T.C. SAKARYA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİEsas-Karar No: 2025/594 Esas - 2025/619
T.C.
SAKARYA
ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTÜRK MİLLETİ ADINA
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO: 2025/594 Esas
KARAR NO: 2025/619
HAKİM: ...
KATİP: ...
DAVACI : ...
VEKİLİ: Av. ...
DAVALI : ...
VEKİLİ: Av. ...
DAVA: Alacak (Ticari Satıma Konu Malın İadesi)
DAVA TARİHİ: 28/07/2025
KARAR TARİHİ: 26/09/2025
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 30/09/2025
Mahkememizde görülmekte bulunan alacak davasının yapılan açık yargılamasının sonunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu md. 297/1(c)'ye uygun şekilde, tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, konuyla ilgili mevzuat hükümleri ve yargısal içtihatlar, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri içerir şekilde hüküm verilerek,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
I-) Tarafların İddia ve Savunmalarının Özeti
Davacı vekili tarafından UYAP üzerinden Hendek Asliye Hukuk Mahkemesine ibraz edilen dava dilekçesi ile özetle; davacı ile davalı arasında kurulan mal alım satımına konu ticari ilişki kapsamında tedarik ediler ipliklerin ayıplı olduğu; bu nedenle davacı şirket ağır bir maddi zarara uğradığını, ticari itibarı zedelendiğini ve müşterileriyle olan iş ilişkileri ciddi şekilde zarar gördüğünü, davacı şirketin ödediği bedelin iadesi ile uğradığı tüm zararların davalıdan tahsilini talep edilmiştir.
Davalı vekili tarafından UYAP üzerinden Mahkememize ibraz edilen cevap dilekçesi ile özetle; Davanın Bursa Asliye Ticaret Mahkemesi'nde açılması gerekilirken Sakarya Asliye Ticaret Mahkemesi'nde ikame edilmesi, yetki şartına aykırılık teşkil ettiğini; zararın açıkça hesap edilebilir olduğu bir durum mevcut olup davacı tarafın haksız ve kötü niyetli alacaklar elde etme düşüncesiyle ikame ettiği belirsiz alacak davasında hukuki yararın bulunmadığını; alıcının satılanı satıcıdan aldığı şekliyle geri vermesi gerektiği, oysa ki davacı ipliğin tamamını dokumuş ve boyamış olduğunu, bu durumda davacı seçimlik hakkını dönmeden yanan kullanamayacağı için davanın reddi gerektiğini; davacının taleplerinin zamanaşımı nedeniyle reddi gerektiğini; gönderilen tüm ürünlerin teyit formları ile uyumlu olduğunu; davalı şirket tarafından davacıya gönderilen teyit formuna,faturaya davacı tarafından süresi içinde itiraz edilmediği için içerik kabul edildiğini; davacı tarafından süresi içerisinde usulüne uygun yapılan bir ayıp ihbarı bulunmadığını; davacının nakliye ve reklamasyon kaynaklı zarar talepleri hukuka aykırı olup müvekkili şirketten tazmini mümkün olmadığını belirterek davanın reddini talep etmiştir.
II-) Dava Türü ve Tarafların Anlaştıkları - Anlaşamadıkları Hususlar
Dava, davaya konu ipliklerin ayıplı olduğu iddiasına dayalı ödenen bedelin iadesi talebine ilişkindir.
Taraflar arasında satış sözleşmesinin varlığı ve yapılan ödeme ile ödemenin miktarı hususları ihtilaf konusu değildir.
Uyuşmazlık; davacı tarafın ayıp ihbar yükümlülüğünü süresinde yerine getirip getirmediği, dava konusu ipliklerin ayıplı olup olmadığı, MAhkememizin yetkili olup olmadığı hususlarına ilişkindir.
III-) Çekişmeli Vakıalar Hakkında Toplanan Deliller
Dava dilekçesi ve ekleri incelenmiştir
IV-) Konuyla İlgili Mevzuat Hükümleri Ve Yargısal İçtihatlar
Yetkinin kesin olduğu davalarda, mahkeme yetkili olup olmadığını, davanın sonuna kadar kendiliğinden araştırmak zorundadır; taraflar da mahkemenin yetkisiz olduğunu her zaman ileri sürebilir (HMK 19/1). Yetkinin kesin olmadığı davalarda yetki itirazı cevap dilekçesinde ileri sürülmek zorundadır; aksi hâlde dinlenemez (HMK 117/1). Yetkinin kesin olmadığı davalarda, davalı, süresi içinde ve usulüne uygun olarak yetki itirazında bulunmazsa, davanın açıldığı mahkeme yetkili hâle gelir (HMK 19/4).
