T.C. SAKARYA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2024/575 Esas - 2025/298
T.C.
SAKARYA
ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2024/575 Esas
KARAR NO : 2025/298
HAKİM : ...
KATİP : ...
DAVACI : ...
VEKİLİ : Av. ...
DAVALI : ...
VEKİLİ : Av. ...
DAVA : Alacak (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 11/09/2024
KARAR TARİHİ : 08/05/2025
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 16/05/2025
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Mahkememizde görülmekte bulunan Alacak (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu md. 297/1(c)'ye uygun şekilde, tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, konuyla ilgili mevzuat hükümleri ve yargısal içtihatlar, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri içerir şekilde hüküm verilerek,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
I-) Tarafların İddia ve Savunmalarının Özeti:
Davacı vekili Av. ... tarafından UYAP üzerinden mahkememize ibraz edilen dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ..., karşı tarafın bir dönem işçileri olan dava dışı işçilere asıl işveren sıfatıyla kıdem tazminatı ödediğini; dava dışı işçilerin davalı şirkette çalıştığı dönemle alakalı olarak davalı tarafa düşen ödemeyle alakalı olarak ihtar gönderildiği ancak davalı taraf yapılan ihtara cevap verilmediğini ve herhangi bir ödemede bulunmadığını; davalı şirket ile müvekkili şirket arasında ... İhale Kayıt Nolu ... Sözleşme Tarihli ... Nolu Fabrikalar Yardımcı İş ve İşlemler Hizmet Alımı Konulu sözleşme akdedildiğini, müvekkili şirket yalnızca, ücret alacaklarıyla sınırlı olmak üzere davalının çalıştırmakta olduğu işçilerin alacaklarından sorumlu olduğunu, bunun dışında müvekkili şirketin iç ilişkide davalıya karşı bir sorumluluğu mevcut olmadığını; iş bu nedenle dava dışı işçiye müvekkili şirketçe kanun gereği ödenen kıdem tazminatının davalıdan rücuan tahsili talebi zorunlu olduğunu belirterek, dava dışı işçilere ödenen kıdem tazminatlarının davalıya ait kısmının dava dışı işçilere kıdem tazminatının ödeme tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalı şirketten rücuen tazminine karar verilmesini talep ver dava etmiştir.
Davalı vekili Av. ... tarafından UYAP üzerinden mahkememize ibraz edilen cevap dilekçesinde özetle; Dava, görevli ve yetkili olmayan mahkemede açıldığını; davacı,davalı ile aralarındaki akdi ilişkiyi,dava dışı işçilerin iş akdinin kıdem tazminatını gerektirir şekilde sona erdiğini, kıdem tazminatı asıl alacağı ve bundan kaynaklı tis farkı alacağının dava dışı işçilere ödendiğini, dava dışı işçilerin davalı firmada çalıştığını ve çalışma süresini, yapılan ödemeden davalının da sorumlu olduğunu, takibe konu rücu alacağının varlığını, bu alacağın miktarını ve bu alacağın vadesinin geldiğini tek tek ispatlaması gerektiğini; 08.02.2015 tarih ve 29261 Sayılı Resmi Gazetede yayınlanan Kamu İhale Kanuna Göre İhale Edilen Personel Çalıştırılmasına Dayalı Hizmet Alımları Kapsamında İstihdam Edilen İşçilerin Kıdem Tazminatlarının Ödenmesi Hakkındaki Yönetmeliğin 11/1.maddesinde, kıdem tazminatı talebinde bulunan ve iş sözleşmesi kıdem tazminatını hak edecek şekilde sona ermiş olan işçinin kıdem tazminatın hizmet cetvelleri esas alınarak tespit edileceği, hizmet cetvellerinin ise yönetmeliğin 12.maddesinde "özlük dosyası esas alınarak düzenleneceği" belirtildiğini, bu kapsamda davacı tarafından dava dışı işçiye ödendiği iddia edilen kıdem tazminatı ödemesine esas alınacak en önemli