T.C. SAKARYA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİEsas-Karar No: 2025/152 Esas - 2025/303
T.C.
SAKARYA
ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO: 2025/152 Esas
KARAR NO: 2025/303
HAKİM:
KATİP:
DAVACI :
VEKİLLERİ:
DAVALI :
DAVA: İtirazın İptali (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 27/12/2021
KARAR TARİHİ: 13/05/2025
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH :11/06/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Karşı tarafın icra dosyasındaki itiraz dilekçesinde her ne kadar yetkiye itiraz ettiğini yazmış olsa da, yetkili icra dairesinin belirtilmediğini, belirtilmediğinden sebeple, yetki itirazının geçersiz olduğundan taraf yönünden dosyanın yetkili yere gönderilmesi hususunda talepte bulunulmadığını, icra müdürlüğünün de yetkiye dayalı kanın maddesine dayalı olarak takibi de durdurmadığını, müvekkile karşı taraftan ve dosyanın diğer borçluları tarafından senedi verdiklerini, karşı tarafların işbu senedi ili, satış işlemi almak düşüncesiyle borca taraf ve adlı kişilerin de senede imza atarak borç altına girmeyi kabul ettiklerini, iş bu senedin kambiyo vasfı zamanaşımına uğradığından sebeple ilamsız takip açıldığını, karşı tarafların yükümlülüklerini yerine getirmediklerinden sebepsiz olarak da zenginleştiklerini, yine işbu takibe sadece itiraz edenin karşı taraf olduğunu, diğer borçlular yönünden de borcun kesinleşmiş olduğunu, lakin müvekkilinin yine de alacağını alamadığını, senetle aynı tarihli yazılı sözleşme mevcut olduğunu, işbu yazılı sözleşmeyi de sunduklarını, işbu sözleşmede de, senet ödenmediği takdirde yasal işlemler başlatılacağının da net olarak yazdığını, ayrıca sözleşme içerisinde senedin neden alındığını da net olarak yazdığını, özetle takip konusu senedin neye dayalı olduğunun sözleşme ile de desteklendiğini, karşı tarafın senedi ve sözleşmeyi kabul etmesine rağmen borca itiraz etmesinin mal kaçırma şüphesini artırdığını iddia etmiş, öncelikle müvekkilinin zararlarıın bir nevi önüne geçilmesi adına teminatsız ihtiyati haciz kararı verilmesini, olmadığı takdirde miktarın da yüksek olması neticesinde uygun bir teminat karşılığı ihtiyati haciz kararı verilmesini, usulüne uygun yapılmayan yetkisizlik itirazının kaldırılmasına, yetkili yer icra dairesinin Sakarya 4. İcra Dairesi olduğuna, karşı taraf adına, Sakarya 4. İcra Dairesi 2021/9634 Esas No.lu dosyaya yapılan itirazın iptaline ve takibin devamına esas ve faiziyle birlikte karar verilmesini, davalının itirazının kötü niyetli olması nedeniyle %20 den az olmamak üzere takdir edilecek icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı taraf üzerine bırakılmasını talep etmiştir.
Dava dilekçesi davalılara tebliğ edilmiş olup, davalının mahkemeye sunduğu cevap dilekçesinde; asıl borçlu benimle birlikte, üyesi olduğunu, kendisinin de bu kooperatifin başkanı ve yöneticisi olduğunu, ile yeğeni arasında faaliyeti durdurulmuş işletilmeyen bir tavuk çiftliği alıp tarafından çok amaçlı kullanılmak üzere hatta kooperatifin de bu çiftlikten menfaati olabileceği düşüncesiyle ve bu çifiliği de bankaya kredi kullanmak için ipotek bedeli gösterip kredi kullanmak istediklerini, bundan dolayı davacı bu işleri organize etmek için yeğeni olduğunu bildiğim şahsı gönderdiğini, bu şahsın bu işlerin organizesi o sırada ilinde bulunan asıl borçlu ve yeğeni kefil olan da davacının gönderdiği şahısla bir arada olup, davacının yakını o an şahıs kendisine verdiği yetki dahilinde hatırladığı kadarı ile Osmaniye 1.Noterliğen giderek vekalet verdiğini, bu yetki ile tapuda alım satım ve ipotek vermeye yetkili olan vekaletname verdiğini, kooperatifin adına ipotek kullanabilmesi için adına vekaletle yetki verildiğini, ancak, işler sonuçlanmayınca ve borçlu talimatı ile bir hafta sonra verilen vekaleti yine noterden azilname ile iptal ettirdiğini, davacı buna rağmen hal böyle iken neden düzenlenen söz konusu vekaletlerin, sözleşmelerin senetlerin iptal edilmediğini, bundan anlaşılacağı üzere davacının kötü niyetli olduğunu, kendisinin anladığı kadarı ile davacı ile borçlu arasında bir sahtecilik ve usülsüzlük olduğunu ve şahsını zarara uğratmak ve kumpasa düşürülmek istendiği kanaatinde olduğunu, bu nedenle davayı kabul etmediğini savunmuş, bu nedenle davanın reddine, takibin durdurulmasına, icra takibi ile ilgili yetkili İcra Dairesinin Osmaniye İcra Daireleri olduğuna, Sakarya 4. İcra Dairesinin yetkisizliğine, mahkeme masrafları ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde;
Dava itirazın iptali talebine ilişkindir.
