T.C. SAKARYA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2024/709 Esas - 2025/360
T.C.
SAKARYA
ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO :
KARAR NO :
HAKİM :
KATİP :
DAVACI :
VEKİLİ :
DAVALILAR :
DAVA : Tazminat (Rücuen Tazminat)
DAVA TARİHİ : 31/10/2024
KARAR TARİHİ : 27/05/2025
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 27/06/2025
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Rücuen Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davaya konu konu alacak; Sakarya 2. İş Mahkemesi'nin 2021/391 Esas 2022/131 Karar sayılı ilamı kapsamında işçi ödenen tazminat ve işçilik alacaklarıdır. Müvekkil idare ile davalı şirketler arasında değişik tarihlere ilişkin hizmet alım sözleşmeleri akdedilmiştir. Dava dışı işçi ise bu hizmet alım ihaleleri kapsamında davalı şirketler tarafından istihdam edilmiştir. İşçinin iş akdi sona erdirilmiş olmakla davalı sıfatıyla yer alan ticari şirketler bünyesinde yapılan çalışmalara ilişkin kıdem ve ihbar tazminatı, yıllık izin alacağı müvekkil idare tarafından ödenmiş olduğundan bu ödemenin davalı şirketlere rücu amacıyla işbu dava açıldığını, Söz konusu dava idareye karşı Sakarya 2. İş Mahkemesi 2016/1225 Esas sayılı dosya ile fark kıdem, fark ihbar tazminatı, fark boşta geçen süre ücreti ve yıllık izin alacağı ve işe başlatmama tazminatı alacağı için dava açılmış ve işbu dava alt işveren üst işveren ilişkisi gözetilerek davacı çalıştığı şirketlere ihbar talebinde bulunulduğunu, İşbu dava en son istinaf yargılamaları sonucu yeni esas alarak Sakarya 2. İş Mahkemesi 2021/391 Esas 2022/131 Karar dosya numarasıyla 20.09.2022 tarihinde kesinleştiğini, Davalı sıfatıyla idareye karşı Akyazı İcra Müdürlüğü'nün 2022/911 icra numaralı dosyasıyla icra takibi başlatılmıştır. Belirtilen icra takibi dosyasına müvekkil idare tarafından 05.10.2022 tarihinde 59.641,19 TL ödeme yapıldığını, davanın kabulü ile 23.257,35 -TL'nin ödeme tarihi olan 15.10.2022 den itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalılardan sorumlulukları oranında tahsilini, Yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davalılara yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Tüm Dosya Kapsamı Birlikte Değerlendirildiğinde;
Dava, rücuan tazminat istemine ilişkindir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık; davacının, alt işveren olarak çalıştırdığı davalıların işçisi olan dava dışı Sakarya 2. İş Mahkemesi'nin 2021/391 Esas ve 2022/131 Karar sayılı kararı uyarınca Akyazı İcra Dairesi'nin 2022/911 esas sayılı icra dosyasında yaptığı ödemenin dava dışı işçiyi davalıların çalıştırdıkları dönemle sınırlı olmak üzere ticari faiz ile tahsilinin davalılardan talep edilip edilemeyeceği yönündedir.
Taraflar arasında imzalanan Hizmet Alımına ilişkin sözleşme ibraz edilmiştir.
4857 sayılı İş Kanunu'nun 2/6. maddesinde, “Bir işverenden, işyerinde yürüttüğü mal veya hizmet üretimine ilişkin yardımcı işlerinde veya asıl işin bir bölümünde işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işlerde iş alan ve bu iş için görevlendirdiği işçilerini sadece bu işyerinde aldığı işte çalıştıran diğer işveren ile iş aldığı işveren arasında kurulan ilişkiye asıl işveren-alt işveren ilişkisi denir. Bu ilişkide asıl işveren, alt işverenin işçilerine karşı o işyeri ile ilgili olarak bu Kanundan, iş sözleşmesinden veya alt işverenin taraf olduğu toplu iş sözleşmesinden doğan yükümlülüklerinden alt işveren ile birlikte sorumludur.” hükmü bulunmaktadır.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 167. maddesinde, müteselsil sorumlu olan borçlular arasındaki iç ilişki düzenlenmiş olup, “Aksi kararlaştırılmadıkça veya borçlular arasındaki hukuki ilişkinin niteliğinden anlaşılmadıkça, borçlulardan her biri, alacaklıya yapılan ifadan, birbirlerine karşı eşit paylarla sorumludurlar. Kendisine düşen paydan fazla ifada bulunan borçlunun, ödediği fazla miktarı diğer borçlulardan isteme hakkı vardır.” şeklindeki bu hükümde, müteselsil borçlulardan her birinin alacaklıya yapılan ifadan birbirlerine karşı genel olarak eşit paylarla sorumlu oldukları, ancak bunun aksinin kararlaştırılabileceği belirtilmiştir.
