T.C. SAKARYA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİEsas-Karar No: 2024/741 Esas - 2025/338
T.C.
SAKARYA
ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTÜRK MİLLETİ ADINA
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO: 2024/741 Esas
KARAR NO: 2025/338
HAKİM: ...
KATİP: ...
DAVACI : ...
VEKİLİ: Av. ...
DAVALI : ...
DAVA: Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 11/11/2024
KARAR TARİHİ: 22/05/2025
GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ : 22/05/2025
Mahkememizde görülmekte bulunan Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının davasının yapılan açık yargılamasının sonunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu md. 297/1(c)'ye uygun şekilde, tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, konuyla ilgili mevzuat hükümleri ve yargısal içtihatlar, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri içerir şekilde hüküm verilerek,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
I-) Tarafların İddia ve Savunmalarının Özeti
Davacı vekili Av. ... tarafından UYAP üzerinden mahkememize ibraz edilen 11/11/2024 tarihli dava dilekçesi ile özetle; müvekkili ile davalı ...arasında 5 ayrı havuz yaptırılması için 11.11.2022 tarihli Havuz Satış Sözleşmesi imzalandığını; sözleşme konusu havuzların montajının minimum 10, maksimum 15 gün olduğu belirtilmesine rağmen sözleşmede belirtilen süre içerisinde davalı tarafça havuzlar tamamlanmadığını, aradan uzunca bir süre geçtikten sonra ise davalı tarafça havuzların yalnızca bir kısmı yapıldığını ve yapılan havuzlar da ayıplı bir şekilde müvekkiline teslim edildiğini, bu ayıplar fark edilerek bu husus davalı tarafa defaatle bildirilmesine, bu arızaların giderilmesi talep edilmesine rağmen davalı tarafça hiçbir şekilde bu arızaların onarılması yoluna gidilmediğini, ihtarnameye rağmen müvekkilinin zararının karşılanmadığını; mevcut durumunun tespiti amacı ile delil tespiti yoluna başvurulduğunu ve Sapanca Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2023/22 D. İş sayılı dosyası kapsamında düzenlenen 26.09.2023 tarihli bilirkişi raporunda dava konusu havuzlardaki ayıplar, bu ayıpların onarımına ilişkin masraflar ve havuzların mevcuttaki durumları tespit edildiğini; dava konusu taşınmazlardan 1,2,3 ve 4 numaralı bungalov evlere yapılan havuzlar davalı tarafından eksik ve kusurlu bir şekilde yapıldığından, ayıp oranında bedelden indirim talep ettiklerini; 5 numaralı Bungalov eve ilişkin ise müvekkili tarafından sözleşme ile üzerine düşen tüm yükümlülükler yerine getirilmiş olmasına rağmen Sapanca Sulh Hukuk Mahkemesi'nce keşfe çıkılan tarihte, sözleşme ile yapılması kararlaştırılan havuz yapılmamış vaziyette olduğunu; müvekkili, bahse konu Bungalov evleri kiralayarak gelir elde etmekte olup davalının, bu havuzları süresi içerisinde inşa etmemiş olması ve daha sonra inşa edilen 4 adet havuzdaki arızalar sebebi ile müvekkili bu Bungalov evleri, bu evlerin en çok rağbet gördüğü yaz aylarında kiraya verememiş ve maddi anlamda zarara uğramış olduğunu; davalı tarafça, bahse konu sözleşme ile üzerine düşen edimlerin süresinde yerine getirilmemesi ve daha sonrasında yerine getirildiğinde ise meydana gelen eserlerin ayıplı olması sebebi ile müvekkilinin maddi olarak zarara uğradığını, davalının bu zararı gidermekle yükümlü olduğunu belirterek kira kaybının ve dava konusu havuzların satış bedelinden indirilerek davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı taraf, tebligata rağmen suresinde cevap vermediğinden, tüm vakıaları inkar etmiş sayılmışlardır.
II-) Dava Türü ve Tarafların Anlaştıkları - Anlaşamadıkları Hususlar
Dava, Taraflar arasında yapılan Eser sözleşmesi kapsamında eksik ve ayıplı yapılan havuz bedelinden indirim ve müspet zararın giderilmesi tahsili istemine ilişkindir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık; Taraflar arasında eser sözleşmesinin düzenlenip düzenlenmediği, davalı tarafa davaya konu eser için bir ödeme yapılıp yapılmadığı, taraflar arasında düzenlendiği iddia olunan eser sözleşmesine konu havuzların yapılıp yapılmadığı, yapılmış ise, yapılan işin ayıplı olup olmadığı, davacının talep edebileceği indirim ve davacının talep edebileceği gecikme sebebiyle tazminat miktarı hususlarında toplanmaktadır.
III-) Çekişmeli Vakıalar Hakkında Toplanan Deliller
Sakarya Ticaret ve Sanayi Odası Başkanlığı, Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği ve Akyazı Vergi Dairesi Müdürlüğünden istenilen bilgi ve belgeler celp edilerek incelenmiştir
IV-) Sabit Görülen Vakıalar, Bunlardan Çıkarılan Sonuç ve Hukuki Sebepler
6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunun 4.maddesine göre, bir davanın ticari dava sayılması için ya uyuşmazlık konusu işin, tarafların her ikisinin birden ticari işletmesi ile ilgili olması ya da tarafların tacir olup olmadıklarına veya işin tarafların ticari işletmesi ile ilgili olup olmamasına bakılmaksızın Türk Ticaret Kanunu'nunda veya diğer kanunlarda, o davaya Asliye Ticaret Mahkemesinin bakacağı yönünde düzenleme bulunması gerekir.
