(5237 S. K. m. 3, 43, 53, 58, 61, 62, 63, 314) (3713 S. K. m. 5) (5271 S. K. m. 223, 280) (16. CD. 26.10.2017 T. 2017/1809 E. 2017/5155 K.) (YCGK. 26.09.2017 T. 2017/16-956 E. 2017/370 K.) (16. CD. 24.04.2017 T. 2015/3 E. 2017/3 K.)
Yukarıda açık kimlik bilgileri yazılı bulunan sanık hakkında, ilk derece mahkemesince Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma suçundan verilen beraat hükmü ile dosya içeriği birlikte değerlendirildiğinde davanın yeniden görülmesine karar verilmiş olmakla, Dairemizce yapılan yargılama sonunda;
Gereği görüşülüp düşünüldü:
İDDİA:
Kocaeli Cumhuriyet Başsavcılığı'nca 06/01/2017 tarihli, 2017/27080 soruşturma sayılı iddianame ile sanık hakkında silahlı terör örgütüne (FETÖ/PDY) üye olmak suçundan dolayı, TCK'nin 314/2, 53/1, 63, 3713 sayılı Kanunun 5/1 maddeleri gereğince cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır. Bu dava Kocaeli 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 2017/106 esas sayılı dosyasına kaydedilmiştir.
Yine Kocaeli Cumhuriyet Başsavcılığı'nca 10/03/2018 tarihli, 2018/8290 soruşturma sayılı iddianame ile birleştirme talepli olarak sanık hakkında silahlı terör örgütüne (FETÖ/PDY) üye olmak suçundan dolayı TCK'nin 314/2, 53/1, 63, 3713 sayılı Kanunun 5/1 maddeleri gereğince cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır. Bu dava Kocaeli 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 2018/85 esas sayılı dosyasına kaydedilmiş ve 28/03/2018 tarihinde Kocaeli 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 2017/106 esas sayılı dosya ile birleştirilmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KABUL VE UYGULAMASI:
Kocaeli 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 12/09/2018 gün ve 2017/106 esas, 2018/403 karar sayılı kararı ile;
"Sanığın inkar yollu savunması, FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütü ile ilgili açıklamalar, açılmış bulunan kamu davaları, arama tutanakları, tanık beyanları, HTS kaydı, Dijital materyal export raporu ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde;
Her ne kadar sanık hakkında dosyada mevcut tanık ifadeleri ve HTS kaydına dayanılarak FETÖ/PDY (Fethullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması) silahlı terör örgütüne üye olma suçundan cezalandırılması talebi ile kamu davası açılmış ise de;
Sanık hakkında soruşturma aşamasında ifade veren ...., sanığın örgütün toplantılarına katıldığını, 17/25 Aralık olaylarından sonra da Şubat ayına (2014 yılı) kadar sanığın bu toplantılara katıldığını gördüğünü anlatmış; kovuşturma aşamasında tanık olarak dinlendiğinde ise genel olarak ifadesinden dönmüş, .... ve .... ise mahkememiz huzurundaki beyanlarında sanığın örgütsel eylemine şahit olmadığını beyan etmiş, yine mahkememiz 30.05.2017 tarihli 3. celsesinde tanık olarak dinlenilen .... nun beyanları tanık ....'e sorulmuş, sanığın cemaat içerisinde söz hakkı olduğuna dair bir anlatımda bulunmadığını ifade etmiş, soruşturma aşamasında sanık aleyhine ifade veren .... mahkeme huzurunda tanıklıktan çekinmiş, tanıklardan .... ise sanığın 17/25 Aralık olaylarından sonra toplantılara katılımının devam ettiğine dair bilgisinin duyuma dayalı olduğunu ifade etmiş,
Dosya kapsamından sanıktan ele geçen dijital materyal üzerindeki çalışma sonucu hazırlanan export raporunda suç unsuruna rastlanılamadığı belirtilmiş,
Yargılama devam ederken sanık hakkında FETÖ mensuplarınca hazırlanan fişleme bilgisine göre SAYA koduyla fişlendiği gerekçe gösterilerek TCK 314/2 maddesi kapsamında yeni dava açılmış, mahkememizin 2018/85 Esasına kayıtlı dosya işbu dosyamızla birleştirilerek görülmüş, sonuç olarak kaynağı belli olmayan fişleme bilgisine dayalı "veri inceleme raporu" hükme esas alınmamış ve yine tanık anlatımları birlikte değerlendirildiğinde sanığın sohbet adı altında örgütün toplantılarına katıldığına ilişkin mahkememizce kanaat oluşmasına karşın bu katılımın hangi döneme kadar devam ettiği hususunda açıklık olmadığı, katılımın içeriği (örgütsel sorumluluk alıp almadığı veya örgüt hiyerarşisi içerisinde talimat alıp almadığı hususu) ortaya konulamadığı dikkate alınarak sanığın örgütün hiyerarşik yapısı içerisinde olmadığına dair savunmasının aksini ispatlayan kesin ve açık delil elde edilemediği" gerekçesiyle sanığın CMK 223/2-e maddesi gereğince beraatine karar verilmiştir.
İSTİNAF İNCELEMESİ AŞAMASI:
Kocaeli 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 12/09/2018 gün ve 2017/106 esas, 2018/403 karar sayılı kararına karşı, o yer Cumhuriyet Savcısı tarafından ayrıntıları istinaf talebinde yer aldığı üzere sanık hakkında örgüt üyeliğinden mahkumiyet kararı verilmesi gerekirken beraat kararı verilmesi usul ve yasaya aykırı olduğundan bahisle istinaf kanun yoluna başvurulmuş;
Sanık hakkındaki delillerin tartışılıp değerlendirilmesi için 5271 sayılı Kanunun 280/1-e maddesi uyarınca duruşma açılmasına ve davanın yeniden görülmesine karar verilerek Dairemizce yargılama yapılmıştır.
