T.C. SAKARYA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİEsas-Karar No: 2025/211 Esas - 2025/726
T.C.
SAKARYA
ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTÜRK MİLLETİ ADINA
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO:
KARAR NO:
BAŞKAN:
ÜYE:
ÜYE:
KATİP:
DAVACI :
VEKİLİ:
DAVALILAR :
VEKİLİ:
DAVA: İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 07/03/2023
KARAR TARİHİ: 05/11/2025
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 16/12/2025
Mahkememizin 22/05/2024 tarih ve 2023/603 Esas 2024/303 sayılı usulden red kararı Sakarya BAM 5. Hukuk Dairesi'nin 14/03/2025 tarih ve 2025/400 Esas 2025/448 Karar sayılı ilamıyla kaldırılmakla, dava mahkememizin yukarıdaki esasına kaydı yapılıp incelendi:
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı ..... ile Davalı .... Şti ve ...... Şti arasında ....İli ... İlçesi ... Köyünde yapılan 6 adet müstakil yapı ve .....İli .....İlçesi .... Köyünde yapılan 6 adet müstakil yapı olmak üzere toplam 12 adet yapının yapımına ilişkin ticari iş ilişkisi kurulduğunu, davacı tarafından yapılan imalatların yapım masrafların davacı tarafından karşılanmadığını, davalı borçlulardan ödenmemiş bakiye fatura alacağı , ödenmemiş işçilik bedelleri , kar payı ve ekstra yapılan ve ödenmeyen iş ve işçilik bedelleri alacakları bulunduğunu, davalıların ödeme yapmaması üzerine başlatılan icra takibine davalıların itiraz ettiğini belirterek Sapanca İcra Müdürlüğü ...... Esas Sayılı icra takibine davalılarca yapılan itirazların iptali ile icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı taraf beyanlarında; Davalılar vekili davanın zamanaşımına uğradığını, takibe konu faturaların hiç birisinin davalılar adına kesilmediğini, aksine faturaların davacı adına düzenlendiğini, taraflar arısında sözleşme ilişkisinin bulunmadığını ve belirterek davanın reddini istemiştir.
Dava eser sözleşmesinden kaynaklanan alacak iddiası sebebiyle itirazın iptali talebine ilişkindir.
Sözleşme ilişkisi davalı tarafça kabul edilmemiş, takibe dayanak faturaların kendileri hakkında olmadığı belirtilmiştir. Taraflar arasında inşaat yapım işine dair bir ilişki bulunup bulunmadığının tespiti bakımından ticari defter ve kayıtları üzerinde bilirkişi marifetiyle inceleme yapılmış, davacının faaliyet alanında inşaat işinin bulunmamasına rağmen davalılar ile aralarında inşaat yapım işine dair ayrıntıları belirli olmayan bir ilişki kurulduğu, bu ilişki ile davacının takibe dayanak yaptığı faturaların ilgisinin ise kurulamadığı görülmüştür.
