T.C. SAKARYA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİEsas-Karar No: 2025/166 Esas - 2025/652
T.C.
SAKARYA
ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO: 2025/166 Esas
KARAR NO: 2025/652
HAKİM:
KATİP:
DAVACI :
VEKİLİ:
DAVALI :
VEKİLLERİ:
DAVA İHBAR OLUNAN:
DAVA: Alacak (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 06/03/2025
KARAR TARİHİ: 07/10/2025
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 06/11/2025
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Her iki tarafın da Ticaret Sicil Müdürlüğü'ne kayıtlı olarak faaliyet gösterdiğini, aralarındaki sözleşmenin nevi her ne kadar hizmet sözleşmesi olsa da, davacı firmanın elektrikle çalışan makinelerle üretim yaptığı ürünlerin satışını yapmak suretiyle ticaret yaptığını, davalı firma yönünden ise, bu bölgenin "sanayi sitesi" vasfı nedeniyle her firmanın ticari faaliyet gösterdiği karine olarak kabul edilmesi gerektiğini, zira, bu bölgedeki her taşınmazın, "işyeri" olarak kullanıldığını, bu nedenle, aralarındaki ilişkinin mahiyetinin "ticari" olduğunun kabulü gerektiğini, dava şartı olan arabuluculuk süreci yerine getirildiğini, arabuluculuk süreci, 09/10/2024 tarihinde anlaşamama ile sonuçlandığını, ayıplı hizmet nedeniyle maddi zararın meydana geldiğini, Keresteciler Sanayi Sitesi olarak adlandırılan sanayi sitesinde yer alan " " adresinde mukim bulunan üretim tesisinde sürekli olarak elektrik kesintisi yaşandığını, bazı günler kesinti sayısının 3 (üç)'ü bulduğu dahi olduğunu, bu hususla ilgili olarak defaatle çözüm bulunması yönünde talepler iletilmişse de davalı firmanın, yaşanan sorunu çözüm üretmemekte direttiğini, 20/08/2024 tarihinde yaşanan yaşanan elektrik kesintisi nedeniyle, gerilim dalgalanmasının yaşandığını, bu elektrik kesintisinden kaynaklı olarak üretim için kullandııkları sineklik katlama makinesine ait katlama bıçakları, rezistanslar ve SSR zarar gördüğünü, aynı sitede, başka bir firmaya ait makineler de benzer şekilde gerilim dalgalanmasından kaynaklı arızalandığını, arızanın elektrik kesintisinden kaynaklanması nedeniyle garanti kapsamında değiştirilemeyeceği değerlendirildiğini, arızalanan makinenin garanti süresi devam etmesine karşın, garanti gerilim dalgalanmalarına dayanan arızalanmaları kapsamadığından bu garanti kapsamında değişim yapılmadığını, bu hususun, tarafından verilen fiyat teklif raporunda açıkça "Gerilim dalgalanması ve elektrik kesintisinden kaynaklı rezistanslar ve SSR zarar görmüş olup garanti kapsamına girmemektedir." şeklinde değerlendirildiğini, yine, tarafından verilen müşteri teklif ve sipariş formunda açıkça "Firmamız tarafından gerekli kontroller yapılıp ürünlerin garanti kapsamına girmediği ve elektrik kesintisi sebebiyle üst üste binmesi sonucu bıçakların kırıldığı tespit edilmiş yeni sipariş ve ürünler hazırlanıp montaj sağlanmıştır." şeklinde değerlendirildiğini belirterek; Tüm bu nedenlerle; davalı firmanın asli ve tam kusurlu olduğunu, davaya konu vakıa birlikte değerlendirildiğinde, elektrik kesildiği tarih ile makinenin bozulduğu tarihler örtüştüğünü, bunun yanı sıra, alınan servis hizmetlerinden gelen yetkili personelin yaşanan arızanın da doğrudan elektrik kesintisinden kaynaklandığını tespit eder evraklar da işbu dilekçe ekinde yer aldığını, bu halde, davalı firmanın doğan zarardan mesul olduğunun açıkça ortaya olduğunu, davanın kabulü ile; fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydı ile, şimdilik 100,00-TL maddi tazminatın, davalı firmaya başvuru tarihi olan 23/08/2024 itibariyle işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsiline, yargılama gider ve vekalet ücretinin karşı taraf üzerine tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili tarafından sunulan 27/03/2025 Tarihli cevap dilekçesinde özetle; Görülmekte olan davada; Her türlü elektrik arızasının