SAVUNMA:
Sanık .... ilk derece mahkemesinde duruşmada alınan savunmasında: "Ben üzerime atılı suçlamayı kabul etmiyorum. İddia edildiği gibi atılı suçu işlemedim. Benim 22 yıllık meslek hayatım olmuştur, bunun 2007 ile 2016 haziran dönemi arasındaki tarihlerinde Kocaeli il sınırları içerisinde görev yaptım, Haziran 2016 dan sonra Mardin iline ikinci şark görevi olarak tayinim çıktı, ben Mardin’de gözaltına alındıktan sonra Ağustos 2016 yılında Mardin valiliğince açığa alındım, sonrasında beni Kocaeli’ne sevkettiler. ....yı Gölcük’te çalıştığım dönemden tanırım, ....in aleyhime olan beyanlarını kabul etmiyorum, ben Gölcük’te çalıştığım dönemde evrak işlerine bakardım, bu dönemde ....in ev arkadaşı olan .... isimli polis memuru ile tanışıklığım vardı zaman zaman fırsat buldukça ben .... ile beraber evlerine giderdik. .... .... ile beraber bekar evi tuttukları için beni evde görmesinin sebebi odur, yoksa ben herhangi bir oluşumun içinde yer almadım, kaldı ki ben ....’ın evine gittiğimde 2012 yılının öncesiydi, hatırladığım kadarı ile 2011 ile 2012 haziran arası bir dönemdi, zira 2012 yılının Haziran ayından sonra .... şark görevine gitti, tayini çıktı, ben aleyhime ifade veren ....in beyanlarını da kabul etmiyorum, kendisini Gölcük ilçe emniyet müdürlüğü bünyesinde evrak işleri uğraştığım dönemde kendisinin o yörede öğretmenlik yapması nedeni ile bir tanışıklığımız vardı, her ne kadar .... benim cemaat adı altında toplantılara katıldığımdan bahsetmiş ve bu toplantıların 2014 yılının ilk aylarına kadar olduğunu belirtmiş ve son zamanlarda himmet adı altında para toplama işlerine benim baktığımı ve toplanan paraları kendisine verdiğimi söylemiş ise de bu beyanlar gerçek dışıdır kesinlikle kabul etmiyordum zira ben .... isimli kişiyi 2013 yılının haziranından sonra görmedim, çünkü bu tarihten sonra bizim polis merkezimiz taşınmıştı, öncesinde aynı binada olduğumuz için karşılaştığımızda konuşurduk, benim .... ile herhangi bir husumetim yoktur bu kişiler etkin pişmanlıktan yararlanmak için iftira atmışlardır, hatta bu durumu bana cezaevinde söylemiştir, tanık olarak sorduğunuz .... .... .... ve .... isimli kişilerin ifadelerine dikkat edilirse genel olarak "duydum" şeklinde beyanda bulunmuşlardır, oysa görgüye dayalı şahitliği bulunmamaktadır ben bu beyanları kabul etmiyorum, kaldı ki ismi geçen bu kişiler 2013 yılının haziran döneminde tayine tabi olan kişilerdir, dolayısıyla kendileri ile bir irtibatım olmamıştır, bu sayılan kişilerden ...., .... ve .... il içi tayinle Karamürsel’e tayinleri çıkmıştı, bu kişiler 17-25 Aralık sürecinden sonra kendilerine ne vaad edildi bilemiyorum ama Karamürsel’de vermiş oldukları ifadelerde Gölcükte de hiyeryarşik olarak cemaat yapılanması olduğunu beyan etmişlerdir, açıklamalarında hatta bu cemaat yapılanması içinde paralı parasız performans değerlendirme taltif adam kayırma yapıldığını ve kayrılan bu kişilerden birinin de benim olduğum iddia etmişlerdir, ben kurum içerisinde yapılan ön soruşturmada bu süreçte aklandım, hakkımda idari yönden işlem uygulanmamıştır, .... nun ifadeleri çelişkilidir, ilk ifadesinde cemaat yapılanmasından bahsederken sonraki tarihli verdiği ifadede bu durumu adam kayıtma şeklinde ifade etmiştir, tanıklardan .... adli işlemler bürosunda çalışırken arkadaşından dolayı onu görevinden aldılar onun yerine beni aldılar bu nedenle bana husumet beslemiş olabilir, Ben iddianamedeki anlatımı ve suçlamayı kabul etmiyorum, kanaatimce dosyada yer alan belge içerisindeki bilgiler Emniyet Genel Müdürlüğü sisteminden alındığını düşünüyorum, belge içerisinde şahsımla ilgili bilgilere bakıldığında bir takım çelişkiler olduğu görülmektedir, bir yandan şahsımla ilgili SAYA şeklinde bir kodlama yapılıp örgüte bağlılığı derecesi gassalın elindeki meyyit olarak nitelendirilmiş iken hemen altında yer alan bölümde ise 0 (sıfır) şeklinde bir kodlama yapıldığı görülmektedir, dolayısıyla bir yandan üst düzeyde örgüte bağlı şeklinde tanımlama yapılmışken diğer yandan örgüte aidiyet konusunda 0 (sıfır) şeklinde bir kodlama yapılmış olup bu bir çelişkidir, örgüte üst düzeyde bağlı olan bir kişinin 17/25 aralık süreci sonrasında bu bağlılığını ortaya koyan bir takım davranışlarda bulunması gerekir, şahsımla ilgili bu yönde hiç bir iddia yoktur" şeklinde savunmada bulunmuştur.