Yetki sözleşmesini düzenleyen HMK'nın 17. maddesinde tacirler veya kamu tüzel kişileri, aralarında doğmuş veya doğabilecek bir uyuşmazlık hakkında, bir veya birden fazla mahkemeyi sözleşmeyle yetkili kılabilirler. Taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça dava sadece sözleşmeyle belirlenen bu mahkemelerde açılır" düzenlemesine yer verilmiştir. Taraflarca aksi kararlaştırılabilen bir hususun kamu düzenine ilişkin olduğundan söz edilemez. Kamu düzenine ilişkin olmadığı için buradaki yetki, HMK 114/1-ç maddede düzenlenen dava şartı niteliğinde kesin yetki değildir. Taraflar aralarındaki sözleşmeyi her zaman değiştirebilir ve bazı hükümlerini de ortadan kaldırabilirler. Dava yetki sözleşmesinde belirtilenden başka yerde açılmış ve süresinde yetki itirazında bulunulmamış ise artık önceki yetki sözleşmesini ortadan kaldıran yeni bir yetki sözleşmesi kurulduğu ve dava açılan mahkemenin yetkili hale geldiğinin kabulü gerekir. HMK 17. madde açıkça tarafların iradesine önem verirken yetki sözleşmesindeki mahkemenin kesin yetkili olduğu ve bu yetkisinin taraflarca ortadan kaldırılamayacağı şeklinde bir sonuca ulaşılması da mümkün değildir. Anlatılanların sonucu olarak sözleşmedeki mahkemenin münhasır yetkisi davalının yetki itirazında bulunulması halinde mahkemece dikkate alınması gerekir ise de bulunulmamış ise mahkemece kendiliğinden gözetilemez.
Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi'nin 10/09/2025 T. 2025/590 E. 2025/569 K. Sayılı ilamında "...Mahkemece yapılacak iş; 09.03.2022 sipariş kabul fişinin aslı istenilerek davacının imzasının bulunup bulunmadığı incelenmeli, davacının imzası bulunduğu takdirde geçerli bir yetki sözleşmesi bulunduğundan aynı şekilde yetkisizlik kararı verilmeli, davacının imzası bulunmadığı takdirde davanın esasına girilerek bir karar verilmelidir..." denilmiştir.
V-) Sabit Görülen Vakıalar, Bunlardan Çıkarılan Sonuç ve Hukuki Sebepler
Somut olayda; taraflar 28/03/2024 sipariş 29/03/2024 termin tarihli müşteri sipariş teyit formu ile hem satış sözleşmesini hem de yetki sözleşmesini düzenlediği, dava dilekçesi ekinde yer alan müşteri sipariş teyit formunda davacının imza ve kaşesinin bulunduğu, dolayısıyla da tarafların tacir olduğu da göz önüne alındığında geçerli bir yetki sözleşmesi bulunduğu, davaya konu alacağın dayanağını oluşturan müşteri sipariş teyit formunda bu satış ile ilgili ihtilaflarda Bursa Mahkemelerinin yetkili olduğuna ilişkin hüküm bulunduğu, davalı tarafça süresi içerisinde ve usulüne uygun olarak yetki itirazında bulunulduğu anlaşıldığından HMK'nın 17 maddesi uyarınca mahkememizin yetkisizliğine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM (Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere):
1-Davalı aleyhine açılan davanın usule uygun yetki itirazının bulunması ve yetki sözleşmesi nedeni ile HMK'nın 17. maddesi doğrultusunda mahkememizin YETKİSİZLİĞİNE,
2-Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 20/1 maddesi uyarınca mahkememizin yetkisizlik kararının kesinleşmesinden itibaren iki (2) hafta içerisinde taraflardan birinin talebi halinde dosyanın yetkili BURSA NÖBETÇİ ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'NE GÖNDERİLMESİNE, süresi içerisinde dosyanın yetkili mahkemeye gönderilmesine ilişkin talepte bulunulmaması halinde davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinin İHTARINA,
3-HMK nun 331/2-3 maddesi uyarınca; kararın kesinleşmesinden sonra süresi içinde davanın yetkili mahkemeye gönderilmesi talep edildiğinde yargılama giderleri ve vekalet ücretinin Bursa Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından değerlendirilmesine,
4-Kararın kesinleşmesinden sonra, süresi içinde dava dosyasının yetkili mahkemeye gönderilmesi talep edilmediği takdirde, talep üzerine ek karar ile yargılama giderleri ve vekalet ücreti konusunda karar verilmesine,
Dair, davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı verilen kararın, taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde mahkememize veya mahkememize gönderilmek üzere başka bir yer mahkemesine verilecek dilekçe ile Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi. Verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 26/09/2025
Katip ...
e-imza
Hakim ...
e-imza