(5271 S. K. m. 135, 279, 280, 286) (YCGK. 26.09.2017 T. 2017/16-956 E. 2017/370 K.) (16. CD 24.04.2017 T. 2015/3 E. 2017/3 K.)
Yerel Mahkemece verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmakla, 5271 sayılı CMK'nun 279. maddesi gereğince yapılan ön incelemesi sonunda istinaf başvurusunun reddi nedenleri bulunmadığından 5271 sayılı CMK'nun 280. maddesi uyarınca işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, gerekçe içeriği, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre yapılan incelemede;
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 26.09.2017 gün ve 2017/956-370 sayılı kararı ile onanarak kesinleşen Yargıtay 16. Ceza Dairesinin ilk derece mahkemesi sıfatıyla verdiği 24.04.2017 tarih ve 2015/3 Esas, 2017/3 Karar sayılı kararında, kuruluş, amaç, örgüt yapılanması ve faaliyet yöntemleri ayrıntılı biçimde açıklandığı üzere; FETÖ/PDY, nihai amacı devletin anayasal nizamını cebir ve şiddet kullanarak değiştirmek olan, kendine özgü özellikleri bulunan silahlı bir terör örgütüdür. Örgüt, kuruluş yıllarından itibaren toplumun dini duygularını suistimal ederek "himmet" adı altında topladığı finans ile yurt içi ve yurt dışında faaliyete geçirdiği eğitim müesseseleri üzerinden amaç ve ilkeleri doğrultusunda yetiştirdiği öğrencilerini, elde ettiği ekonomik ve siyasi güç ile örgütsel menfaat ve ideolojisini kullanarak Türkiye Cumhuriyeti Devletinin tüm Anayasal kurumlarını (Yasama, Yürütme ve Yargı erklerini) ele geçirerek, aynı zamanda uluslararası düzeyde etkili siyasi-ekonomik bir güç haline gelmek suretiyle nihai amacını gerçekleştirmek istemiştir. Bunun için Emniyet, Türk Silahlı Kuvvetleri, Milli Eğitim, ÖSYM, TÜBİTAK başta olmak üzere birçok kamu kuruluşunda yapılanma faaliyetinde bulunmuştur.
FETÖ/PDY silahlı terör örgütü, Türk Silahlı Kuvvetlerindeki yapılanma faaliyetleri kapsamında özel programlara göre yetiştirdiği ve Türk Silahlı Kuvvetlerine sızdırabildiği mensuplarını, örgütsel bağlarının devam ettirilmesi ve güçlendirilmesi maksadıyla, örgüt içerisinde "mahrem hizmetler" veya "çok hususi hizmetler" adı verilen ayrı bir birimiyle idare etmiş, askeri öğrencilik ve mezuniyet sonrasında askeri görev sürecinde mensuplarını "mahrem hizmetler abisi" adı verilen ve kod adı kullandırdığı sivil örgüt mensuplarına takip ettirmiştir. Yapılanmada gizliliğe azami riayet edilerek hücre tipi yapılanmaya gidilmiş, mahrem hizmetler abisi ile örgüt mensubu asker personel arasında küçük gruplar halinde toplantılar gerçekleştirilmiştir. Bu toplantılarda örgüte eleman temin etme, mahrem örgüt mensubu askeri personel vasıtasıyla görev yaptığı askeri birlik hakkında bilgi toplama ve askeri personelden himmet, kurban parası, gazete/dergi aboneliği ve promosyon parası vb. isimler adı altında para toplamak suretiyle örgüte gelir temin etme gibi örgütsel faaliyetler yürütülmüştür.
Örgütün yapılanmasına yönelik yapılan çalışmalarda, örgütün her askeri birlik için sözde Müdürlükler oluşturduğu, bu hiyerarşik yapının Müdür, Müdür Yardımcısı, Öğretmen (mahrem hizmetler abisi) ile onlara bağlı Personel (Öğrenci)'den oluştuğu, müdür yardımcıları ile müdür arasında ...... olarak adlandırılan ve gruplar arasında irtibatı sağlayan bir görevlinin bulunduğu, subay sınıfının OSS, astsubay sınıfının OKS olarak adlandırıldığı, subay sınıfı ile daha çok bire bir (en çok 2-3 kişilik gruplar halinde) ilgilenilirken, astsubay sınıfı ile daha çok 3 veya daha çok kişiden oluşan grup olarak irtibat sağlandığı tespit edilmiştir.
