T.C. SAKARYA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2024/661 Esas - 2025/22
T.C.
SAKARYA
ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2024/661 Esas
KARAR NO : 2025/22
HAKİM : ...
KATİP : ...
DAVACI : ...
VEKİLİ : Av. ...
DAVALI : ...
VEKİLİ : Av. ...
DAVA : Menfi Tespit (Ticari İlişkiden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 04/09/2024
KARAR TARİHİ : 16/01/2025
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 29/01/2025
Mahkememizde görülmekte bulunan menfi tespit davasının yapılan açık yargılamasının sonunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu md. 297/1(c)'ye uygun şekilde, tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, konuyla ilgili mevzuat hükümleri ve yargısal içtihatlar, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri içerir şekilde hüküm verilerek,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
I-) Tarafların İddia ve Savunmalarının Özeti
Davacı vekili 04.09.2024 havale tarihli dava dilekçesinde özetle; Müvekkili aleyhine düzenlenen 04/07/2024 tarih ve ... numaralı fatura ile 32.032,71 TL bedelli hasar bedeli yansıtıldığını, fatura bedeli haksız olarak Müvekkiline yansıtılmış olup müvekkilinin davalı şirkete vermiş olduğu herhangi bir zarar bulunmadığını; müvekkili şirket tarafından ... Mah. Vakıf Cad. ... ada 7 parselde yer alan arsa üzerinde inşaat projesine başladığını, tapu senetleri üzerinde elektrik dağıtım şirketleri lehine konulmuş bir şerh bulunmadığını, arsa üzerinde yapılan inşaat çalışmaları sırasında müvekkili şirkete ... tarafından herhangi bir uyarıda bulunulmadığını; müvekkili şirkete ait taşınmazlar üzerinden elektrik tesisatının geçebilmesi için elektrik dağıtım şirketleri lehine konulmuş şerh veyahut irtifak hakkı tesisi gerekli olduğunu; ancak tapu kayıtlarında taşınmazlar üzerinde elektrik dağıtım şirketleri lehine şerh ve irtifak hakkı bulunmadığını, Adapazarı Belediye Başkanlığı İmar ve Şehircilik Müdürlüğü tarafından Müvekkili şirkete gönderilen yazıda inşaat projesinin uyması gereken yönetmelik ve dikkat edilmesi gereken fiziki koşullar belirtildiği ancak taşınmazdan geçen elektrik kablolarının bilgisi verilmediğini; ...'nin Müvekkili şirkete ait olan taşınmazlardan elektrik kablosu geçirmesinin hukuken dayanağı bulunmadığını; müvekkili şirket tarafından inşaat faaliyetleri kapsamında yapılan kazıda ...'a ait olan kablolar hasar gördüğünü, ancak Müvekkili şirkete taşınmazın alt yapısında kablo bulunduğu bilgisi verilmediğinden herhangi bir kusuru bulunmadığını; yapılan kazıda kabloların hasar gördüğü anlaşıldığı anda Müvekkili şirket çalışanları tarafından ...'a bilgi verildiğini ve ... tarafından inceleme yapıldığını, yapılan inceleme sonunda haksız olarak döşenen elektrik kablolarının hasar bedeli Müvekkiline 04/07/2024 tarih ve ... numaralı fatura ile yansıtıldığını; müvekkili şirketin kabloların hasar görmesinde herhangi bir kusuru bulunmadığını belirterek, davacının davaya konu 04/07/2024 tarih ve ... numaralı faturadan dolayı davalıya borçlu olmadığının tespitini talep ve dava etmiştir.
