Yerel Mahkemece verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmakla, 5271 sayılı CMK'nun 279. maddesi gereğince yapılan ön incelemesi sonunda istinaf başvurusunun reddi nedenleri bulunmadığından 5271 sayılı CMK'nun 280. maddesi uyarınca işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, gerekçe içeriği, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre yapılan incelemede;
5271 sayılı CMK'nın 206, 209, 214 ve 216. maddeleri uyarınca, sanığın sorguya çekilmesinden sonra delillerin ortaya konulması, hükme esas alınacak delil niteliğindeki belgelerin duruşmada ortaya konulup, anlatılıp, okunması ve tartışılması gerektiği, aynı Kanunun 217. maddesinde mahkemece kararın ancak duruşmaya getirilmiş ve huzurunda tartışılmış delillere dayandırılabileceği, yine aynı Kanunun 288/2 maddesinde ise bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanmasının hukuka aykırılık oluşturacağı hususlarının açıkça belirtilmesi karşısında; karar verildiği aşamada dosya kapsamında bulunmayıp duruşmada tartışılmayan bir belgenin delil olarak hükme esas alınmasının CMK'nın 289. maddesi gereği hukuka kesin aykırılık oluşturacağı gözetilerek yapılan incelemede;
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 26.09.2017 gün ve 2017/956-370 sayılı kararı ile onanarak kesinleşen Yargıtay 16. Ceza Dairesinin ilk derece mahkemesi sıfatıyla verdiği 24.04.2017 tarih ve 2015/3 Esas, 2017/3 Karar sayılı kararında, kuruluş, amaç, örgüt yapılanması ve faaliyet yöntemleri ayrıntılı biçimde açıklandığı üzere; FETÖ/PDY, nihai amacı Devletin Anayasal nizamını cebir ve şiddet kullanarak değiştirmek olan, kendine özgü özellikleri bulunan silahlı bir terör örgütüdür. Yine bu kararda, Bylock iletişim sisteminin FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarının kullanmaları amacıyla oluşturulan ve münhasıran bu suç örgütünün bir kısım mensupları tarafından kullanılan bir ağ olması nedeniyle; örgüt talimatı ile bu ağa dahil olunduğunun ve gizliliği sağlamak için haberleşme amacıyla kullanıldığının, her türlü şüpheden uzak, kesin kanaate ulaştıracak teknik verilerle tespiti halinde, kişinin örgütle bağlantısını gösteren delil olduğunun kabul edilmiştir.
Yargıtay 16. C.D.'nin 16/10/2018 tarihli, 2018/2872 esas, 2018/3380 karar sayılı ilamında ve benzer ilamlarında da açıklandığı üzere; Bylock kullanıcısı olduğunu kabul etmeyen sanığın, Bylock uygulamasını kullandığının kuşkuya yer vermeyecek şekilde teknik verilerle tesbiti halinde, Bylock kullanıcısı olduğuna dair delilin suç vasfının tayini açısından belirleyici nitelikte olması karşısında; ilgili birimlerden ayrıntılı olarak Bylock tesbit ve değerlendirme raporu getirtilip değerlendirilerek, duruşmada sanık ve müdafiine okunup diyecekleri sorulduktan sonra bir karar verilmesi gerekirken, Emniyet Genel Müdürlüğü KOM Daire Başkanlığınca gönderilen bylock sorgu tutanağına ve CGNAT kayıtlarına dayanılarak eksik araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması;
Hukuka aykırı, sanık müdafiinin istinaf başvurusu bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün CMK'nın 280/1-d ve 289. maddeleri gereğince BOZULMASINA, dosyanın yeniden incelenmek ve hükmolunmak üzere hükmü bozulan ilk derece mahkemesine gönderilmesine,
Kararın bir örneğinin Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine, bir örneğinin de Mahkemesince istinaf başvurusunda bulunan sanık müdafiine tebliğine,
CMK'nın 284/1 ve 286/1 maddeleri gereğince KESİN olarak 03.01.2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)