Sanık ....Dairemizce yapılan yargılama sırasında alınan savunmasında; "
Yerel mahkemede ben savunma yapmıştım. Doğrudur. Aynen tekrar ederim. Suçlamayı kabul etmiyorum. Beraatime karar verilmesini isterim. Yazılı dilekçemi tekrar ediyorum. Ben ayrıntılı olarak iddialara ilişkin beyanlarımı dilekçemde belirttim. Açıkladım. Üzerime atılı suçlamayı kabul etmiyorum. Dilekçemde belirttiğim gibi aleyhimde beyanda bulunan .... ile aramda husumet vardır. Tarafsız olarak beyanda bulunmadığı aşikardır. Ayrıca beyanları çelişkilidir. Diğer tanıkların beyanları ....'nu doğrulamamaktadır. Esasen tüm tanık beyanları görgüye değil, duyuma dayalı beyanlardır. Bu nedenle itibar edilmesi mümkün değildir. Veri inceleme raporunu da kabul etmiyorum. İkinci derece kodlamanın karşılığı sıfır (0) olup bu da benim örgütle irtibatlı olmadığımın delilidir. Ben 23 yıldır onurumla görev yaptım. Şuan mahkemenizde onur mücadelesi veriyorum. Operasyonel hiçbir birimde görev yapmadım. Baş polislik ve komiser yardımcılığı sınavlarını kazanamadım. Bu hususlar dahi benim örgütle ilişiğimin olmadığının kanıtıdır. Ayrıca FETÖ kriterlerinden .... ve benzeri hiçbir kriter bende mevcut değildir. Şuana kadar gerek emniyet mahrem yapılanması, gerekse soruşturmaya konu olan diğer dosyalar nedeniyle etkin pişmanlık kapsamında aleyhime ifade veren kimse bulunmamaktadır. Tüm bu hususlar gözönüne alınarak beraatime karar verilmesini talep ediyorum. Önceki savunmalarımı tekrar ediyorum" şeklinde savunmada bulunmuştur.
İDDİA MAKAMININ ESAS HAKKINDAKİ MÜTALAASI:
"Sanık ....'un polis memuru olduğu, daha sonra ihraç edildiği, Ankara CBS.nın 18/04/2017 tarih ve 2017/68532 sayılı soruşturma kapsamında ele geçen Mikro SD kartın yapılan çözümü ile yapılan incelemelerde emniyet mahrem yapılanması kapsamında FETÖ/PDY üyeleri tarafından emniyet personelinin fişlendiği, bu veri inceleme raporuna göre sanığın "SAYA" (FETÖ mensubu olup Gassalın elindeki meyyit olarak ifade edilen zaafları olmayan, herşeyiyle kendisini örgüte teslim etmiş polis memurlarını ifade ettiği) diye fişlendiği, ayrıca tanık .... beyanında sanığın her konuşmasında biz .... cemaatindeniz diye söylediğini, tanık ....'ın beyanında sanığın cemaate yakın olduğunu, sohbetler düzenlediğini duyduğunu, ancak bizzat şahit olmadığını", tanık .... beyanında "sanığın 17/25 aralık sürecinden sonra da örgüte ait toplantılara katıldığını, aidat topladığını duyduğunu, ancak görgüye dayalı bilgisi olmadığını", tanık .... beyanında "2014 yılının ilk aylarına kadar sanığın cemaate ait toplantılara katıldığını, himmet paraları toplayıp kendisine verdiğini", tanık .... beyanında "sanığın cemaate ait toplantılara katıldığını", tanık ....'ün beyanında "Sanığın genç meslektaşlarını toplayıp sohbetler yaptırdığını, biz paralelciler buradayız, siz neredesiniz şeklinde bir yazıyı fotoğrafı ile birlikte …… sayfasından paylaştığı, bu hususlara dair birçok tanık olduğu" sanığın bu suretle müsnet suçu işlediği anlaşılmakla, Kocaeli 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 12/09/2018 tarih ve 2017/106 esas, 2018/403 karar sayılı hükmünün CMK.nun 280/2 maddesi gereğince kaldırılmasına, sanığın eylemine uyan TCK.nun 314/2, 53, 58, 63, ve 3713 sayılı kanunun 5/1 maddeleri gereğince cezalandırılmasına karar verilmesi talep ve mütalaa olunur" şeklindedir.
DELİLLER:
1-Sanık Savunması,
2-FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütü ile ilgili açıklamalar,
3-Arama tutanakları,
4-Tanık beyanları,
5-HTS kaydı,
6-Dijital Materyal İnceleme Raporu,
7-Veri inceleme raporu
8-….. Kod adlı tanığın ifade tutanağı, mahkeme kararı
9-Kocaeli İl Emniyet Müdürlüğünce hazırlanan 06/11/2018 tarihli veri inceleme raporu, bu rapor ekindeki .... ve .... isimli kişilerin müdafii huzurunda alınan beyanları
10-Veri inceleme raporlarında isimleri Zümre başkanı, mahrem öğretmen ve sanıkla aynı gurupta yer aldığı iddia edilen diğer kişilere ait ifade suretleri
11-Sanığa ait adli sicil ve nüfus kayıtları,
12-Kocaeli 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 2017/106 esas sayılı dosya içeriği,
İLK DERECE MAHKEMESİNDE DİNLENEN TANIK BEYANLARI:
Tanık .... beyanında; Ben daha önceden polis memuruydum, 2009 yılıydı sanıyorum 2009 yılında gölcük ilçe emniyet müdürlüğünde kısa bir süre aynı birimde gölcük polis merkezinde çalışmıştık. Sonra ben silah ruhsat büro amirliğine tayin oldum, kendisi sanık gölcük polis merkezinde kaldı, 2013 yılının haziran ayında ilçeler arası rotasyon gördük, benim karamürsel’e tayinim çıktı, o zamandan beri sanıkla görüşmüyorum. Gölcük'te birlikte çalıştığımız dönemlerde huzurdaki sanık .... kendisiyle konuştuğumuzda biz .... Cemaatindeniz diye söylerdi, hatta ben kendisine cemaatim diyorsunuz ancak hep zengin iş sahipleri var aranızda diye söylemiştim. Sanık da biz onlarla Allah için beraberiz diye söylemişti, ben bu hususla ilgili olarak bildiğim konularda soruşturma sırasında sanırım 2014 yılı Haziran ayıydı Kocaeli emniyet müdürlüğünde ifade vermiştim, o ifadem aynen doğrudur.
Tanığın soruşturma sırasında C. Savcısı huzurunda vermiş olduğu 17/06/2015 tarihli ifadesi okundu: O ifadem doğrudur, soruşturma sırasında C. Savcısı bana, seni cemaat toplantılarına davet ettiler mi diye soru sormuştu, ben de o soru üzerine o şekilde anlatımda bulunmuştum, dedi.