Davacı vekili 12/11/2024 havale tarihli cevap dilekçesinde özetle; Davacı tarafa ait Adapazarı/Korucuk Mahallesi 1683/7 numaralı parselden müvekkili şirket ...'a ait 2 adet box besleme kablosu geçmekte olduğunu, bu kablolar parsel sınırına yakın bir yerden geçmekte olduğunu, 22.04.2024 tarihinde ilk defa olmak üzere, davacı tarafın bölgede çalışma yapan kepçe operatörü müvekkili şirket ...'a ait belirtilen kablolara zarar vermiş olduğunu, bunun üzerine sahaya giden ... personelleri tarafından davacı tarafa kablo güzergahı gösterilmiş olup ilk defa zarar verildiği ve kablo parsel içerisinden gittiği için ilk zarar dolayısıyla tutanak tutulmadığını, bununla birlikte, davacı tarafa deplase talebinde bulunmaları gerektiği bilgisi verildiğini, ancak deplase talebi istenmesine rağmen davacı şirket tarafından herhangi bir kablo deplase talebi gelmediğini, 07.06.2024 tarihinde ise müvekkili şirket ...'a ait kabloya davacı tarafın bölgede çalışma yapan kepçe operatörü tarafından yeniden zarar verilmiş olduğunu, bunun üzerine, saha ekipleri tarafından yeniden güzergah gösterilmesine rağmen 11.06.2024 tarihinde yeniden müvekkil şirkete ait kabloya zarar verildiğini; müvekkili şirket tarafından 22.04.2024, 07.06.2024 ve 11.06.2024 tarihli kablo zararları için davacıya yapılan işlemler ve kullanılan malzemeler adına fatura kesilmiş olup faturalandırma işleminde hiçbir hukuka aykırılık bulunmadığını, davacı taraf, faturanın kendisine tebliğinden sonra müvekkil şirkete giderek faturaya itiraz etmiş olup yapılan görüşmeler neticesinde olumlu sonuç alınamadığını; daha önce defaten ve şifahen deplase talebi yapmaları gerektiği bildirilmiş olmasına rağmen deplase talebinde bulunmayan davacı taraf, taraflarına fatura kesildiğinde 30.07.2024 tarihinde deplase talebinde bulunmuş ve bu talepleri olumlu sonuçlandığını; 22.04.2024 tarihinde ve 07.06.2024 tarihinde müvekkili şirket tarafından gerekli tüm bilgilendirmeler yapılmış olmasına rağmen son zarardan tam 4 gün sonra 11.06.2024 tarihinde yeniden ve ısrarla müvekkili şirkete ait kablolara zarar verilmesinde hiçbir iyi niyet bulunmamakta olup davacı tarafın kusurlu davranışı ile zarar verme kastı bulunduğu izahtan vareste olduğunu, nitekim müvekkili şirket ... tarafından iki kere bilgilendirme yapılmış olmasına rağmen, davacı tarafın kablonun varlığını dahi bilmediği ve bu sebeple kusurunun bulunmadığı iddiaları açıkça dayanaktan yoksun olup dürüstlük kuralına aykırı nitelikte olduğunu belirterek davanın reddini, davacı aleyhine %20'den az olmamak üzere tazminata hükmedilmesini talep etmiştir.
II-) Dava Türü ve Tarafların Anlaştıkları - Anlaşamadıkları Hususlar
Dava, haksız fiilden kaynaklandığı ileri sürülen maddi zararın tahsili amacı ile başlatılan icra takibinden dolayı borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir.
Davacı şirket tarafından inşaat faaliyetleri kapsamında yapılan kazıda ...'a ait olan kablolar hasar gördüğü hususu uyuşmazlık konusu değildir.
Uyuşmazlık; haksız fiil kaynaklı zarar nedeni ile davacıya atfedilebilecek bir kusur olup olmadığı, haksız fiil nedeni ile oluşan maddi zarardan davacı şirketin sorumlu olup olmadığı, neticeten davacının takibe dayanak fatura nedeniyle borçlu olup olmadığına ilişkindir.
III-) Çekişmeli Vakıalar Hakkında Toplanan Deliller
Sedaş'tan, Adapazarı Belediye Başkanlığı'ndan ve Adapazarı Tapu Müdürlüğünden istenilen bilgi ve belgeler celp edilerek incelenmiştir.
IV-) Konuyla İlgili Mevzuat Hükümleri Ve Yargısal İçtihatlar
6102 Sayılı Kanun'un 5/A. Maddesinin 1. Fıkrasında "Bu Kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır." hükmü ve yine 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'na eklenen 18/A maddesinin 2. Fıkrasında "Davacı, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır. Bu zorunluluğa uyulmaması hâlinde mahkemece davacıya, son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiye gönderilir. İhtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın davanın usulden reddine karar verilir. Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması hâlinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir." hükümü düzenlenmiştir.
