilen isimdir. Somut olayda olduğu gibi yaşanacak bir kaza halinde kullanılmak için emniyet amacıyla bırakılmış bir yol olmasına rağmen davacı taraf satış maksatlı üç adet karavanını bu emniyet şeridine park etmiş ve dava konusu zararın oluşmasında kendisi ağır kusuru ile sebep olmuştur. Davacı ağır kusurlu davranışı ile kaza ve zarar arasındaki illiyet bağını kesmiştir. Bu durumda davalı tarafın sorumluluğundan bahsedilemeyecektir. Açıklanan gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir.
G.D: Gerekçesi gerekçeli kararda açıklanmak üzere;
1-Davanın REDDİNE,
2-Alınması gereken maktu karar harcından peşin alınan harcın mahsubu ile eksik kalan 345,55 TL karar harcının davacıdan alınarak Hazineye gelir kaydına,
3-Davalı (Sigorta şirketi) kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden AAÜT uyarınca belirlenen 2.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya (Sigorta şirketine) verilmesine,
4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
5-Ara buluculuk dosyasında Bakanlık bütçesinden karşılanan 3.200,00 TL ara bulucu ücretinin davacıdan alınarak Hazineye gelir kaydına,
6-Gerekçeli kararın talep aranmaksızın taraflara tebliğine,
7-Karar tebliğ giderleri düşüldükten sonra artan gider avansının karar kesinleştiğinde yatıran davacıya iadesine,
Dair, davacı vekili yüzünde davalı vekilinin yokluğunda, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde mahkememize verilecek bir dilekçe ile Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi. 07/05/2025
Katip
Hakim