Dosyada mevcut ön inceleme raporundaki tanığın beyanı olduğu belirtilen beyanlar okundu, soruldu: Ben emniyet müdürü ....'e 2014 yılında ifade vermiştim, o ifadem doğrudur ancak ifade tutanağı benim yanımda olmadığı için şu anda onunla ilgili birşey diyemiyorum, ancak bildiklerimi anlattım. Ben ifademde ismi geçen kişilerin cemaat olarak bir araya geldiklerini anlatmıştım ancak o zaman terör örgütü tanımlaması yoktu, terör amacıyla mı yoksa başka bir amaçla mı bir araya gelirler onu ben bilemem, ayrıca anlatımlarını ben belirtmek istemiyorum ancak Gölcük İlçe Emniyet Müdürlüğü'nde halen görevli polis memuru .... bir hafta kadar önce huzurdaki sanık ....'un cemaat içerisinde ne kadar söz hakkı olduğuna dair bana anlatımlarda bulunmuştu, dedi.
Sanık müdafiinin talebiyle soruldu: Ben Gölcük'ten Karamürsel'e tayin olduğum halde orada çalışırken .... isimli polis memuru da bizimle Karamürsel'de çalıştığı halde, daha öncesinde Gölcük'te çalışırken polis lojmanda oturduğunu, lojmanda dairelerde ...., ...., .... ile evlerde toplantı yaptıklarını ....'nün evinde toplantı yaptıklarını bizzat bana söylemişti. Kendisinin toplantıya katılmadığı için toplantının içeriğini bilmediğini .... bana söylemişti ancak ....'nün evinde toplantıdan çıkarken kendilerini gördüğünü bana söylemişti. Ayrıca ben Sanık ....'un toplantılara katıldığını bizzat görmedim ancak duyum oldu, ancak kendisi bizzat biz gülen cemaatine mensubuz diye söylüyordu, dedi.
Sanık müdafiinin talebiyle soruldu: 17/25 Aralık sürecinden sonra Kocaeli Emniyet Müdürlüğü'nde Gülen cemaatiyle ilgili olarak soruşturma başladığını duyunca ben .... müdürü kendim aradım, ben de ifade vermek istiyorum diye söyledim ve ifademi bu şekilde verdim. Benim ....'e taltiflerle ilgili herhangi bir beyanım olmadı. Ben meslek hayatımda ya 7 ya 8 taltif aldım, dedi.
C. Savcısının talebiyle soruldu: .... tarafından bana ....'un kendi ....'unda C. Savcısına vermiş olduğum ifadede belirttiğim gibi biz fetöcüler buradayız, devlet nerede şeklinde paylaşımda bulunduğunu duymuştum, ancak ben görmedim. ....'ten duymuştum. .... de Gölcük'te polis memurudur. .... ve .... ....ta arkadaştırlar" şeklinde beyanda bulunmuştur.
Soruşturma aşamasında tanık olarak alınan beyanında özetle ".........'un cemaat yapılanmasına dahil olması yönünde bir davet veya konuşmasına bizzat muhatap olmadığını, ancak mesai saatleri dışında kendi evinde ve başka evlerde Gölcük'te görev yapan polis memurlarına cemaat yapılanmasına hizmet eder şekilde toplantı yaptıklarını sürekli duyduğunu.......'un o dönemde ve tahminince halen cemaat yapılanması konusunda çok faal olduğunu söyleyebileceğini, ....'ün yaklaşık 1,5 ay önce ....'un .... sosyal paylaşım sitesinde birkaç arkadaşı ile çekilmiş fotoğrafını yayınlayarak altına yorum olarak "biz paralelciler buradayız, siz neredesiniz" şeklinde yazı yazdığını gördüğünü söylediğini, ancak bu resim ve yorumu bizzat görmediğini...." beyan etmiştir.
Tanık.... beyanında; "Ben 2003 yılında Gölcük İlçe Emniyet Müdürlüğüne polis memuru olarak tayin olmuştum. Sanık .... da benden sonra aynı yere gelmişti, hangi yıl geldiğini kesin olarak hatırlayamıyorum. Ben 2013 yılının 7. ve 8. ayına kadar gölcükte çalıştım, oradan karamürsel’e tayin oldum. Takriben 4-5 yıl kadar gölcük ilçe emniyet müdürlüğü emrinde birlikte çalıştık ancak ayrı birimlerde çalıştık. Ben kendisiyle fazla samimi de değildim, benim sanığın FETÖ/PDY terör örgütüne üyeliği konusunda herhangi bir bilgim yoktur ancak gölcükte tayinim karamürsel’e çıktıktan ve fetö paralel devlet yapılanmasıyla ilgili konuşmalar gündeme geldiğinde sanık ....'un da fetullah gülen cemaatine yakınlığı olduğunu ve bir araya gelip sohbet ettiklerini duymuştum ancak o toplantılara katılmadığım için görmedim. Çevredeki polis arkadaşlardan duymuştum, isimlerini şu anda hatırlayamıyorum. Toplantıların içeriği konusunda da herhangi bir bilgim yoktur, ben bu olayla ilgili olarak soruşturma sırasında C. Savcısına ifade vermiştim, o ifadem doğrudur, dedi.
Tanığın 17/06/2015 tarihinde gölcük CBS'de tespit edilen soruşturma ifadesi okundu, soruldu: O ifadem doğrudur, ben Gölcük'te çalıştığım dönemde de bir kısım ev çay ocağı, çay bahçesi gibi yerlerde bir araya gelip oturduklarını duymuştum ancak adres olarak somut bir bilgim yoktur, dedi.
Dosyada mevcut ön inceleme raporunda tanığın 3. Sınıf emniyet müdürü .... tarafından alındığı belirtilen ifadesi ile ilişkilendirilen paragraf okundu, tanıktan soruldu: Benim emniyet Müdürü ....'e polis memuru .... ve ....'la ilgili olarak bir takım toplantılarına katıldıklarını duyduğuma dair beyanım oldu ancak bu toplantıları görmediğimi de söylemiştim. Benim ....'un memurların imamı olduğuna dair herhangi bir beyanım olmadı. Ben toplantılar yaptıklarını duyduğumu söyledim, dedi.