delil niteliğinde sayılabilecek özlük dosyası deliller kısmında belirtilmediğini; taraflar arasında sözleşmenin varlığı ve içeriği konusunda bir uyuşmazlık bulunmadığını; taraflar arasında akdedilen 28.12.2021 tarihli hizmet alım sözleşmesinde, davacı tarafından davalının dava dışı çalıştırılan işçisine yapılacak kıdem tazminatı ödemesinden ötürü,davalıya rücu edileceğine dair herhangi bir hükme hiçbir şekilde yer verilmediği gibi, sözleşmenin ücretine kıdem tazminatı da dahil olmadığını, taraflar arasında akdedilen sözleşme hükmü ve hizmet işleri genel şartnamesinin 6. bölümündeki düzenleme, kıdem tazminatı yükünün, yükleniciye ait olacağı yönünde açık bir anlam ifade etmediğini; sözleşmenin 36.maddesinin son fıkrasında, işçilerin kurum ile olan ilişkilerinde 08/02/2015 tarih ve 29261 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Kamu İhale Kanununa Göre İhale Edilen Personel Çalıştırılmasına Dayalı Hizmet Alımları Kapsamında İstihdam Edilen İşçilerin Kıdem Tazminatlarının Ödenmesi Hakkında Yönetmeliğin uygulanacağı, bu yönetmeliğin 5/2.madde fıkrasında da, kıdem tazminatlarının ilgili kamu kurum veya kuruluşu tarafından ödeneceği açıklandığını, bunun yanı sıra ihale sözleşmesinde yaklaşık maliyet tutarlarına kıdem tazminatları eklenmediği gibi bu tazminatlar maliyet bileşeni olarak ihale dökümanlarında da yer almadığını; 4857 sayılı Kanun’un 112. maddesinde, 4734 sayılı Kanun’un, personel çalıştırılmasına dayalı hizmet alımı ihalelerine ilişkin olan 62. maddesinin birinci fıkrasının (e) bendine atıfta bulunularak, kıdem tazminatının ödenmesine ilişkin olarak muhatabın ilgili kamu kurum ve kuruluşları olduğu belirtildiğini, bu maddeden de anlaşılacağı üzere, alt işveren konumunda olan davalı yüklenici firmanın, doğrudan kıdem tazminatı ödeme yükümlülüğü de zaten bulunmadığını; diğer taraftan,davayı kabul mahiyetinde olmamakla birlikte,mahkemeniz tarafından yasal gerekçeleriyle yukarıda izah etiğimiz tüm bu anlatımların aksine bir kanaat hasıl olması durumunda bile; asıl işveren konumundaki davacı tarafından dava dışı işçilere yapıldığı iddia edilen kıdem tazminatı ödemesi alacağından alt işeren konumundaki müvekkilinin,müteselsil sorumluluk ilkesi gereğince tümüyle değil davacı ile eşit oranda sorumlu olduğu kabul edilmesi gerektiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
II-) Dava Türü ve Tarafların Anlaştıkları - Anlaşamadıkları Hususlar:
Dava; dava dışı işçilere ödenen kıdem tazminatının taraflar arasındaki sözleşme kapsamında ve akdi sorumlulukları bulunduğu oranda, davalıdan ödeme tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte rücuen tazmini talepli alacak davasıdır.
Taraflar arasında, hizmet alım sözleşmesi hususunda bir ihtilaf bulunmamaktadır.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık; Mahkememizin yetkili ve görevli olup olmadığı, Taraflar arasında imzalanan hizmet alım sözleşmesinde davalının çalıştırdığı işçilerden sorumluluğa ilişkin bir düzenleme olup olmadığı, varsa dava dışı işçilere ödenen tazminattan kimin hangi oranda sorumlu olduğu, davacının davalıya ödenen tazminat nedeniyle rücu edip edemeyeceği, rücu edebilecekse, ne miktarda rücu edebileceği hususlarındadır.
III-) Çekişmeli Vakıalar Hakkında Toplanan Deliller:
Mahkememiz ara kararı gereğince bilirkişi raporu aldırılmış alınan rapordan özetle; "...yapmış olduğu ödemelere yönelik davacı kurumun hak kazanması halinde davalı işverenlikten rücuen talep edebileceği alacak tutarları ...
¸...." şeklindedir.
