T.C. SAKARYA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2024/539 Esas - 2025/612
T.C.
SAKARYA
ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2024/539 Esas
KARAR NO : 2025/612
HAKİM :
KATİP :
DAVACI :
VEKİLİ :
DAVALI :
VEKİLİ :
DAVA İHBAR OLUNAN :
VEKİLLERİ :
DAVA : Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 26/08/2024
KARAR TARİHİ : 25/09/2025
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH :
Mahkememizde görülmekte bulunan "Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının" yapılan açık yargılamasının sonunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu md. 297/1(c)'ye uygun şekilde, tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, konuyla ilgili mevzuat hükümleri ve yargısal içtihatlar, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri içerir şekilde hüküm verilerek,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
I-) Tarafların İddia ve Savunmalarının Özeti
Davacı vekili tarafından Mahkememize ibraz edilen dava dilekçesi ile özetle; Müvekkiline ait plakalı aracın hava yastıkları, davalı şirket tarafından verilen servis hizmeti kapsamında değiştirildiğini, söz konusu işlem sonrası müvekkiline ait araç 23.11.2023 tarihinde kazaya karıştığını ancak davalı şirket tarafından değişimi yapılan hava yastıkları açılmadığını; davalı şirket tarafından verilen servis hizmet ayıplı olduğundan müvekkili şirketin bu işlemlere ilişkin yapmış olduğu parça ve işçilik ödemelerinin iade edilmesi gerektiğini belirterek 10,00 TL'nin davalı şirketten avans faiziyle birlikte tahsilini talep etmiştir.
Davalı vekili tarafından Mahkememize ibraz edilen cevap dilekçesi ile özetle; Dava konusu, davacı tarafından belirlenebilecek durumda olması nedeniyle; Belirsiz Alacak Davasına konu edilemeyeceğinden, davanın usulden reddi gerektiğini; davacının davaya konu iddiaları yasal süre içerisinde olmadığını ve zamanaşımına uğradığını, davacı tarafından Türk Ticaret Kanunun 23. maddesi ve Türk Borçlar Kanununun 223. maddesi geregi ayıp ihbar yükümlülügü yerine getirilmediginden davanın esasa girilmeden reddi gerektiğini; davanın Üretici Firma 'e ihbar olunmasını talep ettiği; dava konusu araçta müvekkili şirketin kusuruna bağlı veya üretim kaynaklı bir ayıp bulunmadığını; davacıya ait araç, davaya konu onarım işlemi sonrası periyodik bakımı için yetkili servisle gittiğinde herhangi bir arızaya rastlanılmdığını; davaya konu araçta ayıp olarak nitelendirilebilecek maddi bir hasar ya da eksiklik de söz konusu olmadığını; airbagların açılması durumu kazanın oluşma verilerine göre değişkenlik gösterdiğini; yapılan son kazadan sonra araç Volvo Yetkili Servislerine götürülmediğini; dava dilekçesi ile talep edilen onarım işlem bedelini davacı değil, hizmet aldığı Sigorta Şirketi tarafından ödendiğini belirterek davanın reddini talep etmiştir.
II-) Dava Türü ve Tarafların Anlaştıkları - Anlaşamadıkları Hususlar
Dava, davaya konu aracın değişen hava yastıklarının ayıplı olduğu iddiasına dayalı ödenen bedelin iadesi talebine ilişkindir.
Taraflar arasında hava yastıklarının değiştirilmesine ilişkin akti ilişkinin varlığı hususu ihtilaf konusu değildir.
Uyuşmazlık; davanın belirsiz alacak davası olarak açılıp açılmayacağı, alacak kaleminin zamanaşımına uğrayıp uğramadığı, davacı tarafın ayıp ihbar yükümlülüğünü süresinde yerine getirip getirmediği, dava konusu aracın hava yastıklarındaki onarımın ayıplı olup olmadığı, ayıplı ise açık ayıp mı yoksa gizli ayıplı mı olduğu, varsa ayıp, ayıp oranı ve ayıp nedeni ile yapılması gereken indirim hususuna ilişkindir.
