T.C. SAKARYA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2024/501 Esas - 2025/264
T.C.
SAKARYA
ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2024/501 Esas
KARAR NO : 2025/264
BAŞKAN : ...
ÜYE : ...
ÜYE : ...
KATİP : ...
DAVACI : ...
VEKİLİ : Av. ...
DAVALI : ...
DAVA : Ticari Şirket (Fesih İstemli)
DAVA TARİHİ : 06/08/2024
KARAR TARİHİ : 30/04/2025
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 04/06/2025
Mahkememizde görülmekte olan Ticari Şirket (Fesih İstemli) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı %50 oranında ortak olduğu davalı şirketin dilekçesinde belirttiği sebeplerle haklı nedenle feshini, olmadığı takdirde ortaklıktan çıkmasına karar verilmesini ve ayrılma akçesinin ödenmesini talep etmiştir.
Davalı taraf tebligata rağmen davaya cevap vermemiş, vakıaları inkar etmiş sayılmıştır.
Ticaret Sicil Müdürlüğünden ve Gümrükönü Vergi dairesinden ilgili kayıtlar getirtilmiş, şirket müdürünün yurt dışı çıkış kayıtları sorgulanmış, savcılık soruşturma dosyası incelenmiştir.
Dava TTK 636/3 maddesine dayanan haklı sebeple limited şirketin feshi talebine ilişkindir. Davacının dava tarihinde ve halen şirket ortağı olması sebebiyle bu davayı açmada aktif sıfatı bulunmaktadır. Davalı olarak şirketin gösterilmesi de husumet açısından doğrudur.
Türk Ticaret Kanunun 636/3 maddesi, "Haklı sebeplerin varlığında, her ortak mahkemeden şirketin feshini isteyebilir. Mahkeme, istem yerine, davacı ortağa payının gerçek değerinin ödenmesine ve davacı ortağın şirketten çıkarılmasına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüme hükmedebilir." hükmünü içermektedir.
Kanun koyucu bu düzenleme ile feshin nihai çözüm olduğu ilkesini benimsemiş, haklı sebeplerin mevcudiyeti halinde fesih ve tasfiye yerine mahkemeye başka alternatiflere karar vererek şirketi devam ettirme imkanı tanınmıştır. Bu yasal imkanın uygulanması taraflarca talep edilmese bile mahkemece resen gözetilmelidir. Yargıtayın yerleşik içtihadı bu yöndedir. (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2015/12705 Esas - 2016/9603 Karar sayılı, 15/12/2016 tarihli kararı, aynı Dairenin 2016/4607 Esas - 2017/6228 Karar sayılı, 15/11/2017 tarihli kararı)
TTK’nun da limited şirketin feshinde haklı sebebin tanımı yapılmadığı gibi haklı sebep teşkil eden örneklere madde metninde yer verilmemiştir. Ancak anonim şirkete ilişkin TTK'nın 531. maddesine ait gerekçede tasarıda İsviçre öğretisinde genel kurulun birçok kez kanuna aykırı bir şekilde toplantıya çağrılmış olması, azlık hakları ile bireysel hakların devamlı ihlalî, özellikle bilgi alma ve inceleme haklarının engellenmesi, şirketin sürekli zarar etmesi, dağıtılan kâr payının düzenli azalmasının haklı sebep sayıldığı ifade edilmiştir.
Doktrinde ve Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin emsal içtihatlarında; şirketin kötü yönetilmesi ve ortaklar arasında ciddi anlaşmazlıklar bulunması, şirketin kuruluş gayesini gerçekleştirmesinin imkânsız olması, şirket varlıklarının yanlış kullanılması veya israf edilmesi, azınlığa karşı fiili veya manevi güç baskı uygulanması, azınlığın meşru taleplerinin devamlı olarak reddedilmesi ve pay sahiplerinin şirketteki hareket kabiliyetinin ortadan kalkması, şirketin gelirlerinin diğer ortaklar tarafından şahsi menfaatler için kullanılması, şirket mallarının elden çıkarılması ve bu nedenle şirketin faaliyetlerini yürütememesi halleri şirketin feshi açısından haklı sebeplere örnek olarak sayılmıştır.
Hakim her somut olayda haklı sebep bulup bulunmadığını durumun özelliğine göre ortaklığın yapısını gözeterek takdir edecektir. Çamoğlu’na göre haklı sebep; hukuki ilişkinin sürdürülmesini çekilmez hale getiren ve bozucu yenilik doğuran bir bildirim veya dava ile hukuki ilişkiyi sona erdirmek ve değiştirmek yetkisinin kullanılmasını adil gösteren hukuki olgudur..
Limited şirket, anonim şirkete nazaran kişisel niteliklerin de gözetildiği bir özelliğe de sahiptir. Bu anlamda ortaklar arasındaki uyumsuzluk gibi şahsi sebeplerde haklı sebep olarak ileri sürülebilir. Haklı sebep kavramı kanunda çoğul olarak belirtilmiş ise de tek bir sebep bile niteliği ve ortaya çıkardığı soncular gözetildiğinde fesih için yeterli haklı sebep oluşturabilir.