Davacı taraf -davalılar ile ilgisi olmayan muhtelif faturalara dayanarak başlattığı- icra takibinde alacağın sebebi olarak (bakiye fatura alacağı, ödenmemiş işçilik alacağı, kar payı ve ek iş- işçilik bedelleri şeklinde yazarak) muhtelif alacak kalemleri göstermiş ve toplam 938.000,00-TL asıl alacak talebinde bulunmuş ancak hangi alacak kalemi için hangi bedelde talepte bulunulduğunu ayrı ayrı göstermemiş, yargılamaya ve tespite elverişli olmayan şekilde toplu bir talep ileri sürmüştür. Bu husustaki eksikliğin giderilmesi yargılama konusunun belirlenebilmesi ve hüküm altına alınabilmesi için zorunlu görülmüştür. Ayrıca davacı her iki davalı şirkete karşı husumet yönelterek -takip icra takibi yapmış ve toplam 12 adet yapıdan kaynaklı alacak talebinde bulunmuştur. Davacıdan davalıları aynı takip talebinde birlikte borçlu göstermesi ve aleyhlerinde birlikte itirazın iptali davası açması sebebi sorulmuş, davalılar arasında adi ortaklık bulunup bulunmadığı, husumetin her iki şirkete birlikte yöneltilmesinin sebebinin ne olduğu, bahsi geçen 12 adet yapıda davalıların ayrı ayrı işveren mi olduğu, yoksa birlikte mi işveren oldukları hususu sorulmuştur. Bu kapsamda davacı tarafa kesin süre verilerek takibe konu yaptığı alacak miktarının ayrı ayrı kalemler halinde açıklanması, yargılamaya yapmaya elverişli halde bildirilmesi, davalılara birlikte husumet yöneltmesinin sebebini göstererek her bir davalı açısından talebini somutlaştırması istenmiştir. (13/03/2024 tarihli duruşma ara kararı)
Davacı vekili 25/03/2024 tarihli açıklama mahiyetindeki dilekçesinde:
Müvekkilim ....... ile Davalı ...... Şti ve .......Şti arasında ; ....İli ....İlçesi ....Köyünde Yapılan 6 Adet Müstakil Yapı ve ....İli .....İlçesi ....Köyünde Yapılan 6 Adet Müstakil Yapı Olmak Üzere Toplam 12 Adet yapının yapımına ilişkin ticari iş ilişkisi kurulmuştur.Müvekkilim davalı ortak şirketlerle sözlü eser sözleşmesi meydana getirmiştir. Dava konusu müstakil yapı müvekkilim tarafından inşaatın temelinden muhattabın anahtar teslimine kadar yapılmış olup tüm inşaat kapsamında kullanılan malzemeleri de kendi satın almıştır. Mahkemenizin tarafımızdan belirtmemizi istediği alacak kalemleri de daha önce dosyaya sunduğumuz faturalarda da mevcuttur. Davaya konu takip alacağı için müvekkilim davacı tarafından davalı şirketlerin talimatları ile faturalar kesilmiş fatura içeriklerinden de anlaşılacağı üzere müvekkilim davacının yapmış olduğu işleri ve harcamaları gösterir tüm alacak kalemleri faturalara yansıtılmıştır. Bu fatura bedellerinde yazan alacak kalemlerinin toplamı olarak asıl alacak olan 938.000,00 TL talep edilmiştir. Davalı ......Şti ve ...... Şti. Arasında ortaklık ilişkisi ve organik bağ mevcuttur. Davacı müvekkilimin kestiği faturalardan da anlaşılacağı üzere davalı şirketin yetkililerinin aynı olması hasebiyle iki ayrı şirkete fatura kestirilmiş iki ayrı şirket faaliyetinde beraber hareket etmekte ve beraber sevk ve idare edilmektedir. " demiştir.
İtirazın iptali davasının icra takibine sıkı sıkıya bağlılığı kuralı karşısında, somutlaştırılmayan ve yeterli açıklama içermeyen, netleştirilmeyen davanın usulden reddine dair 22/05/2024 tarihli 2023/603 Esas 2024/303 Karar sayılı karar verilmiş, bu kararın istinafı üzerine Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesinin 2025/400 Esas 2025/448 Karar sayılı 14/03/2025 tarihli kararı ile "davacıya açıklama yapması amacıyla verilen sürenin kesin olmadığı süreye uymamanın sonuçlarının ihtar edilmediği, dolayısıyla bu süreye uymamanın sonuç doğurmayacağı " gerekçesiyle mahkememiz kararı kaldırılmıştır.
İstinaf dairesinin kaldırma kararı doğrultusunda 21/03/2025 tarihli tensip ara kararı ile davacıya açıklama amacıyla usulüne uygun şekilde iki haftalık kesin verilmiş ve tensip zaptı davacı vekiline 02/04/2025 tarihinde tebliğ edilmiştir.