Sanık müdafiinin talebiyle soruldu: Ben toplantıya gitmediğim için çay ocağının nerede olduğunu bilmiyorum, ben duyumumu söyledim. Ayrıca ben 10 yıl boyunca gölcükte mukayyitlik yaptım aldığım taltiflerin de diğer polis memuru arkadaşlara göre az olmuştur ancak bu konuda benim bir soruşturma açıldığından haberim yoktur. Ben 2013 yılında gölcükten ayrıldım, sanığın en son nerede çalıştığını ben bilemem. .... da benimle birlikte gölcükten karamürsel’e tayin oldu, en son nerede çalıştığını bilmiyorum." şeklinde beyanda bulunmuştur.
Soruşturma ifadesi benzer niteliktedir.
Tanık ....: Tanıklık yapmaktan çekilmiştir.
Tanık .... beyanında; Ben bu konuyla ilgili olarak soruşturma sırasında Gölcük CBS'de ifade vermiştim. O ifade doğrudur. Ben 1999 yılıyla 2013 yılları arasında Gölcük ilçe emniyet müdürlüğünde polis memuru olarak çalıştım. Sanık .... da sanırım aynı yıllar aralığında olacak benim gibi gölcük ilçe emniyet müdürlüğü emrinde polis memuru olarak çalıştı ancak biz hiç aynı birimde görev yapmadık. Ancak aynı ilçede olduğumuz için tanırım. Benim sanığın FETÖ/PDY terör örgütü üyeliğine dair herhangi bir sohbete gittiği veya ne yaptığı konusunda görgüye dayalı bir bilgim yoktur ancak 17/25 aralık 2013 sürecinden sonra ki benim 2013 yılı temmuz veya ağustos ayında karamürsel’e bir atamam olmuştu ancak 2014 yılının sanırım ağustos ayı olacak gölcük'e geri dönmüştüm. O dönemlerde yani 17/25 aralık 2013 sürecinden sonra sanık ....'un o zaman feto olarak tabir edilen yapılanma içerisinde sohbet toplantılarına katıldığını, şu anda isimlerini hatırlayamadığım polis memuru arkadaşlardan duymuştum. Ancak benim o duyduğum kişilerin çoğu şu anda tayin oldu, kimden duyduğumu da hatırlamıyorum. Ancak benim görgüye dayalı herhangi bir bilgim yoktur, zaten kendisiyle bir yere gidip gelmişliğim, yan yana gelmişliğim de sözkonusu değildir, dedi.
Tanığın soruşturma sırasında 17/06/2015 tarihinde C. Savcısına vermiş olduğu ifadesi okundu: O ifadem aynen doğrudur, dedi.
Tanığın dosyada mevcut ön inceleme raporuna geçen ve ön incelemeci 3. sınıf emniyet müdürü ....'e verdiği ve ayrıca polis müfettişliğince alınan ek ifadesi olduğu belirtilen raporun 20. Sayfasındaki bölümler okundu, tanıktan soruldu: Ben önce emniyet müdürlüğü ....'e ifade vermiştim, daha sonra polis müfettişi tarafından da bir kısım arkadaşların iadeleri alınmıştı, gölcükte ilk ifadesi alınan başkomiserin .... olduğunu sanıyorum, hatırladığım kadarıyla ....'in ilk taltiflerle ilgili ifadesi alınırken ....'nun ....'e verdiği ifadeye dayanarak taltifleri kendi yandaşlarınıza bir komisyon oluşturarak yazdığınız şeklinde anlatımlar olduğu bahsedilmiş. Muhtemelen .... başkomiser söylemiş olabilir, bana bu şekilde söylenince ben ....'e verdiğim ifadede öyle bir anlatımım olmadığından il emniyet müdürlüğü hukuk işlerine dilekçe verdim, ....'e verdiğim ifadenin örneğini istedim, ben .... tarafından tespit edilen ifademde kısmen yanlışlıklar olduğunu, yanlış anlatımlar olduğunu, benim öyle birşey anlatmadığımı dilekçede belirttim, daha sonra müfettişe ek ifade verdim. .... bana taltif konusunda soru sormuştu, .... o zaman başkomiser, gölcük polis merkez amiriydi, .... asayiş büro amiriydi, ....'da müdür yardımcısı sıfatındaydı, bunların söylemediği veya bilmedikleri hiç kimsenin taltif listesine yazılamayacağını, nihai listenin de .... tarafından il emniyet müdürlüğüne gönderildiğini söylemiştim. Ben ....'e verdiğim ifadede ve müfettişe verdiğim ifade de taltifleri örgüt için yazıyorlar şeklinde bir anlatımda bulunmamıştım. Biz 40-45 kişi bir anda ifade vermiştik, yoğunluk nedeniyle ifadelerde bir karışıklık olduysa o zaman ona bağlamıştım, zaten ....'e verdiğim ifadenin de başını okumuş sonunu okumamıştım" şeklinde beyanda bulunmuştur. dedi.
Soruşturma ifadesinde özetle:"Polis memurları .... ve ....'ndan, .... ve ....'un mesai saatleri dışında kendi evlerinde ya da dışarıda uygun çay bahçelerinde vatandaşlar ve polisler ile toplantı yaptıklarını, toplantıda .... cemaati adına sohbet edip aidat topladıklarını duyduğunu" beyan etmiştir.
Tanık .... beyanında; "Ben Gölcük de …. ilkokulunda müdür olarak görev yapıyordum, ben Milli Eğitime gidip gelirken aynı bina içerisinde bulunan Emniyet Müdürlüğünden geçmek durumunda kalıyordum, bu vesile ile sanıkla tanıştık, bir defa evime çay içmeye davet ettim, 17-25 Aralıktan sonra da görüşmedik, dedi.
Soruşturma ifadesi okundu soruldu: Ben hain darbe girişimi sonrası emniyette o ifadeyi vermiştim, emniyette yoğun baskı altında kalmam sonucu orada bazı isimler zikretmiştim, ancak o ifademi kabul etmiyorum, ben baskı altında söylemediğim isimler tutanağa yazıldı, okumadan imzalamak zorunda kaldım, bu nedenle kesinlikle o ifademi kabul etmiyorum, dolayısıyla huzurda bulunan sanığa yönelik ifadelerim doğru değildir, şahısla sadece kişisel arkadaşlığımız mevcuttur, ben terör örgütü üyeliğinden Kocaeli 5. ACM de yargılanıyorum, yargılandığım davada itirafçı sıfatımda mevcuttur" şeklinde beyanda bulunmuştur.
