(2709 S. K. m. 36) (5271 S. K. m. 279, 280)
Yerel Mahkemece verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmakla, 5271 sayılı CMK'nun 279. maddesi gereğince yapılan ön incelemesi sonunda istinaf başvurusunun reddi nedenleri bulunmadığından 5271 sayılı CMK'nun 280. maddesi uyarınca işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, gerekçe içeriği, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre yapılan incelemede;
28/02/2019 günü yapılan duruşmaya katılan sanık vekilinin, Cumhuriyet Savcısının aynı celsede vermiş olduğu esas hakkında mütalaasına karşı savunmalarını hazırlayabilmek üzerine süre istediği, Mahkemece aynı gün saat 15:30'a duruşma saati verildiği, sanık müdafiinin duruşmada savunmalarını hazırlamak üzere kendilerine makul bir süre verilmediğini beyan edip, savunmalarını hazırlamak üzere makul bir süre verilmesini talep etmesine rağmen talebin kabul edilmediği ve sanık hakkında mahkumiyet hükmü kurulduğu, sanık müdafiinin istinaf talep dilekçesinde de savunmalarını hazırlamak için makul süre verilmeyerek savunma hakkının kısıtlandığını ileri sürdüğü anlaşılmıştır.
Savunma hakkı ile ilgili yasal düzenleme, tarafı olduğumuz Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve yerleşik yargısal uygulamalara bakıldığında;
CMK’nın 176. maddesinde, iddianamenin sanığa tebliği ve duruşmaya çağrılmasına yer verilmiş olup, “çağrının tebliği ile duruşma günü arasında en az bir hafta süre bulunması gerekir.” şeklinde, sanıklara savunma için en az bir haftalık süre öngörülmüştür. Bu süreye riayet edilmemesi halinde CMK 190/2 maddesi uyarınca sanığa ve müdafiine “duruşmaya ara verilmesini” isteme hakkının olduğu bildirilecektir. Sanığın mazeretsiz olarak duruşmaya gelmemesi veya geçerli bir nedene dayalı olmaksızın sorgusunun yapılamaması halinde, delillerin ortaya konulmasına engel teşkil etmeyecektir. (CMK 206/1 madde)
“Deliller ortaya konulduktan sonra tartışmada söz, sırası ile katılana, vekiline, Cumhuriyet savcısına, sanığa, müdafiine veya kanuni temsilcisine verilir. Hükümden önce son söz sanığa aittir.” (CMK 216. m) Bu düzenleme ile delillerin ne şekilde tartışılacağı ve söz alma sırası gösterilmiştir.
Anayasanın 36/1 maddesinde, “herkesin meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir.” denilerek, savunma hakkı vurgulanmıştır.
Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin "Adil yargılanma hakkı" kenar başlıklı 6. maddesinin (1) numaralı fıkrasında: "Herkes medeni hak ve yükümlülükleri ile ilgili uyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamalar konusunda karar verecek olan, kanunla kurulmuş bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından davasının makul bir süre içinde, hakkaniyete uygun ve açık olarak görülmesini isteme hakkına sahiptir."
Sözleşmesinin 6. maddesinin (3) numaralı fıkrasında ise:
"Bir suç ile itham edilen herkes aşağıdaki asgari haklara sahiptir:
a) Kendisine karşı yöneltilen suçlamanın niteliği ve sebebinden en kısa sürede, anladığı bir dilde ve ayrıntılı olarak haberdar edilmek;
b) Savunmasını hazırlamak için gerekli zaman ve kolaylıklara sahip olmak;
c) Kendisini bizzat savunmak veya seçeceği bir müdafinin yardımından yararlanmak; eğer avukat tutmak için gerekli maddî olanaklardan yoksun ise ve adaletin yerine gelmesi için gerekli görüldüğünde, resen atanacak bir avukatın yardımından ücretsiz olarak yararlanabilmek…" şeklinde adil yargılama ilkelerine yer verilmiştir.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin içtihatlarına göre adil yargılama ilkelerine ilişkin kriterler aşağıdaki başlıklar halinde toplanabilir.
