Yerel Mahkemece verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmakla, 5271 sayılı CMK'nun 279. maddesi gereğince yapılan ön incelemesi sonunda istinaf başvurusunun reddi nedenleri bulunmadığından 5271 sayılı CMK'nun 280. maddesi uyarınca işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, gerekçe içeriği, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre yapılan incelemede;
Kocaeli ilindeki FETÖ/PDY terör örgütü üyesi bir kısım asker kişilerin, sabit kontörlü hatlardan mahrem hizmetler abisi tarafından arandığına dair Kocaeli Cumhuriyet Başsavcılığının 2017/15148 sayılı dosyası ile başlatılan soruşturma kapsamında Kocaeli ilinde bulunan büfe, market gibi iş yerlerindeki 54 adet sabit kontörlü hattın CMK'nun 135. Maddesi gereğince iletişimin tespitine dair verilen Kocaeli 1. Sulh Ceza Hakimliğinin 09/06/2017 tarihli ve 2017/4009 D.iş sayılı, 14/02/2018 tarihli ve 2018/836 D.iş sayılı, Kocaeli 2. Sulh Ceza Hakimliğinin 16/10/2017 tarihli ve 2017/5850 D.iş sayılı kararlarının bir örneği daha önce Dairemizce UYAP sisteminden istenmiş olmakla, sanık yönünden delillerin hukukiliğinin tespiti için dosya içerisine konulmuş ve eksik husus bu şekilde giderilmiştir.
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 26.09.2017 gün ve 2017/956-370 sayılı kararı ile onanarak kesinleşen Yargıtay 16. Ceza Dairesinin ilk derece mahkemesi sıfatıyla verdiği 24.04.2017 tarih ve 2015/3 Esas, 2017/3 Karar sayılı kararında, kuruluş, amaç, örgüt yapılanması ve faaliyet yöntemleri ayrıntılı biçimde açıklandığı üzere; FETÖ/PDY, nihai amacı devletin anayasal nizamını cebir ve şiddet kullanarak değiştirmek olan, kendine özgü özellikleri bulunan silahlı bir terör örgütüdür. Örgüt, kuruluş yıllarından itibaren toplumun dini duygularını suistimal ederek "himmet" adı altında topladığı finans ile yurt içi ve yurt dışında faaliyete geçirdiği eğitim müesseseleri üzerinden amaç ve ilkeleri doğrultusunda yetiştirdiği öğrencilerini, elde ettiği ekonomik ve siyasi güç ile örgütsel menfaat ve ideolojisini kullanarak Türkiye Cumhuriyeti Devletinin tüm Anayasal kurumlarını (Yasama, Yürütme ve Yargı erklerini) ele geçirerek, aynı zamanda uluslararası düzeyde etkili siyasi-ekonomik bir güç haline gelmek suretiyle nihai amacını gerçekleştirmek istemiştir. Bunun için Emniyet, Türk Silahlı Kuvvetleri, Milli Eğitim, ÖSYM, TÜBİTAK başta olmak üzere birçok kamu kuruluşunda yapılanma faaliyetinde bulunmuştur.
FETÖ/PDY terör örgütü, Türk Silahlı Kuvvetlerindeki yapılanma faaliyetleri kapsamında özel programlara göre yetiştirdiği ve Türk Silahlı Kuvvetlerine sızdırabildiği mensuplarını, örgütsel bağlarının devam ettirilmesi ve güçlendirilmesi maksadıyla, örgüt içerisinde "mahrem hizmetler" veya "çok hususi hizmetler" adı verilen ayrı bir birimiyle idare etmiş, askeri öğrencilik ve mezuniyet sonrasında askeri görev sürecinde mensuplarını "mahrem hizmetler abisi" adı verilen ve kod adı kullandırdığı sivil örgüt mensuplarına takip ettirmiştir. Yapılanmada gizliliğe azami riayet edilerek hücre tipi yapılanmaya gidilmiş, mahrem hizmetler abisi ile örgüt mensubu asker personel arasında küçük gruplar halinde toplantılar gerçekleştirilmiştir. Bu toplantılarda örgüte eleman temin etme, mahrem örgüt mensubu askeri personel vasıtasıyla görev yaptığı askeri birlik hakkında bilgi toplama ve askeri personelden himmet, kurban parası, gazete/dergi aboneliği ve promosyon parası vb. isimler adı altında para toplamak suretiyle örgüte gelir temin etme gibi örgütsel faaliyetler yürütülmüştür.
Örgütün yapılanmasına yönelik yapılan çalışmalarda, örgütün her askeri birlik için sözde Müdürlükler oluşturduğu, bu hiyerarşik yapının Müdür, Müdür Yardımcısı, Öğretmen (mahrem hizmetler abisi) ile onlara bağlı Personel (Öğrenci)'den oluştuğu, müdür yardımcıları ile müdür arasında Bilgin olarak adlandırılan ve gruplar arasında irtibatı sağlayan bir görevlinin bulunduğu, subay sınıfının OSS, astsubay sınıfının OKS olarak adlandırıldığı, subay sınıfı ile daha çok bire bir (en çok 2-3 kişilik gruplar halinde) ilgilenilirken, astsubay sınıfı ile daha çok 3 veya daha çok kişiden oluşan grup olarak irtibat sağlandığı tespit edilmiştir.