V-) Sabit Görülen Vakıalar, Bunlardan Çıkarılan Sonuç ve Hukuki Sebepler
Yasanın düzenlenmesinden ve emredici hükümlerinden görüleceği üzere 6102 Sayılı Kanun'un 5/A. Maddesinin 1. Fıkrası gereği ticari davalardan, konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında arabuluculuğa başvuru zorunlu ve dava şartı olduğu, bu yola başvurulmaksızın açılan davaların dava şartı yokluğundan reddine karar verileceği ayrıca bu yola başvurulup uzlaşma sağlanamaması ve dava açılmasının gerekmesi halinde ise açılan davaya arabuluculuk son tutanak aslının veya arabulucu tarafından onaylanmış örneğinin ibraz edilmesi zorunlu olduğu belirtilmiştir. Kanun emredici düzenlemesi arabuluculuğa başvurulmaksızın dava açılması hali ile arabuluculuğa başvurulup da son tutanak aslının veya arabulucu tarafından onaylı bir örneğinin dava dosyasına ibraz edilmemesinin farklı sonuçlara bağlamıştır.
Bu haliyle davacı arabulucuya başvurmuşsa anlaşamamaya ilişkin son tutanak aslının veya arabulucu tarafından onaylanmış örneğinin dava dosyasına sunulmaması halinde mahkemece davacıya 1 haftalık kesin süre içerisinde davacıya bu eksikliği gidermesi için süre verilmesi ve verilen sürede karar gereği icra edilmemesi halinde davanın usulden reddedileceğine karar verileceği yasanın amir hükmüdür.
Davacı vekiline mahkememizin 26/12/2024 tarihli duruşmanın 2. nolu ara kararı uyarınca 7155 sayılı yasanın 23. maddesi ile 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'na eklenen 18/A maddesinin 2. fıkrası uyarınca arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini sunması için tefhim tarihinden itibaren bir haftalık kesin süre verilmesine, süresinde belirtilen işlem yapılmadığı takdirde davanın 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-2 maddesi yollamasıyla 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 114/2 ve 115/2 maddeleri uyarınca dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verileceğinin ihtar edildiği, davacı tarafça 07/01/2025 havale tarihli UYAP üzerinden gönderilen beyan dilekçesi ekinde arabuluculuk anlaşamama son tutanağını sunmuştur.
Her ne kadar davacı vekili, 07/01/2025 havale tarihli UYAP üzerinden gönderilen beyan dilekçesi ekindeki arabuluculuk anlaşmama son tutanağını sunmuş ise de; mahkememizin 26/12/2024 tarihli duruşmanda davacı vekilinin hazır bulunduğu ve duruşmanın 2. nolu ara kararı kendisine tefhim edildiği halde, davacı taraf, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini sunması için tefhim tarihinden itibaren bir haftalık kesin süre içerisinde sunmadığı, böylece dava tarihinden önce yasal olarak dava şartı hâline getirilen arabulucuya başvurma şartının gerçekleştirilmediği anlaşıldığından 6102 Sayılı Kanun'un 5/A. Maddesinin 1. fıkrası ve HMK m. 115/2 gereğince aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM (Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere):
1-6102 Sayılı Kanun'un 5/A.-1 ve HMK nın 115/2 maddeleri gereğince, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden REDDİNE,
2-Hüküm tarihi itibariyle alınması gerekli 615,40 TL harçtan alınan 547,04-TL peşin harcın mahsubu ile bakiye 68,36 TL'nin davacıdan alınarak hazineye irad kaydına,
3-Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-Davacı kendisi vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ye 30.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
5-Taraflar arasında görülen ve anlaşamama ile sonuçlanan arabuluculuk görüşmeleri neticesinde, 3.600,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak hazineye irad kaydına,
6-Davacı/davalı tarafından yatırılan gider avansından kullanılmayan bakiye kısmın karar kesinleştiğinde talep halinde iadesine,
Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, davalının yokluğunda, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi ilgili Hukuk Dairesine istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 16/01/2025
Katip ...
e-imzalıdır.
Hakim ...
e-imzalıdır.