T.C. SAKARYA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİEsas-Karar No: 2025/520 Esas - 2025/685
T.C.
SAKARYA
ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO: 2025/520 Esas
KARAR NO: 2025/685
HAKİM: ...
KATİP: ...
DAVACI : ...
VEKİLİ: Av. ...
DAVALILAR : 1- ...
2- ...
VEKİLİ: Av. ...
DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 18/07/2025
KARAR TARİHİ: 20/10/2025
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 21/10/2025
Mahkememizde görülmekte bulunan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu md. 297/1(c)'ye uygun şekilde, tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, konuyla ilgili mevzuat hükümleri ve yargısal içtihatlar, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri içerir şekilde hüküm verilerek,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
I-) Tarafların İddia ve Savunmalarının Özeti
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Taraflar arasında büyükbaş hayvan alımı satımı hususunda anlaşma yapıldığını, davacının belirlenen değer ve fazlası kadar ödeme banka iban yolu ile ödediğini, davalılar tarafından 2 defa hayvan gönderimi sağlandığını, İlk gönderimi sağlanan hayvanların derhal satışı yapıldığını ve ödeme bedellerinin tamamı davalılara ödendiğini, 2. Gönderim yapılan hayvanlarda tam anlamı ile yasa dışı bir durumla karşı karşıya kalındığını, gelen hayvanların İlçe ... Sevk İrsaliyesi Olmaması, Küpe bilgilerinin Davalılar ile eşleşmemesi ve en önemlisi video kaydı ile sabit olacak şekilde hayvanların aşırı derecede hasta ve bakımsız olmasından kaynaklı iade olarak gelen hayvanlar yüklenerek geri gönderim yapıldığını; dava tarafları arasındaki görüşmelerde mevcut zararın giderimi adına yeni hayvan gönderimi konusunda sözlü beyanlarda bulunulsa da hiçbir hayvan gönderimi sağlanmadığı gibi davacı tarafından ödenen hiçbir bedel de iade edilmediğini; bunun üzerine icra işlemi başlatıldığını, tarafların hiçbir evrak dayanağı olmaksızın icraya itiraz etmesi ile takibin durduğunu belirterek itirazın iptalini ve takibin devamını, %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafından icra takibinde dayanak olarak herhangi bir belge sunmadığını; davacı tarafından açılan işbu dava süresinde açılmadığını; davacı tarafın dava dilekçesinde iddia etmiş olduğu bütün alacaklara karşı zamanaşımı itirazında bulunduklarını; görev itirazında bulunduklarını; davanın, kısmi dava olarak açılması mümkün olmadığını; dava dilekçesinin müvekkili harun ilter'e usule uygun olarak tebliğ edilmediğini; davacı tarafın gerek hayvan miktarları gerekse alacaklı olduğıunu belirttiği tutarlar gerçeği yansıtmadığını, davalı müvekkillerinin, davacı yana herhangi bir borcu olmadığını, davacı taraf, müvekkillerinin hayvanları teslim ettiğini kabul ve ikrar ettiğini belirterek davanın reddini talep etmiştir.
II-) Dava Türü ve Tarafların Anlaştıkları - Anlaşamadıkları Hususlar
Dava, canlı hayvan alım-satım sözleşmesi gereği, teslim edilen hayvanların bakımsız ve hastalıklı olması sebebi ile ödenen bedelin iade edilmesi için başlatılan takibe yapılan itirazın iptali davasıdır.
Uyuşmazlık, davanın hak düşürücü süre içinde açılıp açılmadığı, alacağın zamanaşımına uğrayıp uğramadığı, davacının davalıdan alacaklı olup olmadığı ve mahkememizin görevli olup olmadığı hususlarındadır.
III-) Çekişmeli Vakıalar Hakkında Toplanan Deliller
Tarafların bağlı bulunduğu; Ticaret ve Sanayi Odası'ndan, Esnaf ve Sanatkarlar Odasından, Vergi Dairesi Müdürlüğü'nden, Ticaret Odası Başkanlığından, Ziraat Odası Başkanlıklarından, Gıda Tarım ve Hayvancılık il Müdürlüğünden ve Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliğindan istenilen bilgi ve belgeler celp edilerek incelenmiştir
IV-) Konuyla İlgili Mevzuat Hükümleri Ve Yargısal İçtihatlar:
Ticari davalar TTK'nın 4. maddesinde; mutlak ve nispi ticari dava olarak düzenlenmiştir. Uyuşmazlığın Türk Ticaret Kanunu'nda düzenlenen bir hususa ilişkin olması veya davanın ticaret mahkemesinde görüleceğine dair açık bir yasal düzenlemenin bulunması halinde mutlak ticari dava, her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan uyuşmazlıklarda ise; nispi ticari dava söz konusu olup, ticaret mahkemesi görev alanı içinde kalacaktır. TTK'nın 5. maddesine göre; Asliye Ticaret Mahkemeleri, tüm ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işleri ile özel kanunlardan doğan özel hükümler uyarınca ticaret mahkemesinde görülecek diğer dava ve işlere bakmakla görevlidir.
