T.C. SAKARYA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2024/625 Esas - 2025/320
T.C.
SAKARYA
ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2024/625 Esas
KARAR NO : 2025/320
HAKİM :
KATİP :
DAVACI :
VEKİLİ :
DAVALI :
DAVA : İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle)
DAVA TARİHİ : 30/05/2024
KARAR TARİHİ : 20/05/2025
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 19/06/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Taraflar arasında evcil hayvan ürünlerine ilişkin alım - satım sözleşmesinin mevcut olduğu, muaccel hale gelen borcun davalı şirket tarafından ibra edilmediği, davacının toptan ve perakende usulü ile fiziki ve e- ticaret olarak
Türkiye'nin bir çok noktasına evcil hayvan ürünleri pazarlayan bir esnaf olduğu, haricen edindikleri bilgilere göre davalı şirketin ise evcil hayvan ürünleri ve inşaat alanında faaliyet yürüten bir limited şirketi olduğu, davacı ile borçlu şirket yetkilisi 28.02.2024 tarihinde whatsapp mesaj kayıtları ile de sabit olunduğu üzere bir kısım evcil hayvan ürünlerinin alım - satımı konusunda anlaşmaya vardıkları, anlaşmaya göre davcı ürün teklif listesinde detaylıca bildirilen evcil hayvan ürünlerini 23.128,00-TL karşılığında davalı şirkete satışını gerçekleştirecek; söz konusu satış bedeli ise davalı tarafından 15.03.2024 tarihinde tam ve eksiksiz olarak davacının banka hesabına ödeneceği, davacı davalı şirket ile aralarındaki anlaşmaya binaen davalı şirket yetkilisi de onayını alarak akde konu malları Firması ile 29.02.2024 tarihinde davalı şirket adresine ambar usulüyle gönderimini gerçekleştirdiği, davacı bahse konu malların da teslim olmasıyla 15.03.2024 tarihinden itibaren işletmesini beraber işlettiği oğlu ile davalı şirket yetkilisi yönelik muaccel hale gelen alacağın tahsili talebinde bulunduğu, davacı sözü edilen ödemenin gecikmesini ticari hayatın olağan akışında varsaydığı, her seferinde davalı şirkete iyi niyetli yaklaşarak ödemeyi beklemiş ise de davalı şirket yetkilisi, davacı ve oğlunu oyalamak bir yana tehdit dahi ettiği, yaşanan hadiselerin ardından davacının davalı şirkete 29.03.2024 tarihli e-fatura gönderdiği, bu faturayı tebellüğ eden davalı şirketin ise süresi içinde faturaya itiraz dahi etmediği, bunun üzerin davacının haklı alacağını tahsil etmek amacıyla taraflarınca davalı şirket hilafına Hendek İcra Dairesi 2024/416 E. Sayılı icra dosyası ikame edildiği, süresi içinde davalı tarafça takibe haksız şekilde itiraz edildiği, mezkur takibe davalı tarafça haksız bir şekilde itiraz edildiği, davalı şirketin benzer bir çok icra dosyasında borçlu sıfatında olduğu, davanın kabulüne, davalının yapmış olduğu haksız itirazın iptaline ve icra takibinin devamına, davalı aleyhine asıl alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra - inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı tarafın süresi içerisinde cevap dilekçesi sunmadığı ve münkir sayıldığı tespit edilmiştir.
Tüm Dosya Kapsamı Birlikte Değerlendirildiğinde;
Dava, faturadan kaynaklanan alacak için yapılan icra takibine itirazın iptali ve icra inkar tazminatı istemine ilişkindir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; Hendek İcra Müdürlüğünün 2024/416 Esas sayılı takip dosyası kapsamında davacının davalıdan alacaklı olup olmadığı, davalının takip dosyasına yaptığı itirazın haklı olup olmadığı, icra inkar tazminatının verilmesinin gerekip gerekmeyeceği hususlarında olduğu anlaşıldı.
