T.C. SAKARYA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2024/161 Esas - 2025/259
T.C.
SAKARYA
ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2024/161 Esas
KARAR NO : 2025/259
BAŞKAN : ...
ÜYE : ...
ÜYE : ...
KATİP : ...
DAVACI : ...
VEKİLİ : Av. ...
DAVALI : ...
VEKİLİ : Av. ...
DAVA : Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 07/03/2024
KARAR TARİHİ : 30/04/2025
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 04/06/2025
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı tarafın iddiaları: Davalının Sakarya 1. İcra Dairesi'nin 2024/1552 Esas sayılı icra takip dosyası ile davacı hakkında Kambiyo senetlerine özgü icra takibi başlattığını, davacının davalıya borçlu olmadığını, davacı ile dava dışı ... arasında Sakarya İli Erenler İlçesi ... Ada ... Parsel üzerindeki ... isimli iş yerinin inşasına ilişkin Ana Taşeronluk Sözleşmesi yapıldığını, bu sözleşme gereğince Yapı Home Mall şantiyesinde yapılacak olan cephe kaplamalarının alüminyum kapaklı cephe ve kompozit imalat ve montaj bedeli olarak davacı şirkete ödenmek üzere ... tarafından 2022 yılının 3. ayından başlayan 10 aya yayılmıç toplam 30 adet çek düzenlendiğini ve ayrıca bu çekler ile birlikte nakit 2.500.000 TL 'nin de yine davacı hesabına ödenmesi hususunda anlaşıldığını, nakit ve çek olarak alınan toplam tutar karşılığında davacının 8.000.000,00-TL bedelli ... seri nolu çeki keşide tarihi boş şekilde davalıya teminat olarak verdiğini, bu hususta taraflar arasında 15/09/2021 tarihli Teminat Çeki Sözleşmesi bulunduğunu, davacının ana taşeronluk sözleşmesi gereği edimlerini yerine getirmesine rağmen dava dışı ... nin bahsi geçen teminat senedini davacıya iade etmediğini, bu sebeple ... ile aralarındaki sözleşmenin fesih aşamasına geldiğini, muhatap şirkete Sakarya 1. Noterliği'nin 22/01/2024 tarihli ... yevmiye nolu ihtarnamesi gönderilerek teminat çekinin iadesinin istendiğini, dava dışı şirketin bu çeki keşide tarihini gerçeğe aykırı olarak doldurarak kötüniyetle ve muvazaalı olarak davalı ...'a ciro ettiğini, çekteki keşideci imzasının şüpheli olduğunu ve icra hukuk mahkemesinde yargılama konusu olduğunu, ayrıca çek sebebiyle savcılıkta soruşturma bulunduğunu, davalının çeki aldığı dava dışı ... ile herhangi bir ticari ilişkisinin bulunmadığını, arabuluculuk görüşmelerinin sonuçsuz kaldığını belirterek davalıya borçlu olmadıklarının tespitine ve kötüniyet tazminatına hükmolunmasını talep etmiştir.
Davalı taraf; Çekin teminat çeki olduğuna dair bir kaydın bulunmadığını, teminat çeki olmadığını, iddianın yazılı belge ile ispatlanması gerektiğini, teminat iddiasının kişisel bir defi olup kendilerine karşı ileri sürülemeyeceğini, çeki ciro yoluyla iyiniyetle devraldıklarını, zorunlu arabuluculuk şartının gerçekleştirilmediğini belirterek davanın reddini istemiştir.
Taraflar arasındaki anlaşmazlık: İcra takibine konulan dava konusu çekin teminat çeki olup olmadığı, davacının bu teminat savunmasını çeki ciro yoluyla alan davalıya karşı ileri sürüp süremeyeceği, davalının bile bile borçlu davacı zararına hareket edip etmediği, davacının bu çek sebebiyle davalıya borçlu olup olmadığı, kötü niyet tazminat koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediği hususlarındadır.
Sakarya 3. İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2024/43 Esas sayılı dosyası ile Sakarya 1. İcra Müdürlüğü'nün 2024/1552 Esas sayılı dosyasının bir sureti Uyap Sistemi Üzerinden mahkememiz dosyasına celp edilmiştir. Sakarya CBS'nin 2024/1805 Soruşturma sayılı dosyası ile 2024/4741 Soruşturma sayılı dosyasının bir sureti Uyap sistemi Üzerinden celp edilmiştir.
Davacı tanıkları dinlenmiştir.