IV-) Konuyla İlgili Mevzuat Hükümleri Ve Yargısal İçtihatlar:
Türk Borçlar Kanununun 26 maddesinde ''Taraflar, bir sözleşmenin içeriğini kanunda öngörülen sınırlar içinde özgürce belirleyebilirler.'' hükmü düzenlenmiştir.
Davalı ile davacı kurum arasında 2021/663974 İhale Kayıt Nolu ... Sözleşme Tarihli ... Nolu Fabrikalar Yardımcı İş ve İşlemler Hizmet Alımı Konulu sözleşmenin düzenlendiği, bu sözleşmelerin 22.1 maddesi gereğince, yüklenicinin sözleşme konusu iş ile ilgili çalıştıracağı personele ilişkin sorumlulukları, ilgili mevzuatın bu konuyu düzenleyen emredici hükümleri ve Genel Şartnamenin 6. Bölümünde belirlenmiş olup, yüklenici bunları aynen uygulamak zorundu olduğu şeklinde düzenleme mevcuttur.
Yargıtay 23. Hukuk Dairesi 2019/633 E. 2020/819 K. Sayılı ilamında da belirtildiği gibi, hizmet alımı tip sözleşmelerinde işverenin, yüklenici tarafından çalıştırılan işçinin ücretinin ödenmesi, sosyal haklarının takibi gibi denetim dışında işçiye karşı bir sorumluluğu yoktur. İşveren ile yüklenicinin İş Kanunu’na göre işçiye karşı müteselsilen sorumlu olmasına rağmen rücu ilişkisinde taraflar arasında imzalanan sözleşmenin uygulanması sözleşme hukukunun en temel ilkelerindendir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 24.04.2024 Tarih 2023/(23)6-46 E. 2024/203 K. Sayılı ilamında "...kıdem tazminatı ödenen dava dışı işçinin davacı yüklenicinin işçisi olması, sözleşme ücretine işçinin ücret ve sosyal haklarının dahil olması, davalı işveren üniversitenin işçilik alacaklarından sorumlu olacağına dair sözleşme ve eklerinde herhangi bir hüküm bulunmaması hususları dikkate alındığında davacı yüklenicinin kendi çalıştırdığı işçisi için ödediği bedeli ve ferilerini davalı üniversiteden talep etmesine imkân bulunmamaktadır..." denilerek, asıl işverenin, işçilik alacaklarından sorumlu olacağına dair sözleşme ve eklerinde herhangi bir hüküm bulunmaması halinde, dava dışı işçinin alacaklarından taşerona karşı sorumlu olmayacağını belirtmiştir.
İşçilik alacakları asıl işveren tarafından ödenen işçinin; yüklenici işçisi olması, sözleşme ücretine işçinin ücret ve sosyal haklarının dahil olması, işverenin işçilik alacaklarından sorumlu olacağına dair sözleşmede bir hüküm bulunmaması hususları nazara alındığında davacı işverenin işçiyi çalıştıran yüklenicilerden ödediği bedeli ve ferilerinin tamamını talep etme hakkı bulunduğunun kabulü gerekir.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 30/10/2023 T. 2022/2824 E. 2023/3556 K. Sayılı ilamında da; "...taraflar arasındaki ilişkinin 6132 sayılı TTK kapsamında kalan ticari iş niteliğinde olması nedeni ile avans faizine hükmedilmesinde hukuka aykırı bir yan bulunmamakla birlikte, dosya kapsamında davacı tarafınca ödenen bedeller bakımından davalılara yönelik TBK 117 kapsamında temerrüde düşürücü bir işlem bulunmamasına karşın dava tarihi yerine ödeme tarihi olan 09/02/2017 tarihinden itibaren faize hükmedilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir...." denilerek, dava konusu alacak için davalı tarafın temerrüte düşürülmesi gerektiği belirtilmiştir.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 05.02.2024 T. 2023/4462 E. 2024/493 K. Sayılı ilamında da; "...Davacı tarafça dava konusu edilen alacağa ticari faiz talep edildiği mahkemece kısmen kabule karar verilen miktar yönünden yasal faize hükmedildiği anlaşılmaktadır. Davalılar tacir olup dava konusu alacak ticari işletmesi ile ilgili olduğundan 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanununun 19/2.maddesine göre; taraflardan yalnız biri için ticari iş niteliğinde olan sözleşmeler, Kanunda aksine hüküm bulunmadıkça, diğeri için de ticari iş sayılır ve dava konusu alacak için ticari (avans) faizi istenebilir. Hal böyle olunca mahkemece hükmedilen alacağa ticari (avans) faizi uygulanmasına karar verilmesi gerekirken yasal faiz uygulanmasına karar verilmesi doğru görülmemiştir.." denilerek, dava konusu alacak için ticari (avans) faizi istenebileceği belirtilmiştir.
