T.C. SAKARYA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2024/512 Esas - 2024/718
T.C.
SAKARYA
ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2024/512 Esas
KARAR NO : 2024/718
HAKİM : ...
KATİP : ...
DAVACI : ...
VEKİLİ : Av. ...
DAVALI : ...
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 12/08/2024
KARAR TARİHİ : 12/12/2024
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 25/12/2024
Mahkememizde görülmekte bulunan Alacak (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu md. 297/1(c)'ye uygun şekilde, tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, konuyla ilgili mevzuat hükümleri ve yargısal içtihatlar, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri içerir şekilde hüküm verilerek,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
I-) Tarafların İddia ve Savunmalarının Özeti
Davacılar vekili Av. ... tarafından UYAP üzerinden mahkememize ibraz edilen 27/12/2023 tarihli dava dilekçesi ile özetle; Taraflar arasında akdedilen sözleşme kapsamında davalı yan tarafından müvekkili şirketten 24.01.2023 tarihinde ... numaralı, ... TL bedelli fatura kapsamında " ..." satın alındığını, ne var ki davalı şirket satış bedelini müvekkili şirkete hiçbir zaman ödemediğini, sonrasında ...tarihinde ... numaralı ...TL bedelli vade farkı faturası kesildiğini; davalı yan müvekkili şirkete işbu faturalar kapsamında olan borcunu ödememesi üzerine Sakarya 1. İcra Müdürlüğü 2024/5377 Esas numaralı dosya kapsamında davalı şirket aleyhine icra takibi başlatıldığını, davalı şirket anılan icra takibine haksız olarak itiraz ettiğini belirterek davalının itirazının iptali ile takibin devamına, %20' den az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı şirket tebligata rağmen suresinde cevap vermediği ancak, takip dosyasına sunulan itiraz dilekçesinde; alacaklı görünen tarafa herhangi bir brocunun bulunmadığını belirtmişlerdir.
II-) Dava Türü ve Tarafların Anlaştıkları - Anlaşamadıkları Hususlar
Dava;faturaya dayalı alacağı ilişkin başlatılan icra takibine yönelik itirazın iptali davasıdır.
Uyuşmazlık; takip tarihi itibariyle davacının davalıdan alacağı olup olmadığına ilişkindir.
Mahkememiz davaya bakmaya görevli ve yetkili olup, herhangi bir dava ön şartı noksanlığı söz konusu değildir.
III-) Çekişmeli Vakıalar Hakkında Toplanan Deliller
Mahkememizce Sakarya 1. İcra Müdürlüğünün 2024/5377 Esas sayılı dosyasının UYAP sistemi üzerinden ilgili dosya olarak eklenmiş, bir suretinin dosya arasına alınmıştır.
Mahkememizce Ali Fuat Cebesoy Vergi Dairesine yazılan müzekkereye cevap verildiği görüldü.
IV-) Konuyla İlgili Mevzuat Hükümleri Ve Yargısal İçtihatlar
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nda yazılı yargılama usulü ayrıntılı olarak düzenlenmiş, basit yargılama usulü ise temel özellikleri ve farklı noktalarıyla belirtilmiş, hüküm bulunmayan hallerde yazılı yargılama usulüne ilişkin hükümlerin uygulanacağı ifade edilmiştir (HMK'nın 322/1).
Basit yargılama usulü, daha çabuk sonuçlandırılması gereken, daha kısa bir incelemeye ihtiyaç duyan ve daha kolay bir inceleme ile sonuçlandırılabilecek dava ve işler için kabul edilmiş daha basit, daha seri bir yargılama usulüdür.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun basit yargılama usulünde “Ön inceleme ve tahkikat” başlıklı 320. maddesi uyarınca; “Mahkeme, mümkün olan hâllerde tarafları duruşmaya davet etmeden dosya üzerinden karar verir. Daha önce karar verilemeyen hâllerde mahkeme, ilk duruşmada dava şartları ve ilk itirazlarla hak düşürücü süre ve zamanaşımı hakkında tarafları dinler; daha sonra tarafların iddia ve savunmaları çerçevesinde, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları tek tek tespit eder.” Görüldüğü üzere basit yargılama usulünde, yazılı yargılama usulünden farklı olarak ön inceleme ve tahkikat işlemleri de basitleştirilmiştir.
