T.C. SAKARYA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2024/442 Esas - 2025/289
T.C.
SAKARYA
ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2024/442 Esas
KARAR NO : 2025/289
HAKİM :
KATİP :
DAVACI :
VEKİLİ :
DAVALI :
VEKİLİ :
DAVA : Tazminat (Sözleşmeden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 08/07/2024
KARAR TARİHİ : 07/05/2025
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 10/06/2025
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Sözleşmeden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesi ile; Davacı Şirket tarafından 2022 model Toyota Hilux D/Cab 4x4 Adventure plaka numaralı araç satın alındığını, aracın bakım ve onarımları yetkili servisi olan davalı yaptırıldığını aracın Adblue arızası işaretinin ve EPS lambasındaki hata işaretinin de yanması nedeniyle yetkili servis başvurulduğunu, yapılan kontroller sonrasında aracın Adblue deposunun sökülüp kontrollerinin yapıldığını, Adblue pompasının ve deposunun değişmesi gerektiği ve bu işlemle ilgili garanti başvuruları yapıldığını, ancak yetkili servis tarafından yapılan 20.000 km, 30.000 km ve 40.000 km bakımlarında araca Adblue dolumunun gözükmediğini, bu sebeple garanti kapsamında değişim yapılamayacağı şeklinde açıklama yapıldığını ve 37.469,18 TL yedek parça ve işçilik bedeli ödemesi yapıldığını, ancak ödemenin davalı şirket tarafından haksız yere tahsil edildiğini, bu nedenle fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak kaydı ile davalı Şirketin Garanti Şartlarına aykırı davranması nedeniyle uğranılan 37.469,18 TL tutarınındaki maddi zararın arabuluculuk son tutanağının düzenlendiği tarihten itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte tahsili, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı taraf üzerine bırakılmasına karar verilmesinin taleple dava edilmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davalı firmanın yetkili servisi olmasından mütevellit söz konusu olaya dahil olduğunu, davacı firmanın başvurusu üzerine ilgili işlemlerin yapılabilmesinin garanti kapsamında olup olmayacağını üretici firma olan 'dan sorulduğunu, ancak davacının garanti el kitapçığında yer alan bilgilerin hilafına hareket ederek yetkili olmayan firmalardan adblue sıvısı doldurmuş olması sebebiyle ilgili işlemlerin garanti kapsamında yer alamayacağı bilgisini davacı firmaya iletildiğini, Davacı firma tüm bunların bilincinde olarak söz konusu işlemlerin yapılmasını müvekkil firmadan talep etmiş akabinde söz konusu işlemlerin faturalandırılması neticesinde işbu davayı müvekkil firma aleyhine haksız olarak açıldığını, davalı firma başta davacı firma olmak üzere kendisinden hizmet alan tüm gerçek ve tüzel kişi müşterilerine adblue sıvısının yalnızca yetkili servislerce doldurulması gerektiğinin üretici firma tarafından defaten bildirildiğini ve izah ettiklerini, davacı firmanın söz konusu durumdan haberdar olmadığını iddia etmesi de gerçekliğe aykırı olduğunu, davacı tarafından açılan haksız ve yersiz olduğunu bu sebeple davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Tüm dosya ve kapsamına göre;
Dava; tazminat istemine ilişkindir.
Taraflar arasındaki anlaşmazlık: davacının plakalı araçta meydana gelen arızanın garanti kapsamında kalıp kalmadığı, arızadan dolayı 25.09.2023 tarihli iş emri ve dava dilekçesine ekli banka dekontuna göre ödediği 37.469,18 TL'nin davalıdan geri alıp alamayacağı, arızanın kullanıcı olan davacıdan kaynaklanıp kaynaklanmadığı hususlarında olduğunun tespitine,
Mahkememizce dava konusu plakalı aracın malik bilgisi alınmış, dava konusu aracın araç bilgileri istenmiş, aracın muayene kayıtları ve garanti şartları getirtilmiştir.