Keza örgütün, faaliyetlerini büyük bir gizlilik içinde yürüttüğü, hiçbir zaman tedbir uygulamasından vazgeçmediği görülmüştür. Örgüte yönelik Türkiye çapında yapılan soruşturmalarda, mahrem hizmetler abilerinin, örgüt üyesi askeri personel ile mutat iletişim yöntemlerini kullanarak irtibat kurmayıp takibi önlemek için büfe, market gibi iş yerlerinde kurulu bulunan kontörlü telefonlardan örgüt üyesi askeri personeli zaman zaman bireysel, zaman zaman ise aynı hücreye dahil olanları ardışık olarak aramak suretiyle irtibata geçtiği ve onları örgütsel toplantıya çağırdığı anlaşılmıştır.
Bu bağlamda, sanığın hukuki durumu incelendiğinde; Kocaeli Cumhuriyet Başsavcılığınca 2017/15148 sayılı dosyası ile başlatılan soruşturma kapsamında, 5271 sayılı CMK'nun 135. maddesi gereğince Kocaeli ilinde kurulu bulunan bazı kontörlü sabit telefonlar ile yapılan iletişimin tespitine ilişkin Sulh Ceza Hakimliği kararları doğrultusunda alınan HTS kayıtlarına göre, astsubay olarak görev yapan sanığın, kullanmakta olduğu ……………… numaralı cep telefonunun 10.06.2012 ve 04.09.2015 tarihlerinde kontörlü sabit telefonlardan arandığı,10.06.2012 tarihli aranmasının kendisi gibi astsubay olarak görev yapan ve Kocaeli Cumhuriyet Başsavcılığının 2018/21168 soruşturma sayılı dosyası üzerinden benzer suçtan soruşturma yürütülen ....... ile ardışık olduğu, sabit hat aranmalarına ilişkin 15.01.2018 tarihli HTS tespit tutanağı, benzer suçtan haklarında soruşturma yürütülen ve asker olan ....... ve B. Y.'ın soruşturma aşamasında müdafii huzurunda verdikleri ayrıntılı ifade ve teşhis tutanakları ile kovuşturma aşamasında tanık sıfatıyla alınan yeminli beyanları (soruşturma aşamasında verdikleri ifadeler ayrıntılı olup ilk etapta ....... kod adlı asker mahrem imama bağlı oldukları,sonrasında asker mahrem imamın değiştiği ve ....... kod adlı mahrem imamın sorumluluğunda örgütsel toplantılara katıldıkları ifadelerden anlaşılmaktadır) ile diğer deliller birlikte değerlendirildiğinde,
Yapılan yargılamaya, dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, karar yerinde gösterilip incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli delillere, mahkemenin soruşturma sonucunda oluşan inanç ve takdirine, suçun oluşumuna ve niteliğine uygun kabul ve uygulamasına, cezayı artırıcı ve azaltıcı sebeplerin nitelik ve derecesi takdir kılınarak, savunmanın inandırıcı gerekçelerle reddedilmesine, hukuka uygun, yasal ve yeterli olarak açıklanan gerekçeye göre, verilen bir isabetsizlik bulunmadığından, sanık müdafiinin istinaf talepleri yerinde görülmemiş olmakla, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanun'un 280/1-a maddesinin ilk cümlesi uyarınca İSTİNAF BAŞVURUSUNUN ESASTAN REDDİNE,
Kararın bir örneğinin Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine, bir örneğinin de istinaf başvurusunda bulunan sanık ve müdafiine tebliğine,
Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Başsavcılığı yönünden kararın kendilerine geliş tarihinden, istinaf başvurusunda bulunan sanık ve müdafi yönünden ise kararın sanık müdafine tebliğ tarihinden itibaren Dairemize verilecek dilekçe veya tutanağa geçirilip hâkime onaylatmak üzere zabıt katibine beyanda bulunmak veyahut da bir başka ilk derece ceza mahkemesi veya bölge adliye mahkemesi ceza dairesi aracılığıyla dilekçe göndermek, ilgilinin cezaevinde bulunması halinde ceza infaz kurumu ve tutukevi müdürlüğüne beyanda bulunmak veya bu hususta bir dilekçe vermek suretiyle onbeş gün içerisinde CMK'nin 286 ve devamı maddeleri uyarınca Yargıtay ilgili Ceza Dairesi nezdinde TEMYİZ kanun yolu açık olmak üzere 02.01.2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)