Davacı vekili 15/04/2025 tarihli dilekçesinde talep konusu yapılan;
Talep konusu yapılan fatura alacağının;
Davalı ......adına kesilmiş olan 045005 nolu 11.11.2019 tarihli ödenmemiş fatura bedeli olan 51.920 TL,
Davalı ......adına kesilmiş olan 045004 nolu 11.11.2019 tarihli ödenmemiş fatura bedeli olan 396.480 TL,
Davalı ......adına kesilmiş olan 045002 nolu 10.10.2019 tarihli ödenmemiş fatura bedeli olan 50.150 TL,
Davalı ......adına kesilmiş olan 045001 nolu 09.08.2019 tarihli ödenmemiş fatura bedeli olan 149.999,24 TL,
Olmak üzere toplam 648.549,24 TL olduğunu,
Talep konusu yapılan ekstra işler olarak
Ödenen malzeme: 200.000,00 TL
İşçilik parası : 40.000,00 TL
Kar payı : 40.000,00 TL ,
Diğer giderler : 9.450,76 TL
olmak üzere toplam 289.450,76 TL olduğunu belirtmiştir.
Davacı vekili ekstra işler olarak tanımladığı alacaklarının "fatura kesilmeyen, davalı şirketlerin yetkilileri tarafından yapılan işin dışında ekstra istenen işlere ilişkin olduğunu, bu nedenle davacının bu işler için ödemiş olduğu işçilik parası ,kar payı ,malzeme parası ve diğer giderleri alacaklarının olduğunu belirtmiştir"
Takip talebinde davacı alacak kalemlerini ; ödenmemiş bakiye fatura alacağı, ödenmemiş işçilik bedelleri, kar payı ve ekstra yapılan iş ve işçilik bedeli olarak belirtmiştir. Davacı 15/04/2025 tarihli açıklama dilekçesinde takip talebinde belirtmediği "diğer giderler" adı altında farklı bir alacak kalemini ileri sürmüştür. Yapılan açıklama ile takip talebindeki alacak kalemleri uyuşmamaktadır. Ayrıca davacının fatura alacağı olarak açıkladığı 648.549,24 TL alacak icra takibine dayanak yapılan (davalılar adına düzenlenmemiş) faturalardan farklı olarak dört faturayı dayanak göstermiştir. Davacı itirazın iptali davasında takip dayanağı olmayan faturalara istinaden alacağın varlığını ispat etmek istemektedir. Davacının yaptığı bu açıklama netice-i talebi belirli ve yargılamaya elverişli hale getirmeye yeterli olmadığı gibi takipte istenmeyen yeni ve belirsiz bir alacak kalemi ortaya konmuş bulunmaktadır.
İtirazın iptali davasının takibe bağlılığı sebebiyle takip talebinde ileri sürülmeyen sebeplere ve belgelere itirazın iptali davasında dayanılması ve ileri sürülmesi mümkün değildir. "Diğer giderler" şeklinde belirsiz bir açıklama da davayı aydınlatmamaktadır. İtirazın iptali davası alacak davası gibi yargılama yapmaya elverişli bir dava türü değildir.
Davacı vekiline 09/07/2025 tarihli duruşma gereği son bir muhtıra çıkarılmıştır.
Bu muhtırada "Takibe konu yaptığınız alacak miktarını ayrı ayrı kalemler halinde ve miktarlarını ayrı ayrı göstererek açıklamanız, talebinizi yargılamaya yapmaya elverişli halde bildirmeniz, yapılan önceki açıklamadaki (diğer giderler tanımlaması ile yapılan) belirsizliği gidermeniz amacıyla tarafınıza 2 haftalık kesin süre süre verilmiştir. Bu muhtıra tebliğinden itibaren başlayacak iki haftalık kesin süre içinde belirtilen hususlarda açıklama yapılmaması ve netice-i talebin yargılama yapmaya elverişli şekilde belirli hale getirilmemesi halinde HMK'nun 119/2 md. gereği davanın açılmamış sayılmasına karar verileceği hususu ihtar olunur. Ayrıca açıklama dilekçenizde bildirdiğiniz ve takibe dayanak belgeler arasında olduğunu ileri sürdüğünüz 045005 -045004 -045002- 045001 nolu faturalar takip talebine dayanak belgeler içerisinde bulunamadığından, takip talebine dayanak yaptığınız tüm belgelerin okunaklı bir örneğini dosyaya sunmanız gerekmektedir. Yine bu muhtıranın tebliğinden itibaren iki haftalık kesin süre içinde istenen belgeleri (takip talebine dayanak yaptığınız tüm belgelerin okunaklı bir örneğini) sunmamanız halinde bu faturaların takip talebine dayanak evrak içerisinde bulunmadığı ve itirazın iptali davasında bu faturalara dayanılamayacağı kabul edilecektir." denilmiştir. Bu muhtıra 28/07/2025 tarihinde davacı vekiline tebliğ edilmiştir.
