T.C. SAKARYA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2023/694 Esas - 2025/295
T.C.
SAKARYA
ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2023/694 Esas
KARAR NO : 2025/295
HAKİM : ...
KATİP : ...
DAVACI : ...
VEKİLLERİ : Av. ...
Av. ...
DAVALI : ...
VEKİLİ : Av. ...
DAVA : Tazminat (Sözleşmeden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 10/07/2023
KARAR TARİHİ : 08/05/2025
GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ : 08/05/2025
Mahkememizde görülmekte bulunan "Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının" yapılan açık yargılamasının sonunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu md. 297/1(c)'ye uygun şekilde, tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, konuyla ilgili mevzuat hükümleri ve yargısal içtihatlar, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri içerir şekilde hüküm verilerek,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
I-) Tarafların İddia ve Savunmalarının Özeti
Davacı vekili tarafından Kocaali Asliye Hukuk Mahkemesine ibraz edilen 10/07/2023 tarihli dava dilekçesi ile özetle; müvekkili adına tescilli aracın davalı ...'dan 680.000,00 TL'ye satın alındığını, tarafların araç üzerinde yapılacak renk ve dizayn, araca eklenecek araç donanım ekipmanları ve araç aksesuar takımlarını fiyatları ile birlikte liste olarak belirlediklerini, tarafların davalı tarafça aracın dizayn edildikten sonra müvekkil firmaya teslim edilmesi konusunda anlaştıklarını, müvekkili şirketin davalı tarafa 30.03.2022 tarihinde 200.000,00 TL, 31.03.2022 tarihinde 300.000,00 TL, yine 31.03.2022 tarihinde 100.000,00 TL, 25.11.2022 tarihinde 80.000,00 TL ödeme yaptığını, müvekkilinin kendisine düşen yükümlülüğü gereği gibi yerine getirmiş olmasına rağmen davalı tarafın sözleşmede belirlenen edimleri ayıplı olarak ifa ettiğini ve hatta birtakım edimleri hiç ifa etmediğini, sözleşmede yapılması gereken tüm işlerin belirtilmiş olmasına rağmen davalı tarafın sözleşmeden kaynaklanan yükümlülüklerini yerine getirmediğini, araçta tespit edilen çalışmayan ekipmanların ve aracın dizaynına eklenmeyen aksamların yapılması durumunda onarımının ne kadar zaman alacağı ve bunun için gerekecek işçilik masrafının, araçta tespit edilecek eksikliklerin ve çalışmayan aksam nedeniyle ayıplı ve eksik ifadan kaynaklı olarak maddi zararın parasal değerinin ne kadar olduğu hususlarının tespiti amacıyla Diyarbakır 4. Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 2022/53 D.İş dosyası ile delil tespiti yapıldığını, 22.12.2022 tarihinde araç üzerinde fiili keşif yapıldığı ve bilirkişinin sunmuş olduğu 29.12.2022 tarihli bilirkişi raporunda ... plakalı araç üzerinde ve ... ile tespit isteyen tarafından yapılan sözleşme kapsamında eksik bırakılan işlerin toplam maliyetinin 25.500-TL olduğunun belirlendiğini, davalı tarafça davaya konu araç dizayn edileceği için müvekkilin bu süre zarfında aracını kullanamadığını ve aracından mahrum kaldığını belirterek davalı tarafın sözleşmeye aykırılığı sebebiyle müvekkilin uğramış olduğu maddi zarar için HMK m.107 gereğince fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik 100,00 TL'nin davalı tarafın temerrüde düştüğü tarihten itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, müvekkilinin aracından mahrum kalması sebebiyle araç mahrumiyet tazminatı için HMK m.107 gereğince şimdilik 100,00-TL'nin borçlunun temerrüde düştüğü tarihten itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, davalı tarafın sözleşmeye aykırılığının tespiti amacıyla Diyarbakır 4. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2022/ 53 D.İş dosyasında yapılan 1.603,00 TL delil tespiti masrafının davalıdan alınarak müvekkile ödenmesine karar verilmesini dava ve talep etmiştir.
