T.C. SAKARYA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2024/275 Esas - 2025/653
T.C.
SAKARYA
ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2024/275 Esas
KARAR NO : 2025/653
HAKİM :
KATİP :
DAVACI :
VEKİLLERİ :
DAVALI :
VEKİLİ :
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 10/05/2024
KARAR TARİHİ : 07/10/2025
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 07/11/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin, davalı-borçlu şirket ile ticari ilişkisinde, takip konusu faturalarda belirtilen malları teslim ettiğini, teslim edilen mallara dair faturaların da düzenlenerek borçluya tebliğ edildiğini, davalının, müvekkil şirket ile ticari ilişkisinde, takip konusu faturada ve cari hesap ekstreleri ile ilgili bakiye borcunu ödemediğini, takip konusu faturaları tebellüğ edip ticari defterlerinde kayda alan davalının, faturaların varlığına ve içeriğine itiraz etmediğini, davalı aleyhine bakiye alacak üzerinden Sakarya 2. İcra Müdürlüğü 2024/4293 E. sayılı dosyasından icra takibine başlanmış, bu defa da takip borçlunun haksız ve kötü niyetli itirazı ile durduğunu, bu kapsamda ticari dava şartı olan arabuluculuk kurumuna başvurulmuş; ancak taraflar arası anlaşmazlık sürdüğünü, faturaya yasal süresinde itiraz etmeyen, tebellüğ edip ticari defterlerinde kayda alan, borçlu olduğu miktarı ve karşılığında aldığı hizmeti de bilebilecek durumda olan davalı-borçlunun itirazı haksız ve dayanaksız olup, davalı-borçlu, kötü niyetli itirazı ile takibi sürüncemede bırakma gayretinde olduğunu, bu sebeple, kötü niyetli davalının, alacağın %20’ından aşağı olmamak üzere inkar tazminatına mahkumiyetine de karar verilmesi gerektiğini, borçlu şirketin haksız ve kötü niyetli itirazı ile alacağı sürüncemede bırakmak istemekte olup müvekkil firmadan mal kaçırmak maksadı ile hareket ettiğini, söz konusu firma yetkililerinin borçtan kurtulmak için haksız ve hukuksuz olarak aktiflerini azaltma faaliyetlerine giriştiğini, Somut olay özelinde incelenecek olursa; müvekkilin alacağının vadesi gelmiş, alacak muaccel olmuş, ayrıca alacak rehinle teminat altına da alınmadığını, görüldüğü üzere ihtiyati haciz şartları somut olay nezdinde gerçekleşmiş bulunduğunu, bu sebeple ilgili madde uyarınca müvekkilin telafisi mümkün olamayacak mağduriyet yaşamaması için sayın mahkemeden ihtiyati haciz kararı verilmesini talep ettiklerini, söz konusu talebin mahkeme tarafından kabul görmemesi durumunda sayın mahkemeden ölçülü bir şekilde ihtiyati haciz kararı verilmesini, böylelikle borçlunun haczedilen malvarlığı yargılama sonuna kadar satış işlemine maruz kalmayacağını, ancak aksi halde yargılamnın lehimize de sonuçlansa borçlu şirketin haczedilecek malvarlığının bulunamayacağını, tüm bu nedenlerle; davalı-borçlunun haksız, dayanaksız ve kötü niyetli itirazının iptali ile takibin devamını, BA BS formları dosyaya celp edildikten sonra, borçlunun malvarlığı üzerinde ihtiyati haciz kararı verilmesini, likit olan alacağın %20’sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatı hükmedilmesini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı yana yüklenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı tarafın süresi içerisinde cevap dilekçesi sunmadığı ve münkir sayıldığı tespit edildi.
Tüm Dosya Kapsamı Birlikte Değerlendirildiğinde;
Dava, fatura ilişkisinden kaynaklanan icra takibine yönelik itirazın iptali taleplidir.
Taraflar arasındaki anlaşmazlık: Sakarya 2. İcra Müdürlüğünün 2024/4293 Esas sayılı takip dosyasına yapılan itirazın haklı olup olmadığı, davacının davalıdan alacaklı olup olmadığı hususlarında olduğu anlaşıldı.
