T.C. SAKARYA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2024/689 Esas - 2025/253
T.C.
SAKARYA
ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2024/689 Esas
KARAR NO : 2025/253
HAKİM : ...
KATİP : ...
DAVACI : ...
VEKİLİ : Av. ...
DAVALI : ...
VEKİLİ : Av. ...
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 24/10/2024
KARAR TARİHİ : 29/04/2025
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 27/05/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı şirket ile davalı arasında CTP Fiber Saksı alım-satımı hakkında bir ticari sözleşme yapılmıştır. Buna istinaden müvekkil şirket malların teslimlerini yaparak üzerine düşen borcu yerine getirmiş ve davalıya da ödemelerini yapması için ekte sunduğumuz iki adet faturayı düzenlemiştir. E-fatura üzerinden hukuka uygun olarak kesilen ve davalıya iletilen bu faturalara davalı yasal süresi içerisinde herhangi bir itirazda da bulunmadığını, Bu hususta 6102 sayılı TTK'nun 21/2. Maddesinde "Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır." hükmü gereğince herhangi bir itirazda bulunulmadığından davalı fatura içeriğini kabul etmiş sayılmakta olduğunu, davacı şirket yetkilileri, davalı şirket yetkilileriyle ödemelerin yapılması için e-mail, WhatsApp ve telefon üzerinden defalarca görüşmeler gerçekleştirmişlerdir. Her defasında borcun ödeneceği ifade edilmesine rağmen davacı şirkete herhangi bir ödeme yapılmadığını, . Bu sebeple davacı müvekkil alacağını tahsil edebilmek için 22.08.2024 tarihinde İstanbul 31. İcra Dairesinin 2024/22259 E. Nolu icra dosyası üzerinden icra takibi başlattığını, Davalı şirket açılan icra takibine haksız ve kötü niyetli şekilde itiraz etmiştir. Borçlu itirazında; davacıya herhangi bir borcunun bulunmadığını iddia etmiştir. Davalı şirketin yaptığı haksız itiraz nedeniyle takip durduğundan tarafımızca arabuluculuğa başvurulmuş ancak orada da anlaşma sağlanamadığını, bu nedenlerle icra dosyasındaki itirazın iptaline ve takibin devamına, Haksız ve kötüniyetli itiraz nedeniyle %20 den az olmamak üzere İcra inkar tazminatına, Yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davanın yetkisinin İstanbul Mahkemelerinde olduğunu, davalı ... Aleyhine müdürlüğünüzün 2024/22259 esas sayılı dosyası ile takibe girişildiği, Ödeme emrinin, davalıya 26.08.2024 tarihinde elektronik ortamda tebliğ edilmiş olup yasal 12 günlük süresi içerisinde itirazların bildirdiği, davalının alacaklı tarafa hiçbir borcu bulunmadığı, bu sebeple borca,asıl alacağa, işlemiş faize,takibe itiraz edildiğini, İşlemiş faize itiraz edildiği, alacaklı tarafın faiz talebinin hukuka aykırı olduğunu,. Temerrüt faizinin istenebilmesi için temerrüde düşürülmüş olması gerektiği, Bu itibarla temerrüde olmadığından işlemiş faize ve faiz oranına itiraz edildiğini, bu nedenle davanın reddini, davacının %20’den aşağı olmamak üzere “icra-inkar-kötüniyet tazminatı” ile mahkum edilmesini, yargılama giderleri ile ücreti vekaletin karşı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Tüm Dosya Kapsamı Birlikte Değerlendirildiğinde;
Dava, faturadan kaynaklanan icra takibine yönelik itirazın iptali taleplidir.
Taraf arasındaki anlaşmazlık; İstanbul 31. İcra Müdürlüğünün 2024/22259 Esas sayılı takip dosyası kapsamında davacının davalıdan alacaklı olup olmadığı, davalının faturalara karşılık ödeme yapıp yapmadığı, davalının itirazının haklı olup olmadığı, icra inkar tazminatına hükmedilmesinin gerekip gerekmediği hususlarında olduğu anlaşıldı.
İstanbul 31. İcra Müdürlüğünün 2024/22259 sayılı dosyası incelendiğinde, davacının takip alacaklısı, davalının takip borçlusu olduğu, 235.200,00 TL asıl alacak üzerinden takibin yürütüldüğü, takip sebebinin "Fazlaya ve faize dair haklarımız saklı kalmak kaydıyla 14.06.2024 tarihli ve 11.07.2024 tarihli faturalara istinaden toplam 235.200,00 TL alacağın tahsili talebimizdir. 235.200,00 TL" şeklinde olduğu, başlatılan takipteki ödeme emrinin davalı borçluya 31.08.2024 tarihinde tebliğ edildiği, 27.08.2024 tarihinde takibe itiraz edildiği ve takibin 27.08.2024 tarihinde durduğu, davanın süresinde açıldığı anlaşıldı. Dava açılmadan önce arabuluculuk dava şartının sağlandığı görüldü.