Dava konusu olayda da davacı idare ile davalılar arasında asıl işveren-alt işveren ilişkisi mevcut olup, davacı asıl işveren, alt işverenle işçilerine karşı o işyeri ile ilgili olarak İş Kanunu’ndan kaynaklanan yükümlülükler nedeniyle, alt işverenle birlikte müteselsilen sorumludur. Burada kanundan kaynaklanan bir teselsül hali söz konusu olup, asıl ve alt işveren, dış ilişki itibariyle (dava dışı işçiye karşı) müteselsilen sorumludurlar. Bu düzenleme, işçi alacağının güvence altına alınması amacıyla yapılmış olup, sadece işçilere karşı bir sorumluluktur. Asıl ve alt işveren arasındaki ilişkide ise İş hukuku değil, Borçlar Kanunu ve sözleşme hukuku esas alınacağından, uyuşmazlığın taraflar arasındaki sözleşme hükümlerine göre çözümlenmesi gereklidir.
Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 7 ve 14. Hukuk Daireleri arasında çıkan uyuşmazlıkta Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 05/05/2023 tarihli 2023/1118 E. 2023/1683 K sayılı kararı ile; "...Somut olaya gelince; Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 7'nci Hukuk Dairesi ile Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 14'ncü Hukuk Dairesi arasındaki uyuşmazlık, az yukarıda yer verilen emsal Yargıtay ilâmı doğrultusunda giderilmelidir. Dairemiz'in istikrar kazanan uygulamalarında da belirtildiği gibi, hizmet alımına ilişkin sözleşmelerde, hizmetin yüklenicinin (alt işveren) işçileri tarafından yerine getirilmesi kabul edildiğinden, asıl işverenin yüklenicinin (alt işveren) işçileri ile herhangi bir organik bağı bulunmamaktadır. Hizmet alımına ilişkin tip sözleşmelerde, işçilik ücretleri arasında işçilere ait özlük haklarının tümü belirlenmekte ve bu şartlarla sözleşme imzalanmaktadır. İş Kanunu'nda, işçiyi korumak amacıyla düzenlenmiş olan asıl işveren ve alt işverenin (yüklenici) müteselsil sorumluluğuna ilişkin düzenlemenin taraflar arasındaki hizmet sözleşmelerinde iç ilişki bakımından uygulanması mümkün değildir. Hizmet alım sözleşmelerinde, işçilerin özlük hakları ile ilgili olarak yüklenici (alt işveren) lehine herhangi bir hüküm bulunmaması durumunda, yüklenicinin (alt işveren) işçisi ile organik bir bağı olmayan asıl işveren, işçilerin özlük haklarından sorumlu tutulmamalıdır. Bu itibarla, Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 7'nci Hukuk Dairesi ile Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 14'üncü Hukuk Dairesi arasındaki uyuşmazlığın, asıl işverence yüklenicinin (alt işveren) işçilerine ödenen ücretlerden yükleniciyi (alt işveren) tamamen sorumlu tutan Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi'nin uygulaması doğrultusunda giderilmesi gerekmiştir..." şeklindeki uyuşmazlığın giderilmesine karar verilmiştir.