Tanık ... alınan ifadesinde; "Ben davacı şirkette 5 yıldır inşaat mühendisi olarak çalışırım. Davacı şirket ile ...şirketi arasında bir inşaat yapım işi vardı, bu kapsamda dava konusu olan 8.000.000,00-TL bedelli çek ...'e teminat mahiyetinde düzenlenip verilmişti, şirketler arasındaki ilişki bozuldu, uyuşmazlıklar doğdu, hatta en son şantiyede silahlı bir saldırı yaşanmıştı, bu olaylardan sonraki gün banka arayarak bahse konu çekin ödenip ödenmeyeceği hususunu sordu, böylelikle çekin ... tarafından işleme konulduğunu öğrendik, o tarihe kadar ... ismini duymamıştık, kendisine ulaşıp çeki yazdırmamasını çekin bir teminat çeki olduğunu söyledik. Kendisi yurt dışında olduğunu ve çeki bir alacak karşılığında ... şirketinden aldığını söyledi. ...'ı tanımam, ... ile nasıl bir bağlantısı olduğunu da bilmiyorum, daha sonraki süreçte de kendisine ulaşmamız mümkün olmadı, bana alacağın kaynağı hakkında bir açıklamada bulunmamıştı, yurt dışından döndüğünde görüşeceğimizi ifade etmişti, ancak belirttiğim gibi daha sonradan görüşmemiz mümkün olmadı, bu bilgilerin birebir görüşmeye dayalıdır, inşaat mühendisliği olmakla birlikte şirketin bu tür iş ve işlemlerinde de bulunurum, " şeklinde beyanda bulunmuştur.
Tanık ...alınan ifadesinde "Ben tarafların arasındaki alacak verecek ilişkisini ve dava konusu çekin verilmesi hususunu bilmiyorum, benim bilgim davacı şirket ile dava dışı ...şirketinin arasında yapılan iş ve ödemeden kaynaklı anlaşmazlıkların olduğudur. ... şirketi ile bende dahil bir çok taşeronun uyuşmazlığı bulunmaktadır, Dava konusu senede ilişkin bir bilgim yoktur." şeklinde beyanda bulunmuştur.
6102 sayılı TTK’nun 776/1-b maddesi gereğince, bononun “kayıtsız ve şartsız belirli bir bedeli ödemek vaadini” içermesi zorunludur. “Kayıtsız ve şartsız belirli bir bedeli ödemek vaadi” bononun zorunlu unsurlarından olup, bulunmaması halinde senet kambiyo vasfında kabul edilemez.
6102 sayılı TTK'nın 778/1-a maddesi göndermesiyle bonolar hakkında da uygulanması gereken aynı kanunun 687/1. maddesi gereğince, kural olarak, bonodan dolayı kendisine başvurulan kimse, düzenleyen veya önceki hamillerden biriyle kendi arasında doğrudan doğruya mevcut olan münasebetlere dayanan def'ileri müracaatta bulunan hamile karşı ileri süremez. Bu kuralın istisnası da aynı fıkrada düzenlenmiştir. Buna göre, hamil, bonoyu iktisap ederken bile bile borçlunun zararına hareket etmiş ise, borçlu, keşideci veya önceki hamillerle arasındaki hukuki ilişkiden kaynaklanan def'ileri müracaatta bulunan hamile karşı da ileri sürebilecektir.
Bu kapsamda söz konusu düzenleme uyarınca; borçlunun (davacının) lehtar ile aralarındaki temel ilişkiden kaynaklanan teminat def'isini hamile karşı ileri süremeyeceği, bu def'inin hamile karşı ileri sürülebilmesi için hamilin bonoları iktisapta bilerek borçlunun zararına hareket etmesi ve bu durumun borçlu yanca ispat edilmesi gerekmektedir.
Taraf tanıkları davalının bile bile borçlu zararına iktisapta bulunup bulunmadığı yönüyle dinlenmiştir. Davacı tanıkları davalı ...'ı tanımadıklarını, dava dışı ...şirketi ile bağlantısını bilmediklerini belirtmişlerdir. Tanık beyanlarından davalının senedin teminat senedi olduğunu bilerek hareket ettiği sonucu çıkmamaktadır. Davalının dava dışı şirket ile bir bağının bulunduğu, davacı ile dava dışı şirket arasındaki teminat ilişkisini bilmeyi gerektirir bir konumunun olduğu hususu ispatlanmamıştır. Davalı ile Tufan şirketi arasında organik bir bağa da rastlanmamıştır.