İstanbul 31. İcra Dairesinin 2024/22259 takip numaralı dosyası ile aleyhine takip yürütülen davalının icra dairesinin yetkisine itiraz etmediği, işbu davada mahkemenin yetkisine itiraz ettiği, bu durumda itirazın iptali talepli mevcut davada genel hükümlere göre yetkili mahkemenin tespit edilmesi gerektiği, itirazın iptaline konu alacağın faturalardan kaynaklandığı, TBK 89. Maddesi gereği İstanbul Mahkemelerinin yetkili olduğu, ancak davalının mersis adresinin UYAP'tan günceleme yapıldığında dava tarihinde "..." olduğu dikkate alınarak HMK'nın 6. Maddesine göre de mahkememizin yetkili olduğu, kesin yetki durumunun mevcut olmadığı, davacının Mahkememiz yetki çevresinde yer alan davalı adresindeki yetkili mahkemede dava açmayı tercih ettiği anlaşılmakla davalının yetki itirazının reddine karar verilmiştir.
TMK'nın 6. maddesinde ''Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür.'' denmektedir. İspat yükü başlıklı HMK'nın 190. maddesi " (1) İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. (2) Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir. " şeklinde düzenlenmiştir.
“Ticari defterlerin ibrazı ve delil olması” başlıklı HMK'nın 222. maddesi ; “(1) Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir. (2) Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. (3) İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. (Ek cümle:22/7/2020-7251/23 md.) (4) Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur. (5) Taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır”. şeklinde düzenlenmiştir.
..YİBBGK'nın 27.06.2003 tarih ve 2001/1 E., 2003/1 K. sayılı ilamında da açıklandığı üzere; Bir faturayı alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde faturanın içerdiği bilgilere itiraz etme hakkına sahiptir. Aksi taktirde faturanın içeriğini kabul etmiş sayılır. Bu hüküm, fatura içeriğinden kabul edilen hususlara ilişkin olarak, faturayı düzenleyenin lehine; adına fatura düzenlenenin aleyhine bir karine getirmektedir. Bu karine, faturanın ispat gücüne yönelik bir düzenlemeyi ortaya koymaktadır. Diğer anlatımla, fatura, düzenleyen aleyhine delil olduğu gibi, kendisi faturayı düzenlemediği halde tebliğinden itibaren sekiz gün içinde itiraz etmeyen aleyhine de delil olabilecektir. Faturanın adına tanzim edilen aleyhine ispat vasıtası olması, yani, faturayı alan kişinin fatura kendinden sadır olmamakla birlikte aleyhine delil teşkil etmesi TTK'nın 23. maddesinin 2. fıkrasında düzenlenen ve yukarıda ayrıntısı açıklanan bu karineden kaynaklanmaktadır. Buna göre; fatura düzenleyen tacirin anılan karineden yararlanabilmesi için fatura tanzim edenle, adına fatura tanzim edilen arasında akdi ilişki bulunması, faturanın akdin ifasıyla ilgili olarak düzenlenmesi gerekir. Fatura sözleşmenin kurulması safhasıyla ilgili olmayıp ifasına ilişkin olduğundan öncelikle temel bir borç ilişkisinin bulunması gerekir. TTK'nın 23. maddesinin 2 ve 3. fıkrasındaki karine aksi ispat edilebilen adi bir karinedir. İkinci fıkra gereği sekiz gün içinde faturaya itiraz edilmesi durumunda fatura münderecatının doğru olduğunu faturayı düzenleyen tacirin ispat etmesi gerekir. Taraflar arasında bu tür bir sözleşme ilişkisi yoksa, düzenlenen belge fatura değildir. Bu belge, belki icap olarak kabul edilebilir ki, buna itiraz edilmemesi, anılan 23/2. madde hükmü anlamında sonuç doğurmaz. Öte yandan, sadece faturanın tebliğ edilmiş olması akdi ilişkinin varlığını ispatlamaz. Karşı tarafın akdi ilişkiyi inkâr etmesi halinde tacir, öncelikle akdi ilişkiyi başkaca delillerle ispatlamalıdır. Akdi ilişkinin ispatlanamaması halinde faturanın anılan fonksiyonundan yararlanma imkanı yoktur.
