T.C. SAKARYA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİEsas-Karar No: 2025/138 Esas - 2025/135
T.C.
SAKARYA
ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO: 2025/138 Esas
KARAR NO: 2025/135
BAŞKAN: ...
KATİP: ...
DAVACI: ...
VEKİLİ: Av. ...
DAVALI: ...
DAVA: Tazminat (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 26/12/2024
KARAR TARİHİ: 27/02/2025
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 28/02/2025
Mahkememizin 2024/891 Esas sayılı dosyasından, dava dilekçesinin (d) bendinde tarafın sair maddi zararlar tanımlaması ile 1.000,00-TL bedel göstererek açmış olduğu dava asıl dosyadan tefrik edilerek yukarıdaki esasa kaydı yapıldı. Dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı tarafın iddiaları: Taraflar arasında davacıya ait "..., ..., ... Mahallesi, ... Ada, ... Parsel" de bulunan "..." adresindeki meskenin iç dekorasyonunu 182.500 TL bedelle yapma konusunda 31.12.2022 tarihli Dekorasyon Sözleşmesi imzalandığını, işin 15.02.2023 tarihine kadar bitirilmesinin öngörüldüğünü, davalının evin anahtarını teslim almasına ve 150.000,00 TL peşin ödeme yapılmasına rağmen davalının işi tamamlamadığını ve anahtarı teslim etmediğini, Ankara 17. Noterliğinin 09.08.2024 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile davacının sözleşmeyi haklı olarak feshettiğini ve zarar talebinde bulunduğunu, davalının 17.08.2024 tarihinde temerrüte düştüğünü, eserin teslim edilmemesi sebebiyle işin başkasına yaptırılacak olması sebebiyle bedel farkından kaynaklanan zararının oluştuğunu, sözleşmede 3.3 maddede 15.02.2023 tarihinden fesihine kadar olan aylık 15.000 TL aylık gecikme bedeli cezai şart da öngörüldüğünü, davalı tarafça meskene verilmiş muhtemel zararların da tespiti halinde tazminini istediklerini, ara buluculuk görüşmelerinin anlaşamama ile sonuçlandığını belirterek;
a-Dava konusu eserin teslim edilmemesi sebebiyle, davacının işi yeniden yaptıracak olması halinde ödemek zorunda kalacağı bedelden doğan fark zararın fesih tarihinden itibaren işleyecek reeskont avans faizi ile,
b-Müvekkilce, sözleşme konusu iş kapsamında davalıya ödenen bedelin, ödendiği tarihlerden itibaren işleyecek reeskont avans faizi ile,
c-Sözleşme madde 3.3 gereği 15.02.2023 tarihinden fesihine kadar olan aylık 15.000 TL gecikme bedelinin, tahakkuk ettiği tarihten itibaren işleyecek reeskont avans faizi ile,
d-Müvekkilin sair tüm ilgili maddi zararlarının fesih tarihinden itibaren işleyecek reeskont avans faizi ile,
Her bir alacak kalemi için 1.000'er TL'den şimdilik toplam 4.000 TL'nin (kısmi dava olarak) davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Dava dilekçesinde 3. ve 4. sıradaki (yukarıda c ve d) talepler hakkında (açık ve somut olmaması sebebiyle) davacı vekilinden HMK 119 md uyarınca açıklama istenmiş, usulüne uygun muhtıra gönderilmiştir.
Davacı vekili 24.01.2025 tarihli dilekçesi ile açıklama yapmış ise de 4. Sıradaki (yukarıda d bendi) sair maddi zararlar tanımlaması ile 1.000,00-TL bedel göstererek ileri sürdüğü talebin açık olarak ortaya konmadığı anlaşılmış ve bu talep asıl davadan (2024/891 esas) tefrik edilerek mahkememizin 2025/138 esas sırasına (eldeki esasa) kaydedilmiştir.
6100 sayılı HMK’nın "Hâkimin davayı aydınlatma görevi" başlıklı 31. maddesine göre; "Hâkim, uyuşmazlığın aydınlatılmasının zorunlu olduğu durumlarda, maddi veya hukuki açıdan belirsiz yahut çelişkili gördüğü hususlar hakkında, taraflara açıklama yaptırabilir; soru sorabilir; delil gösterilmesini isteyebilir."