Dosya üzerinden karar verilemiyorsa, bu durumda mahkeme ön inceleme yapar. Burada da, mahkeme dava şartları ve ilk itirazların varlığını inceleyerek, hak düşürücü süreler ve zamanaşımı süreleri hakkında tarafları dinler. Bundan sonra hakim, tarafların iddia ve savunmaları çerçevesinde, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları tek tek tespit ederek, tarafları sulhe teşvik eder. Tarafların sulh olup olmadıkları; sulh olmamışlarsa anlaşamadıkları hususların nelerden ibaret olduğu tutanağa yazılır ve tutanak hazır bulunanlarca imzalanır. Tahkikat bu tutanağa göre yürütülür (HMK'nın 320/2).
Yukarıda belirtilen ön incelemeden sonra mahkeme, tarafların dinlenmesi, delillerin incelenmesi ve tahkikatın yürütülmesi için en fazla iki duruşmada yargılamayı tamamlamak zorundadır ve duruşmaların arası da en fazla bir ay olmalıdır (m. 320/3-c. 1). Bununla birlikte işin niteliğine göre hakimin bir aydan sonraya duruşma günü verip ikiden fazla duruşma yapması da mümkün kılınmıştır.
Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 321/1.fıkrasında ise "Tahkikatın tamamlanmasından sonra, mahkeme tarafların son beyanlarını alır ve yargılamanın sona erdiğini bildirerek kararını tefhim eder. Taraflara beyanda bulunabilmeleri için ayrıca süre verilmez" hükmü düzenlenmiş olup bu hüküm uyarınca basit yargılama usulünde tahkikat tamamlandıktan sonra, yazılı yargılama usulünde olduğu gibi sözlü yargılama için ayrı bir kesit öngörülmemiştir; bunun için ayrıca süre verilmez. Hakim tahkikatın tamamlandığı duruşmada, tarafların son beyanlarını alır ve yargılamanın sona erdiğini belirterek hükmünü tefhim eder.
2004 sayılı yasanın 67. Maddesinden "Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir.
(Değişik: 9/11/1988-3494/1 md.) Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir" hükmü düzenlenmiştir.
Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 2011/10963 Esas, 2012/3117 Karar sayılı ilamında "...vade farkı talep edilebilmesi için taraflar arasında vade farkı uygulanacağına dair bir sözleşme veya teamül bulunmasının gerektiği, ancak taraflar arasında vade farkı uygulanacağına dair bir teamül bulunmadığı, salt faturada bu ibarenin bulunmasının vade farkı talep etmeye yeterli olmadığı..." belirtilmiştir.
Yargıtay 11 . Hukuk Dairesi 2023/487 Esas, 2024/4091 Karar sayılı ilamında "...taraflar arasında kur farkı faturası düzenlenmesine ilişkin bir sözleşme veya teamül bulunmadığı, icra takibine konu kur farkı faturasının hangi faturaya ilişkin düzenlendiğinin tespit edilememesi..." denilmiştir.
İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi 2018/862 Esas, 2020/77 Karar Sayılı ilamında "...Somut olayda takip dayanağı olarak 48765 sayılı 119.089,44 USD tutarında bir fatura gösterilmiştir. Mahkemece davacı ve talimatla yazılarak davalı tarafın ticari defterleri üzerinde yapılan SMMM bilirkişilerinden alınan raporlarda, taraflar arasındaki tüm cari hesap ilişkisinin değerlendirme konusu yapılması usul ve yasaya uygun olmamıştır.Mahkemece yanlızca takibe konu faturanın ve bu faturaya ilişkin ödemenin taraf defterlerinde kayıtlı olup olmadığı ve davacı tarafın alacaklı olup olmadığının incelenmesi..." gerektiği belirtilmiştir.
