Yerel Mahkemece verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmakla, 5271 sayılı CMK'nun 279. maddesi gereğince yapılan ön incelemesi sonunda istinaf başvurusunun reddi nedenleri bulunmadığından 5271 sayılı CMK'nun 280. maddesi uyarınca işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, gerekçe içeriği, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre yapılan incelemede;
Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 16/05/2019 tarihli, 2018/7173 esas, 2019/4397 karar sayılı kararında da açıklandığı üzere;
5271 sayılı CMK'nın 150/3 maddesine göre; alt sınırı beş yıldan fazla hapis cezasını gerektiren bir suçtan dolayı yapılan soruşturma veya kovuşturmada şüpheli veya sanığa bir müdafi görevlendirilmek zorundadır.
Silahlı terör örgütü üyesi olmak suçunun 3713 sayılı TMK'nın 3. maddesinde düzenlenen mutlak terör suçlarından olduğu, aynı yasanın 5. maddesi kapsamında mutlak terör suçlarında her halükarda 3713 sayılı TMK'nın 5. maddesinin herhangi bir takdir hakkı olmaksızın uygulanmasının zorunlu olduğu, bu kapsamda silahlı terör örgütü üyesi olmak suçlarında cezanın alt sınırının beş yıldan fazla olduğu nazara alındığında, sanık hakkında, “silahlı terör örgütü üyesi olmak” suçundan yapılan yargılama sırasında, 5271 sayılı CMK'nın 150/3 maddesi gereğince isteğine bağlı olmaksızın hatta açıkça müdafi istemediğini beyan etse bile müdafii görevlendirme zorunluluğu bulunmaktadır.
5271 sayılı CMK’nın 188/1. maddesinde; "Duruşmada, hükme katılacak hakimler ve cumhuriyet savcısı ile zabıt katibinin ve kanunun zorunlu müdafiiliği kabul ettiği hallerde müdafiinin hazır bulunması şarttır." denilmek suretiyle duruşmada hazır bulunması gerekenler gösterilirken zorunlu müdafii de yargılama sujesi olarak sayılmıştır.
5271 sayılı CMK’nın 289. maddesinde "hukuka kesin aykırılık halleri" sınırlı olarak sayılmış olup, bu hallerin (istinaf kanun yolunda maddenin birinci fıkrasının (g) ve (h) bendleri haricinde olanların) istinaf ve temyiz dilekçesinde veya beyanında gösterilmiş olmasa bile bölge adliye mahkemesi ve Yargıtay tarafından res'en dikkate alınması gerektiği emredici olarak öngörülmüştür.
5271 sayılı CMK 289. maddesinin 1. fıkrasının a-e bendlerinde, "mahkemenin kanuna uygun olarak teşekkül etmemiş olması ile Cumhuriyet savcısı veya duruşmada kanunen mutlaka hazır bulunması gereken diğer kişilerin yokluğunda duruşma yapılması" hukuka kesin aykırılık halleri içerisinde gösterilmiştir.
Dolayısıyla, silahlı terör örgütüne üye olma suçundan hakkında dava açılan ve esas hakkındaki mütalaada silahlı terör örgütüne yardım etmek suçundan cezalandırılması istemi ile yargılaması yapılan sanığın, yargılama aşamasında kendisinin seçtiği bir müdafi bulunmadığı gibi 5271 sayılı CMK'nın 156. maddesi gereğince Mahkemenin istemi üzerine Baroca da bir müdafi görevlendirilmediği, sanığa isnat edilen “silahlı terör örgütü üyeliği” suçunun cezasının alt sınırı dikkate alındığında, 5271 sayılı CMK'nın 150. maddesinin 2 ve 3. fıkraları uyarınca hakkında müdafi görevlendirilmesinin zorunlu olduğunun anlaşılması karşısında, Anayasanın 36, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6. maddelerinde teminat altına alınan adil yargılanma ilkesine aykırı olacak ve savunma hakkının kısıtlanmasını doğuracak biçimde kovuşturmada müdafi hazır bulundurulmaksızın hüküm kurulmak suretiyle 5271 sayılı CMK'nın 150/3, 188/1, 197/1 ve 289/1-a-e maddelerine muhalefet edilmesi,
Kabule göre de;
Örgütle iltisaklı olduğu için kapatılmasına karar verilen P... Eğitim İş Sendikasına ve M...Eğitim Kültür ve Sosyal Yardımlaşma Derneğine üye olan sanığın, örgüt elebaşı Fethullah Gülen'in talimatı üzerine, 2013 yılında hesap hareketi yokken 2014 yılı mart ve eylül aylarında geliri ile orantılı olmayacak şekilde 5000'er TL'lik katılım hesapları açtığı iddia edilmekle, ayrıca sanığın sunmuş olduğu başka bankalara ait hesap hareketlerine göre sanığın 2014 mart ayında A...'a kredi ödemesi yapmaya başladığı, Mart ayındaki katılım hesabı açılmadan önce sanığın A...hesabından suça konu hesabına EFT yapıldığı, ayrıca eşinin İ... Bankası'nda hesabının bulunduğu ve bu hesaptan sanığın Bank Asya'daki hesabına 12.09.2014 ve 1.10.2014 tarihlerinde sırasıyla 4399,4 ve 7643,89 TL EFT işlemlerinin yapıldığı anlaşılmakla, Türkiye Bankalar Birliğine müzekkere yazılarak sanığın kendisi ve eşi adına 2013-2014 tarihlerinde herhangi bir bankadan kredi çekilip çekmediği, çekilmişse hangi tarihte, ne kadar çekildiği araştırılarak, keza sanığın eşinin tanıklık yapmayı kabul etmesi halinde tanık olarak dinlenerek sanığın hesabına gönderilen EFT'lerin ne amaçla gönderildiği tespit edilip sonucuna göre sanığın hukuki durumunun taktir ve tayini gerekirken eksik araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
Hukuka aykırı, O yer Cumhuriyet savcısının istinaf istemi bu nedenle yerinde görüldüğünden, CMK'nin 280/1-d maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA,
Kararın bir örneğinin Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesi ile dosyanın yeniden incelenerek karar verilmek üzere hükmü bozulan ilk derece mahkemesine gönderilmesine,
CMK'nın 280/1.d ve 286/1 maddeleri gereğince KESİN olarak 09/01/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.(¤¤)