6102 sayılı TTK hükümlerine göre; ticari işletme, esnaf işletmesi için öngörülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı hedef tutan faaliyetlerin devamlı ve bağımsız şekilde yürütüldüğü işletmedir (TTK 11/1). Ticari işletme ile esnaf işletmesi arasındaki sınır, Bakanlar Kurulunca çıkarılacak kararnamede gösterilir (TTK 11/2). Bir ticari işletmeyi, kısmen de olsa, kendi adına işleten gerçek kişiye tacir denir (TTK 12/1).
İster gezici olsun ister bir dükkânda veya bir sokağın belirli yerlerinde sabit bulunsun, ekonomik faaliyeti sermayesinden fazla bedenî çalışmasına dayanan ve geliri 11 inci maddenin ikinci fıkrası uyarınca çıkarılacak kararnamede gösterilen sınırı aşmayan ve sanat veya ticaretle uğraşan kişi esnaftır (TTK 15/1). Bir ticari işletmeyi kısmen dahi olsa kendi adına işleten kimseye tacir denir (TTK 14/1). İktisadi faaliyeti nakdi sermayesinden ziyade bedeni çalışmasına dayanan ve kazancı ancak geçimini sağlamaya yetecek derecede az olan sanat ve ticaret sahipleri tacir değildir (TTK 17/1).
5362 sayılı Esnaf ve Sanatkarlar Meslek Kuruluşları Kanun'unun 3’üncü maddesinde, Esnaf ve sanatkâr, ister gezici ister sabit bir mekânda bulunsun, Esnaf ve Sanatkâr ile Tacir ve Sanayiciyi Belirleme Koordinasyon Kurulunca belirlenen esnaf ve sanatkâr meslek kollarına dahil olup, ekonomik faaliyetini sermayesi ile birlikte bedenî çalışmasına dayandıran ve kazancı tacir veya sanayici niteliğini kazandırmayacak miktarda olan, basit usulde vergilendirilenler ve işletme hesabı esasına göre deftere tabi olanlar ile vergiden muaf bulunan meslek ve sanat sahibi kimseler olarak ifade edilmiştir. Ayrıca TTK’nun 1463. maddesinde de, önce 17.maddeye gönderme yapılarak, Bakanlar Kurulunun bu konuda kararname çıkarması halinde onlarda gösterilen miktardan aşağı gayrisafi geliri bulunan sanat ve ticaret erbabından başka hiç kimse kanunun 17.maddesinde tarif edilen esnaftan sayılamaz denmek suretiyle tacir veya esnafın hangi kriterlere göre saptanacağı açık bir biçimde gösterilmiştir.
Gerçekten, 19.02.1986 tarih 19024 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 25.01.1986 tarihli Bakanlar Kurulu Kararı ile T.T.K.'nun 1463.maddesine göre esnaf ve küçük sanatkar ile tacir ve sanayicinin ayrımına dair esaslar tespit edilmiştir. Buna göre;
1- Koordinasyon kurulunca tespit ve yayınlanacak esnaf ve küçük sanatkar kollarına dahil olup da gelir vergisinden muaf olanlar ile kazançları götürü usulde vergilendirilenler ve işletme hesabına göre defter tutanlardan, iktisadi faaliyetleri nakdi sermayesinden ziyade, bedeni çalışmalarına dayanan ve kazançları ancak geçimlerini sağlamaya yetecek derecede az olan ve Vergi Usul Kanunu'nun 177.maddesinin 1.fıkrasının 1 ve 3 nolu bentlerinde yer alan limitlerin yarısını, iki numaralı bendinde yazılı nakdi limitin tamamını aşmayanların esnaf ve küçük sanatkar,
2- Vergi Usul Kanunu’na istinaden birinci sınıf tacir sayılan ve bilanço esasına göre defter tutanlar ile işletme hesabına göre defter tutan ve birinci madde de belirtilenlerin dışında kalanların tacir ve sanayici sayılmaları kararlaştırılmıştır.
