T.C. SAKARYA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2024/218 Esas - 2025/600
T.C.
SAKARYA
ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2024/218 Esas
KARAR NO : 2025/600
BAŞKAN :
KATİP :
DAVACI :
VEKİLİ :
DAVALI :
VEKİLLERİ :
DAVA : Alacak (Tek Satıcı Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 17/04/2024
KARAR TARİHİ : 24/09/2025
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 04/11/2025
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Tek Satıcı Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı taraf ; Taraflar arasında 25.11.2021 tarihli bayilik sözleşmesi bulunduğunu, buna göre davacının davalının ürettiği tüm ürünlerin (karavan vb) İstanbul Anadolu Yakasındaki tek satıcısı olduğunu, sözleşme gereği davalının bizzat ya da bayileri aracılığıyla bu bölgede satış yapamayacağını aksi taktirde satış bedelinin %20'sinin ödeyeceğinin öngörüldüğünü, sözleşmenin ayakta olmasına rağmen davalının İstanbul Anadolu yakasında pek çok satış yaptığını, satış bedellerinin gerçek değerinin altında gösterildiğini, zorunlu arabuluculuk görüşmelerinin anlaşamama ile sonuçlandığını belirterek açmış olduğu kısmi alacak davasında 10.000.-TL tazminatın 09.02.2024 arabuluculuk son tutanak tarihinden işleyecek yıllık reeskont avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı taraf; Taraflar arasında 25.11.2021 tarihli ve 1 yıl geçerlilik süreli bayilik sözleşmesi akdedildiğini, süre bitiminde sözleşmenin yenilenmediğini, davalının sözleşmeye uygun davrandığını, davalının sözleşme döneminde İstanbul Anadolu Yakasına ilişkin özel olarak herhangi bir satış ve pazarlama faaliyetinin bulunmadığını, 2021 yılı Kasım ayı sonrası yapılan satışların sözleşme tarihinden önce alınan siparişlere ait satışlar olduğunu, sözleşme dönemi dışında kalan satışların dava konusu edilemeyeceğini, davacının sözleşmenin 4/1. Maddedesine aykırı olarak satış sonrası işlemler için herhangi bir servis ağı kurmadığını, davacının sözleşmeye aykırı davrandığını, sözleşme süresi boyunca yapılan 35 karavan satışından 20 tanesinin sözleşmeye aykırı bir şekilde İstanbul Anadolu Bölgesi dışındaki bölgelere yapılarak haksız kazanç sağladığını, davacının sözleşmenin 7/3 maddesinde düzenlenen fiyat koşuluna uymayarak üreticinin sattığı bedelin altında satış yaptığını ve ayrıca davalının bilgisi dışında %10 indirim duyurusu yaptığını, davacının sözleşmenin 6/2 maddesine de uymadığını ve teşhir ürünlerin davalı tarafından bedelsiz olarak gönderilmek zorunda kalındığını, davacının fuar katılım giderlerini de sözleşmeye rağmen karşılamadığını, davacının sözleşme hükümlerini ihlali sebebiyle sözleşmenin yenilenmediğini, davacının karavan satışında fatura bedeli üzerinden değil de yapılan gerçek satış bedeli üzerinden payını tahsil ettiğini belirterek davanın reddini istemiştir.
Taraflar arasındaki anlaşmazlık: Taraflar arasında bulunan tek satıcı sözleşmesinin süre bitiminde yenilenip yenilenmediği, davalının bu sözleşmeye aykırı bir şekilde İstanbul Anadolu Bölgesinde satış yapıp yapmadığı, yapılmış ise bu satışlardan kaynaklı olarak davacının sözleşme gereğince davalıdan talep edebileceği alacağının bulunup bulunmadığı, varsa miktarı hususlarındadır.
Taraflardan ve vergi dairesinden uyuşmazlığa ilişkin kayıtlar getirtilmiş ve bilirkişi incelemesi yapılmış, alınan rapor hüküm kurmaya ve denetime elverişli bulunmakla rapora yönelik itirazlar reddedilmiş, davacı vekili rapor sonrasında talebini ıslah etmiştir.
Davacı vekili ıslah dilekçesinde davacının böygesinde davalının yaptığı satışlar sebebiyle 122.783,33.-TL komisyon alacağı 245.566,67 TL TL cezai şart ve ayrıca davacının kendi bölgesi dışında yaptığı satışlara ilişkin 249.728,64-TL komisyon alacağı ile 499.450,29.-TL cezai şart olmak üzere toplam 1.117.528,93-TL talep etmiş, arabuluculuk son tutanak tarihi olan 09.02.2024 tarihinden itibaren reeskont avans faizi işletilmesini istemiştir.
Dava tek satıcılık sözleşmesinden kaynaklanan tazminat talebine ilişkindir.
Taraflar arasındaki 25/11/2021 tarihli 1 yıl süreli sözleşmede davalı tarafından üretilen karavanların İstanbul Anadolu Yakasında davacı tarafından tek satıcı olarak satışının kararlaştırıldığı, bölge olarak tarif edilen İstanbul Anadolu Yakasında karavanların davalı tarafından bizzat yada başka bir kişi ya da şirket aracılığıyla satılmayacağının aksi halde satış bedelinin %20 sinin cezai şart olarak ödeneceğinin belirtildiği görülmektedir. Sözleşmede davacının bölge dışında satış yapamayacağına dair bir hükme yer verilmemiştir.