a)Yargılamanın makul süre içinde sonuçlandırılabilmesi ve kanunla kurulmuş bağımsız ve tarafsız bir mahkeme önünde yargılanma hakkının tanınması,
b)Yargılamanın istisnalar hariç aleni olarak yapılması,
c) Hakkaniyete uygun yargılama yapılması,
d)Suçsuzluk karinesine riayet edilmesi,
e)İsnadı öğrenme hakkının sağlanması,
f)Savunmayı hazırlamak için gerekli zaman ve kolaylıklara sahip olma hakkının tanınması. (Bu hakkın kullanımının sağlanmasında dosyanın hacmine ve delillerin çeşitliliğine bağlı olarak makul bir sürenin verilmesini gerektirmektedir. Savunmayı hazırlamak için gerekli kolaylıklara sahip olma dava dosyasının içeriğinde yer alan delillere erişebilme imkanını içermektedir. Bu hak sadece müdafiiye değil sanığa da tanınmalıdır.)
g)Kendi kendine savunma veya bir müdafiinin hukuki yardımından yararlanma hakkı,
h)Duruşma sırasında tanıklara soru sorabilme ve delilleri Cumhuriyet savcısı ile eşit koşullarda tartışabilme imkanının sağlanması.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi "hakkaniyete uygun yargılama" kavramından hareket ederek adil yargılamanın zımni gereklerini saptamıştır. Bu gereklerden en önemlisi Anayasanın 36. maddesinde de açıkça ifade edilmiş olan "savunma hakkı"dır. Ceza yargılamasındaki savunma haklarının güvence altına alınması demokratik toplumun temel bir ilkesidir. Savunmanın hazırlanması için gerekli zamana sahip olma hakkı, Anayasanın 36. maddesinde belirtilen "meşru vasıta ve yollardan yararlanmak" kavramının kapsamındadır. Bu hak gereğince sanığa ve müdafiine savunma için gerekli hazırlıkları yapabilecekleri zamanın verilmesi gerekmektedir.
Bu açıklamalar ışığında; Sanık müdafiinin 28/02/2019 tarihli celsede Cumhuriyet Savcısının esas hakkında mütalaasına karşı savunmalarını hazırlayabilmek üzerine süre istenmesi üzerine, dosyanın hacmine ve delillerin çeşitliliğine bağlı olarak makul bir sürenin verilmesi yerine savunma hakkının kısıtlanmasına yol açacak ve bu hakkın kullanılmasını etkisiz kılacak şekilde aynı gün öğleden sonraki bir saate duruşma saati verilerek CMK’nın 176/4, 190/2., 216. ve 289/1-h maddelerine aykırı yazılı şekilde hüküm kurulması,
Kabule göre;
1- Örgüt mensubu olduğu kabul edilen sanık hakkında verilen cezanın, mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilirken uygulama maddesi olarak karar yerinde TCK’nın 58/9. maddesinin gösterilmesi gerekirken, anılan maddenin atıf maddesi olarak kabulü ile uygulama yeri bulunmayan TCK’nın 58/6 maddesi gereğince tekerrür uygulanmasına karar verilmesi,
2- Hükümden sonra dosyaya gönderilen Y... T..'in ifade tutanağının ve teşhis tutanağının duruşmada sanık ve müdafiine okunarak diyeceklerinin sorulması gerekirse Yavuz TEMEL'in tanık sıfatıyla duruşmada dinlendikten sonra karar verilmesi gerektiğinin gözetilmesi lüzumu,
Hukuka aykırı, sanık müdafinin istinaf istemi bu nedenle yerinde görüldüğünden, CMK'nin 280/1-d ve 289/1-h maddesi uyarınca sair yönleri incelenmeyen hükmün BOZULMASINA,
Kararın bir örneğinin Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Başsavcılığına, dosyanın yeniden incelenerek karar verilmek üzere hükmü bozulan ilk derece mahkemesine gönderilmesine,
CMK'nın 280/1 ve 286/1 maddeleri gereğince KESİN olarak 11/02/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)