Yerel Mahkemece verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmakla, 5271 sayılı CMK'nun 279. maddesi gereğince yapılan ön incelemesi sonunda istinaf başvurusunun reddi nedenleri bulunmadığından 5271 sayılı CMK'nun 280. maddesi uyarınca işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, gerekçe içeriği, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre yapılan incelemede;
Sanık hakkında temel ceza tayin edilirken uygulama maddesinin "5237 Sayılı TCK'nun 314/3 ve 220/7 maddeleri delaletiyle 314/2 fıkrası" şeklinde yazılı olması gerekirken farklı şekilde yazılmış olması mahallinde düzeltilebilir yazım hatası olarak kabul edilmiştir.
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 26.09.2017 gün ve 2017/956-370 sayılı kararı ile onanarak kesinleşen Yargıtay 16. Ceza Dairesinin ilk derece mahkemesi sıfatıyla verdiği 24.04.2017 tarih ve 2015/3 Esas, 2017/3 Karar sayılı kararında, kuruluş, amaç, örgüt yapılanması ve faaliyet yöntemleri ayrıntılı biçimde açıklandığı üzere; FETÖ/PDY, nihai amacı Devletin Anayasal nizamını cebir ve şiddet kullanarak değiştirmek olan, kendine özgü özellikleri bulunan silahlı bir terör örgütüdür.
Yine Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 21.03.2018 tarih ve 2017/3985 esas, 2018/770 karar sayılı ve benzer nitelikteki emsal kararlarında, örgüt liderinin talimatı doğrultusunda anılan örgütle irtibatlı Bank Asya’daki hesabına para yatıran sanığın faaliyetlerinin, silahlı terör örgütünün hiyerarşik yapısına dahil olduğunu gösterir biçimde çeşitlilik, devamlılık ve yoğunluk içermemesi karşısında, konusu suç oluşturmayan ancak örgüt liderinin talimatı doğrultusunda amaca hizmet eden faaliyetler olduğu ve eylemin örgüte yardım etme suçunu oluşturacağı açıklanmıştır.
Bu bağlamda, banka hesap hareketleri dökümü, alınan bilirkişi raporu, MASAK raporu, sanığın aşamalardaki savunmaları, dernek üyeliğine ilişkin kayıtlar ve dosya içerisinde bulunan diğer deliller bir bütün halinde değerlendirildiğinde, sanığın silahlı terör örgütüne bilerek ve isteyerek yardımda bulunduğuna dair Mahkemenin kabulü yerinde görülerek;
Yapılan yargılamaya, dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, karar yerinde gösterilip incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli delillere, mahkemenin kovuşturma sonucunda oluşan inanç ve takdirine, suçun oluşumuna ve niteliğine uygun kabul ve uygulamasına, cezayı artırıcı ve azaltıcı sebeplerin nitelik ve derecesi takdir kılınarak, savunmanın inandırıcı gerekçelerle red edilmesine, hukuka uygun, yasal ve yeterli olarak açıklanan gerekçeye göre, hükümde bir isabetsizlik bulunmadığından sanık müdafiinin sair istinaf talepleri yerinde görülmemiştir.
Ancak;
Örgüt mensubu olmayan hükümlü hakkında 5237 sayılı TCK'nın 58. maddesinin 9. fıkrası uyarınca tekerrür hükümlerinin uygulanamayacağının gözetilmemesi,
Sanık hakkında TCK'nin 53. maddesinin uygulanması sırasında, Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan 08.10.2015 tarih ve 2014/140 esas, 2015/85 karar sayılı iptal kararının gözetilmemesi,
Hukuka aykırı, sanık müdafiinin istinaf istemleri bu nedenle yerinde görüldüğünden, bu aykırılıklar CMK'nın 280/1-a ve 303. maddelerine göre yeniden yargılama yapılmaksızın giderilebilir yanılgılar olmakla;
Hükmün 8. Fıkrasındaki yer alan tekerrür hükümlerinin uygulanmasına ilişkin kısmın hüküm fıkrasından çıkartılması, sanık hakkında TCK'nin 53/1. maddesindeki haklardan yoksun bırakılması ile ilgili bölümün hüküm fıkrasından çıkartılarak yerine, "24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Anayasa Mahkemesinin hak yoksunluğuna ilişkin 08.10.2015 tarih ve 2014/140 esas, 2015/85 karar sayılı kararı gözetilerek TCK'nin 53/1-2-3 maddesinin uygulanması" cümlesinin eklenmesi suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun hüküm DÜZELTİLEREK İSTİNAF BAŞVURUSUNUN ESASTAN REDDİNE,
Kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine, bir örneğinin de istinaf talebinden sonra atanan sanık müdafiine ve ayrıca sanığa tebliğine,
Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Başsavcılığı yönünden kararın kendilerine geliş tarihinden, sanık ve sanık müdafii yönünden ise kararın sanık ve müdafiine tebliğ tarihinden itibaren onbeş gün içerisinde hükmü veren Dairemize bir dilekçe verilmesi ya da zabıt kâtibine beyanda bulunup tutanak tutturup hâkime onaylatmak veya bir başka ilk derece ceza mahkemesi ya da Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesi aracılığıyla dilekçe gönderilmek suretiyle Yargıtay ilgili Ceza Dairesi nezdinde TEMYİZ kanun yolu açık olmak üzere 13/01/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.(¤¤)