Diğer taraftan, 6102 sayılı TTK'nın 19/2.maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira, 6102 sayılı TTK, kanun gereği ticari dava sayılan davalar dışında, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez.
6335 Sayılı Kanununun 2.maddesi ile değişik 6102 Sayılı TTK'nın 5.maddesi uyarınca, ticari davalar Asliye Ticaret Mahkemelerince görülerek karara bağlanır. Diğer taraftan aynı düzenleme gereğince, Asliye Ticaret Mahkemeleriyle diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki, 6762 Sayılı Türk Ticaret Kanunununda ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 6335 Sayılı kanunla yapılan değişiklikten önceki halinden farklı olarak iş bölümü ilişkisi değil görev ilişkisidir. Göreve ilişkin düzenlemeler, 6100 sayılı HMK'nın 1.maddesi uyarınca, kamu düzenine ilişkin olduğundan mahkemelerce ve istinaf aşamasında Bölge Adliye Mahkemeleri tarafından re'sen incelenir. Bu kuralın tek istisnası, 6335 Sayılı Kanununun 2.maddesi ile değişik 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanununun 5/(4).maddesinde düzenlenmiş olup, buna göre yargı çevresinde ayrı bir Asliye Ticaret Mahkemesi bulunmayan yerlerde Asliye Hukuk Mahkemelerine açılan ticari davalarda görev kuralına dayanılmamış olması, Asliye Ticaret Mahkemesine görevsizlik kararı verilmesini gerektirmeyecektir. Başka bir anlatımla, yargı çevresinde, Asliye Ticaret Mahkemesi bulunmayan yerlerde bir ticari uyuşmazlığın çözümü için Asliye Hukuk Mahkemesine genel mahkeme sıfatıyla dava açılması halinde mahkemece görevsizlik kararı verilmeksizin işin görülmesi gerekir. Buna karşılık kanun aksi durumu düzenlememiş olduğundan, Asliye Hukuk Mahkemesinin ticari olmayan bir davayı Asliye Ticaret Mahkemesi sıfatıyla görmüş olması bir usule aykırılık halini oluşturmaktadır.
TTK'nın 24 ve devamı maddelerde düzenlenen ticaret siciline ilişkin hükümler tacir sıfatını taşımanın tescile bağlı olmadığı, üstelik bu sıfatı taşımanın sonucu ve gereği olduğunu ortaya koymaktadır. Bu nedenle esnaf boyutunu aşan ticari işletme işleten kimsenin ticaret siciline kaydını yaptırmamış olması, tacir olmadığını göstermediğinden, esnaf sayılmasını gerektirmez. Ancak yapılan araştırmada davacının 14/08/2012 - 30/06/2024 tarihleri aralığında Telekomünikasyon Teçhizatının Perakende Ticareti, 15/12/2014 - 30/06/2024 tarihleri aralığında Tahsilat Ve Kredi Kayıt Bürolarının Faaliyetleri, 01/03/2015 - 30/06/2014 tarihleri aralığında Bilgisayar, Yazılım, Elektronik Ve Telekomünikasyon Donanımlarının Ve Diğer Büro Ekipmanlarının Toptan Satışı İle İlgili Aracıların Faaliyetleri, 09/05/2024 - 04/11/2024 tarihleri aralığında Değerli Metal Cevherleri Ve Konsantrelerinin Toptan Ticareti (Altın, Gümüş, Platin Vb.) faaliyetlerinde bulunduğu, bungalov kiralama alanında ticari faaliyetine ilişkin bir çalışma alanının bulunmadığı anlaşılmıştır.
Somut olayda, taraflar arasındaki uyuşmazlık eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Taraflardan her ikisinin de tacir olması halinde Asliye Ticaret Mahkemesinin görevli olduğu kabul edileceği, iş bu davada, davacı tarafın tacir sıfatını haiz olmadığı anlaşıldığından davaya bakmakla görevli mahkemenin Sakarya Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu anlaşılmıştır.
Açıklanan nedenlerle; davaya bakma görevinin Sakarya Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesine ait olduğu ve dava şartlarından olan görev hususunun yargılamanın her aşamasında resen gözetilmesi gerektiği, düşünce ve yargısına varılmış ve dava dilekçesinin görev yönünden reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM (Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere):
1-Davanın göreve ilişkin dava şartı noksanlığı nedeniyle usulden REDDİNE,
2-Görevli mahkemenin Sakarya Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesi olduğuna,
3-Kararın kesinleştiği tarihten itibaren 2 hafta içinde taraflardan birinin talep etmesi halinde dosyanın davaya bakmakla görevli Sakarya Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
4-Taraflarca bu süre içinde istemde bulunulmaması halinde HMK 20/1-son ve 331/2 maddesi gereğince yapılacak işlemin mahkememizce DEĞERLENDİRİLMESİNE,
5-Dosyanın süresinde görevli mahkemeye aktarılması durumunda harç ve yargılama giderinin HMK'nun 331/2 maddesi uyarınca görevli mahkemece nazara alınmasına,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK 345. Maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık süre içinde Sakarya Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere karar verildi.
22/05/2025
Katip ...
e-imza
Hakim ...
e-imza