Davalı vekili tarafından Mahkememize ibraz edilen 24/01/2024 tarihli cevap dilekçesi ile özetle; Taraflar arasında araç alım satımı ve iç dizayn sözleşmesi yapıldığını, davalının panel van araçları servis aracına / minibüse çevirerek satış ve pazarlamasını yapan bir firma olduğunu, araçların yetkili araç bayilerinden Panel Van olarak üretilip müvekkile geldiğini ve müvekkil tarafından da iç dizaynlarının yapılıp minibüs olarak hazırlanarak müşterilerinin talepleri doğrultusunda dizayn edilip satıldığını, aracın 25.11.2022 tarihinde teslimat formu ile de açıkça görüldüğü üzere, araç içinde yapılan tüm değişikliklerin tam ve eksiksiz olarak çalıştığı, aracın tüm fonksiyonları ile alıcısı tarafından test edilip muayene edildiği, çalışmayan hiç bir aksamının bulunmadığının imza altına alınarak teslim edildiğini, dava dilekçesinde noksan olduğu ileri sürülen hususların açık ayıp mahiyetinde olan ve basit bir inceleme ile noksan olduğu tespit edilebilecek hususlar olduğunu, teslimattan aylar sonra ileri sürülen ayıp beyanını kabul etmediklerini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
II-) Dava Türü ve Tarafların Anlaştıkları - Anlaşamadıkları Hususlar
Dava; Taraflar arsında yapılan araç iç dizayn sözleşmesi gereği yapılan işin eksik yapıldığı iddiası ile ödenen fazla bedelin iadesine ilişkin alacak davasıdır.
Davacı ile davalı ... Arasında akdi ilişki, iş bedelinin davalı davalı yükleniciye ödendiği ve eserin geç teslimi hususlarında ihtilaf bulunmamaktadır.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık; aracın sözleşme kapsamında davalı tarafından davacıya eksiksiz bir şekilde teslim edilip edilmediği, araçta ayıp bulunup bulunmadığı, bulunuyor ise ayıpların gizli ayıp mı açık ayıp mı olduğu, ayıp ihbarının davacı tarafça süresinde yapılıp yapılmadığı, davacının iddia ettiği eksik ve ayıplı işlerin bulunması halinde davacının davalıdan talep edebileceği eksik ve ayıplı iş miktarının ne kadar olduğu, davacının aracın kullanılamaması nedeniyle araç mahrumiyet tazminatı talep edip edemeyeceği, edebilecek ise miktarının ne kadar olduğu hususlarındadır.
III-) Çekişmeli Vakıalar Hakkında Toplanan Deliller
Davalı hakkında tacir araştırması yapılmış olup Sakarya Ticaret Sicil Müdürlüğüne, Sakarya Esnaf ve sanatkarlar Odasına, Sakarya Ticaret ve Sanayi Odasına ve Kocaali Vergi Dairesine yazılan müzekkereler sonucu, davalının tacir olduğu tespit edilmekle mahkememizin davaya bakmaya görevli olduğu tespit edilmiştir.
Diyarbakır 4. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2022/53 D. İş sayılı dosyası celp edilmiş, dosyanın tetkikinde; tespit için bilirkişiden rapor alınmış, bilirkişi raporuna göre; Araç üzerinde ve ... ile tespit isteyen tarafından yapılan sözleşme kapsamında eksik bırakılan işlerin toplam maliyeti 25.500 TL olup bu eksik İşlerin 5 günde tamamlanabilecek işler olduğu , aracın test sürüşü esnasında 80 km/h hızı geçmediği, bu hızdan sonra gaz yemediği ve motor arıza lambasının yanık vaziyette olduğu, tespiti yapıldığı anlaşılmıştır.