Bilirkişi raporunda; davalının sözleşme tarihinden sözleşmenin bitiş tarihine kadarki olan süreçte yapmış olduğu satışlar incelenmiş, davacının tek satıcı olduğu bölgeye yapılan satışlar ve bu satışlardan sözleşme öncesi sipariş fişi oluşturulanlar ayrı ayrı listelenmiş, davalının sözleşme dönemi içinde davacının tek satıcı olduğu bölgesinden siparişini aldığı ve yaptığı satışlar incelenmiştir. (Bilirkişi raporu III.4 bölümü) Buna göre davacının bölgesinde davalı tarafından sözleşme süresinde yapılan toplam 9 adet karavan satışının bulunduğu ve toplam satış bedelinin (sipariş fişlerindeki rakamlar esas alınarak) KDV dahil 1.473.400,00-TL olduğu, KDV sorumlusunun davalı olması itibariyle komisyon ve cezai şart hesaplamasının KDV hariç tutar 1.227.833,33-TL üzerinden yapılmasının gerektiği, davacının bu satışlardan mahrum kaldığı komisyon miktarının (sözleşmenin 6. Maddesinde belirtilen %10 oranına göre) 122.783,33-TL olduğu sözleşmenin 7. maddesindeki cezai şart hükmüne göre ise cezai şartın 245.566,67-TL olduğu anlaşılmıştır.
Bilirkişi raporunda davacının kendi bölgesi dışında yaptığı satışlar da incelenmiş ve bu satışlardan kaynaklı komisyon ve cezai şart hesaplaması da yapılmış ise de ; bu satışların davanın konusuna girmediği, davacının kendi bölgesi dışında yaptığı bu satışların davalı tarafından benimsendiği, ayrıca sözleşmede davacının kendi bölgesi dışında satış yapamayacağına dair bir hüküm bulunmadığı nazara alınmış, davacının iyiniyet ve dürüstlük kurallarına aykırı davrandığı hususu sabit görülmemiştir.
Davanın konusu davacının bölgesinde davalı tarafından yapılan satışlardan kaynaklı cezai şart talebidir.
Cezai şart borçlunun, asıl borcunu ilerde, hiç veya gereği gibi ifa etmediği takdirde alacaklıya karşı ifa etmeyi önceden taahhüt ettiği edime denir. Bu nedenle cezai şart, asıl borca bağlı olarak ve ancak bu borcun ihlâli ile doğabilecek olan fer'î bir edimdir. Borçlu cezai şart ödemeyi taahhüt etmişse, artık alacaklı herhangi bir zarara uğradığını iddia etmek veya zararının şümulünü ispat etmek zorunda kalmadan, tazminat elde etme imkânını bulacaktır. Cezai şartın kararlaştırılabilmesi için asıl borcun mahiyeti önemli değildir; bir verme borcu kadar, yapma veya yapmama borçlarında da cezai şart kararlaştırılabilir (Akman, Sermet/Burcuoğlu, Halûk/Altop, Atillâ/ Tekinay, Selahâttin Sulhi: Borçlar Hukuku Genel Hükümler, İstanbul 1993, s. 358-359).
Cezai şartın esas itibariyle iki temel amacı (işlevi) bulunmaktadır. Bunlardan biri, borçluyu ifaya zorlamak ve böylece asıl borcun ifasını teminat altına almak; diğeri ise, borcun ihlali hâlinde borçlu tarafından ödenecek tazminatı önceden ve götürü olarak belirlemektir. Bu iki temel amacı dışında, cezai şartın (ceza koşulunun) diğer bir amacı da, ifayı engelleyen cezai şartta (dönme/fesih cezasında) borçlunun cezai şartı ödemek suretiyle sözleşmeden kolayca dönmesini sağlamaktır (Kocaağa, Köksal: Ceza Koşulu (Sözleşme Cezası), Ankara 2018, s. 31-33).
Türk Borçlar Kanunun 179. Maddesinin 1. ve 2 fıkrası " (1) Bir sözleşmenin hiç veya gereği gibi ifa edilmemesi durumu için bir ceza kararlaştırılmışsa, aksi sözleşmeden anlaşılmadıkça alacaklı, ya borcun ya da cezanın ifasını isteyebilir. (2) Ceza, borcun belirlenen zaman veya yerde ifa edilmemesi durumu için kararlaştırılmışsa alacaklı, hakkından açıkça feragat etmiş veya ifayı çekincesiz olarak kabul etmiş olmadıkça, asıl borçla birlikte cezanın ifasını da isteyebilir." şeklindedir.