Satım sözleşmesi 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 207. maddesinde “satıcının, satılanın zilyetlik ve mülkiyetini alıcıya devretme, alıcının ise buna karşılık bir bedel ödeme borcunu üstlendiği sözleşmedir.” şeklinde tanımlanmıştır. Satım sözleşmesi synallagmatik, başka deyişle tam iki tarafa karşılıklı borçlar yükleyen bir sözleşmedir. Tam iki yanlı sözleşmelerde, her iki yan birbirine karşı birer asli edim ile çeşitli yan ve tali edimler yüklenirler. Eş deyişle bu sözleşmeler nitelikleri gereği yanlardan her birini zorunlu olarak alacaklı ve borçlu kılar. Yanlardan her biri karşı edimi elde etmek için borç altına girer. Satıcının malın teslimi ve mülkiyetinin alıcıya geçirilmesi yükümlülüğü yanında satılanın ayıplardan ari olmasını sağlama yükümlülüğü de bulunmaktadır.
Türk Ticaret Kanunu 23’üncü maddesinde; “Ticari satış ve mal değişimi” düzenlenmiş, tacirler arasında yapılan ticari satışlarda esas itibariyle Türk Borçlar Kanunun ilgili hükümlerinin uygulanacağı belirtildikten sonra bu tür satışlar hakkında özel bazı hükümlere yer verilmiştir. Bu hükümlerin uygulanabilmesi için somut olayda ticari satışın mevcut olması gerekir. Ticari satış, sözleşmenin her iki tarafının da tacir olduğu ve her iki tarafın da ticari işletmesi ile ilgili olan satıştır. Tacirler arası ticari satımlarda satıcının ayıplı ifadan sorumluluğu esas itibariyle Türk Borçlar Kanunu 219 ve devamı madde hükümlerine tâbidir ancak tacirler arasındaki ticari satımlardan kaynaklanan ayıplı ifa hallerinde alıcının muayene ve ihbar külfetlerinin süresi hakkında Türk Ticaret Kanunu 23/1-c madde hükmünde düzenlenmiş olan özel hüküm uygulanacaktır. Satıcının ayıplı ifasına ilişkin diğer konularda ise Türk Borçlar Kanunu 219 ve devamı hükümlerinde düzenlenen genel hükümler uygulama alanı bulacaktır. (Dergisi Yıl 3 Sayı 1 - Haziran 2017 (1-19) 3)
6098 sayılı TBK’nun ayıba karşı tekeffül hukuki kurumunu düzenleyen 219 ve devamı maddelerine bakmak gerekir. Buna göre “Satıcı, alıcıya karşı herhangi bir surette bildirdiği niteliklerin satılanda bulunmaması sebebiyle sorumlu olduğu gibi, nitelik veya niteliği etkileyen niceliğine aykırı olan, kullanım amacı bakımından değerini ve alıcının ondan beklediği faydaları ortadan kaldıran veya önemli ölçüde azaltan maddi, hukuki ya da ekonomik ayıpların bulunmasından da sorumlu olur. Satıcı, bu ayıpların varlığını bilmese bile onlardan sorumludur.” düzenlemesi mevcuttur.
6098 sayılı TBK 222. Maddesinde; Satıcının, satış sözleşmesinin kurulduğu sırada alıcı tarafından bilinen ayıplardan sorumlu olmayacağı, satıcının, alıcının satılanı yeterince gözden geçirmekle görebileceği ayıplardan da, ancak böyle bir ayıbın bulunmadığını ayrıca üstlenmişse sorumlu olacağı düzenlenmiştir.
Ticari satış ve mal değişimi başlıklı 6102 sayılı TTK 23/1 maddesinde; Maddedeki özel hükümler saklı kalmak şartıyla, tacirler arasındaki satış ve mal değişimlerinde de Türk Borçlar Kanununun satış sözleşmesi ile mal değişim sözleşmesine ilişkin hükümlerin uygulanacağı buna göre malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı iki gün içinde durumu satıcıya ihbar etmesi gerektiği, Açıkça belli değilse alıcının malı teslim aldıktan sonra sekiz gün içinde inceleyip veya incelettirmekle ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa, haklarını korumak için durumu bu süre içinde satıcıya ihbarla yükümlü olacağı, diğer durumlarda, Türk Borçlar Kanununun 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının uygulanacağı düzenlenmiştir.
6098 sayılı TBK 223/2 madde hükmü incelendiğinde; Alıcının gözden geçirmeyi ve bildirimde bulunmayı ihmal etmesi halinde, satılanı kabul etmiş sayılacağı. Ancak, satılanda olağan bir gözden geçirmeyle ortaya çıkarılamayacak bir ayıp bulunması hâlinde, bu hükmün uygulanmayacağı, bu tür bir ayıbın bulunduğu sonradan anlaşılırsa, hemen satıcıya bildirilmesi gerektiği; bildirilmezse satılan bu ayıpla birlikte kabul edilmiş sayılacağı düzenlenmiştir.