Davacı vekili 11.08.2025 tarihli açıklama dilekçesinde bu kez;
Talebe konu 648.549,24 TL fatura alacağının (yine takip talebinde dayanak yapılmamış olan)
Davalı ....adına kesilmiş olan 045005 nolu 11.11.2019 tarihli ödenmemiş fatura bedeli olan 51.920 TL
Davalı ....adına kesilmiş olan 045004 nolu 11.11.2019 tarihli ödenmemiş fatura bedeli olan 396.480 TL
Davalı ....adına kesilmiş olan 045002 nolu 10.10.2019 tarihli ödenmemiş fatura bedeli olan 50.150 TL
Davalı ....adına kesilmiş olan 045001 nolu 09.08.2019 tarihli ödenmemiş fatura bedeli olan 149.999,24 TL olduğunu,
Bunun dışında;
ödenen malzeme : 200.000,00 TL
işçilik parası : 40.000,00 TL
kar payı : 40.000,00 TL ,
Olmak üzere ekstra yapılan işler bedelinin 280.000,00 TL olduğunu belirtmiş, önceki açıklamasındaki "Diğer giderler 9.450,76 TL" kalemine bu açıklamasında yer vermemiştir.
Davacı vekili bu kez -icra takibinde istenen alacaktan daha düşük- toplam 928.549,24-TL alacak açıklaması yapmıştır.
Görüldüğü üzere süreçte davacı vekilinden üç kez netice talebini açıklaması ve davasının itirazın iptali davası yargılaması yapmaya elverişli şekilde netleştirmesi istenmiş ancak bu açıklamanın alınması mümkün olmamış, her açıklamada takip talebinde belirtilen alacak kalemleri ile çelişen talepler ortaya konmuştur.
Somut davada usul hukuk açısından tartışılması gereken bir kaç yön bulunmaktadır. Davacının talebini somutlaştırma yükümlülüğünü yerine getirip getirmediği, itirazın iptali davası açısından özel bir dava şartı olan usulüne uygun takip yapılıp yapılmadığı, itirazın iptali davasının icra takibine sıkı sıkıya bağlılığı, icra takibinde gösterilmeyen borç sebebinin/dayanağının itirazın iptali davasında gösterilip gösterilemeyeceği, neticei talebin açık olması zorunluluğu ve bu yöndeki eksikliğin giderilmemesi halinde karşılaşılacak sonuç hususları somut dava açısından incelenmelidir.
Yasal dayanağını 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 67 nci maddesinden alan itirazın iptali davası, alacaklının icra takibine karşı, borçlunun itirazının iptali ile 2004 sayılı Kanun’un 66 ncı maddesine göre itiraz üzerine duran takibin devamını sağlamayı amaçlayan, icra takibine sıkı sıkıya bağlı, takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır. Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir (Hukuk Genel Kurulunun 31.05.2023 tarih, 2022/11-66 Esas, 2023/534 Karar sayılı kararı).
Bu davanın açılabilmesi ve davanın esası hakkında karar verilebilmesi için 6100 sayılı Kanun’daki genel hükümlerin yanı sıra itirazın iptali davalarına özgü bazı dava şartlarının bir arada bulunması gerekir. Bunlar; alacaklının dava ve takipte hukuki yararının bulunması, geçerli bir ilâmsız icra takibi yapılmış olması, süresi içinde yapılmış geçerli bir itirazın bulunması (İİK md. 60), davanın itirazın tebliğinden itibaren bir yıl içerisinde açılmasıdır (İİK md. 67). (Yargıtay HKG, T.15.11.2023, E.2022/3-1269, K.2023/1106 )
İtirazın iptali davaları, takibe sıkı sıkıya bağlı olup, uyuşmazlığın icra takibine dayanak yapılan belgelerle sınırlı olarak incelenip çözümlenmesi gerekir. (Yargıtay HGK 2017/(19)11- 1309 E. 2021/377 K.)