Hendek İcra Müdürlüğünün 2024/416 Esas sayılı dosyası incelendiğinde, davacının takip alacaklısı, davalının takip borçlusu olduğu, 23.128,00-TL asıl alacak ve 940,49 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 24.068,49 TL üzerinden takibin yürütüldüğü, takip sebebinin 15.03.2024 muacceliyet tarihli evcil hayvan ürünleri alım satım sözleşmesinden kaynaklanan borç 23.128,00 TL" olarak gösterildiği, davalının itirazı neticesinde takibin durduğu, davanın süresinde açıldığı anlaşıldı. Dava açılmadan önce arabuluculuk dava şartının sağlandığı görüldü.
TMK'nın 6. maddesinde ''Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür.'' denmektedir. İspat yükü başlıklı HMK'nın 190. maddesi " (1) İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. (2) Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir. " şeklinde düzenlenmiştir.
“Ticari defterlerin ibrazı ve delil olması” başlıklı 222. maddesi ; “(1) Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir. (2) Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. (3) İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. (Ek cümle:22/7/2020-7251/23 md.) (4) Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur. (5) Taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır”. şeklinde düzenlenmiştir.
..YİBBGK'nın 27.06.2003 tarih ve 2001/1 E., 2003/1 K. sayılı ilamında da açıklandığı üzere; Bir faturayı alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde faturanın içerdiği bilgilere itiraz etme hakkına sahiptir. Aksi taktirde faturanın içeriğini kabul etmiş sayılır. Bu hüküm, fatura içeriğinden kabul edilen hususlara ilişkin olarak, faturayı düzenleyenin lehine; adına fatura düzenlenenin aleyhine bir karine getirmektedir. Bu karine, faturanın ispat gücüne yönelik bir düzenlemeyi ortaya koymaktadır. Diğer anlatımla, fatura, düzenleyen aleyhine delil olduğu gibi, kendisi faturayı düzenlemediği halde tebliğinden itibaren sekiz gün içinde itiraz etmeyen aleyhine de delil olabilecektir. Faturanın adına tanzim edilen aleyhine ispat vasıtası olması, yani, faturayı alan kişinin fatura kendinden sadır olmamakla birlikte aleyhine delil teşkil etmesi TTK'nın 23. maddesinin 2. fıkrasında düzenlenen ve yukarıda ayrıntısı açıklanan bu karineden kaynaklanmaktadır. Buna göre; fatura düzenleyen tacirin anılan karineden yararlanabilmesi için fatura tanzim edenle, adına fatura tanzim edilen arasında akdi ilişki bulunması, faturanın akdin ifasıyla ilgili olarak düzenlenmesi gerekir. Fatura sözleşmenin kurulması safhasıyla ilgili olmayıp ifasına ilişkin olduğundan öncelikle temel bir borç ilişkisinin bulunması gerekir. TTK'nın 23. maddesinin 2 ve 3. fıkrasındaki karine aksi ispat edilebilen adi bir karinedir. İkinci fıkra gereği sekiz gün içinde faturaya itiraz edilmesi durumunda fatura münderecatının doğru olduğunu faturayı düzenleyen tacirin ispat etmesi gerekir. Taraflar arasında bu tür bir sözleşme ilişkisi yoksa, düzenlenen belge fatura değildir. Bu belge, belki icap olarak kabul edilebilir ki, buna itiraz edilmemesi, anılan 23/2. madde hükmü anlamında sonuç doğurmaz. Öte yandan, sadece faturanın tebliğ edilmiş olması akdi ilişkinin varlığını ispatlamaz. Karşı tarafın akdi ilişkiyi inkâr etmesi halinde tacir, öncelikle akdi ilişkiyi başkaca delillerle ispatlamalıdır. Akdi ilişkinin ispatlanamaması halinde faturanın anılan fonksiyonundan yararlanma imkanı yoktur.