Mahkememizce talimat yolu ile keşif ve bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verilmiş ve keşif sonucu alınan 07/07/2024 tarihli bilirkişi raporunda; dava konusu aracın ... plaka sayılı aracın keşif tarihinde eksikliklerinin giderilmesi, dava dosyasında araç ile ilgili Davacı-Davalı arasında yapılan sözleşme, dava konusu işin yapılmasına ait fatura, Diyarbakır 4. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2022/53 D.iş dosyası ve keşif öncesi giderilen dava konusu araca ait eksikliklerin giderilme faturası olmadığından istenilen hususların tespiti yapılamadığı bildirmişlerdir.
Mahkememizce, dava konusu araca ait keşif öncesi giderilen eksikliklere ilişkin fatura dosya arasına aldırılmış ve ek rapor için dosya yeniden bilirkişiye tevdi edilmiş, 16/03/2025 tarihli bilirkişi ek raporunda; "dava konusu aracın ... plaka sayılı araçtaki; eksikliklerin olay tarihindeki (sözleşme bedeli) bedelinin 25.500,00 TL (kdv hariç), 30.090,00 TL (kdv dahil) olabileceği, araç mahrumiyet bedelinin 3.000,00 TL olabileceği" görüş ve kanaati bildirmişlerdir.
IV-) Konuyla İlgili Mevzuat Hükümleri Ve Yargısal İçtihatlar
Araç tamir ve bakım sözleşmeleri TBK'nın 470 vd. md anlamında eser sözleşmesi niteliği arz etmektedir.
Yapılan işin eser sözleşmesi olması nedeniyle TBK'nın 470 vd. Maddelerindeki hükümlerin uygulanması gerektiği, eser sözleşmelerinde, iş sahibinin borcu iş bedelini ödemek (TBK'nın 479/1.md.), yüklenicinin borcu ise eseri iş sahibinin amacına uygun, haklı menfaatlerini gözeterek, sadakat ve özenle ifa etmekten (TBK'nın 471/1) ibaret olduğu, eser sözleşmesinde ayıba dair hükümlerin TBK'nın 474-478. maddeleri arasında düzenlendiği, TBK'nın 474/1. maddesine göre iş sahibinin eserin tesliminden sonra işlerin olağan akışına göre geç sayılmayacak bir süre içinde eseri muayene edip varsa ayıplarını yükleniciye bildirmesi gerektiği, -tacirler arasında olsa dahi - eser sözleşmesinde ayıp ihbarının yapılmasının herhangi bir şekle tâbi olmadığı, ihbarın hukuki işlem değil, hukuki işlem benzeri bir fiil olduğundan TBK’nın 474. ve 477. maddelerinde belirtilen sürelerde yapılıp yapılmadığı hususu tanık dahil her türlü delille kanıtlanabileceği, TBK 477'ye göre; eserin açıkça veya örtülü olarak kabulünden sonra yüklenicinin her türlü sorumluluktan kurtulacağı ancak kasten gizlenen veya usulüne uygun göz geçirme ile fark edilemeyecek ayıplar için yüklenicinin sorumluluğunun devam edeceği, iş sahibi gözden geçirmeyi ve bildirimde bulunmayı ihmal ederse eseri kabul etmiş sayılacağı, ayıp sonradan ortaya çıkarsa iş sahibinin bunu gecikmeksizin yükleniciye bildirmesi gerektiği aksi halde eseri kabul etmiş sayılacağının kanun koyucu tarafından belirlenmiştir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 318/1. Maddesi "Taraflar dilekçeleri ile birlikte, tüm delillerini açıkça ve hangi vakıanın delili olduğunu da belirterek bildirmek; ellerinde bulunan delillerini dilekçelerine eklemek ve başka yerlerden getirilecek belge ve dosyalar için de bunların bulunabilmesini sağlayan bilgilere dilekçelerinde yer vermek zorundadır." şeklinde düzenlendiği, anılı madde uyarınca basit yargılama usulünde taraflar dilekçeleri ile birlikte tüm delillerini ve hangi vakıanın delili olduğunu bildirmelidir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “Ön inceleme duruşmasına davet” başlıklı 139. maddesi,
“(1) Mahkeme, dilekçelerin karşılıklı verilmesinden ve yukarıdaki maddelerde belirtilen incelemeyi tamamladıktan sonra, ön inceleme için bir duruşma günü tespit ederek taraflara bildirir. (Değişik cümle:22/7/2020-7251/13 md.) Çıkarılacak davetiyede aşağıdaki hususlar ihtar edilir:
a) Duruşma davetiyesine ve sonuçlarına ilişkin diğer hususlar.
