T.C. SAKARYA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2024/109 Esas - 2025/129
T.C.
SAKARYA
ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2024/109 Esas
KARAR NO : 2025/129
BAŞKAN : ...
ÜYE : ...
ÜYE : ...
KATİP : ...
DAVACI : ...
DAVALI : ...
DAVA : Ticari Şirket (Ortaklıktan Çıkma Veya Çıkarılmaya İlişkin)
DAVA TARİHİ : 22/02/2024
KARAR TARİHİ : 26/02/2025
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 28/03/2025
Mahkememizde görülmekte olan Ticari Şirket (Ortaklıktan Çıkma Veya Çıkarılmaya İlişkin) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı; %10 hissedar olduğu davalı şirketin diğer ortağı ...'in kendisine ait taşınmazları haksız şekilde elde etmek amacıyla kandırarak şirkete ortak ve müdür yaptığını ve taşınmazları bilgisi dışında üçüncü şahsa sattığını ve kendisini haksız şekilde borçlandırdığını, bu suretle dolandırıldığını, suç duyurusunda bulunduğunu bu sebeple davalı şirket ve İsmail İrken ile ortaklığını sürdüremeyeceğini belirterek davalı şirket ortaklığından çıkmayı talep etmiş, duruşmada ayrılma akçesi talebini daha sonraya bıraktığını ifade etmiştir.
Davalı tebligata rağmen cevap vermemiş ve vakıaları inkar etmiş sayılmıştır.
Şirketin diğer ortağı olan ...'e dava dilekçesi ekli meşruhatlı davetiye gönderilmiştir.
Taraflar arasındaki anlaşmazlık: Davacının belirttiği sebeplerle davalı şirket ortaklığından haklı sebeple çıkma koşullarının oluşup oluşmadığı hususlarındadır.
Davalı Şirket vekili olarak Av. ... ilk tahkikat duruşmasına katılmış ise de verilen süreye rağmen vekaletnamesini sunmamış ve sonraki duruşmalara da katılmamıştır. Bu sebeple davalı vekili olarak kaydedilmemiştir.
Davacının şirket müdürü olduğu ancak şirketin iki ortaklı olduğu ve diğer müdür ...'in %90 şirket hissedarı olup bu davada şirketi müdür sıfatıyla temsil ettiği, bu haliyle şirketin davada temsilinde usule aykırılık görülmediği, davacının aynı zamanda şirket müdürü olması itibariyle kayyım atanmasının mevcut durum itibariyle gerekli olmadığı değerlendirilmiştir.
Davalı şirketin faal olup olmadığı, vergi borcunun ve hakkında icra takibinin bulunup bulunmadığının ilgili vergi dairesinden sorulmuş, ayrıca son 5 yıla ait vergi beyannamelerinin gönderilmesi istenmiştir.
Şirketin SGK borçlarının bulunup bulunmadığının ve hakkında icra takibi bulunup bulunmadığının ilgili kurumdan sorulmuştur.
İlk tahkikat duruşmasında, Şirketin ticari defter ve kayıtlarını sunmaları ya da bulunduğu yeri bildirmeleri amacıyla her iki tarafa bir sonraki duruşmaya kadar kesin süre verilmiş, verilen kesin süre içerisinde istenen kayıtlar ibraz edilmediği takdirde ticari defterlere delil olarak dayanmaktan vazgeçmiş sayılacakları ve mevcut dosya kapsamına göre bir değerlendirme yapılarak talep hakkında karar verileceği hususu ihtar edilmiştir. Davalı şirket istenen kayıtları sunmamıştır.
Vergi dairesinden gelen kayıtlara göre şirketin faaliyetinin bulunmadığı ve vergi kaydının 31/01/2022 itibariyle resen terkin edildiği, 2020 ve 2021 yılına ait vergi beyannamelerinin verilmediği, 30/07/2024 itibariyle 976.662,00 TL vergi borcu bulunduğu anlaşılmıştır.
İnternet ortamında Ticaret Sicil İlanlarının incelenmesinde şirketin son ilanının 10.10.2019 tarihli adres değişikliği sebebiyle Sakarya Ticaret Siciline nakil işlemi ilanı olduğu, şirketin 2017 yılında kurulmasından sonra olağan genel kurullarının yapılmadığı, davacının şirkete 2019 yılında ortak olduğu görülmüştür.