Tanık .... beyanında; "Ben sanığı aynı birimde çalışmamız dolayısıyla tanırım, yine sanıkla aynı binada karşılıklı yaklaşık 2 yıl komşuluk yaptık, ben sanığın herhangi bir örgütsel faaliyet içersinde bulunduğuna şahit olmadım, ancak dava konusu olaya ilişkin C. Savcısına ayrıntılı ifade vermiştim, aradan geçen zaman nedeniyle şuan tam olarak ifademi hatırlayamıyor mu, bu nedenle ifademin okunmasını talep ediyorum, dedi.
Tanığın 13/10/2015 tarihli C. Savcısına verdiği ifadesi okundu, soruldu: O ifademde biz paralelciler buradayız, siz nerdesiniz şeklinde cümle geçmiş ancak bu cümle içersindeki paralelciler kelimesinin geçip geçmediğini tam olarak hatırlamıyorum, biz buradayız siz nerdesiniz şeklinde de olabilir, bu konuda da emin değilim, bu hususun tutanağa geçmesini talep ediyorum, bunun dışındaki hususlar aynen doğrudur....
C. Savcısına ifade verirken .... sayfamı savcı huzurunda açtık, bu konuştuğumuz konu ile ilgili yani ....'un biz paralelciler burdayız siz nerdesiniz şeklinde bir paylaşımı .... sayfasında görülmüyordu, ...... Ben sanığın herhangi bir örgütsel faaliyet içersinde bulunduğuna, örgüt adına himmet topladığına veya onlar adına bir faaliyette bulunduğuna doğrudan şahit olmadım" şeklinde beyanda bulunmuştur.
Soruşturma aşamasında alınan beyanında özetle".........'u kendi evinin karşı dairesinde kiracı olarak oturmuş olması ve Gölcük ilçesinde polis memuru olarak görev yapmış olması nedeniyle çok da samimi olmayacak şekilde tanıdığını, Gülen cemaati ya da başka bir yapılanma adına hareket edip toplantılar tertip ettiğini, oluşuma bu şekilde eleman ile maddi ve manevi menfaat kazandırdığını bizzat görmediğini, bu yönde kendisinden bir talepte bulunmadığını, ancak arkadaşlar arasında özellikle ismini hatırlamadığı genç meslektaşlar ile kendilerine ait evlerde toplanıp sohbetler düzenlediklerinin konuşulduğunu.......tarihini tam olarak hatırlayamadığı bir gün 4-5 ay öne .... üzerinden arkadaş olarak ekli ....'un kendisine ait sayfada yanlış hatırlamıyorsa "biz paralelciler buradayız, siz nerdesiniz" şeklinde bir yazının altında kendisinin fotoğrafının olduğunu gördüğünü, fotoğrafta kendisinden başka birilerinin ve yorum yazısının olup olmadığını hatırlamadığını, daha sonradan yaptığı kontrolde yazı ve fotoğrafın kaldırılmış olduğunu öğrendiğini, sohbet arasında bu olayı arkadaşı ....'na söylediğini hatırladığını...." beyan etmiştir
Tanık .... beyanında; "Ben sanıkla Gölcük İlçe Emniyet Müdürlüğünde çalışmam dolayısıyla kendisini tanıyorum, yine .... isimli şahsı da Gölcük Emniyetinde çalışması dolayısıyla tanıyorum, ben sanığın Fetö/Pdy örgütünün faaliyetlerine iştirak ettiğine dair veya bu örgüt adına toplantılar düzenlediğine, himmet topladığına hiç bir şekilde şahit olmadım, bu yönde de herhangi bir duyumum da yoktur, ben eski polis memuru ....na hiçbir şekilde ....' un cemaat içerisinde ne kadar söz hakkı olduğuna dair beyanda bulunmadım, onunla bu konularda hiçbir görüşmem olmadı, neden ifadesine bana yönelik bu şekilde beyanda bulunduğunu bilmiyorum" şeklinde beyanda bulunmuştur.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, OLUŞ, KABUL VE GEREKÇE:
Ayrıntıları Yargıtay 16. C.D'nin, 2017/1809 E. ve 2017/5155 sayılı kararında ve Dairemizce de benimsenen, istikrar kazanmış yargısal kararlarda açıklandığı üzere;
Örgüt üyesi, örgüt amacını benimseyen, örgütün hiyerarşik yapısına dahil olan ve bu suretle verilecek görevleri yerine getirmeye hazır olmak üzere kendi iradesini örgüt iradesine terk eden kişidir. Örgüt üyeliği, örgüte katılmayı, bağlanmayı, örgüte hakim olan hiyerarşik gücün emrine girmeyi ifade etmektedir. Örgüt üyesi örgütle organik bağ kurup faaliyetlerine katılmalıdır. Organik bağ, canlı, geçişken, etkin, faili emir ve talimat almaya açık tutan ve hiyerarşik konumunu tespit eden bağ olup, üyeliğin en önemli unsurudur. Örgüte yardımda veya örgüt adına suç işlemede de, örgüt yöneticileri veya diğer mensuplarının emir ya da talimatları vardır. Ancak örgüt üyeliğini belirlemede ayırt edici fark, örgüt üyesinin örgüt hiyerarşisi dahilinde verilen her türlü emir ve talimatı sorgulamaksızın tamamen teslimiyet duygusuyla yerine getirmeye hazır olması ve öylece ifa etmesidir.
Silahlı örgüte üyelik suçunun oluşabilmesi için örgütle organik bağ kurulması ve kural olarak süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gerektiren eylem ve faaliyetlerin bulunması aranmaktadır. Ancak niteliği, işleniş biçimi, meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı, örgütün amacı ve menfaatlerine katkısı itibariyle süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk özelliği olmasa da ancak örgüt üyeleri tarafından işlenebilen suçların faillerinin de örgüt üyesi olduğunun kabulü gerekir. Örgüte sadece sempati duymak ya da örgütün amaçlarını, değerlerini, ideolojisini benimsemek, buna ilişkin yayınları okumak, bulundurmak, örgüt liderine saygı duymak gibi eylemler örgüt üyeliği için yeterli değildir (Evik, Cürüm işlemek için örgütlenme, Syf. 383 vd.).