b) Tarafların sulh için gerekli hazırlığı yapmaları.
c) Duruşmaya sadece taraflardan birinin gelmesi ve yargılamaya devam etmek istemesi durumunda gelmeyen tarafın yokluğunda yapılan işlemlere itiraz edemeyeceği.
ç) Davetiyenin tebliğinden itibaren iki haftalık kesin süre içinde tarafların dilekçelerinde gösterdikleri, ancak henüz sunmadıkları belgeleri mahkemeye sunmaları veya başka yerden getirtilecek belgelerin getirtilebilmesi amacıyla gereken açıklamayı yapmaları, bu hususların verilen süre içinde yerine getirilmemesi hâlinde o delile dayanmaktan vazgeçmiş sayılacaklarına karar verileceği.” şeklinde düzenlenmiştir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 145. maddesi “Taraflar, Kanunda belirtilen süreden sonra delil gösteremezler. Ancak bir delilin sonradan ileri sürülmesi yargılamayı geciktirme amacı taşımıyorsa veya süresinde ileri sürülememesi ilgili tarafın kusurundan kaynaklanmıyorsa, mahkeme o delilin sonradan gösterilmesine izin verebilir” hükmüne yer verilmiştir.
Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 2016/657 Esas 2018/17403 Karar sayılı kararında "6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nda yargılamanın makul sürede bitirilmesi için delillerin bildirilme zamanı özel olarak düzenlenmiştir. HMK’nin 119/1-(f) hükmü uyarınca, gerek yazılı gerekse basit yargılama usulünde, iddia edilen her bir vakıanın hangi delillerle ispat edileceğinin, dava dilekçesinde belirtilmesi gerekir. Ön inceleme duruşmasında, taraflara dilekçelerinde gösterdikleri, ancak henüz sunmadıkları belgeleri mahkemeye sunmaları veya başka yerden getirtilecek belgelerin getirtilebilmesi amacıyla gereken açıklamayı yapmaları için iki haftalık kesin süre verilir. Bu hususların verilen kesin süre içinde tam olarak yerine getirilmemesi hâlinde, o delile dayanmaktan vazgeçilmiş sayılmasına karar verilir (HMK. m.140/5). Tarafların delil olarak dayandıkları belgeler tamamlanmamışsa tahkikata başlamadan önce, taraflara son kez kısa bir süre verilerek, bu eksiklikleri tamamlamaları düşünülmüştür. Taraflar bu haklarını da doğru kullanamazlarsa, artık tahkikat mevcut delillerle yürütülecek ve tarafların o delile dayanmaktan vazgeçtikleri kabul edilecektir. Yukarıda belirtilen hükümlerden de anlaşılacağı üzere delil gösterme ile delil sunma ayrı olarak ele alınmıştır. Tarafların delil göstermesi dilekçelerin teatisi (dava, cevap, cevaba cevap ve ikinci cevap) aşamasına hasredilmiştir. Tarafların, Kanunda belirtilen bu sürelerden sonra delil gösterebilmeleri ancak iki yasa maddesinde belirtilen hallerle sınırlıdır. Bu istisnai haller; iddia ve savunmanın genişletilmesi veya değiştirilmesini düzenleyen 141. madde ile sonradan delil gösterilmesinin hüküm altına alındığı 145. maddedeki durumlardır. Kanunda düzenlenen diğer süreler delil sunmaya yöneliktir." denilmiştir.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nda tacirler arasındaki ihbar ve ihtarların ne şekilde yapılacağı 18/3. maddesinde "Tacirler arasında, diğer tarafı temerrüde düşürmeye, sözleşmeyi feshe, sözleşmeden dönmeye ilişkin ihbarlar veya ihtarlar noter aracılığıyla, taahhütlü mektupla, telgrafla veya güvenli elektronik imza kullanılarak kayıtlı elektronik posta sistemi ile yapılır" düzenlemesini,
TTK'nın 23/1-c maddesinde ise "Malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı iki gün içinde durumu satıcıya ihbar etmelidir. Açıkça belli değilse alıcı malı teslim aldıktan sonra sekiz gün içinde incelemek veya incelettirmekle ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa, haklarını korumak için durumu bu süre içinde satıcıya ihbarla yükümlüdür. Diğer durumlarda, Türk Borçlar Kanununun 223 üncü maddesinin ikinci fıkrası uygulanır." düzenlemesini getirmiştir.