Sakarya BAM 7. Hukuk Dairesi’nin 31/05/2022 tarih, 2021/1473 Esas ve 2022/1183 Karar sayılı kararı: "…Genel olarak; "Hizmet alım sözleşmeleri; ihale şartları ile belirlenen işin sözleşmede kararlaştırılan bedel ile yapılmasının üstlenildiği sözleşmelerdir. Bu sözleşme türünde yüklenicinin edimi, hizmetin kendi işçisi ile yerine getirilmesi, işverenin edimi ise sözleşme bedelinin ödenmesidir. Sözleşme kapsamında yapılması gereken iş yüklenici işçisi tarafından yerine getirilecektir. İş akdinin yüklenici ile işçi arasında yapıldığı hususu ihtilaflı değildir. SGK kayıtları da bu hususu doğrulamaktadır. Hizmet alımı tip sözleşmelerinde işverenin, yüklenici tarafından çalıştırılan işçinin ücretinin ödenmesi, sosyal haklarının takibi gibi denetim dışında işçiye karşı bir sorumluluğu yoktur. İşveren ile yüklenicinin İş Kanunu’na göre işçiye karşı müteselsilen sorumlu olmasına rağmen rücu ilişkisinde taraflar arasında imzalanan sözleşmenin uygulanması sözleşme hukukunun en temel ilkelerindendir. İşçilik alacakları işveren tarafından ödenen işçinin; yüklenici işçisi olması, sözleşme ücretine işçinin ücret ve sosyal haklarının hizmet alım ihaleleri aynı yüklenici tarafından alındığı gibi, değişik yükleniciler tarafından da alınabilmektedir. Bu halde işyeri devri suretiyle işçiler yeni yükleniciye devredildiği için hizmet akitleri kesintiye uğramadan devam etmekte ve işçilik alacakları da bu doğrultuda hesaplanmaktadır. İşçiye ödenen kıdem tazminatı iş sözleşmesinin feshedildiği tarihteki giydirilmiş ücret üzerinden hesaplanmakta olup bu kıdem tazminatının tamamından işçiyi çalıştırdıkları dönemle orantılı olarak yükleniciler işverene karşı sorumludurlar...İşveren tarafından bu ödemelerin feri mahiyetinde yapılan ödemeler de aynı esasla ve iş davasında taraf olmaları halinde gecikmeden doğan zarardan ayrı bir temerrüt ihtarına gerek olmadan ve ödeme tarihinden itibaren davalılar tacir olduğundan ticari faiz işletilerek yüklenicilerden tahsil edilebilecektir. Yükleniciler aleyhine açılan rücu davalarında ayrı sözleşmelerle hizmet ifa eden yükleniciler mecburi dava arkadaşı olmadığı gibi borçtan müteselsilen sorumlu olacaklarına ilişkin kanun hükmü veya sözleşme bulunmamaktadır. Bu nedenle alacak davalarında her davalı aleyhine ayrı tahsil hükmü kurulmalıdır. Davanın itirazın iptali şeklinde açılmış olması durumunda ise takibin hangi davalı açısından hangi miktarla devam edeceği ayrı ayrı belirlenmelidir(Yargıtay 23.HD 2019/296 E-2020/340 K,2019/1047 E-2020/2188 K). Bu durumda, yukarıda ayrıntısı ile belirtilen ilkeler uyarınca davalıların davaya konu işçilik alacağının tamamından ve ödeme tarihinden işleyen faizi ile sorumlu olduğu, dosyaya aldırılan bilirkişi raporunun tam rucü yönünden görüş içerdiği, Yargıtay 13. Hukuk Dairesinin 2014/42932 E. ve 2015/35485 K. sayılı önceki ilamında da, "...Hizmet işleri genel şartnamesi öncelikle uygulanması gereken ihale dökümanı olarak sayılmıştır. Bu açıklamalara göre işçinin işçilik alacakları için iş mahkemesinde açtığı davada davacı kurumun sorumlu tutulması iş kanunundan kaynaklanan bir zorunluluktur. Davacı tarafından ödenen kısmın rücuna ilişkin davada ise taraflar arasındaki sözleşme hükümlerine bakmak gerekir. Taraflar arasındaki sözleşmenin 22. ve 36/4 maddesi hizmet işleri genel şartnamesine atıf yapmakta olup şartnamenin 6. Bölüm 38. maddesi hükmüne göre çalıştırılan işçilerin ücret ve yan ödemelerinden davalı yüklenici sorumludur." şeklindeki izaha göre de, dava dışı işçinin diğerleri yanında davalının da işçisi olup sözleşmenin muvazaalı sayılamayacağı, İş Kanunun 112. maddesi değişikliğinin tahsilat kolaylığı sağlamak için konulduğu, aynı kanunun 2/6 maddesi 6. maddelerinin açık hükmüne ve sözleşme eki genel şartname hükümlerine göre, işçiye ödenen bedelin çalıştırılan süre ile sorumlu olduğu kabul edilerek kurulan hüküm isabetlidir.” şeklindedir.