Sakarya 2. İcra Dairesi’nin 2024/4293 sayılı dosyası incelendiğinde, davacının takip alacaklısı, davalının takip borçlusu olduğu, 647.216,26 TL asıl alacak ve 148.376,54 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 795.592,80 TL üzerinden takibin yürütüldüğü, takip sebebinin "FATURA VE CARİ HESAPTAN KAYNAKLI ALACAK 647.216,26 TL" şeklinde olduğu, başlatılan takipteki ödeme emrine karşı davalının(borçlunun) süresi içerisinde borca itiraz ettiği ve yürütülen takibin durduğu, davanın süresinde açıldığı anlaşıldı. Dava açılmadan önce arabuluculuk dava şartının sağlandığı görüldü.
TMK'nın 6. maddesinde ''Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür.'' denmektedir. İspat yükü başlıklı HMK'nın 190. maddesi " (1) İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. (2) Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir. " şeklinde düzenlenmiştir.
“Ticari defterlerin ibrazı ve delil olması” başlıklı HMK'nın 222. maddesi ; “(1) Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir. (2) Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. (3) İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. (Ek cümle:22/7/2020-7251/23 md.) (4) Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur. (5) Taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır”. şeklinde düzenlenmiştir.
Somut olayda;
Davacı taraf, taraflar arasında ticari ilişki bulunduğunu, dava konusu alacağın düzenlenen faturadan kaynaklandığını, fatura bedellerinin ödenmediğini, faturalara karşı itirazın yapılmadığını ileri sürmüştür. Davalı taraf, süresinde cevap dilekçesi sunmamış ve davacının iddialarını inkar etmiştir.
Davacı tarafın süresi içerisinde ticari defterlerin bulunduğu yer adresini bildirdiği, ancak davalı taraf, adına tebliğ edilen muhtırada belirtilen sürede ticari defterlerini ibraz etmediği ve bunların bulunduğu yer adresini bildirmediği tespit edilmiştir.
Mahkememizin 22.10.2024 tarihli celsesinde davacının ticari defterlerinin incelenmesi için dosya bilirkişiye tevdi edilmiştir.
Davacının ticari defterlerini inceleyen bilirkişi ...sunduğu 16.01.2025 tarihli raporda davacının ticari defterlerinin delil olma vasfına haiz olduğu, faturalara karşı itiraz işlemi yapılmadığı, davacının ticari defter kayıtlarında davalıdan 347.215,31 TL alacaklı olduğu belirtilmiştir.
Alınan rapor taraflara tebliğ edilmiş ve tarafların rapora itiraz ettiği görülmüştür.
Davacı vekiline rapora itiraz dilekçesinde ödenmediği ileri sürdüğü senedi bildirmesi için süre verilmiş, sonrasında dosya itirazların incelenmesi için yeniden bilirkişiye gönderilmiştir.
Bilirkişi Muhammet Mustafa Erbaş sunduğu 26.06.2025 tarihli ek bilirkişi raporunda ticari defterlerde kayıtlı 300.000,00 TL senedin aslında ödenmediği yönünde itiraz yapılsa da ödenmediğine ilişkin bilgi ve belgenin sunulmadığı, kök rapordaki kanaatle aynı kanaatte olduğunu belirtmiştir.
Dosya kapsamı ve hükme elverişli görülen 16.01.2025 tarihli kök ve 26.06.2025 tarihli ek raporlar dikkate alınarak; davalı taraf süresi içerisinde ticarini ibraz etmemesi nedeniyle 6100 sayılı HMK’nın 222/3.maddesi gereği davacının delil olma vasfına haiz ticari defter kayıtlarına itibar etmek gerekmiştir. Davacının ticari defter kayıtları ve sunulan deliller dikkate alınarak taraflar arasında akdi ilişkinin kurulduğu anlaşılmıştır. Davaya konu faturaların 6102 sayılı yasanın 21.maddesine göre 8 gün içerisinde itiraz edilmediği tespit edildiğinden faturaların kesinleştiği ve taraflar arasında takibe konu faturalara esas satışın gerçekleştiği kabul edilmiştir.
Davacının delil olma vasfına sahip ticari deterlerin incelenmesi ile davalıdan 347.215,31 TL alacaklı olduğu tespit edilmiştir. Davalı tarafça bu faturalara karşı makbuz ya da ödeme belgesi sunulmamıştır. Dolayısıyla talebin kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Davacı vekili ticari defterlerde kayıtlı senetlerin aslında ödenmediğini, tahsil edilmiş gibi toplam borçtan mahsup edilmesine itiraz etmiştir. Davacının ticari defter kayıtlarında 200.000,00 TL ve 100.000,00 TL'lik senetler belirtilerek ödemenin yapıldığı kayıt altına alınmıştır. Kendi defteriyle ödemenin yapılmış gibi kayıtlara işleyip aksi yönde de delil ibraz etmeyen davacı tarafın itirazları yerinde görülmemiştir.