Yargıtay 19 Hukuk Dairesinin 25/10/2018 Tarih, 2018/2599 Esas 2018/5261 Karar Sayılı ilamında, "... davalı tarafından form BA belgeleriyle vergi dairesine bildirildiği, bu nedenle söz konusu faturanın ve fatura içeriği malzemenin teslim edildiğinin kabulü gerektiği..." belirtilmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 19/11/2015 tarih 2015/3302E. 2015/12272K. sayılı ilamında "...davalı tarafından dava konusu olaya ilişkin düzenlenen üç adet faturanın davalının mal ve hizmet satın alınan firmaları beyan ettiği BA formunda ve davalının mal ve hizmet satılan firmaları beyan ettiği BS formunda yer aldığı belirtilmiş olup, davalı yanca bu açıklamaya açıkça itiraz edilmemiştir. Bu itibarla, davacının dava konusu münazaalı hususla ilgili iddiasını bizatihi davalı kayıtları ile ispat ettiğinin kabulü gerekmekte olup...." denilmiştir.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 21/2. Maddesinde bir faturayı alan kimse aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde münderecatı hakkında bir itirazda bulunmamışsa münderecatını kabul etmiş sayılacağı, buna göre fatura tek başına alacağın varlığını kanıtlamaz ise de ticari defterlere kaydedilmiş olması malın teslim alındığı ve içeriğinin kabul edildiğine karine teşkil eder. Yine aynı madde uyarınca, faturanın içeriğine kanunda öngörülen süre içerisinde itiraz edilebilir.
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun “ispat yükü” başlıklı 6. maddesinde, kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlü tutulmuştur.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “ispat yükü” başlıklı 190. maddesinin 1. fıkrasında yukarıdaki düzenlemeye paralel olarak ispat yükünün kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa ait olacağı belirtilmiştir. Yine anılı maddenin 2. fıkrasında kanuni bir karineye dayanan tarafın, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altında olduğu belirtilmiş; kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı tarafın kanuni karinenin aksini ispat edebileceği kabul edilmiştir.
Kanuni karine, belli bir vakıadan, belli olmayan diğer bir vakıa için kanun tarafından çıkarılan sonuçtur. Kanuni karineler de adi kanuni karine ve kesin kanuni karine olarak ikiye ayrılmaktadır. Adi kanuni karineler aksi ispat edilebilen karineler iken, kesin kanuni karinenin varlığı hâlinde karşı taraf bunun aksini ispat edemez (K., Baki: Medeni Usul Hukuku Ders Kitabı, Ocak 2021, S. 244 vd.). Karinenin varlığı hâlinde, karineye dayanan taraf sadece karinenin temelini ispatla yükümlüdür. Kesin kanunî karineler dışında, karşı taraf karinenin aksini ispat edebilir. Karine söz konusu olduğunda, karşı ispat faaliyetinden değil, karine ile kabul edilen durumun aksini ispat etmek gerekir. (Bakınız: Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 02.03.2021 Tarih 2017/(19)11-926 Esas 2021/177 K. Sayılı ilamı)
6102 sayılı TTK'nın 21. maddesinin 2 ve 3. fıkrasındaki karine aksi ispat edilebilen adi bir karinedir. Faturaya itiraz, faturanın teslim alındığı tarihten itibaren sekiz gün içinde yapılmalıdır. İtirazın sekiz gün içinde karşı tarafa varması şart değildir. Sekiz günlük süre, hak düşürücü süre veya zamanaşımı süresi değildir. Sadece ispat yükünün yer değiştirmesi açısından önem taşır. Sekiz günlük süre içinde itiraz edildiği taktirde, fatura içeriğinin sözleşmeye uygun olduğunu ispat külfeti faturayı veren tarafa ait iken, sekiz günlük sürenin geçmesinden sonra itiraz edilmemesi halinde, fatura içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığını ispat külfeti faturayı alan tarafa ait olur. Faturayı alan her türlü delille bu külfeti yerine getirebilir (Bakınız Yargıtay 15. Hukuk Dairesi 11.11.2020 T. 2019/3926 E. 2020/2954 K. Sayılı ilamı).