Faturanın ispat aracı olması, ancak niteliği gereği faturaya geçirilmesi gereken bilgiler (olağan içerik) hakkında geçerlidir. Sözleşmenin ifa safhasıyla ilgili olarak düzenlenen faturanın şekli ve kapsamının ne olması gerektiği konusunda, Türk Ticaret Kanununda özel bir hüküm bulunmamakta, anılan yasanın 23. maddesinde neyi ifade ettiği açıklanmaksızın faturanın münderecatından söz edilmektedir. Faturanın zorunlu içeriği ve şekil şartlarına ilişkin ayrıntılı düzenleme Vergi Usul Kanunu'nda yer almaktadır. Faturanın olağan içeriği, akdin ifası ile ilgili hususlarla sınırlıdır (VUK m.230). Dolayısıyla, faturanın içeriği, faturanın bu temel niteliğine uygun olmadığı taktirde, sekiz günlük itiraz süresinin geçirilmesi bu hususları yazılı delil haline getirmez. Faturaya itiraz, faturanın teslim alındığı tarihten itibaren sekiz gün içinde yapılmalıdır. İtirazın sekiz gün içinde karşı tarafa varması şart değildir. Sekiz günlük süre, hak düşürücü süre veya zamanaşımı süresi değildir. Sadece ispat yükünün yer değiştirmesi açısından önem taşır. Sekiz günlük süre içinde itiraz edildiği taktirde, fatura içeriğinin sözleşmeye uygun olduğunu ispat külfeti faturayı veren tarafa ait iken, sekiz günlük sürenin geçmesinden sonra itiraz edilmesi halinde, fatura içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığını ispat külfeti faturayı alan tarafa ait olur. Faturayı alan her türlü delille bu külfeti yerine getirebilir. (Geniş bilgi için Bkz: Ticari İşletme Hukuku, 23. Baskı, Eylül 2012, Konya; Sh 111 vd.) TTK'nın 23/2. maddesi uyarınca tebliğe rağmen faturayı süresinde itiraz ve iade etmeyerek, ticari defterlerine borç kaydeden tacir, fatura münderecatını aynen kabul etmiş ve faturayı gönderen taraf, faturaya dayalı bu alacağının varlığını TTK'nın 84. ve 85. madde hükümleri (HMK 222) uyarınca ispatlamış olur." (Yargıtay 23.Hukuk Dairesinin 2014/10398 esas 2015/140 karar sayılı emsal ilamı).
İspat yükü üzerine düşen taraf ancak ispata “elverişli” deliller ile iddiasının haklılığını kanıtlayabilir. Kanun koyucu HMK’nın 200. maddesinde belli miktarın üzerindeki uyuşmazlıklar yönünden bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukukî işlemlerin senetle ispatını zorunlu kılmış ve bu miktar dâhilinde kalan bir alacağın takdiri delillerle ispatına imkân vermemiştir. Nitekim aynı hususlara Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 28.09.2021 tarihli ve 2017/(19)11-936 E., 2021/1090 K. sayılı kararında da değinilmiştir.
İspat yükü ilk önce kural olarak davacıya düşer; yani davacı davasını dayandırdığı olguları ispat etmelidir. Hâkimin kendisine ispat yükü düştüğünü bildirdiği taraf, uyuşmazlık konusu olguyu ispat edemezse davayı kaybeder. O taraf davacı ise davası reddedilir, davalı ise mahkûm edilir.
Somut olayda;
Davacı taraf süresi içerisinde ticari defterlerin bulunduğu yer adresini bildirdiği ancak davalının ihtarlı muhtıraya rağmen süresi içerisinde ticari defterlerini ibraz etmediği, bunların bulunduğu yer adresini bildirmediği tespit edilmiştir.
Davaya konu olayla ilgili olarak ticari defterlerin incelemesinin yaptırılması için dosya bilirkişiye tevdi edilmiştir.
Davacı defterlerini inceleyen bilirkişi sunduğu 16.04.2025 tarihli raporda; davacının defterlerinin delil olmaz vasfına haiz olduğu, davacının kendi ticari defterlerinde davalıdan 23.128,00 TL alacaklı olduğu belirtilmiştir.