Davacı vekili 03.06.2025 tarihli celsede HMK'nın 222/5. Maddesi uyarınca davalı tarafın ticari defterlerine delil olarak dayandıklarını beyan etmiştir. Davacı vekilinin talebi incelenmekle; davalı tarafa daha önceden ticari defterlerin sunulması yönünde ihtarlı muhtıranın 04/12/2024 tarihinde tebliğ edildiği, buna rağmen davalı tarafın ticari defterlerini sunmadığı, ticari defterlerin sunulmaması halinde yasal düzenlemenin de ihtara konu edildiği anlaşılmakla davacı vekilinin talebinin reddine karar verilmiştir. Ayrıca davacı taraf kendi ticari defterleriyle dahi 347.215,31 TL'den daha fazla alacaklı olduğunu ispat edemediğinden talep yine yerinde görülmemiştir.
Davacı taraf dava dilekçesinde yemin deliline de dayanmıştır. Davacı, kısmen kabulüne karar verilen meblağ kadar alacaklı olduğu kendi ticari defterleriyle ispatlandığından yemin deliline dayanamaz. Tespit edilen alacaktan daha fazla alacaklı olup olmadığı yönünde yemin delili hatırlatılmamıştır.
Dava, icra takip dosyasındaki asıl alacak miktarınca açıldığı dikkate alınarak davacı tarafa işlemiş faiz talebi olup olmadığı sorulmuştur. Davacı vekili 01.11.2024 tarihli beyan dilekçesi ile işlemiş faiz taleplerinin olmadığı, davanın asıl alacak yönünden açıldığını beyan etmiştir. Dolayısıyla takip dosyasında yer alan işlemiş faiz yönünden inceleme yapılmamıştır.
Kabul edilen alacak likit olduğundan kabul edilen alacak miktarının üzerinden yüzde 20 oranında icra inkar tazminatına hükmetmek gerekmiştir.
Hüküm: Gerekçesi Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;
1-Davanın KISMEN KABULÜ İLE KISMEN REDDİNE,
2-Davalının Sakarya 2. İcra Müdürlüğü'nün 2024/4293 Esas sayılı takip dosyasına yaptığı itirazın kısmen iptali ile, takibin 347.215,31 TL asıl alacak üzerinden devamına, asıl alacağa takip tarihinden tahsil tarihine kadar yasal faiz işletilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine,
3-Alacak likit olduğundan İİK 67/2. madde uyarınca 347.215,31 TL üzerinden hesaplanacak %20 oranında icra inkar tazminatına davalıdan tahsil edilerek davacıya verilmesine,
4-Yürürlükte Bulunan Yargı Harçları Tarifesi gereğince kabul edilen değer üzerinden alınması gereken toplam 23.718,28-TL harçtan daha önceden ödenen toplam 7.075,76-TL harç düşüldükten sonra eksik kalan 16.642,52-TL harcın davalıdan alınarak hazineye irad kaydına,
5-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T (madde-13 Üçüncü Kısım) göre hesaplanan 55.554,00-TL nisbi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T göre red edilen kısım üzerinden hesaplanan 48.000,00-TL nisbi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
7-Davacı tarafından yapılan; 427,60-TL Başvuru Harcı, 7.075,76-TL Peşin/nisbi Harcı, olmak üzere toplam 7.503,36TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, ,
8-Davacı tarafından yapılan; 5.500,00-TL Bilirkişi ücreti, 6.125,00-TL Tebligat, Posta ve diğer masraflar, olmak üzere toplam 11.625,00-TL yargılama giderinin kabul red oranı dikkate alınarak (%53,65 Kabul, 46,35 Red) 6.236,52-TL lik kısmanın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye yargılama giderinin ise Davacı üzerinde bırakılmasına,
9-Artan gider avansın kararın kesinleşmesi halinde yatıran davacı tarafa iadesine,
10-Arabuluculuk nedeniyle hazine tarafından karşılanan 3.600,00-TL ücretin kabul red oranına (%53,65 Kabul, 46,35 Red) dikkate alınarak 1.931,40-TL'sinin davalıdan, bakiyesinin ise davacıdan alınarak Hazineye İrat Kaydına,
Dair, davacı vekilinin (e-duruşma) yüzünde, davalı vekilinin yokluğunda verilen kararın, taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde mahkememize veya mahkememize gönderilmek üzere başka bir yer mahkemesine verilecek dilekçe ile Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi. 07/10/2025
Katip
e-imza
Hakim
e-imza