Keza örgütün, faaliyetlerini büyük bir gizlilik içinde yürüttüğü, hiçbir zaman tedbir uygulamasından vazgeçmediği görülmüştür. Örgüte yönelik Türkiye çapında yapılan soruşturmalarda, mahrem hizmetler abilerinin, örgüt üyesi askeri personel ile mutat iletişim yöntemlerini kullanarak irtibat kurmayıp takibi önlemek için büfe, market gibi iş yerlerinde kurulu bulunan kontörlü telefonlardan örgüt üyesi askeri personeli zaman zaman bireysel, zaman zaman ise aynı hücreye dahil olanları ardışık olarak aramak suretiyle irtibata geçtiği ve onları örgütsel toplantıya çağırdığı anlaşılmıştır.
Bu bağlamda, sanığın hukuki durumu incelendiğinde; Kocaeli Cumhuriyet Başsavcılığınca 2017/15148 sayılı dosyası ile başlatılan soruşturma kapsamında, 5271 sayılı CMK'nun 135. Maddesi gereğince Kocaeli ilinde kurulu bulunan bazı kontörlü sabit telefonlar ile yapılan iletişimin tespitine dair Mahkeme kararları doğrultusunda alınan HTS kayıtlarına göre, Gölcük Donanma Komutanlığı Denizaltı Filosu Komutanlığında astsubay olarak görev yapan sanığın 26/10/2014 tarihinde kullanmakta olduğu 0.536.486 91 75 numaralı cep telefonunun iki kez kontörlü sabit telefonlardan arandığı, bu aramanın kendisi gibi astsubay olan ..... ile ardışık olduğu, bu tespitlerle birlikte sanığın etkin pişmanlık içeren ifadesi ve teşhisleri, başka bir soruşturmada .....'in müdafii huzurunda alınan beyanı ve dosya içerisinde bulunan diğer deliller bir bütün halinde değerlendirildiğinde, sanığın silahlı terör örgütü üyesi olduğuna dair Mahkemenin kabulünün yerinde görülmüş olup;
Yapılan yargılamaya, dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, karar yerinde gösterilip incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli delillere, mahkemenin kovuşturma sonucunda oluşan inanç ve takdirine, suçun oluşumuna ve niteliğine uygun kabul ve uygulamasına, cezayı artırıcı ve azaltıcı sebeplerin nitelik ve derecesi takdir kılınarak, savunmanın inandırıcı gerekçelerle reddedilmesine, hukuka uygun, yasal ve yeterli olarak açıklanan gerekçeye göre, verilen hükümde bir isabetsizlik bulunmadığından sanık müdafiinin talepleri yerinde görülmemiştir
Ancak;
5237 Sayılı TCK'nın 53.maddesinin 3. fıkrası uyarınca, mahkum olduğu uzun süreli hapis cezası ertelenen sanık hakkında anılan maddenin 1.fıkrasının (c) bendinde yazılı kendi altsoyu üzerindeki velayet, vesayet veya kayyımlığa ait bir hizmette bulunmaktan yasaklanmasına karar verilemeyeceği, yine TCK'nın 53. Maddesi gereğince hak yoksunluğuna karar verilirken 24/11/2015 tarihli ve 29542 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Anayasa Mahkemesi'nin 08.10.2015 tarih ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararı doğrultusunda hüküm kurulması gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde hüküm tesisi,
Hukuka aykırı, sanık müdafiinin istinaf istemleri bu nedenle yerinde görüldüğünden, bu aykırılık CMK'nın 280/1-a ve 303. maddelerine göre yeniden yargılama yapılmaksızın giderilebilir yanılgılar olmakla;
Hükmün TCK'nun 53. maddesinin uygulanmasına ilişkin kısımlarının çıkartılarak yerine gelmek üzere "Sanığın kasten işlemiş olduğu suçtan dolayı hapis cezasına mahkumiyetin kanuni sonucu olarak TCK'nun 53. Maddesinin 1. fıkrasının (a), (d), (e) bentlerindeki haklarını kullanmaktan ve c bendinde kendi alt soyu dışındaki diğer kişilere yönelik velayet, vesayet ve kayyımlığa ait bir hizmette bulunmaktan hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmasına, aynı maddenin b bendi yönünden 24/11/2015 tarihli ve 29542 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Anayasa Mahkemesi'nin 08.10.2015 tarih ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararının gözetilmesine" ifadesinin eklenmesi suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun hüküm DÜZELTİLEREK İSTİNAF BAŞVURUSUNUN ESASTAN REDDİNE,
Sanık hakkında ilk derece mahkemesince verilen cezanın TCK'nın 51. Maddesi gereğince ertelendiği de gözetilerek, Kocaeli 2. Sulh Ceza Hakimliğinin 18/08/2017 tarihli, 2017/646 Sorgu sayılı kararı ile "yurt dışına çıkmaktan yasaklanması" şeklinde verilen adli kontrol tedbirinin kaldırılmasına, bu hususta Kocaeli Cumhuriyet Başsavcılığına müzekkere yazılmasına,
Kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine, bir örneğinin de ilk derece mahkemesince istinaf başvurusunda bulunan sanık müdafiine tebliğ edilmek üzere dosya ile birlikte mahalline gönderilmesine,
CMK'nin 286/2-a maddesi uyarınca KESİN olarak 02/04/2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)