Örgüt üyesinin, örgüte bilerek ve isteyerek katılması, katıldığı örgütün niteliğini ve amaçlarını bilmesi, onun bir parçası olmayı istemesi, katılma iradesinin devamlılık arz etmesi gerekir. Örgüte üye olan kimse, bir örgüte girerken örgütün kanunun suç saydığı fiilleri işlemek amacıyla kurulan bir örgüt olduğunu bilerek üye olmak kastı ve iradesiyle hareket etmelidir. Suç işlemek amacıyla kurulmuş örgüte üye olmak suçu için de saikin "suç işlemek amacı" olması aranır. (Toroslu özel kısım syf. 263-266, Alacakaptan Cürüm İşlemek İçin Örgüt syf. 28, Özgenç Genel Hükümler syf. 280)
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 26.09.2017 gün ve 2017/956-370 sayılı kararı ile onanarak kesinleşen Yargıtay 16. Ceza Dairesinin ilk derece mahkemesi sıfatıyla verdiği 24.04.2017 tarih ve 2015/3 Esas, 2017/3 Karar sayılı kararında, kuruluş, amaç, örgüt yapılanması ve faaliyet yöntemleri ayrıntılı biçimde açıklandığı üzere; FETÖ/PDY, nihai amacı devletin anayasal nizamını cebir ve şiddet kullanarak değiştirmek olan, kendine özgü özellikleri bulunan silahlı bir terör örgütüdür.
Örgüt, kuruluş yıllarından itibaren toplumun dini duygularını suistimal ederek "himmet" adı altında topladığı finans ile yurt içi ve yurt dışında faaliyete geçirdiği eğitim müesseseleri üzerinden amaç ve ilkeleri doğrultusunda yetiştirdiği öğrencilerini, elde ettiği ekonomik ve siyasi güç ile örgütsel menfaat ve ideolojisini kullanarak Türkiye Cumhuriyeti Devletinin tüm Anayasal kurumlarını (Yasama, Yürütme ve Yargı erklerini) ele geçirerek, aynı zamanda uluslararası düzeyde etkili siyasi-ekonomik bir güç haline gelmek suretiyle nihai amacını gerçekleştirmek istemiştir. Bunun için Emniyet, Türk Silahlı Kuvvetleri, Milli Eğitim, ÖSYM, TÜBİTAK başta olmak üzere birçok kamu kuruluşunda yapılanma faaliyetinde bulunmuştur.
FETÖ/PDY terör örgütü, Emniyet Müdürlüğü yapılanma faaliyetleri kapsamında, bu kuruma sızdırdığı mensuplarını, örgütsel bağlarının devam ettirilmesi ve güçlendirilmesi maksadıyla, örgüt içerisinde "mahrem hizmetler abisi-öğretmen" adı verilen ve kod adı kullandırdığı sivil örgüt mensuplarına takip ettirmiştir. Yapılanmada gizliliğe azami riayet edilerek hücre tipi yapılanmaya gidilmiş, mahrem hizmetler abisi ile örgüt mensubu emniyet personeli arasında küçük gruplar halinde toplantılar gerçekleştirilmiştir. Bu toplantılarda bir kısım soruşturmaların örgüt menfaatleri doğrultusunda yürütülmesi, örgüte eleman temin etme, mahrem örgüt mensubu emniyet personeli vasıtasıyla görev yaptığı emniyet birimi hakkında bilgi toplama ve emniyet personelinden himmet, kurban parası, gazete/dergi aboneliği ve promosyon parası vb. isimler adı altında para toplamak suretiyle örgüte gelir temin etme gibi örgütsel faaliyetler yürütülmüştür.
Sanığın FETÖ/PDY silahlı Terör Örgütü ile olan ilişkisi ve yapılan duruşma sonucunda hukuki durumunun tespiti;
Kocaeli 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 12/09/2018 gün ve 2017/106 esas, 2018/403karar sayılı hükmün O Yer Cumhuriyet Savcısı tarafından istinaf edilmesi üzerine dosya kapsamındaki delillerin yeniden değerlendirilmesi amacıyla CMK.nun 280/1-e maddesi uyarınca davanın yeniden görülmesine ve duruşma açılmasına karar verilmiştir.
Dairemizce yapılan yargılamada, iddianamede yer alan suçlamanın dayanağını oluşturan eylemler ve deliller ile suçlamanın hukuki nitelendirmesi, ilk derece mahkemesinin gerekçeli hükmü, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı Anayasal Düzene karşı işlenen soruşturma bürosunun 18/04/2017 tarih ve 2017/68532 sayılı soruşturması kapsamında ele geçirilen Mikro SD kart üzerinde gerçekleştirilen çalışma neticesinde hazırlanan emniyet mahrem yapılanması kapsamında Emniyet Genel Müdürlüğü personelinin FETÖ/PDY üyeleri tarafından kategorize edildiği, örgüt mensubunun örgüte bağlılık derecesi, katıldığı örgütsel toplantı sayısı, örgüt evinde kalma durumu ve verdiği himmet miktarı, örgütten zaman içinde ayrılmış örgüt eski üyesinin örgüte bakışı, örgüte geri dönme potansiyeli varsa bunun derecesi, bazı personelin özel ve meslek hayatına ilişkin açıklamaların yer aldığı veri inceleme raporu, belirtilen veri inceleme raporu ve yürütülen soruşturmalar kapsamında etkin pişmanlık hükümlerinden faydalanan örgüt üyelerinin beyanlarından da istifade edilerek oluşturulduğu anlaşılan Kocaeli İl Emniyet Müdürlüğünün 164 sayfadan oluşan 06/11/2018 tarihli Veri İnceleme Raporu Bilgilerine Dair Tespit Raporu başlıklı rapor, dosyada bulunan diğer belge ve deliller ayrı ayrı okunup anlatılarak sanığın seçmiş olduğu müdafiinin yardımı ile savunma yapmasına olanak sağlanıp dosya içerisinde bulunan tüm deliller bir arada değerlendirilerek tartışılmıştır.