Tüm dosya ve kapsamı, 16.04.2025 tarihli bilirkişi raporu dikkate alınarak; Davacının ticari defterlerinin delil olma vasfına haiz olduğu ancak davalının ticari defterlerini ibraz etmediği, bu durumda davalının TTK'nın 222/5. Maddesi uyarınca ticari defterleri ibraz etmekten kaçınmış sayıldığı ve davacının ticari defterlerinin lehine delil olarak kabul edilmesi gerektiği sonuca varılmıştır. Davacının kendi ticari defterlerine göre takipte ileri sürülen talepten dolayı davalıdan 23.128,00 TL alacaklı olduğu, tespit edilmiştir. Davalının takibe konu faturaya süresinde itiraz ettiğine dair delil ileri sürülmemiştir. Ayrıca, davaya konu faturanın davacının BS ve davalının BA formaların yer aldığı da görülmüştür. Bu tespitler sonucunda davacının davalıdan 23.128,00 TL miktarınca alacaklı olduğuna kanaatine varılmıştır.
Davacı tarafça takip tarihinden önce davalıyı temerrüte düşürdüğüne dair delil ibraz edilmemesi nedeniyle temerrüt durumunun oluşmadığı ve davacının işlemiş faize yönelik talebinin yerinde olmadığı sonucuna varılmıştır.
Bu kapsamda takine yönelik itirazın 23.128,00 TL asıl alacak yönünden iptaline, fazlaya ilişkin talebin reddine dair talebin kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kabul edilen alacak likit olduğundan kabul edilen alacak miktarının üzerinden yüzde 20 oranında icra inkar tazminatına hükmetmek gerekmiştir.
Hüküm: Gerekçesi Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;
1-Davanın KISMEN KABULÜ İLE KSMEN REDDİNE,
2-Davalının Hendek İcra Müdürlüğünün 2024/416 Esas sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazın 23.128,00 TL asıl alacak yönünden iptali ve asıl alacağa takip tarihinden tahsil tarihine kadar işletilecek avans faizi ile birlikte devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine,
3-Alacak likit olduğundan İİK67/2. madde uyarınca 23.128,00 TL üzerinden hesaplanacak %20 oranında icra inkar tazminatına davalıdan tahsil edilerek davacıya verilmesine,
4-Yürürlükte Bulunan Yargı Harçları Tarifesi gereğince kabul edilen değer üzerinden alınması gereken toplam 1.579,87-TL harçtan daha önceden ödenen toplam 427,60-TL harç düşüldükten sonra eksik kalan 1.152,27-TL harcın davalıdan alınarak Hazineye İrad Kaydına,
5-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T (Madde-13) göre hesaplanan 23.128,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6-Davacı tarafından yapılan; 427,60-TL Başvuru Harcı, 427,60-TL Peşin/nisbi Harcı, olmak üzere toplam 855,20TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, ,
7-Davacı tarafından yapılan; 5.000,00-TL Bilirkişi ücreti, 2.961,00-TL Tebligat, Posta ve diğer masraflar, olmak üzere toplam 7.961,00-TL yargılama giderinin kabul red oranı dikkate alınarak (%96,09 Kabul - % 3,91 Red) 7.649,92-TL lik kısmanın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye yargılama giderinin ise Davacı üzerinde bırakılmasına,
7-Artan gider avansın kararın kesinleşmesi halinde yatıran tarafa iadesine,
8-Arabuluculuk nedeniyle hazine tarafından karşılanan 3.600,00-TL'nin kabul ret oranına göre (%96,09 Kabul - % 3,91 Red) 3.459,24-TL'sinin davalıdan alınarak Hazineye İrat Kaydına, 140,76-TL'sinin davacıdan alınarak Hazineye İrat Kaydına,
Dair, davacı vekilin yüzünde (e-duruşma), davalı tarafın yokluğunda, kabul ve red miktarlarının kesinlik sınırında kaldığı gözetilerek miktar itibariyle kesin olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 20/05/2025
Katip
Hakim