Mevcut dosyada taraflar arasında imzalanan hizmet alım sözleşmelerine bakıldığında davacının asıl işveren ve davalının alt işveren olduğu tespit edilmiştir. Anılan sözleşme hükümleri ve uyuşmazlığın giderilmesine ilişkin Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 05/05/2023 tarihli 2023/1118 E. 2023/1683 K sayılı kararıyla birlikte değerlendirildiğinde, işçilerin özlük hakları ile ilgili olarak yüklenici (alt işveren davalı) lehine herhangi bir hüküm bulunmadığı, bu durumda yüklenicinin (alt işveren davalı) işçisi ile organik bir bağı olmayan asıl işverenin (davacı) işçilerin özlük haklarından sorumlu tutulamayacağı sonucuna varılmıştır.
Dosya kapsamı bilirkişiye tevdi edilmiştir. Bilirkişi raporunda özetle; "Toplam Sorumluluk tutarının, 39.235,61-TL, 1.984,10-TL ,2.937,79-TL olduğu, talep edilebilecek miktarın 23.257,35-TL olduğu" mütalaada bulunmuştur.
Somut olayda;
Sakarya 2. İş Mahkemesi'nin 2021/391 Esas ve 2022/131 Karar sayılı dosyasında kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, yıllık izin alacağı, işe başlatmama tazminatı talepleri yönünden mevcut dava davacısı aleyhine hüküm tesis edildiği, davacının Akyazı İcra Dairesi'nin 2022/911 esas sayılı dosyası kapsamında kıdem tazminatı, hbar tazminatı, yıllık izin alacağı, işe başlatmama tazminatı, vekalet ücreti, yargılama gideri, bunların işlemiş faiz miktarları, icra masraf ve vekalet ücreti olarak 15.10.2022 tarihinde toplamda 59.614,19 TL ödeme yaptığı tespit edilmiştir.
Kıdem tazminatı dava dışı işçinin fesih tarihindeki son giydirilmiş brüt ücret üzerinden hesaplanır. Davalılar, hesaplanan tutardan dava dışı işçiyi çalıştırdıkları dönemle orantılı olarak sorumludurlar. Yıllık izin ücreti, ihbar tazminatı, işe başlatmama tazminatından sorumluluk ise son işverenin (Entosav) sorumluluğundadır. Yapılan ödemeyle ilgili bilirkişi raporundaki hesaplamalara itibar edilmiş, taleple bağlı kalınarak davanın kabulüne ve ödeme tarihinden itibaren avans faizine hükmedilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;
1-Açılan davanın KABULÜ İLE,
Toplamda 23.257,35 TL'nin;
-2.937,79 TL'sinin davalı 1.984,10 TL'sinin davalı ve bakiyesinin davalı ödeme tarihi olan 05.10.2022 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi birlikte alınarak davacıya verilmesine,
2-Alınması icap eden 1.588,71 TL harçtan peşin alınan 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 1.161,11 TL harcın 146,65 TL'sinin davalı 99,04 TL'sinin davalı ve bakiyesinin davalı alınarak hazineye irat kaydına,
3-Davacı vekille temsil edildiğinden AAÜT uyarınca 23.257,35 TL vekalet ücretinin 2.937,40 TL'sinin davalı 1.983,85 TL'sinin davalı ve bakiyesinin davalı alınarak davacıya verilmesine,
4-Davacı tarafından yapılan 427,60 TL başvurma harcı, 427,60 TL peşin harç, 7.080,00 TL posta ve bilirkişi ücreti olmak üzere toplamda 7.935,20 TL'nin 1.025,28 TL'sinin 1.002,22 TL'sinin davalı 676,87 TL'sinin davalı ve bakiyesinin davalı alınarak davacıya verilmesine,
5-Arabuluculuk nedeniyle hazine tarafından karşılanan 3.800,00 TL giderin 606,24 TL'sinin davalı 409,44 TL'sinin davalı ve bakiyesinin davalı alınarak hazineye irat kaydına,
6-Arta kalan yargılama giderinin kararın kesinleşmesi beklendikten sonra talep halinde yatırana iadesine,
Dair davacı vekili yüzünde, davalılar yokluğunda miktar itibariyle kesin olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 27/05/2025
Katip
Hakim