III-) Çekişmeli Vakıalar Hakkında Toplanan Deliller
Dava konusu aracın Garanti ve Servis Kılavuzu’nun bir örneğinin ve ayrıca dava konu hava yastıkları ile ilgili yetkili servislerin kayıtları celbedilerek incelenmiştir.
Mahkememizce dosya üzerinde bilirkişi raporu aldırılmış; raporda "...Dava konusu olayda hava yastıklarının açılması için gerekli şartların oluşmadığı, Araçta gizli veya açık bir servis hatasının tespit edilemediği..." görüş ve kanaati bildirmişlerdir.
IV-) Konuyla İlgili Mevzuat Hükümleri Ve Yargısal İçtihatlar
Araç tamir ve bakım sözleşmeleri TBK'nın 470 vd. md anlamında eser sözleşmesi niteliği arz etmektedir.
Yapılan işin eser sözleşmesi olması nedeniyle TBK'nın 470 vd. Maddelerindeki hükümlerin uygulanması gerektiği, eser sözleşmelerinde, iş sahibinin borcu iş bedelini ödemek (TBK'nın 479/1.md.), yüklenicinin borcu ise eseri iş sahibinin amacına uygun, haklı menfaatlerini gözeterek, sadakat ve özenle ifa etmekten (TBK'nın 471/1) ibaret olduğu, eser sözleşmesinde ayıba dair hükümlerin TBK'nın 474-478. maddeleri arasında düzenlendiği, TBK'nın 474/1. maddesine göre iş sahibinin eserin tesliminden sonra işlerin olağan akışına göre geç sayılmayacak bir süre içinde eseri muayene edip varsa ayıplarını yükleniciye bildirmesi gerektiği, -tacirler arasında olsa dahi - eser sözleşmesinde ayıp ihbarının yapılmasının herhangi bir şekle tâbi olmadığı, ihbarın hukuki işlem değil, hukuki işlem benzeri bir fiil olduğundan TBK’nın 474. ve 477. maddelerinde belirtilen sürelerde yapılıp yapılmadığı hususu tanık dahil her türlü delille kanıtlanabileceği, TBK 477'ye göre; eserin açıkça veya örtülü olarak kabulünden sonra yüklenicinin her türlü sorumluluktan kurtulacağı ancak kasten gizlenen veya usulüne uygun göz geçirme ile fark edilemeyecek ayıplar için yüklenicinin sorumluluğunun devam edeceği, iş sahibi gözden geçirmeyi ve bildirimde bulunmayı ihmal ederse eseri kabul etmiş sayılacağı, ayıp sonradan ortaya çıkarsa iş sahibinin bunu gecikmeksizin yükleniciye bildirmesi gerektiği aksi halde eseri kabul etmiş sayılacağının kanun koyucu tarafından belirlenmiştir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 318/1. Maddesi "Taraflar dilekçeleri ile birlikte, tüm delillerini açıkça ve hangi vakıanın delili olduğunu da belirterek bildirmek; ellerinde bulunan delillerini dilekçelerine eklemek ve başka yerlerden getirilecek belge ve dosyalar için de bunların bulunabilmesini sağlayan bilgilere dilekçelerinde yer vermek zorundadır." şeklinde düzenlendiği, anılı madde uyarınca basit yargılama usulünde taraflar dilekçeleri ile birlikte tüm delillerini ve hangi vakıanın delili olduğunu bildirmelidir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “Ön inceleme duruşmasına davet” başlıklı 139. maddesi,
“(1) Mahkeme, dilekçelerin karşılıklı verilmesinden ve yukarıdaki maddelerde belirtilen incelemeyi tamamladıktan sonra, ön inceleme için bir duruşma günü tespit ederek taraflara bildirir. (Değişik cümle:22/7/2020-7251/13 md.) Çıkarılacak davetiyede aşağıdaki hususlar ihtar edilir:
a) Duruşma davetiyesine ve sonuçlarına ilişkin diğer hususlar.
b) Tarafların sulh için gerekli hazırlığı yapmaları.
c) Duruşmaya sadece taraflardan birinin gelmesi ve yargılamaya devam etmek istemesi durumunda gelmeyen tarafın yokluğunda yapılan işlemlere itiraz edemeyeceği.