Sakarya 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2021/513 Esas - 2023/38 Karar sayılı, 26/01/2023 Tarihli kararı, Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi'nin 04/12/2024 tarih ve 2023/1290 esas 2024/1782 karar sayılı ilamı ile kaldırılmış ve dosyanın Mahkememizin 2025/152 Esas (YENİ ESAS) sırasına kaydı yapılmıştır.
Sakarya 4. İcra Müdürlüğünün 2021/9634 numaralı dosyası incelendiğinde, davacının lehtarı olduğu, dava dışı düzenleyeni, davalının “kefil” olarak yer aldığı, 14.04.2015 tanzim, 20.08.2015 vade tarihli 250.000,00 TL bedelli bono nedeniyle davacının aralarında davalının da bulunduğu borçlular hakkında takip başlatıldığı, başlatılan takibe davalının itirazı üzerine takibin durduğu tespit edilmiştir. İtirazın iptali için eldeki davanın açıldığı anlaşılmıştır.
Kesin olmak üzere verilen Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi'nin 04/12/2024 tarih ve 2023/1290 esas 2024/1782 karar sayılı kaldırma ilamında belirtildiği üzere mevcut davada aval veren sıfatı bulunan davalının takibe konu bono nedeniyle sorumluluğunun bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi gerekmiştir.
Davaya konu bononun 6102 Sayılı TTK.'nın 778-(1)-h) maddesinin yollaması ile TTK. 749 maddesi uyarınca zamanaşımına uğradığı tespit edilmiştir. Söz konusu senedin zamanaşımına uğradığı konusunda da taraflar arasında uyuşmazlık yoktur.
Kaldırma ilamında da belirtildiği üzere aval verenin sorumluluğu kendisi ya da lehine aval verilen tarafından borcun ödenmesi, ibra, zamanaşımı ve kambiyo senedinin zayi olmasıyla sona erebilir.
Somut olayda, zamanaşımına uğramış bonoya dayalı olarak açılan itirazın iptali davasında, davalı taraf zamanaşımı definde bulunmuştur. İleri sürülen bu defi, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 702/2. maddesi uyarınca mutlak defi niteliğinde olup; davalının, aval veren sıfatıyla senetten doğan sorumluluğunu tümüyle ortadan kaldırmaktadır. Bu kapsamda, davalının kambiyo sorumluluğu kalmadığı anlaşılmış ve eldeki davanın reddine karar verilmesi gerekmiştir.
Hüküm: Gerekçesi Yukarıda Açıklanan nedenlerle;
1-Açılan davanın REDDİNE,
2-Sair hususların gerekçeli kararda açıklanmasına,
3-Yürürlükte Bulunan Yargı Harçları tarifesi gereğince alınması gereken 615,40-TL harcın mahsubu ile fazladan alınan 4.073,63-TL'nin yatıran tarafa iadesine,
4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
5-Artan gider avansın kararın kesinleşmesi halinde yatıran tarafa iadesine,
Dair, davacı vekilinin yüzünde (E - Duruşma Vasıtasıyla), davalı tarafın yokluğunda verilen kararın, taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde mahkememize veya mahkememize gönderilmek üzere başka bir yer mahkemesine verilecek dilekçe ile Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 13/05/2025
Katip
Hakim