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 58/4. maddesinde; senet, senet yoksa borcun sebebinin, takip talebinde gösterilmesi gerektiği, aynı maddenin 3. fıkrasında da, "alacak belgeye dayanmakta ise, belgenin aslının veya alacaklı yahut mümessili tarafından tasdik edilmiş, borçlu sayısından bir fazla örneğinin takip talebi anında icra dairesine tevdiinin mecburi ” olduğu hususları hüküm altına alınmıştır. Aynı Kanunun 60. maddesinde ise; ödeme emrinin, alacaklı veya vekilinin banka hesap numarası hariç olmak üzere, 58 inci maddeye göre takip talebine yazılması lâzım gelen kayıtları ihtiva edeceği, 61. maddenin ilk fıkrasının ikinci cümlesi uyarınca da; takip belgeye dayanıyorsa, belgenin tasdikli bir örneğinin ödeme emrine bağlanacağı, hükümlerine yer verilmiştir.
Somut olayda itirazın iptali istenen takip dosyasının takip talebinde borcun sebebi olarak ".....İli ....İlçesi ....Köyünde yapılan 6 adet müstakil yapı ve ....ili ....ilçesi ...Köyünde yapılan 6 adet müstakil yapı olmak üzere toplam 12 adet yapının yapımı için alacaklı tarafından yapılan imalatlara ilişkin olarak borçlular tarafından ödenmemiş bakiye fatura alacağı, ödenmemiş işçilik bedelleri , kar payı ve ekstra yapılan ve ödenmeyen iş ve işçilik bedeli alacaklarına ilişkindir" ifadeleri kullanılmış, dayanak belge olarak dava davalılar ile ilgisi olmayan aksine davacı adına kesilmiş olan faturalar gösterilmiştir.
Borcun sebebinin takip talebinde açık olmaması, dayanak belgeler ile ilişkilendirilememesi ve yapılması istenen açıklamada dahi bu netliğin sağlanamaması karşısında ortada itirazın iptali davası açısından yargılama konusu olacak hüküm kurmaya elverişli açık bir talep bulunmamaktadır. Davacının iddiaları itiraza uğrayan icra takibini aşar nitelikte vakıalar ve talepler içermektedir.
Dava dilekçesinde; talep sonucu kısmında talebin ne olduğu açık bir şekilde belirtilmelidir. Çünkü, taleple bağlılık ilkesi gereğince hâkim talep sonucuyla bağlı olup, ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez. Bu ilke uyarınca davacının talep etmediği bir şey hakkında karar verilemez. Dava sonucunda kurulacak hükmün sınırını, tarafların karara bağlanmasını istediği talep sonucu belirler. Bu nedenle talep sonucu yeterince açık değilse hâkimin davayı aydınlatma ödevi (HMK. m. 31) kapsamında açık olmayan talep sonucunu açıklatması gerekir.(Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2017/1-1236 Esas 2018/1568 Karar) İtirazın iptali davasında davacının talebi itirazın iptali olmakla birlikte icra takibinden birden çok alacak kalemi talep edildiğinde hangi alacak kalemi için ne kadar talep edildiğinin açıklanarak neticei talebin belirli hale getirilmesi zorunluluktur. Davacı verilen süreye ve yapılan ihtara rağmen bu açıklama yapmamış ve netice talebini netleştirmemiş, hangi alacak kalemler için ne talep ettiğini açıkça bildirmemiş, yapılan açıklamalarda takip talebinde yer almayan alacak kalemleri ileri sürülmüş ve hatta en son açıklamada takip talebinden daha az bir miktar ortaya konmuştur.