Dava konusu senedin davacı ile ... şirketi arasındaki ticari ilişkiden kaynaklı olarak teminat mahiyetinde verildiği yazılı belge ile sabittir. Ancak senet metninden bu senedin teminat olma vasfı anlaşılamamaktadır. Dolayısıyla senet metninden anlaşılamayan bu teminat özelliğinin senedi geçerli ciro yoluyla alan davalıya karşı ileri sürülebilmesi -bile bile borçlu zararına iktisap hali ispatlanmadıkça- mümkün değildir.
Davalıdan dava konusu çeki dava dışı şirketten ciro yoluyla almasına dayanak oluşturan ilişkiyi gösterir belge ve bilgiler istenmiştir. Dava dışı şirketten de aynı doğrultuda bilgi istenmiştir. Verilen cevaplardan; davalının dava konusu çeki dava dışı şirket ile aralarında olan 28/02/2022 tarihli adi yazılı taşınmaz satış vaadi sözleşmesinin 6. maddesinde belirlenen cezai şartın 08/01/2024 tarihli ek protokol kapsamında ödeme mahiyetinde verildiği ileri sürülmüştür. Bahsi geçen sözleşme suretleri dosyaya sunulmuştur.
Davalı ile ...şirketi arasındaki taşınmaz satış vaadi sözleşmesinin geçersizliği ve bu sözleşmenin her zaman düzenlenebilme ihtimali tek başına davalının bile bile borçlu zararına hareket ettiğini ispatlamamaktadır. Davalı taraf sebepten mücerret senedi elinde bulundurma gerekçesini açıklamamış olsaydı dahi ispat yükü yer değiştirmeyecek, yine davacı davalının durumu bildiğini ispatlamak zorunda olacaktır. Davalı senedin kendisine ciro edilme sebebine ilişkin bir açıklama ve gerekçe sunmuş olmakla ispat yükünü üzerine almamaktadır. Kaldı ki davalının dava dışı şirket ile yaptığı geçersiz satış vaadi sözleşmesi kapsamında cezai şart ödenmesi ve bu ödemenin dava konusu senetle yapılması -sözleşmenin taraflarınca geçersizlik ileri sürülmediği sürece- taraflar nezdinde geçerlilik taşıyan bir işlemdir. Aksini yorumlamak niyet okumak anlamına gelir ki bunun ispat kurallarında yeri bulunmamaktadır. İçine girdiği hukuki ilişki kapsamında teminat senedi veren davacının lehine teminat verdiği kişinin bu senedi ciro ihtimalini düşünmesi ve buna göre geçerli bir teminat kaydını senet metnine dahil etmesi basiretli bir tacirden beklenen bir davranıştır. Bu sebeple davalı ile ... şirketi arasındaki işlemin geçersiz olması fahiş cezai şartın itiraz edilmeksizin ödenmesi hususları eldeki bu dava açısından davacı lehine bir ispat vasıtası olarak değerlendirilmemiştir.
Bu açıklamalar uyarınca somut olay değerlendirildiğinde; Davacının dava konusu senedin teminat senedi olduğunu bildiği ve bile bile borçlu davacı aleyhine senedi iktisap ettiği hususu sabit görülmemiş, ispatlanamayan davanın reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
Hüküm: Gerekçesi Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;
1-Davanın REDDİNE,
2-Mahkememizce verilmiş olan tedbir kararının teminat yatırılarak icra edilmemesi sebebiyle koşulları oluşmadığından tazminat verilmesine yer olmadığına,
3-Harçlar kanunu gereğince alınması gereken 615,40-TL karar harcının peşin harçtan mahsubu ile fazladan alınan 149.553,88-TL'nin karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran davacı tarafa iadesine,
4-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T göre hesaplanan 667.802,00-TL nisbi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
5-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
6-Ara buluculuk dosyasında Bakanlık bütçesinden karşılanan 3.800,00-TL ara bulucu ücretinin davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydına,
7-Gerekçeli kararın Kalem Yönetmeliği gereği talep halinde taraflara tebliğine,
8-Karar tebliğ giderleri düşüldükten sonra artan gider avansın kararın kesinleşmesi halinde yatıran tarafa iadesine,
Dair davacı vekili ve davalı vekilinin yüzünde kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 30/04/2025
Başkan ...
e-imzalı
Üye ...
e-imzalı
Üye ...
e-imzalı
Katip ...
e-imzalı