Maddenin birinci fıkrasında seçimlik cezai şart düzenlenmiştir. Buna göre sözleşmenin hiç veya gereği gibi ifa edilmemesi hâlinde ödenmek üzere cezai şart vaad edilmiş ve aksi de sözleşmede öngörülmemiş ise alacaklı ya sözleşmenin ifasını ya da cezai şartın ödenmesini isteyebilir. Seçimlik cezai şartta alacaklı seçimlik bir yetkiye sahiptir. Buna göre o şartın gerçekleşmesi yani borçlunun asıl edimi hiç veya gereği gibi ifa etmemesi durumunda ya asıl edimin ifasını ister ya da bundan vazgeçerek cezai şartın ödenmesini talep eder. Seçimlik cezai şartta alacaklı hem asıl edimin ifasını hem de cezai şartın ödenmesini isteyemeyecektir. Alacaklı ancak ya asıl borcun ifasını ya da ceza koşulunun ödenmesini isteyebilir; alacaklı aynı anda hem asıl borcun ifasını hem de ceza koşulunun ödenmesini kural olarak isteyemez.
İkinci fıkrada düzenlenen ifaya ekli cezai şartta ise alacaklı, açıkça feragat etmiş veya ifayı kayıtsız şartsız kabul etmiş olmadıkça, hem sözleşmenin ifasını hem de kararlaştırılan cezanın ödenmesini talep edebilir.
Cezai şartın öngörüldüğü sözleşmenin 7 maddesine göre; "Davalı sözleşme süresi boyunca herhangi bir başka kişiye bölgede ürünleri temsil etme veya satma yetkisi vermeyecektir. Bunun dışında üretici bölgede faaliyet gösteren müşterilere doğrudan veya dolaylı olarak satış yapamaz. Bayilik bölgesinden gelen talepleri bölge bayisine bildirmekle yükümlüdür." Sözleşmede kullanılan bu ifadelerden cezai şartın ifaya ekli cezai şart olmadığı, seçimlik cezai şartın söz konusu olduğu anlaşılmıştır.
Davacı kendi bölgesinde sözleşme süresinde davalı tarafından yapılan satışlar sebebiyle %20 oranında cezai şart talep etmekte haklı olmakla birlikte komisyon alacağını ayrıca talep edemeyecektir.
Davacı ıslah talebinde davalının kendi bölgesinde yaptığı satışlardan kaynaklı talepte bulunmanın yanında kendisinin bölgesi dışında yaptığı satışlara ilişkin de ayrıca talepte bulunmuştur. Ancak yukarıda belirtildiği üzere davacının kendi bölgesi dışında yaptığı satışlardan kaynaklı olarak cezai şart talep etme hakkı bulunmamaktadır. Bu satışlardan kaynaklı komisyonunu ise aldığı ve bu taleplerin dava dışında kaldığı anlaşılmıştır.
Davacı arabuluculuk son tutanak tarihinden itibaren faiz talep etmiş ise de; tacirler arasındaki temerrüt hükümleri (TTK 18/3) nazara alındığında dava tarihi öncesinde temerrütün oluşmadığı değerlendirilmiş ve dava tarihinden itibaren avans faizi öngörülmüştür.
Açıklanan gerekçelerle davacının davalı tarafından sözleşme döneminde davacının bölgesinde (tek satıcı sözleşmesine aykırı şekilde) yapılan satışlar sebebiyle talep edebileceği cezai şart bedelinin 245.566,67-TL olduğu sonucuna varılmış, bu kısım yönünden talebi kabul edilmiş, fazlaya ilişkin istemi ise reddedilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Gerekçesi Yukarıda Açıklandığı Üzere;
1-Davanın kısmen kabulüne, 245.566,67-TL nin dava tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine,
2-Hükmolunan değer üzerinden alınması gereken 16.774,65 TL harcın peşin ve ıslah harcı olarak yatırılan toplam 19.341,60 TL den mahsubu ile fazla yatan 2.566,95-TL nin karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran davacıya verilmesine,
3-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden AAÜT uyarınca belirlenen 39.290,67-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
4-Davacı tarafından nispi karar harç olarak ödenen ve tamamen davalı sorumluluğunda kalan 16.774,65-TL nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-Davacı tarafından yapılan 15.000,00 TL bilirkişi ücreti, 459,00 TL posta gideri, 427,60 TL başvuru harcı olmak üzere toplam 15.886,60-TL yargılama giderinin kabul oranına göre hesaplanan 3.490,93-TL sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin kısmın davacı üzerinde bırakılmasına,
6-Ara buluculuk dosyasında Bakanlık bütçesinden karşılanan 3.600,00 TL ara bulucu ücretinin davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydına,
7-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden (reddedilen kısım sebebiyle) AAÜT 13/3 uyarınca belirlenen 39.290,67-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
8-Gerekçeli kararın HMK 321/2 maddesi gereğince talep aranmaksızın taraflara tebliğine,
9-Karar tebliğ giderleri düşüldükten sonra artan gider avansının yatıran tarafa iadesine,
Dair; taraf vekillerinin yüzünde, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde mahkememize veya mahkememize gönderilmek üzere başka yer asliye ticaret mahkemesine verilecek bir dilekçe ile Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi. 24/09/2025
Katip
e-imzalıdır
Başkan
e-imzalıdır