BK'nun 117. Maddesi uyarınca muaccel bir borcun borçlusu alacaklının ihtarı ile mütemerrit olur ve davacı ancak temerrüt tarihinden itibaren faiz talep edebilir. Alacaklı tarafından, arabuluculuk süreci sonucunda anlaşma yapılamadığına dair düzenlenen son tutanak dışında, dosyaya davalı tarafın temerrüde düşürüldüğüne dair bir belge sunulamadığından, davalı şirket, dava tarihinden önce yürütülen arabuluculuk süreci sonucunda anlaşma yapılamadığına dair düzenlenen son tutanak -dava konusu alacakların dava tarihinden önce arabuluculuk aracılığıyla talep edilmesi karşısında- tarihi itibarıyla temerrüde düştüğünün kabulü gerektiğinden, davalı kendi sorumluluğu oranında sadece asıl alacak ve son tutanak tarihi ile dava tarihine kadar işleyen faizden sorumlu olacağı kanaatine varılmıştır.
V-) Sabit Görülen Vakıalar, Bunlardan Çıkarılan Sonuç ve Hukuki Sebepler:
Tüm bu açıklanan nedenlerle ve dosya kapsamına göre: davacı asıl işverenin dava dışı işçiye ödediği işçilik alacaklarından dolayı davalı yüklenicilere rücu edebileceği; yüklenicinin işçiyi çalıştırdığı dönemle orantılı, işçiye ödenen bedelden ve temerrüde düştüğü tarihten itibaren işleyecek olan ticari faiz ile birlikte sorumlu olduğu sonucuna varılarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
08/05/2025
1-Davacının davasının kısmen KABULÜ İLE,
72.063,73.-TL'nin davalı şirketten temerrüt tarihi olan dava tarihinden önce yürütülen arabuluculuk süreci sonucunda anlaşma yapılamadığına dair düzenlenen son tutanak (02/08/2024) tarihinden itibaren işleyecek ticari - avans faizi ile birlikte alınıp davacıya verilmesine,
2-Yürürlükte Bulunan Yargı Harçları Tarifesi Gereğince kabul edilen değer üzerinden alınması gereken toplam 4.922,67-TL harçtan daha önceden ödenen toplam 1.240,79-TL harç düşüldükten sonra eksik kalan 3.681,88-TL harcın davalıdan alınarak hazineye irad kaydına,
3-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T.'e göre hesaplanan 30.000,00-TL maktu vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
4-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T göre vekalet ücreti red edilen miktarı geçemeyeceğinden 592,22-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
5-Davacı tarafından yapılan; 427,60-TL Başvuru Harcı, 1.240,79-TL Peşin/nisbi Harcı, olmak üzere toplam 1.668,39TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6-Davacı tarafından yapılan; 5.000,00-TL Bilirkişi ücreti, 495,00-TL Tebligat, Posta ve diğer masraflar, olmak üzere toplam 5.495,00-TL yargılama giderinin kabul red oranı (%99,18 Kabul - %0,82 Red) dikkate alınarak 5.450,21-TL lik kısmanın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye yargılama giderinin ise Davacı üzerinde bırakılmasına,
7-Artan gider avansın kararın kesinleşmesi halinde yatıran tarafa iadesine,
Dair, taraf vekillerinin yokluğunda verilen kararın, davalı taraf yönünden kararın davalıya tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde mahkememize veya mahkememize gönderilmek üzere başka bir yer mahkemesine verilecek dilekçe ile Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak; davacı taraf yönünden ise miktar itibariyle kesin olmak üzere karar verildi.
08/05/2025
Katip ...
e-imzalı
Hakim ...
e-imzalı