Yargıtay 15. Hukuk Dairesinin 2015/4406 Esas 2016/1130 Karar sayılı kararında "Davalı, ayıpların varlığını, dava dışı iş sahibine gönderdiği 09.02.2012 tarihli cevabi yazıda kabul etmiştir. Bu tarihten itibaren 818 BK'nın 362/III. maddesi gereğince derhal davacı alt yükleniciye ihbarda bulunması gerekirken, davacının kalan iş bedelini talep etmesi üzerine gizli ayıbı öğrenmesinden itibaren bir aydan fazla süre geçtikten sonra 15.03.2012 tarihli cevabi ihtarnamesi ile bildirmiştir. Bu halde davalı gizli ayıpları öğrenmesine rağmen derhal davacı alt yükleniciye ihbarda bulunmadığından eseri olduğu gibi kabul etmiş sayılmalıdır." denilmiştir.
Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 2016/12208 Esas 2017/268 Karar sayılı kararında "...Dava, satış sözleşmesinde ayıplı aracın iadesi veya bedelinin tahsili istemine ilişkindir. 6102 sayılı TTK'nın 23/1-c maddesi gereğince malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı iki gün içinde durumu satıcıya ihbar etmelidir. Açıkça belli değilse alıcı malı teslim aldıktan sonra 8 gün içinde incelemek veya incelettirmek ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa bu 2 ve 8 günlük süre içinde durumu satıcıya ihbarla yükümlüdür. Somut olayımızda dava konusu araç, davacı alıcıya 19.09.2012 tarihinde teslim edilmiştir. Davacı vekilinin dosya içindeki beyanı ve ihtarname içeriğinden de araçtaki ayıpların aynı gün öğrenildiği ayıp ihbarının ise 19.10.2012 tarihinde yapıldığı anlaşılmış olup, açıklanan ilkeler uyarınca ihbar yükümlülüğünün süresinde yerine getirilip getirilmediği üzerinde durularak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme sebebiyle yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış hükmün bozulması gerekmiştir." denilmiştir.
V-) Sabit Görülen Vakıalar, Bunlardan Çıkarılan Sonuç ve Hukuki Sebepler
Eldeki dava değer itibariyle basit yargılama usulüne tabidir. Dolayısıyla HMK 318 maddesi gereği davacı dava dilekçesi ile davalı ise cevap dilekçesi ile birlikte, tüm delillerini açıkça ve hangi vakıanın delili olduğunu da belirterek bildirmek; ellerinde bulunan delillerini dilekçelerine eklemek ve başka yerlerden getirilecek belge ve dosyalar için de bunların bulunabilmesini sağlayan bilgilere dilekçelerinde yer vermek zorundadır. İddianın genişletilmesi veya değiştirilmesi yasağı dava açılmasıyla; savunmanın genişletilmesi veya değiştirilmesi yasağı cevap dilekçesinin mahkemeye verilmesiyle başlayacaktır. HMK 322/1 maddesinin atfıyla ön inceleme duruşma davetinde HMK 139 maddesi ve ön inceleme duruşmasında 140. Maddesi uygulanacaktır.