Ayıp durumunda alıcının seçimlik haklarını düzenleyen 227. Maddesi incelendiğinde;
Satıcının satılanın ayıplarından sorumlu olduğu hâllerde alıcı, aşağıdaki seçimlik haklardan birini kullanabilir.
1. Satılanı geri vermeye hazır olduğunu bildirerek sözleşmeden dönme.
2. Satılanı alıkoyup ayıp oranında satış bedelinde indirim isteme.
3. Aşırı bir masrafı gerektirmediği takdirde, bütün masrafları satıcıya ait olmak üzere satılanın ücretsiz onarılmasını isteme.
4. İmkân varsa, satılanın ayıpsız bir benzeri ile değiştirilmesini isteme.
Alıcının genel hükümlere göre tazminat isteme hakkı saklıdır.
Satıcı, alıcıya aynı malın ayıpsız bir benzerini hemen vererek ve uğradığı zararın tamamını gidererek seçimlik haklarını kullanmasını önleyebilir.
Alıcının, sözleşmeden dönme hakkını kullanması hâlinde, durum bunu haklı göstermiyorsa hâkim, satılanın onarılmasına veya satış bedelinin indirilmesine karar verebilir.
Satılanın değerindeki eksiklik satış bedeline çok yakın ise alıcı, ancak sözleşmeden dönme veya satılanın ayıpsız bir benzeriyle değiştirilmesini isteme haklarından birini kullanabilir. "Düzenlemesi mevcuttur.
6098 Sayılı TBK'nun 231. maddesinde "satıcı daha uzun bir süre için üstlenmiş olmadıkça, satılanın ayıbından doğan sorumluluğa ilişkin her türlü dava, satılandaki ayıp daha sonra ortaya çıksa bile, satılanın alıcıya devrinden başlayarak iki yıl geçmekle zamanaşımına uğrar. Alıcının satılanın kendisine devrinden başlayarak iki yıl içinde bildirdiği ayıptan doğan def'i hakkı, bu sürenin geçmiş olmasıyla ortadan kalkmaz. Satıcı, satılanı ayıplı olarak devretmekte ağır kusurlu ise, iki yıllık zamanaşımı süresinden yararlanamaz."
Satıcının alıcıya garanti vermiş olması hali hiçbir surette 6098 sayılı TBK 223. maddesinde yer alan ayıp ihbar sürelerini asla ortadan kaldırmaz. TBK.223. maddede belirtilen ihbar süreleri hak düşürücü süre niteliğindedir. İğfal (ağır kusur) halinde ise zamanaşımından söz edilemeyeceği 6098 sayılı TBK.231/son maddesinde hükme bağlanmıştır. TBK 231/son madde hükmüne dayanılabilmesi için alıcının, satıcının hilesi veya kandırması sebebiyle zamanında dava açmasının önlenmesi gerekir. Başka bir anlatımla malın sonradan ayıplı olduğunun saptanması ve bunun gizli ayıp niteliğinde olduğunun belirlenmesi tek başına iğfal olarak değerlendirilemez.
Öncelikle ayıp ihbarı bakımından Yargıtay yerleşik içtihatlarından da anlaşılacağı üzere aracın ayıp niteliğinde olduğu iddia edilen arızaya ilişkin olarak yetkili servise götürülmesi, hukuki olarak ayıp ihbarı olarak değerlendirilmektedir (Yargıtay 19 Hukuk Dairesi, 11.05.2015 tarih, 2015/5501 Esas, 2015/6929 Karar).
Dosya bilirkişi incelemesi için 'a tevdii edilmiş bilirkişi sunmuş olduğu 05.01.2025 tarihli kök raporunda "....Araçta meydana gelen garanti kapsamında olduğu, garanti kapsamında onarımının yapılması gerektiği, yapılan işlemlerin içeriği ve değişimi yapılan yedek parçaların dava konusu arıza ile uyumlu olduğu,Onarım için gerekli olan yedek parça ve işçilik bedelinin 37.471,97 TL (Otuz Yedi Bin Dört Yüz Yetmiş Bir Lira Doksan Yedi Kuruş) olduğu..." yönünde mütalaada bulunmuştur.