V-) Sabit Görülen Vakıalar, Bunlardan Çıkarılan Sonuç ve Hukuki Sebepler
Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; Davacının, 24.01.2023 tarihli ... numaralı, ...TL bedelli fatura ve 29/04/2024 tarihli ... numaralı ... TL bedelli vade farkı faturasına dayalı alacağının tahsili için davalı şirket hakkında icra takibi başlattığı, takibin davalının itirazı ile durduğu ve itirazın iptali için eldeki davanın ikame edildiği;
a-...tarihli ... numaralı, ... TL bedelli fatura yönündeki değerlendirme; davalının takip dosyasına sunduğu itiraz dilekçesinde, alacaklı görünen tarafa herhangi bir brocunun bulunmadığını beyan ettiği, ancak ödeme defiinde bulunmadığı gibi akdi ilişki ve mal teslimine ilişkin açıkça itirazı da söz konusu olmadığı, davalının BA kayıtlarında dava konusu faturaların kayıtlı olması halinde tarafların ticari defterlerinin incelenmesine gerek olmadığı, zira münazaalı hususlar bizatihi davalının kayıtları ile ispatlandığı anlaşılmakla asıl alacak faturası yönünden davanın kabulüne, likit olan alacağın %20’si oranında tazminatın davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine;
b-...tarihli ... numaralı ...bedelli vade farkı faturası yönündeki değerlendirme; davacının vade farkı talebinde bulunması için, taraflar arasında vade farkı uygulanacağına dair bir sözleşme veya teamül bulunmasının gerektiği, ancak taraflar arasında vade farkı uygulanacağına dair bir sözleşme ve/veya teamül bulunmadığı, salt faturada bu ibarenin bulunmasının vade farkı talep etmeye yeterli olmadığı nazara alınarak vade farkı faturası yönünde ise davanın reddine karar verilerek aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
Davalı adına dava dilekçesi ve tensip zaptı ekli çıkarılan davetiyenin ve ön inceleme tensip zaptı ekli davetiyenin usulünce tebliğ edildiği, buna rağmen davalı taraf ön inceleme duruşmasına katılmadığı; ön inceleme duruşması yapıldıktan sonra, tahkikat aşamasına geçildiği, ön inceleme duruşmasından sonra dosya arasına yeni bir delil alınmadığından, tahkikat aşamasında davalı tarafın dinlenilmesini gerekli kılacak bir husus bulunmadığından ve basit yargılama usulünde tahkikat tamamlandıktan sonra, sözlü yargılama için ayrı bir kesit öngörülmediğinden, davalıya tahkikat duruşmasına ilişkin davetiye çıkartılmamış ve tahkikat sonunda ön inceleme duruşmasında ön inceleme aşaması tamamlanarak tahkikat aşamasına geçilmiş ve HMK 320 maddesi hükmü de nazara alınarak ön inceleme duruşmasında (Emsa: Yargıtay 11 Hukuk Dairesi 28/03/2024 T. 2021/5329 E. Ve 2024/2570 K. Sayılı ilamı) dosya karara çıkartılmıştır.
HÜKÜM (Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere):
1-Davanın kısmen KABULÜ ile;
-Davalı borçlunun Sakarya 1. İcra Müdürlüğünün 2024/5377 esas sayılı takip dosyasındaki borca yönelik itirazının kısmen İPTALİ ile,
-Takibin 15.265,64.-TL asıl alacak üzerinden devamına,
-15.265,64.-TL asıl alacağın %20'sine tekabül eden icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
-Fazlaya ilişkin talebin reddine,
2-Harçlar kanunu gereğince dava değeri üzerinden alınması gereken toplam 1.042,80-TL harçtan daha önceden ödenen toplam 427,60-TL harç düşüldükten sonra eksik kalan 615,20-TL harcın davalıdan alınarak hazineye irad kaydına,
3-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T (Madde-13) göre hesaplanan 15.265,64-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
4-Davacı tarafından yapılan; 427,60-TL Başvuru Harcı, 427,60-TL Peşin/nisbi Harcın toplamı olan 855,20-TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-Davacı tarafından yapılan; 563,00-TL Tebligat, Posta ve diğer masraflar, olmak üzere toplam 563,00-TL yargılama giderinin kabul red oranı dikkate alınarak 334,99-TL lik kısmanın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye yargılama giderinin ise davacı üzerinde bırakılmasına,
6-Kullanılmayan gider avansının bulunması halinde kararın kesinleşmesinden sonra talep eden tarafa iadesine,
7-Arabuluculuk nedeniyle hazine tarafından karşılanan 3.600,00-TL'nin kabul ret oranına göre hesaplanan 2.686,21-TL'sinin davalıdan alınarak bakiyesinin davacıdan alınarak hazineye irad kaydına,
8-Gerekçeli kararın HMK nun 321/2 maddesi gereğince talep aranmaksızın taraflara tebliğine,
Dair, davacı vekilinin yüzünde, davalının yokluğunda miktar itibari ile KESİN olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.12/12/2024
Katip ...
e-imzalıdır.
Hakim ...
e-imzalıdır.