gerçek arızalanma nedeni araştırılmadan ve zararın gerçek nedeni irdelenmeden husumeti hedefteki ilk kişi olan ..’a yöneltmek ve müvekkilin kusursuz olduğu bilinse bile güdümlü ve tek taraflı olarak düzenlenen raporun, makbuz ve tutanaklara dayanarak, zararına müvekkili ortak etmek, aboneler, enerji kullanıcıları ve sigorta şirketleri için artık alışkanlık haline geldiğini, bu olayda da .. yine sorumluluğa en kolay ortak edilebilecek ve zarar karşılığının tahsil kabiliyeti en güçlü kuruluş olarak görülmüş ve zararın gerçekten neden kaynaklandığı üzerinde düşünülmeden ve araştırılmadan husumet müvekkile yöneltildiğini, Sırf hasar gören cihazın elektrikle çalıştığı için zararın gerçek nedeni irdelenmeden yine her zamanki gibi husumeti hedefteki ilk kişi olan ..’a yöneltmek artık alışkanlık haline geldiğini, bu olayda da SEDAŞ yine sorumluluğa en kolay ortak edilebilecek ve zarar karşılığının tahsil kabiliyeti en güçlü kuruluş olarak görülmüş ve olumsuz durumun gerçekten neden kaynaklandığı üzerinde düşünülmeden ve araştırılmadan husumetin müvekkile yöneltildiğini, 26/08/2024 tarihli ...'nda (Kayıt No:70000074500, Karar No:5400006116) ; ..yapılan inceleme neticesinde ... 20/08/2024 tarihinde müvekkil şebekesinde cihaz/mal hasarına sebebiyet verecek nitelikte herhangi bir arıza ve planlı kesinti yaşanmadığı, yapılan kontroller neticesinde cihaz hasarına sebebiyet verebilecek arıza kaydının bulunmadığı, bölgede aynı hattan enerji alan müşterinin olduğu, diğer müşterilerden de cihaz hasarına ilişkin herhangi bir talep yada şikayetin olmadığı, hatta yapılan ölçümlerin Elektrik Dağıtımı Ve Perakende Satışına İlişkin Hizmet Kalitesi Yönetmeliği Teknik Kalitenin Şartları başlıklı 23.maddesinde belirtilen sınırlar çerçevesinde olduğu tespit edildiğini, iş bu somut olayda ...20/08/2024 tarihinde meydana gelen cihaz arızasında; müvekkil şirket ...'ın meydana geldiği iddia olunan olumsuz durumun oluşmasında hiçbir kusuru bulunmadığını, elektrik gibi teknik bir konuda teknik ve derinlemesine bir bilgiye sahip olmaksızın hazırlanan servis raporuna dayanarak müvekkil şirketin sorumlu olduğu iddiasının tarafımızca kabulünün mümkün olmadığnıı, Yargıtay'ın birçok yerleşmiş kararlarında özel ve teknik bilgiyi gerektiren hususlarda ekspertiz raporu veya servis faturasının baz alınamayacağı belirtildiğini, bu nedenle başkaca bir dayanak ve delil olmadan, salt servis raporuna dayanılarak müvekkilin kusurlu olduğu iddiası tarafımızca anlaşılabilmiş olmadığını, kaldı ki zararın meydana geldiği iddia edilen tarihlerde aynı şebekeden beslenen başka bir kullanıcının zarar görmediği müvekkil şirketin kaliteli gerilimi şebekeye verdiğinin en büyük ispatı olduğunu, davacının elektrik kesintilerine karşı herhangi bir önlem almamıştır, kaldı ki; elektrik kullanan abonelerin müvekkilin bilgisi dışında güç artırımında bulunmaları ve bölgedeki kaçak kullanılmasının elektrik kesintilerine neden olabildiği dolayısıyla bu tür durumlarda müvekkile kusur izafe edilemeyeceğini, müvekkil şirketin üçüncü şahıslara karşı mali mesuliyet ve ürün sorumluluk sigortası bulunmadığını, müvekkil şirketin ...tarafından sigortalandığını, davanın ...FS1-357761549-3MS-357819196 Poliçe Nolu sigorta tarafına ihbarını talep ettiklerini, tüm bu nedenlerle; haksız ve mesnetsiz olarak açılan işbu davanın reddini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Taraflar arasındaki anlaşmazlık: Davacının işyeri adresinde elektrik voltaj düşüklüğü ve yükselmesinin olup olmadığı, ayrıca elektrik kesintisinin olup olmadığı, bunlardan dolayı davaya konu faturalarda belirtilen üretimde kullanılan sineklik katlama makinesine ait katlama bıçakları, rezistanslar ve SSR’nin zarar görüp görmediği, zarar var ise makine tamir maliyeti tutarının ne olduğu, davalının bu tutardan sorumlu olup olmadığı yönündedir.