Bununla birlikte; gerek yasal düzenleme gerekse Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin yerleşik içtihadı uyarınca, feshin son çare olduğu, haklı sebepler varsa fesih yerine başka uygun çözümlere karar verilmesi gerekir. Şirketler Hukuku bakımından şirketin devamlılığının sağlanılması esas olup, düzenleme uyarınca ekonomik değer taşıyan şirketin feshi yerine şirketi ayakta tutacak diğer çözüm yollarının hakimce değerlendirilmesi zorunludur.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 08/10/2019 tarih 2028/1739 Esas-2019/6288 Karar sayılı ilamında, şirketin amacının gerçekleşmesinin imkansızlığı haklı neden kabul edilmiştir. Yine aynı Daire'nin 25.02.2014 tarih 2013/13701 Esas-2014/3468 Karar Sayılı ilamında şirketin 2 yıldır faal olmaması ve ortakların bir araya gelememesi haklı neden kabul edilerek bu nedenlere dayalı olarak şirket feshi yönünde verilen mahkeme kararları onanmıştır (aynı yönde 26/01/2022 tarih 2020/6103 Esas- 2022/667 Karar,11.07.2023 tarih 2022/645 Esas- 2023/4364 Karar).
Somut olayda; 11/07/2023 tarihli ticaret sicil gazetesindeki ilan ile kurulmuş olan davalı şirketin eşit hisselere sahip iki ortaklı olduğu, davacı ortağın %50 hisse sahibi olduğu, diğer yarı hissenin ise ...'a ait olduğu, şirketin tek müdürünün ... olduğu, yargılama sürecinde davalı şirkete mersis adresine çıkarılan tebligatların adresten ayrılmış olmasından bahisle iade olması üzerine tebligatların TK 35 maddesine göre yapılabildiği, şirket müdürüne çıkartılan tebligatların yurtdışında olduğundan bahisle iade olduğu, gelen müzekkere cevabına göre ...'in 12/11/2024 tarihinde yurtdışına çıkış yaptığı ve dönüş kaydının bulunmadığı, dava tarihi itibariyle şirketin kuruluşundan bu yana ödenmemiş 11/2023 ile 6/2024 dönemlerine ilişkin toplam 220.299,00 TL vergi borcunun bulunduğu, son yapılan 19/02/2025 tarihli vergi dairesi yoklamasına göre şirketin adresini terk ettiği ve faal olmadığı ve bu sebeple vergi kaydının resen terkin edildiği, şirketin 2024 yılı içerisinde ticari faaliyetinin çok cüzi olduğu, şirketin ticari defter ve kayıtlarına ulaşılamadığı, ticari defter ve kayıtların bulunduğu yer olarak davacı tarafça bildirilen mali müşavirlik bürosundan cevap alınamadığı, 2024 şirket ortakları arasında Savcılığa yansıyan uyuşmazlıkların bulunduğu, şirketin genel kurulunun yapılmaması ve şirket müdürünün uzun süredir yurt dışında bulunması ve vergi kaydının terkin olması sebebiyle şirketin faaliyetlerini devam ettirmeme iradesini gösterdiği, şirketin kuruluş gayesini gerçekleştirmesinin ve faaliyet karı elde etmesinin imkânsız olduğu hususları birlikte değerlendirildiğinde, davalı şirketin haklı sebeple feshi koşullarının gerçekleştiği sonucuna varılmıştır.
Fesih son çare olarak değerlendirilmekle birlikte mevcut durumda şirketin devamlılığından bahsedilemeyeceği, şirketin işlemez ve faaliyetsiz hale getirildiği, şirketin kuruluş amacının kalmadığı, alternatif bir çözümün fayda sağlamayacağı taktir edilmiş, şirketin her iki ortağının da şirketi sonlandırma konusunda ortak bir irade gösterdikleri değerlendirilmekle şirketin feshi ile tasfiyesine ve tasfiye memuru olarak davacı ortağın atanmasına dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi daha sonra açıklanacağı üzere,
1-Davanın kabulüne,
2-Sakarya Ticaret Sicil Müdürlüğünün ... sicil numarasında kayıtlı ... Mersis numaralı davalı ...nin feshine, tasfiye memuru olarak davacı ortak ...'ın atanmasına,
3-Karar kesinleştiğinde tescil ve ilanı için Ticaret Sicil Müdürlüğüne gönderilmesine,
4-Harçlar kanunu gereğince alınması gereken 615,40-TL harçtan peşin ödenen 427,60-TL harç düşüldükten sonra eksik kalan 187,80-TL harcın davalıdan alınarak hazineye irad kaydına,
5-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T uyarınca hesaplanan 30.000,00-TL maktu vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6-Davacı tarafından yapılan; 427,60-TL başvuru harcı, 427,60-TL peşin harç, 2.000,00-TL tebligat, posta ve diğer masraflar olmak üzere toplam 2.855,20-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
7-Gerekçeli kararın HMK nun 321/2 maddesi gereğince talep aranmaksızın taraflara tebliğine,
8-Karar tebliğ giderleri karşılandıktan sonra artan gider avansının karar kesinleştiğinde yatıran davacı tarafa iadesine,
Dair, davacı vekilinin yüzünde, davalının yokluğunda, kararın tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde mahkememize verilecek dilekçe ile Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 30/04/2025
Başkan ...
e-imzalı
Üye ...
e-imzalı
Üye ...
e-imzalı
Katip ...
e-imzalı