Faturanın ispat aracı olması, ancak niteliği gereği faturaya geçirilmesi gereken bilgiler (olağan içerik) hakkında geçerlidir. Sözleşmenin ifa safhasıyla ilgili olarak düzenlenen faturanın şekli ve kapsamının ne olması gerektiği konusunda, Türk Ticaret Kanununda özel bir hüküm bulunmamakta, anılan yasanın 23. maddesinde neyi ifade ettiği açıklanmaksızın faturanın münderecatından söz edilmektedir. Faturanın zorunlu içeriği ve şekil şartlarına ilişkin ayrıntılı düzenleme Vergi Usul Kanunu'nda yer almaktadır. Faturanın olağan içeriği, akdin ifası ile ilgili hususlarla sınırlıdır (VUK m.230). Dolayısıyla, faturanın içeriği, faturanın bu temel niteliğine uygun olmadığı taktirde, sekiz günlük itiraz süresinin geçirilmesi bu hususları yazılı delil haline getirmez. Faturaya itiraz, faturanın teslim alındığı tarihten itibaren sekiz gün içinde yapılmalıdır. İtirazın sekiz gün içinde karşı tarafa varması şart değildir. Sekiz günlük süre, hak düşürücü süre veya zamanaşımı süresi değildir. Sadece ispat yükünün yer değiştirmesi açısından önem taşır. Sekiz günlük süre içinde itiraz edildiği taktirde, fatura içeriğinin sözleşmeye uygun olduğunu ispat külfeti faturayı veren tarafa ait iken, sekiz günlük sürenin geçmesinden sonra itiraz edilmesi halinde, fatura içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığını ispat külfeti faturayı alan tarafa ait olur. Faturayı alan her türlü delille bu külfeti yerine getirebilir. (Geniş bilgi için Bkz: Prof. Dr. Sami Karahan, Ticari İşletme Hukuku, 23. Baskı, Eylül 2012, Konya; Sh 111 vd.) TTK'nın 23/2. maddesi uyarınca tebliğe rağmen faturayı süresinde itiraz ve iade etmeyerek, ticari defterlerine borç kaydeden tacir, fatura münderecatını aynen kabul etmiş ve faturayı gönderen taraf, faturaya dayalı bu alacağının varlığını TTK'nın 84. ve 85. madde hükümleri (HMK 222) uyarınca ispatlamış olur." (Yargıtay 23.Hukuk Dairesinin 2014/10398 esas 2015/140 karar sayılı emsal ilamı).
İspat yükü üzerine düşen taraf ancak ispata “elverişli” deliller ile iddiasının haklılığını kanıtlayabilir. Kanun koyucu HMK’nın 200. maddesinde belli miktarın üzerindeki uyuşmazlıklar yönünden bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukukî işlemlerin senetle ispatını zorunlu kılmış ve bu miktar dâhilinde kalan bir alacağın takdiri delillerle ispatına imkân vermemiştir. Nitekim aynı hususlara Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 28.09.2021 tarihli ve 2017/(19)11-936 E., 2021/1090 K. sayılı kararında da değinilmiştir.
İspat yükü ilk önce kural olarak davacıya düşer; yani davacı davasını dayandırdığı olguları ispat etmelidir. Hâkimin kendisine ispat yükü düştüğünü bildirdiği taraf, uyuşmazlık konusu olguyu ispat edemezse davayı kaybeder. O taraf davacı ise davası reddedilir, davalı ise mahkûm edilir.
Somut olayda;
Davacı taraf, taraflar arasında ticari ilişki bulunduğunu, dava konusu alacağın düzenlenen faturalardan kaynaklandığını, faturaların tebliğ edildiğini ve herhangi bir süresinde itirazın yapılmadığını belirtmiştir.
Davalı taraf davacının iddialarına itiraz etmiş ve borçlu olmadıklarını beyan etmiştir.
Tarafların süresi içerisinde ticari defterlerin bulunduğu yer adresini bildirdiği görülmüştür.
Mahkememizin 29.11.2024 tarihli celsesinde tarafların ticari defterlerinin incelenmesi için dosya bilirkişiye tevdi edilmiştir.
Tarafların ticari defterlerini inceleyen bilirkişi ... sunduğu raporda tarafların ticari defterlerinin delil olma vasfına haiz olduğu, faturalara karşı iade ve itiraz işlemi yapılmadığı, davalının ticari defter kayıtlarında davacıya 225.200,00 TL borçlu ve davacının ticari defter kayıtlarında ise davalıdan 225.200,00 TL alacaklı olduğu belirtilmiştir.
Alınan tüm raporlar taraflara tebliğ edilmiş ve tarafların rapora karşı itirazları incelenmiştir.