Taraf vekillerinin 08/07/2025 tarihli dilekçeyi sunduğu, dilekçenin sulh protokolüne yönelik olduğu anlaşılmıştır.
Mahkememizin (07/10/2025) Celse Tarihli duruşmasında davalı vekili alınan beyanında;"Davacı ile protokol yaptık. Taraflar sulh olmuştur. Esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına dair karar verilmesini talep ederiz, karşılıklı olarak vekalet ücreti, yargılama gideri talebimiz bulunmamaktadır, protokol gereği yerine getirilsin, dedi." şeklinde beyanda bulunmuştur.
Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde;
6100 Sayılı HMK'nın 313 ve devamı maddeleri uyarınca; sulh, görülmekte olan bir davada, tarafların aralarındaki uyuşmazlığı kısmen veya tamamen sona erdirmek amacıyla, mahkeme huzurunda yapmış oldukları bir sözleşmedir. Sulh, ancak tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebilecekleri uyuşmazlıkları konu alan davalarda yapılabilir. Dava konusunun dışında kalan hususlar da sulhun kapsamına dâhil edilebilir. Sulh, şarta bağlı olarak da yapılabilir. Sulh, hüküm kesinleşinceye kadar her zaman yapılabilir.
Sulh, ilgili bulunduğu davayı sona erdirir ve kesin hüküm gibi hukuki sonuç doğurur. Mahkeme, taraflar sulhe göre karar verilmesini isterlerse, sulh sözleşmesine göre; sulhe göre karar verilmesini istemezlerse, karar verilmesine yer olmadığına karar verir. Ancak irade bozukluğu ya da aşırı yararlanma hâllerinde sulhun iptali istenebilir.
Taraf vekillerinin beyanları ve yukarıda anılan HMK hükümleri kapsamında, tarafların sulh oldukları, sulhun yargılamaya son veren ve kesin bir hükmün sonuçlarını doğuran taraf işlemlerinden olduğu da gözetilerek, taraflar arasındaki uyuşmazlığın sulh ile çözülmüş olması nedeniyle esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Hüküm: Gerekçesi Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;
1-Açılan davanın sulh nedeniyle esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına,
2-Harçlar kanunu gereğince Davadan feragat veya davayı kabul veya sulh, muhakemenin ilk celsesinden sonra vuku bulduğundan, maktu karar ve ilam harcının üçte ikisi olan 410,27-TL harcın mahsubu ile fazladan alınan 205,13 TL'nin yatıran tarafa iadesine,
3-Vekalet ücreti talebi olmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
5-Artan gider avansın kararın kesinleşmesinden sonra talep halinde davacı tarafa iadesine,
6-Zorunlu arabuluculuk nedeniyle hazine tarafından karşılanan 3.600,00 TL miktarın, arabuluculuk giderinin gider avansı olarak görüldüğü de dikkate alınarak taraflar arasındaki sulhe göre davacıdan alınarak hazineye irat kaydına,
Dair, davalı vekilinin yüzünde, davacı vekilinin yokluğunda verilen kararın, taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde mahkememize veya mahkememize gönderilmek üzere başka bir yer mahkemesine verilecek dilekçe ile Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi. 07/10/2025
Katip
e-imza
Hakim
e-imza