Davacının bahsettiği taşınmaz kayıtları TAKBİS ten sorgulanmış, Kocaeli Kandıra da bulunan davacıya ait yaklaşık 151 dönüm alana sahip bahçe ve tarla vasıflı üç ayrı taşınmazın 13/03/2019 tarihinde davalı şirkete satış yoluyla devredildiği, davalı şirketin de bu taşınmazları 02/08/2019 tarihinde aynı işlemle üçünçü kişi ...'na sattığı görülmüştür.
Dava TTK 638/2 md. göre şirket ortaklığından haklı sebeple çıkma talebine ilişkindir.
TTK nun 638 md "Şirket sözleşmesi, ortaklara şirketten çıkma hakkını tanıyabilir, bu hakkın kullanılmasını belirli şartlara bağlayabilir. Her ortak, haklı sebeplerin varlığında şirketten çıkmasına karar verilmesi için dava açabilir. Mahkeme istem üzerine, dava süresince, davacının ortaklıktan doğan hak ve borçlarından bazılarının veya tümünün dondurulmasına veya davacı ortağın durumunun teminat altına alınması amacıyla diğer önlemlere karar verebilir." şeklindedir.
TTK’nun da haklı sebebin tanımı yapılmadığı gibi haklı sebep teşkil eden örneklere madde metninde yer verilmemiştir. Ancak öğretide ve yargısal içtihatlarda; genel kurulun birçok kez kanuna aykırı bir şekilde toplantıya çağrılmış olması, azlık hakları ile bireysel hakların devamlı ihlalî, özellikle bilgi alma ve inceleme haklarının engellenmesi, şirketin sürekli zarar etmesi, dağıtılan kâr payının düzenli azalması, şirketin kötü yönetilmesi ve ortaklar arasında ciddi anlaşmazlıklar bulunması, şirketin kuruluş gayesini gerçekleştirmesinin imkânsız olması, şirket varlıklarının yanlış kullanılması veya israf edilmesi, azınlığa karşı fiili veya manevi güç baskı uygulanması, azınlığın meşru taleplerinin devamlı olarak reddedilmesi ve pay sahiplerinin şirketteki hareket kabiliyetinin ortadan kalkması, şirketin gelirlerinin diğer ortaklar tarafından şahsi menfaatler için kullanılması, şirket mallarının elden çıkarılması ve bu nedenle şirketin faaliyetlerini yürütememesi halleri haklı sebeplere örnek olarak sayılmıştır.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 08/10/2019 tarih 2028/1739 Esas-2019/6288 Karar sayılı ilamında, şirketin amacının gerçekleşmesinin imkansızlığı haklı neden kabul edilmiştir. Yine aynı Daire'nin 25.02.2014 tarih 2013/13701 Esas-2014/3468 Karar Sayılı ilamında şirketin 2 yıldır faal olmaması ve ortakların bir araya gelememesi haklı neden kabul edilmiştir. (aynı yönde 26/01/2022 tarih 2020/6103 Esas- 2022/667 Karar,11.07.2023 tarih 2022/645 Esas- 2023/4364 Karar).
İsviçre öğretisinde, çok önemli ve esaslı sebeplerin varlığı (wichtige Gründe) haklı sebep olarak kabul edilmiştir. (H.Pulaşlı, Şirketler Hukuku, 7.Bası, s.616, yönleşi: Forstmaster/Mayor- Hayoz/Nobel, 55/59 N.) 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 531 inci maddesi gerekçesinde, İsviçre öğretisine atıfla; genel kurulun birçok kez kanuna aykırı bir şekilde toplantıya çağrılmış olması, azlık hakları ile bireysel hakların devamlı ihlali, özellikle bilgi alma ve inceleme haklarının engellenmesi, şirketin sürekli zarar etmesi, dağıtılan kâr payının düzenli olarak azalması haklı sebepler arasında sayılmıştır. Haklı sebeplere; genel kurulun uzun süredir toplantıya çağrılmamış olması, şirketin uzun süredir organsız kalması, şirket yönetiminin sistematik şekilde şirket menfaatleri ya da azınlık menfaatlerini ihlal edici tavır ve davranışlar içerisinde bulunması, haklı gerekçesi olmadığı halde uzun süredir kâr payı dağıtılmaması veya göstermelik olarak düşük oranda dağıtılması, buna karşılık şirket yöneticilerine huzur hakkı adı altında örtülü kazanç aktarımı, hakim ortak yöneticilerin şirket imkanlarından kendileri yararlanıp azınlık pay sahiplerini yararlandırmamaları gibi sebeplerin eklenmesi gerekir. (Yargıtay 11 HD 2022/7419 Esas 2024/1381Karar)
Hakim her somut olayda haklı sebep bulup bulunmadığını durumun özelliğine göre ortaklığın yapısını gözeterek takdir edecektir. ...’na göre haklı sebep; hukuki ilişkinin sürdürülmesini çekilmez hale getiren ve bozucu yenilik doğuran bir bildirim veya dava ile hukuki ilişkiyi sona erdirmek ve değiştirmek yetkisinin kullanılmasını adil gösteren hukuki olgudur..