25.02.2025 tarihli ek bilirkişi raporunda ise "...Ayıp ihbarının 25.09.2023 tarihinde yapıldığı, ayıbın Gizli Ayıp niteliğinde olduğu, Üre pompasının arızalanmasında üretici firmanın kusurunun olduğu, Üre pompasının arızalanmasının nedeninin üretim veya montaj hatasından kaynaklandığı, Araçta meydana gelen garanti kapsamında olduğu, garanti kapsamında onarımının yapılması gerektiği, yapılan işlemlerin içeriği ve değişimi yapılan yedek parçaların dava konusu arıza ile uyumlu olduğu, Onarım için gerekli olan yedek parça ve işçilik bedelinin 37.471,97 TL (Otuz Yedi Bin Dört Yüz Yetmiş Bir Lira Doksan Yedi Kuruş) olduğu...." yönünde mütalaada bulunulmuştur.
Somut olayda;
Davaya konu plakalı, 07.04.2022 tescil tarihli aracın davalı şirkette tamir/onarım gördüğü, bu işlem karşılığında 37.469,18 TL ödendiğine dair dekontun dosyaya sunulduğu anlaşılmıştır. Davacı, söz konusu ödemenin arızanın garanti kapsamında olması nedeniyle kendisine iadesini talep etmektedir.
Davacının, plakalı aracın arızası sebebiyle 25.09.2023 tarihinde davalı şirkete başvurduğu, dolayısıyla 2 yıllık garanti süresi içinde yetkili servise başvurduğu tespit edilmiştir.
Dosyaya sunulan iş emrine göre; aracın “yakıt deposu kısmi, pompa, AdBlue deposu ve AdBlue depo contası” ile ilgili onarım/değişim işlemlerinin yapıldığı, araca 20.000, 30.000 ve 40.000 kilometrelerde uygun olmayan yerlerden AdBlue eklenmesinin garanti şartlarına aykırı olduğu ve zararın bu nedenle oluştuğu ileri sürülmüşse de; üre pompasında meydana gelen arızanın 81.117 kilometrede ortaya çıktığı, söz konusu zararın dışarıdan AdBlue eklenmesiyle ilgili olmadığı, dolayısıyla kullanıcı hatasından kaynaklanmadığı anlaşılmıştır.
Zarara, üretimden veya montajdan kaynaklanan ve gizli ayıp mahiyetinde olan bir nedenin yol açtığı; bu nedenle, zararın garanti kapsamında değerlendirilerek giderilmesi gerektiği ve bu doğrultuda davacının ödediği 37.469,18 TL onarım bedelinin kendisine iadesi gerektiği sonucuna varılmıştır. Bu nedenle, açılan davanın kabulüne karar verilmiştir.
Alınan bilirkişi kök ve ek raporundaki değerlendirmelere itibar edilmiş, rapor hüküm kurmaya elverişli bulunmuştur.
Kısa kararda, mahkemece kabul edilen miktar kesinlik sınırında kalmış olmasına rağmen İstinaf yasa yolu sehven açık bırakılmış olup kısa karar ile gerekçeli karar arasında çelişki oluşmaması adına düzeltme yoluna gidilmemiştir.
Yukarıda açıklanan gerekçelerle aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Açılan davanın KABULÜ ile,
37.469,18-TL'lik maddi zararın dava tarihi olan 08/07/2024 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
2-Harçlar kanunu gereğince dava değeri üzerinden alınması gereken toplam 2.559,52-TL harçtan daha önceden ödenen toplam 639,88-TL harç düşüldükten sonra eksik kalan 1.919,64-TL harcın davalıdan alınarak hazineye irad kaydına,
3-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T (madde-13 İkinci Kısım İkinci Bülüm) göre hesaplanan 30.000,00-TL maktu vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
4-Davacı tarafından yapılan; 427,50-TL Başvuru Harcı, 639,88-TL Peşin/nisbi Harcı, 6.500,00-TL Bilirkişi ücreti, 761,00-TL Tebligat, Posta ve diğer masraflar, olmak üzere toplam 8.328,38TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-Ara buluculuk sarf ücreti olan 3.600,00-TL'nin davalıdan alınarak Hazineye İrat kaydına,
6-Karar tebliğ giderleri karşılandıktan sonra kalan gider avansının karar kesinleşmesinden sonra talep halinde yatırana iadesine,
Dair, davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzünde verilen kararın, taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde mahkememize veya mahkememize gönderilmek üzere başka bir yer mahkemesine verilecek dilekçe ile Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 06/05/2025
Katip
Hakim