ç) Davetiyenin tebliğinden itibaren iki haftalık kesin süre içinde tarafların dilekçelerinde gösterdikleri, ancak henüz sunmadıkları belgeleri mahkemeye sunmaları veya başka yerden getirtilecek belgelerin getirtilebilmesi amacıyla gereken açıklamayı yapmaları, bu hususların verilen süre içinde yerine getirilmemesi hâlinde o delile dayanmaktan vazgeçmiş sayılacaklarına karar verileceği.” şeklinde düzenlenmiştir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 145. maddesi “Taraflar, Kanunda belirtilen süreden sonra delil gösteremezler. Ancak bir delilin sonradan ileri sürülmesi yargılamayı geciktirme amacı taşımıyorsa veya süresinde ileri sürülememesi ilgili tarafın kusurundan kaynaklanmıyorsa, mahkeme o delilin sonradan gösterilmesine izin verebilir” hükmüne yer verilmiştir.
Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 2016/657 Esas 2018/17403 Karar sayılı kararında "6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nda yargılamanın makul sürede bitirilmesi için delillerin bildirilme zamanı özel olarak düzenlenmiştir. HMK’nin 119/1-(f) hükmü uyarınca, gerek yazılı gerekse basit yargılama usulünde, iddia edilen her bir vakıanın hangi delillerle ispat edileceğinin, dava dilekçesinde belirtilmesi gerekir. Ön inceleme duruşmasında, taraflara dilekçelerinde gösterdikleri, ancak henüz sunmadıkları belgeleri mahkemeye sunmaları veya başka yerden getirtilecek belgelerin getirtilebilmesi amacıyla gereken açıklamayı yapmaları için iki haftalık kesin süre verilir. Bu hususların verilen kesin süre içinde tam olarak yerine getirilmemesi hâlinde, o delile dayanmaktan vazgeçilmiş sayılmasına karar verilir (HMK. m.140/5). Tarafların delil olarak dayandıkları belgeler tamamlanmamışsa tahkikata başlamadan önce, taraflara son kez kısa bir süre verilerek, bu eksiklikleri tamamlamaları düşünülmüştür. Taraflar bu haklarını da doğru kullanamazlarsa, artık tahkikat mevcut delillerle yürütülecek ve tarafların o delile dayanmaktan vazgeçtikleri kabul edilecektir. Yukarıda belirtilen hükümlerden de anlaşılacağı üzere delil gösterme ile delil sunma ayrı olarak ele alınmıştır. Tarafların delil göstermesi dilekçelerin teatisi (dava, cevap, cevaba cevap ve ikinci cevap) aşamasına hasredilmiştir. Tarafların, Kanunda belirtilen bu sürelerden sonra delil gösterebilmeleri ancak iki yasa maddesinde belirtilen hallerle sınırlıdır. Bu istisnai haller; iddia ve savunmanın genişletilmesi veya değiştirilmesini düzenleyen 141. madde ile sonradan delil gösterilmesinin hüküm altına alındığı 145. maddedeki durumlardır. Kanunda düzenlenen diğer süreler delil sunmaya yöneliktir." denilmiştir.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nda tacirler arasındaki ihbar ve ihtarların ne şekilde yapılacağı 18/3. maddesinde "Tacirler arasında, diğer tarafı temerrüde düşürmeye, sözleşmeyi feshe, sözleşmeden dönmeye ilişkin ihbarlar veya ihtarlar noter aracılığıyla, taahhütlü mektupla, telgrafla veya güvenli elektronik imza kullanılarak kayıtlı elektronik posta sistemi ile yapılır" düzenlemesini,
TTK'nın 23/1-c maddesinde ise "Malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı iki gün içinde durumu satıcıya ihbar etmelidir. Açıkça belli değilse alıcı malı teslim aldıktan sonra sekiz gün içinde incelemek veya incelettirmekle ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa, haklarını korumak için durumu bu süre içinde satıcıya ihbarla yükümlüdür. Diğer durumlarda, Türk Borçlar Kanununun 223 üncü maddesinin ikinci fıkrası uygulanır." düzenlemesini getirmiştir.