Dosya kapsamı ve hükme elverişli görülen 21.03.2025 tarihli bilirkişi raporu dikkate alınarak; takibe ve davaya konu faturaların tarafların ticari defterlerinde yer alması, dosyaya gelen BS-BA kayıtların göre tarafların uyuşmazlık konusu faturaları vergi dairesine bildirdikleri, bu şekilde faturaların davalıya tebliğ edilmiş olduğu, faturaya 6102 sayılı yasanın 21.maddesine göre 8 gün içerisinde itiraz etmediği anlaşıldığından taraflar arasında takibe konu faturalara esas ticari alım satım ilişkisi olduğu kabul edilmiştir.
Davacı taraf fatura ilişkisinden kaynaklı olarak bakiye 235.200,00 TL miktarınca alacaklı olduğunu ileri sürmüştür. Tarafların delil olma vasfına sahip ticari deterlerin incelenmesi ile ticari defterlerinin örtüştüğü, davacının davalıdan 225.200,00 TL alacaklı olduğu tespit edilmiştir. Davacı kendi defterleriyle 10.000,00 TL daha alacaklı olduğunu ispatlayamamıştır. Davalı tarafça bu faturalara karşı makbuz ya da ödeme belgesi sunulmadığı gibi, faturaların içeriğine yönelik somut bir itiraz da ileri sürülmemiştir.
Davaya konu faturaların davacının BS ve davalının BA formunda yer aldığı, faturaya süresinde yapılmış bir itirazın olmadığı anlaşılmıştır. Sonuç olarak ticari ilişkiden kaynaklı olarak davacının davalıdan 225.200,00 TL alacaklı olduğu ve takibe yapılan yapılan itirazın asıl alacak yönünden kısmen yerinde olmadığı sonucuna varılmıştır.
Takip yasal faiz miktarının değiştiği 01.06.2024 tarihinden sonra açıldığı dikkate alınarak ödeme emrinde belirtilen %24 oranındaki (yasal faiz oranı) faiz talebinin yerinde olduğu anlaşılmış, asıl alacağa takip tarihinden tahsil tarihine kadar işletilecek %24 oranında faizi ile birlikte devamına dair karar verilmiştir. Aksi yönde yapılan davalı itirazı yerinde görülmemiştir.
Kabul edilen alacak likit olduğundan kabul edilen alacak miktarının üzerinden yüzde 20 oranında icra inkar tazminatına hükmetmek gerekmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;
1-Davanın KISMEN KABULÜ İLE KISMEN REDDİNE,
2-Davalının İstanbul 31. İcra Müdürlüğü'nün 2024/22259 Esas sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazın 225.200,00 TL asıl alacak yönünden iptali ve asıl alacağa takip tarihinden tahsil tarihine kadar işletilecek %24 oranında faizi ile birlikte devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine,
3-Alacak likit olduğundan İİK 67/2. madde uyarınca 225.200,00 TL üzerinden hesaplanacak %20 oranında icra inkar tazminatına davalıdan tahsil edilerek davacıya verilmesine,
4-Harçlar kanunu gereğince kabul edilen değer üzerinden alınması gereken toplam 15.383,41-TL harçtan daha önceden ödenen toplam 4.016,63-TL harç düşüldükten sonra eksik kalan 11.366,78-TL harcın davalıdan alınarak hazineye irad kaydına,
5-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T (madde-13 Üçüncü Kısım) göre hesaplanan 36.032,00-TL nisbi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T göre vekalet ücreti red edilen miktarı geçemeyeceğinden 10.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
7-Davacı tarafından yapılan; 427,60-TL Başvuru Harcı, 4.016,63-TL Peşin/nisbi Harcı, olmak üzere toplam 4.444,23TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, ,
8-Davacı tarafından yapılan; 8.000,00-TL Bilirkişi ücreti, 126,00-TL Tebligat, Posta ve diğer masraflar, olmak üzere toplam 8.126,00-TL yargılama giderinin kabul red oranı dikkate alınarak (%95,75 oranında kabul) 7.780,65-TL lik kısmanın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye yargılama giderinin ise davacı üzerinde bırakılmasına,
9- Kullanılmayan gider avansının bulunması halinde kararın kesinleşmesinden sonra talep eden tarafa iadesine,
10-Dosyadaki kabul red oranı dikkate alınarak (%95,75 oranında kabul) 3600-TL arabuluculuk ücretinin, 3.447,00-TL'sinin davalıdan, bakiyesinin davacıdan alınarak hazineye irad kaydına,
Dair, davacı vekilinin yüzünde (E - Duruşma Vasıtasıyla), davalı vekilinin yokluğunda verilen kararın, taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde mahkememize veya mahkememize gönderilmek üzere başka bir yer mahkemesine verilecek dilekçe ile Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi. 29/04/2025
Katip ...
e-imzalı
Hakim ...
e-imzalı