Mahkemeye yöneltilen yöneltilen talebin formüle edilmesi ve ileri sürülmesi tarafların görevi, bunları anlamlandırmak veya gerektiğinde açıklattırmak hâkimin görevidir. Ancak bu durum, hâkimin tarafların ileri sürmediği vakıaları ileri sürmelerine imkan vermesi veya hatırlatması anlamını taşımaz. Burada mevcut olmayanın talep edilmeyenin ortaya çıkartılması değil, talep edilenin netleştirilmesi, aydınlatılması, belirlenmesi söz konusudur. Dolayısıyla taraflarca getirilme ilkesi, hâkimin soru sorma ve davayı aydınlatma ödevi (m. 31) çerçevesinde yumuşatılmıştır. Hâkimin davayı aydınlatma ödevi olarak ifade edilen bu düzenleme ile doğru hüküm verebilmesi ve maddi gerçeğin bulunabilmesi amaçlanmıştır. Düzenlemede her ne kadar “açıklama yaptırabilir” denilmişse de, bunun, hâkimin davayı aydınlatması için bir “ödev” olduğunu kabul etmek gerekir. Çünkü davayı aydınlatma ödevi sayesinde hâkim, iddia ve savunmanın doğru ve tam olarak anlaşılmasını sağlayacak ve bu şekilde doğru olmayan bir kararın verilmesini önleyecektir. Görüldüğü üzere, hakimin davayı aydınlatma ödevine ilişkin 31. maddede, hakimin, uyuşmazlığın aydınlatılmasının zorunlu kıldığı durumlarda, maddi veya hukuki açıdan belirsiz ya da çelişkili gördüğü konular hakkında taraflara açıklama yaptırabileceği, soru sorabileceği, kanıt gösterilmesini isteyebileceği belirtilmiştir. (Yargıtay HGK 2020/11-652 Esas 2022/1269 Karar)
HMK nun119/1ğ maddesinde açık bir şekilde talep sonucunun dava dilekçesinde bulunması gereken zorunlu unsurlardan olduğu belirtilmiş ve aynı maddenin ikinci fıkrasında bu hususun eksik olması hâlinde, hâkim davacıya eksikliği tamamlaması için bir haftalık kesin süre vereceği, bu süre içinde eksikliğin tamamlanmaması hâlinde davanın açılmamış sayılacağı düzenlenmiştir.
Dava dilekçesinde; talep sonucu kısmında talebin ne olduğu açık bir şekilde belirtilmelidir. Çünkü, taleple bağlılık ilkesi gereğince hâkim talep sonucuyla bağlı olup, ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez. Bu ilke uyarınca davacının talep etmediği bir şey hakkında karar verilemez. Dava sonucunda kurulacak hükmün sınırını, tarafların karara bağlanmasını istediği talep sonucu belirler. Bu nedenle talep sonucu yeterince açık değilse hâkimin davayı aydınlatma ödevi (HMK. m. 31) kapsamında açık olmayan talep sonucunu açıklatması gerekir.(Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2017/1-1236 Esas 2018/1568 Karar) Davacının sonuç talebi açık olmadan ne karşı tarafın sağlıklı savunma yapması ne de mahkemece sağlıklı bir hüküm verilmesi mümkündür.
Dava dilekçesinin (d) bendinde son alacak kalemi olarak "davacının sair tüm ilgili maddi zararları" şeklinde 1.000 TL talep edilmiştir. Sair alacak ile tarif edilen maddi zararın ve alacağın ne olduğu belirsizdir. Bu sebeple davacı vekilinden HMK 119 maddesi kapsamında açıklama istenmiştir. Yapılan açıklamada sair maddi zararların; sözleşmeden doğan ancak talep edilen diğer alacak kalemlerinin içerisine girmeyen, bu aşamada bilinmeyen ancak keşif yapılarak tespit edilecek meskendeki muhtemel zararlar olduğu ifade edilmiştir. Bu haliyle anılan alacak talebinin belirsizliğinin devam ettiği, açıklamanın talebi somutlaştırmadığı ve yargılama yapmaya elverişli bir talep ortaya konmadığı anlaşılmakla asıl dosyadan tefrik edilen bu kısım yönünden davanın HMK nun 119/2 maddesi gereği açılmamış sayılmasına karar vermek gerekmiştir.
Asıl dava açılırken davacı taraf tefrike konu (1.000,00 TL değerli) belirsiz talebi de kapsar şekilde tüm dava değerini 4000 TL olarak gösterip davasını harçlandırmıştır. Bu sebeple tefrik sonrasında yeni bir harç alınması lüzumlu görülmemiştir.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
1-Davanın 6100 sayılı HMK'nun 119/2 maddesi uyarınca açılmamış sayılmasına,
2-Harç asıl dosya kapsamında maktu olarak alındığından tefrik edilen bu talep açısından ayrıca harç alınmasına yer olmadığına, Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, Karar tebliğ giderleri düşüldükten sonra artan gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine, Gerekçeli kararın HMK nun 321/2 md gereğince talep aranmaksızın taraflara tebliğine,
Dair; HMK 320 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(İki) hafta içerisinde mahkememize veya mahkememize gönderilmek üzere başka bir yer ticaret mahkemesine verilecek bir dilekçe ile Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi.27/02/2025
Katip ...
e-imzalıdır
Başkan ...
e-imzalıdır