6100 sayılı HMK’nın "Hâkimin davayı aydınlatma görevi" başlıklı 31. maddesine göre; "Hâkim, uyuşmazlığın aydınlatılmasının zorunlu olduğu durumlarda, maddi veya hukuki açıdan belirsiz yahut çelişkili gördüğü hususlar hakkında, taraflara açıklama yaptırabilir; soru sorabilir; delil gösterilmesini isteyebilir."
Mahkemenin hüküm vermesi için, kendisine yöneltilen talebin formüle edilmesi ve ileri sürülmesi tarafların görevi ise, bunları anlamlandırmak veya gerektiğinde açıklattırmak hâkimin görevidir. Ancak bu durum, hâkimin tarafların ileri sürmediği vakıaları ileri sürmelerine imkan vermesi veya hatırlatması anlamını taşımaz. Burada mevcut olmayanın talep edilmeyenin ortaya çıkartılması değil, talep edilenin netleştirilmesi, aydınlatılması, belirlenmesi söz konusudur.Dolayısıyla taraflarca getirilme ilkesi, hâkimin soru sorma ve davayı aydınlatma ödevi (m. 31) çerçevesinde yumuşatılmıştır. Hâkimin davayı aydınlatma ödevi olarak ifade edilen bu düzenleme ile doğru hüküm verebilmesi ve maddi gerçeğin bulunabilmesi amaçlanmıştır. Düzenlemede her ne kadar “açıklama yaptırabilir” denilmişse de, bunun, hâkimin davayı aydınlatması için bir “ödev” olduğunu kabul etmek gerekir. Çünkü davayı aydınlatma ödevi sayesinde hâkim, iddia ve savunmanın doğru ve tam olarak anlaşılmasını sağlayacak ve bu şekilde doğru olmayan bir kararın verilmesini önleyecektir. Görüldüğü üzere, hakimin davayı aydınlatma ödevine ilişkin 31. maddede, hakimin, uyuşmazlığın aydınlatılmasının zorunlu kıldığı durumlarda, maddi veya hukuki açıdan belirsiz ya da çelişkili gördüğü konular hakkında taraflara açıklama yaptırabileceği, soru sorabileceği, kanıt gösterilmesini isteyebileceği belirtilmiştir. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2020/11-652 Esas 2022/1269 Karar)
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 194. maddesinde, somutlaştırma yükü düzenlenmiş olup, maddenin birinci fıkrası uyarınca, taraflar dayandıkları vakıaları, ispata elverişli bir şekilde somutlaştırmakla yükümlüdür. Madde gerekçesinde, maddenin ihdas amacının, uygulamada genel geçer ifadelerle somut vakıalara dayanmadan davaların açılıp yürütülmesinin önüne geçmek olduğu belirtilmiştir. Gerekçenin devamında, "Bir davada, ispat faaliyetinin tam olarak yürütülebilmesi, mahkemenin uyuşmazlığı doğru tespit ederek yargılama yapabilmesi, karşı tarafın ileri sürülen vakıalara karşı kendini savunabilmesi için, iddia edilen vakıaların açık ve somut olarak ortaya konulması gerekir. Genel geçer ifadelerle, somut bir şekilde ortaya koymadan iddia veya savunma amacıyla vakıaların ileri sürülmesi durumunda, yargılamanın sağlıklı bir şekilde yürütülmesi mümkün olmayacağı gibi, vakıaların anlaşılması için ayrıca bir araştırma yapılması ve zaman kaybedilmesi söz konusu olacaktır. Taraflar, haklarını dayandırdıkları hukuk kuralının aradığı koşul vakıalara uygun, somut vakıaları açıkça ortaya koymalıdırlar. Bu vakıaların somut olarak ileri sürülmesi, ilgili taraf için bir yüktür; bu yükü yerine getirmeyen sonuçlarına katlanacaktır." şeklindeki ifadelere yer verilerek somutlaştırma yükünün anlam ve önemi vurgulanmıştır.