6100 sayılı HMK nun 139 maddesine uygun şekilde taraflar 28/03/2024 tarihli ön inceleme duruşmasına davet edilmişlerdir. Davacı vekiline çıkarılan davetiyede yasal meşruhat yazılmış ve dava dilekçesinde bildirilip de henüz sunulmamış delillerin tebliğden itibaren iki haftalık kesin süre içinde sunulmaması halinde bu delillere dayanmaktan vazgeçmiş sayılmalarına karar verileceği ihtar edilmiştir. Bu tebligat davacı vekiline 31/01/2024 tarihinde tebliğ edilmiş ve davacı vekili "cevaba cevap dilekçesi" başlığı altında beyan dilekçesi ve ekinde de Whatsapp kaydını 12/02/2024 tarihinde sunmuştur.
Davacı vekili sunmuş olduğu dava dilekçesinin "hukuki deliller" kısmında whatsapp yazışmalarına dayandığı ancak dava dilekçesi ekinde bu yazışma görüntülerinin sunulmadığı anlaşılmış ise de; HMK nun 139 maddesine uygun şekilde görüntülerini 12/02/2024 tarihli beyan dilekçesi ekinde sunmuştur.
Davalı vekilinin suresinde sunmuş olduğu cevap dilekçesinde, ayıp ihbarının suresinde yapılmadığına ilişkin itirazını ileri sürdüğü anlaşılmıştır. Davaya konu aracın 25/11/2023 tarihinde davacıya teslim edildiği, araç teslimat formu ile anlaşılmaktadır. davacı taraf, 12/02/2024 tarihli beyan dilekçesinde 02/12/2023 tarihinde whatsapp üzerinde davalıya ayıp ihbarının yapıldığını ileri sürülmüştür. Sunulan whatsapp yazışma görüntüsünde, davacının eksik aksesuarlar ve çalışmayan klima ile ilgili bir bildirim yaptığı görülmektedir. Davacının whatsapp yazışmalarında belirtmiş olduğu (aksesuarların eksik olması ve klimanın çalışmaması) hususlar, malın teslimi sırasında açıkça ayıplı olduğunu göstermektedir. Açık ayıp hususunda davacının, yasada belirtilen iki günlük süre içinde durumu davalıya ihbar etmediği anlaşılmıştır.
Diyarbakır 4. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2022/53 D. İş sayılı dosyasında delil tespiti yaptırdığı ve delil tespit dosyasında 29/12/2022 tarihinde aracın ayıplı olduğuna ilişkin raporun hazırlandığı, dolayısıyla da davacının gizli ayıpların varlığını bu tarihte öğrendiğinin kabulü gerekeceği, bu tarihten itibaren 6098 Sayılı TBK'nın 477/3. maddesi gereğince derhal davacı karşı davalıya ihbarda bulunması gerekirken, davacının gizli ayıbı öğrenmesinden itibaren yaklaşık 5 aydan fazla süre geçtikten sonra 26/05/2023 tarihli ihtarnamesi ile bildirmiştir.
Bu halde davalı karşı davacı gizli ayıpları öğrenmesine rağmen derhal davalıya ihbarda bulunmadığından eseri olduğu gibi kabul etmiş sayılması gerektiğinden davanın reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacının davasının REDDİNE
2-Harçlar kanunu gereğince alınması gereken 615,40-TL harcın mahsubu ile fazladan alınan 221,40-TL'nin yatıran tarafa iadesine,
3-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T göre hesaplanan 30.000,00-TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
4-Yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, gerekçeli karar tebliğ giderleri düşüldükten sonra artan gider avansının karar kesinleştiğinde ilgilisine iadesine,
5-Gerekçeli kararın HMK 321/2 maddesi gereği talep aranmaksızın taraflara tebliğine,
6-Ara buluculuk dosyasında Bakanlık bütçesinden karşılanan 3.120,00 TL arabulucu ücretinin davacıdan alınarak Hazineye gelir kaydına,
Dair Davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzünde, verilen kararın taraflara tebliğden itibaren 2(iki) hafta içerisinde mahkememize veya mahkememize gönderilmek üzere başka bir yer mahkemesine verilecek dilekçe ile Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi. 08/05/2025
Katip ...
e-imza
Hakim ...
e-imza