Yargıtay 15. Hukuk Dairesinin 2015/4406 Esas 2016/1130 Karar sayılı kararında "Davalı, ayıpların varlığını, dava dışı iş sahibine gönderdiği 09.02.2012 tarihli cevabi yazıda kabul etmiştir. Bu tarihten itibaren 818 BK'nın 362/III. maddesi gereğince derhal davacı alt yükleniciye ihbarda bulunması gerekirken, davacının kalan iş bedelini talep etmesi üzerine gizli ayıbı öğrenmesinden itibaren bir aydan fazla süre geçtikten sonra 15.03.2012 tarihli cevabi ihtarnamesi ile bildirmiştir. Bu halde davalı gizli ayıpları öğrenmesine rağmen derhal davacı alt yükleniciye ihbarda bulunmadığından eseri olduğu gibi kabul etmiş sayılmalıdır." denilmiştir.
Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 2016/12208 Esas 2017/268 Karar sayılı kararında "...Dava, satış sözleşmesinde ayıplı aracın iadesi veya bedelinin tahsili istemine ilişkindir. 6102 sayılı TTK'nın 23/1-c maddesi gereğince malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı iki gün içinde durumu satıcıya ihbar etmelidir. Açıkça belli değilse alıcı malı teslim aldıktan sonra 8 gün içinde incelemek veya incelettirmek ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa bu 2 ve 8 günlük süre içinde durumu satıcıya ihbarla yükümlüdür. Somut olayımızda dava konusu araç, davacı alıcıya 19.09.2012 tarihinde teslim edilmiştir. Davacı vekilinin dosya içindeki beyanı ve ihtarname içeriğinden de araçtaki ayıpların aynı gün öğrenildiği ayıp ihbarının ise 19.10.2012 tarihinde yapıldığı anlaşılmış olup, açıklanan ilkeler uyarınca ihbar yükümlülüğünün süresinde yerine getirilip getirilmediği üzerinde durularak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme sebebiyle yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış hükmün bozulması gerekmiştir." denilmiştir.
V-) Sabit Görülen Vakıalar, Bunlardan Çıkarılan Sonuç ve Hukuki Sebepler
Davalı vekilinin suresinde sunmuş olduğu cevap dilekçesinde, ayıp ihbarının suresinde yapılmadığına ilişkin itirazını ileri sürdüğü anlaşılmıştır. Davaya konu aracın 26/08/2023 tarihinde servis hizmeti verildiği, dosyaya sunulan fatura ile anlaşılmaktadır. Söz konusu işlem sonrası davacıya ait araç 23/11/2023 tarihinde kazaya karıştığı ve davalı şirket tarafından değişimi yapılan hava yastıklarının açılmadığı, ancak davalıya ayıp ihbarının süresinde yapıldığına dair davacı tarafça herhangi bir beyan ileri sürülmediği gibi, bir delil de dosyaya sunulmamıştır.
Davacının ayıbın varlığını kaza tarihi itibari ile öğrendiğinin kabulü gerekeceği, bu tarihten itibaren 6098 Sayılı TBK'nın 477/3. maddesi gereğince derhal davalıya ihbarda bulunması gerekirken, davacının ayıbı öğrenmesinden itibaren yaklaşık 7 aydan fazla süre geçtikten sonra 06/06/2024 tarihli arabulucuya başvuru süreci ile bildirmiştir.
Bu halde davacı gizli ayıbı meydana gelen kaza ile birlikte öğrenmesine rağmen derhal davalıya ihbarda bulunmadığından eseri olduğu gibi kabul etmiş sayılması gerektiğinden davanın reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacının davasının REDDİNE,
2-Harçlar kanunu gereğince alınması gereken 187,80-TL eksik harcın davacıdan alınarak hazineye irad kaydına,
3-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T göre hesaplanan 10,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
5-Kullanılmayan gider avansının bulunması halinde kararın kesinleşmesinden sonra yatıran tarafa iadesine,
6-Gerekçeli kararın HMK 321/2 md gereği taraflara tebliğine,
7-3600-TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak hazineye irad kaydına,
Dair, taraf vekillerinin yüzünde, verilen kararın, taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde mahkememize veya mahkememize gönderilmek üzere başka bir yer mahkemesine verilecek dilekçe ile Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi. 25/09/2025
Katip
E-imzalıdır.
Hakim
E-imzalıdır.