V-) Sabit Görülen Vakıalar, Bunlardan Çıkarılan Sonuç ve Hukuki Sebepler:
Eldeki davanın mutlak ticari dava olarak nitelendirilip nitelendirilmeyeceği hususu;
Taraflar arasındaki sözleşme, Satım sözleşmesi olup, TTK’da düzenlenmediğinden, eldeki davanın mutlak ticari dava olarak TTK md. 4 kapsamında sayılmadığından, Mutlak Ticari Dava olarak nitelendirilemeyecektir.
Eldeki davanın nisbi ticari dava olarak nitelendirilip nitelendirilmeyeceği hususu;
Konu ile ilgili olarak 213 sayılı Vergi Usul Kanunun 177. maddesinde öngörülen hadlere dava tarihi (27/03/2025 olduğundan bir önceki yıl olan 20024) itibariyle bakıldığında (2024 yılı için defter tutma ve sınır değiştirme hadlerine dair vergi usul kanunu genel tebliği sıra no: 556'den yapılan incelemeye göre);
177/1 bendine göre satın aldıkları malları olduğu gibi veya işleyerek satanlar yönünden (ticari kazanç hesabına göre vergiye tabi olanlar) yıllık alımlarının tutarı 1.400.000,00 TL'yi veya satışlarının tutarı 2.000.000,00 TL'yi aşılması halinde esnaf sınırının geçildiğini ve ticari işletmenin bulunduğunun göstergesidir.
177/2. bendine göre 1. bent dışında işlerle uğraşıp da (hizmet sektöründe) gayrisafi hasıla miktarlarının 690.000,00 TL'yi aşılması halinde esnaf sınırının geçildiğini ve ticari işletmenin bulunduğunun göstergesidir.
177/3. bendine göre de 1. ve 2. bentte yazılı işleri yapanlar için (Karma sektörde) iş hasılat tutarının 5 katı ile yıllık satış tutarının toplamının 1.680.000,00 TL'yi aşılması halinde esnaf sınırının geçildiğini ve ticari işletmenin bulunduğunun göstergesidir.
Vergi Usul Kanunun 177. maddesi ile TTK'nın 11 ve 15. maddesindeki atıflar gereğince yukarıda özetlenen Bakanlar Kurulu kararının 1/a maddesindeki düzenleme birlikte değerlendirildiğinde, 2024 yılı için ticaret sektöründe vergilendirilenler yönünden hadlerin yarısı esas alınacağından, alışlarının veya satışlarının yarısını aşanlar ile 2. bentteki hizmet sektöründe faaliyet gösterenlerin gayrisafi hasıla miktarını aşanlarının ve karma sektörde faaliyet gösterenlerin ise, gayrisafi hasıla miktarlarının 5 katı ile yıllık satış tutarının toplamını aşanların TTK anlamında 2024 yılı itibariyle ticari işletme sahibi olarak nitelendirilecekleri anlaşılmaktadır.
Somut olayda, Erciyes Vergi Dairesi Müdürlüğünün 29/08/2025 tarihli cevabi yazılarından, davacının işletme hesabına göre defter tuttuğu, Vergi Usul Kanunu' nun 177. Maddesinde belirlenen sınırları aşmadığı bildirilmiş olup, bu haliyle davacının tacir olarak kabul edilmesinin mümkün olmadığı ve esnaf olarak kabulü gerektiği, taraflar arasındaki uyuşmazlığın da mutlak ticari dava niteliğinde bulunmadığı, uyuşmazlığın asliye hukuk mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerektiği anlaşılmıştır.
Açıklanan nedenlerle; davaya bakma görevinin Sakarya Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesine ait olduğu ve dava şartlarından olan görev hususunun yargılamanın her aşamasında resen gözetilmesi gerektiği, düşünce ve yargısına varılmış ve dava dilekçesinin görev yönünden reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM (Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere):
1-Davanın göreve ilişkin dava şartı noksanlığı nedeniyle usulden REDDİNE,
2-Görevli mahkemenin Sakarya Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesi olduğuna,
3-Kararın kesinleştiği tarihten itibaren 2 hafta içinde taraflardan birinin talep etmesi halinde dosyanın davaya bakmakla görevli Sakarya Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
4-Taraflarca bu süre içinde istemde bulunulmaması halinde HMK 20/1-son ve 331/2 maddesi gereğince yapılacak işlemin mahkememizce DEĞERLENDİRİLMESİNE,
5-Dosyanın süresinde görevli mahkemeye aktarılması durumunda harç ve yargılama giderinin HMK'nun 331/2 maddesi uyarınca görevli mahkemece nazara alınmasına,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK 345. Maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık süre içinde Sakarya Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere karar verildi. 20/10/2025
Katip ...
E-imzalıdır.
Hakim ...
E-imzalıdır.