Davacının dilekçesinde talebine dayanak yaptığı bazı iddialar (vakıalar) olmakla birlikte, bunlar somut ve açık değilse, o zaman somutlaştırma yükünün yerine getirilmemesinden söz edilmelidir. Somutlaştırma yükü yerine getirilmeden ne karşı tarafın sağlıklı savunma yapması ne de sağlıklı bir hüküm verilmesi mümkündür. Çünkü, karşı tarafın hukukî dinlenilme hakkının gereği olarak açıklama ve ispat hakkını kullanabilmesi için, öncelikle kendisine yöneltilen iddialar hakkında tam olarak bilgilenmesi zorunludur (m. 27). Keza, hükümde nelerin yer alması gerektiğini belirten Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 297 gereğince, tarafların iddia ve savunmalarının, uyuşmazlık noktalarının, hükmün dayandığı ve sabit görülen vakıların, tam olarak gösterilmesi aranmaktadır (m. 297/1-c). Somut vakıalar olmadan, hâkimin sağlıklı ve somut bir karar vermesi de mümkün değildir.
Yargıtay'ın yerleşik kararlarında da belirtildiği üzere, dava malzemesini getirmek tarafların, hukuku uygulamak mahkemenin işidir. Taraflar dava malzemesini eksik değil, tam olarak getirmek durumundadırlar.
Somutlaştırma yükünün itirazın iptali davası özelinde yansıması icra takibinde gösterilen sebep ve bu sebeplerle sınırlı olarak itirazın iptali davasında ileri sürülen vakıa ve dayanaklar olarak görülmektedir. Davacı icra takibini başlatırken dayandığı ve itirazın iptali davasında kendisini sınırlayacak borcun doğum sebeplerini açık anlaşılır ispata elverişli şekilde ortaya koymalıdır. Aksi durumda itirazın iptali davası yargılaması sırasında usuli açıdan ve ispat yönünden engellerle karşılaşacaktır.
Davacının incelenen ticari defterlerinde davalılar ile arasında bir inşaat ilişkisi olduğu görülmekle birlikte davacı icra takibinde sadece davalılar ile ilgisi olmayan faturalara dayanmış, ve bu faturalar ile bağlantısı kurulamayan "borçlular tarafından ödenmemiş bakiye fatura alacağı, ödenmemiş işçilik bedelleri , kar payı ve ekstra yapılan ve ödenmeyen iş ve işçilik bedeli" şeklinde toplu talepte bulunmuştur. Davacının bu talebi dayanak belgeleri temelinde yapılacak inceleme ile yargılamaya ve hüküm kurmaya elverişli değildir. Alınan açıklama dilekçeleri ile bu eksikliğin giderilmesi mümkün olmamıştır. Davacı itirazın iptali davası sırasında davalılar ile arasında düzenlenen farklı faturaları delil olarak sunmuş ise de bu faturalar icra takibinde borcun sebebi olarak gösterilmediğinden ispat vasıtası olarak da kullanılamayacaktır.
İtirazın iptali davasının icra takibine sıkı sıkıya bağlılığı kuralı karşısında, somutlaştırılmayan ve yeterli açıklama içermeyen, netleştirilmeyen ve yargılama yapmaya elverişli şekilde açık olarak ortaya konmayan davanın HMK 119/2 maddesi gereği açılmamış sayılmasına karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere,
1-HMK'nun 119/2 md. gereği davanın açılmamış sayılmasına
2-Alınması gereken maktu harcın peşin ve tamamlama olarak alınan harçtan mahsubu ile bakiye 19.393,30-TL harcın karar kesinleştiğinde talep halinde davacıya iadesine,
3-Davalılar kendilerine vekil ile temsil ettirdiğinden AAÜT uyarınca belirlenen 45.000,00-TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,
4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
5-Arabuluculuk dosyasında Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 1.600,00 TL nin davacıdan alınarak Hazineye gelir kaydına,
6-Gerekçeli kararın talep halinde taraflara tebliğine,
7-Tebliğ giderleri düşüldükten sonra artan gider avansının karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine,
Dair, davacı vekilinin ve davalılar vekilinin yüzünde, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize verilecek bir dilekçe ile Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 05/11/2025
Başkan
e-imza
Üye
e-imza
Üye
e-imza
Katip
e-imza