Limited şirket, anonim şirkete nazaran kişisel niteliklerin de gözetildiği bir özelliğe de sahiptir. Bu anlamda ortaklar arasındaki uyumsuzluk gibi şahsi sebeplerde haklı sebep olarak ileri sürülebilir. Haklı sebep kavramı kanunda çoğul olarak belirtilmiş ise de tek bir sebep bile niteliği ve ortaya çıkardığı soncular gözetildiğinde haklı sebep oluşturabilir.
Önemli arz eden husus, haklı sebeplerden dolayı ortaklık ilişkisinin çıkma isteyen ortak yönünden çekilmez hâle gelmiş olmasıdır. Zira hiç bir ortaktan haklı nedenlerle çekilmez hâle gelen bir ortaklık ilişkisini devam ettirmesi beklenemez (Ünal Tekinalp, Sermaye Ortaklıklarının Yeni Hukuku, İstanbul, 2015, s. 561). Aksi hâlde, ortak, onu ortak olmaya yönelten şartlar ortadan kalktığında şirkette kalmaya mahkum edildikten başka, şirketten ayrılmasını gerektiren sebepler doğduğu hâllerde de şirketten ayrılamaz duruma düşürülür (madde gerekçesi).
Somut olayda davalı şirketin 2017 yılında kuruluşundan bu yana genel kurullarının yapılmadığı ve faaliyetinin bulunmaması itibariyle vergi kaydının resen terkin edildiği ve kuruluş amacını gerçekleştirme imkanının kalmadığı, şirketin adresine yapılan tebligatların dahi ulaşmadığı ve TK 35 maddesine göre tebligat yapılabildiği, davacı ortağın diğer ortak hakkında yaptığı dolandırıcılık suçlaması üzerine Kumru Cumhuriyet Başsavcılığının 2019/766 Soruşturma sayılı dosyasına yansımış fakat takipsizlikle sonuçlanmış uyuşmazlık bulunduğu, bu haliyle davacı açısından haklı sebebin gerçekleştiği anlaşılmakla; davanın kabulüne, davacının davalı şirket ortaklığından çıkmasına karar verilmiştir. Davacı taraf ayrılma akçesini bu aşamada istemediğini açıkça bildirdiğinden taleple bağlı kalınarak ayrılma akçesine hükmolunmamıştır. Kararın kesinleşmesi sonrasında ayrılma akçesinin ayrıca talep edilmesi mümkündür.
HÜKÜM: Gerekçesi Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;
1-Davanın kabulüne, TTK 638/2 maddesi uyarınca davacı ...'ın davalı ... ortaklığından çıkmasına,
2-Karar kesinleştiğinde kararın tescil ve ilan işlemleri için Ticaret Sicil Müdürlüğüne gönderilmesine, davacının talebi doğrultusunda Ticaret Sicil Müdürlüğünce işlem yapılmasına ve tescil ve ilan giderlerinin davacı tarafça karşılanmasına,
3-Ayrılma akçesinin bu aşamada istenmediği belirtildiğinden taleple bağlılık kuralı gereği bu aşamada ayrılma akçesi hesaplanmasına ve verilmesine yer olmadığına,
4-Dava maktu harca tabi olduğundan alınması gereken 615,40 TL maktu harçtan peşin alınan 427,60 TL nin mahsubu ile bakiye 187.80 TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
5-Davacı tarafından yapılan 427,60 TL peşin harç, 427,60 TL başvuru harcı, 1.404,00 TL posta gideri ile 420,00-TL gerekçeli karar tebliğ giderleri olmak üzere toplam 2.679,20-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6-Gerekçeli kararın HMK 321/2 maddesi gereğince taraflara tebliğine, (davalı şirkete TK 35 maddesine göre)
7-Karar tebliğ giderleri düşüldükten sonra artan gider avansının yatıran davacıya iadesine,
Dair, davacı yüzünde davalının yokluğunda, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde, mahkememize verilecek yada başka yer asliye ticaret mahkemesi aracılığıyla mahkememize gönderilecek bir dilekçe ile Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 26/02/2025
Başkan ...
e-imzalı
Üye ...
e-imzalı
Üye ...
e-imzalı
Katip ...
e-imzalı