Veri inceleme raporunda sanığın tüm listede ve güncel lisede "SAYA" olarak kodlandığı, SAYA kodlamasının FETÖ mensubu olup, gassalın elindeki meyyit olarak ifade edilen, zaafları olmayan, her şeyiyle kendisini örgüte teslim etmiş polis memuru örgüt üyelerini ifade ettiği, aynı raporda sanığın bağlı olduğu zümre başkanının "…..", öğretmenin ise "….." kod adlı kişiler olduğunun belirtildiği, Kocaeli İl Emniyet Müdürlüğü tarafından hazırlanan 06/11/2018 rapor ile veri inceleme raporunun örtüştüğü, veri inceleme raporunda yer alan zümre başkanı olan ….. kod isimli kişinin ...., öğretmen olan ….kod adlı kişinin ise .... olduğu hususunda tespitlerin bulunduğu anlaşılmaktadır.
Dairemizce sanık hakkında beyanda bulunmuş olmaları ihtimaline binaen zümre başkanı olduğu belirtilen .... ve öğretmen olan .... ile sanık ile aynı grupta yer alan ...., ...., .... ve .... isimli kişiler hakkında soruşturma ve kovuşturma bulunup bulunmadığı, var ise ifadede ve savunma örneklerini dosya arasına alınması için gerekli yazışma yapılmış, gelen cevabi yazılara göre adı geçenlerin aşamalarda suçlamaları bir bütün halinde reddettiği ve emniyet mahrem yapılanmasına yönelik herhangi bir bilgi vermediği görülmüştür. Bu nedenle bu kişiler tanık olarak dinlenmemişlerdir.
Veri inceleme raporu, Kocaeli İl Emniyet Müdürlüğü tarafından tanzim edilen ayrıntılı rapor, Kocaeli ilindeki emniyet mahrem yapılanmasına ilişkin etkin pişmanlık kapsamında bilgi veren başka dosya şüphelilerinin beyanları, tanıklar ...., ...., ...., ....'nun beyanları ve tüm dosya kapsamına göre, sanığın, FETÖ/PDY silahlı terör örgütü tarafından emniyet mahrem yapılanmasında sanığın tüm listede ve güncel lisede "SAYA" olarak kodlandığı, SAYA kodlamasının FETÖ mensubu olup, gassalın elindeki meyyit olarak ifade edilen, zaafları olmayan, her şeyiyle kendisini örgüte teslim etmiş polis memuru örgüt üyelerini ifade ettiği, ilk Derece Mahkemesince ve soruşturma aşamasında Cumhuriyet Başsavcılığınca dinlenen tanıklar ...., ...., ...., ....'nun alınan beyanları ile veri inceleme raporunun örtüştüğü görülmüştür.
Sanık suçlamayı kabul etmese de, sanık ile aralarında bir husumet tespit edilemeyen tanık beyanları ve bu beyanlarla birlikte emniyet mahrem yapılanmasına yönelik veri inceleme raporundaki sanığın örgütteki konumu ilgili bilgiler gözönüne alındığında sanığın beyanına Dairemizce itibar edilmiş ve bu şekilde sanığın FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün Emniyet mahrem yapılanmasında örgütün bir üyesi olduğu, örgüt amacını benimsediği, örgütün hiyerarşik yapısına dahil olduğu ve bu suretle verilecek görevleri yerine getirmeye hazır olmak üzere kendi iradesini örgüt iradesine terk ettiği, kendisinden üst seviyede gördüğü örgüt üyesi ile onların belirlediği gün ve saatlerde örgütsel toplantıya katıldığı, bu şekilde FETÖ/PDY silahlı terör örgütü üyesi olduğu hususunda Dairemizce tam bir vicdani kanaate varılarak İlk derece mahkemesinin yukarıda esas ve karar numarası belirtilen kararı CMK'nın 280/2 maddesi uyarınca kaldırılmış ve sanığın cezalandırılmasına karar verilmiştir.
5237 sayılı TCK'nın 61. maddesi gereğince temel ceza belirlenirken söz konusu maddenin 1. fıkrasında yedi bend halinde sayılan hususlar, aynı Kanunun 3/1. maddesindeki "Suç işleyen kişi hakkında işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı ceza ve güvenlik tedbirine hükmolunur" şeklindeki yasal düzenlemeler, dosyaya yansıyan bilgi ve kanıtlar hep birlikte ve isabetli bir şekilde değerlendirilip; suçun işleniş şekli, suç işlenmesindeki özellikler, suç konusunun önem ve değeri, meydana gelen tehlikenin ağırlığı, suçun işlendiği zaman ve yer, sanığın kastı birlikte değerlendirilerek, temel cezanın tayininde alt sınırdan ayrılmayı gerektirir bir neden tespit edilemediğinden ceza takdiren alt sınırdan belirlenmiş,
Sanığa yüklenen suçun 3713 sayılı Kanunun 3. maddesinde sayılan mutlak terör suçlarından olması nedeniyle, tespit edilen temel ceza aynı Kanunun 5/1. maddesi uyarınca yarı oranında artırılmış, sanığın, fiilden sonraki ve yargılama sürecindeki davranışları ile cezanın geleceği üzerindeki olası etkileri dikkate alınarak, hakkında TCK'nin 62 maddesinde düzenlenen takdiri indirim hükümlerinin uygulanması yönünde kanaat oluştuğundan aşağıdaki biçimde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere,
1- Kocaeli 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 12.09.2018 tarih ve 2017/106 esas, 2018/403 karar sayılı hükmünün, CMK'nın 280. maddesi 2. fıkrası uyarınca KALDIRILMASINA,
2- Sanık ....'ın üzerine atılı FETÖ/PDY silahlı terör örgütü üyeliği suçu sübut bulduğundan, eylemine uyan 5237 sayılı TCK'nin 314/2. maddesi gereğince suçun işleniş şekli, suç işlenmesindeki özellikler, suç konusunun önem ve değeri, meydana gelen tehlikenin ağırlığı, suçun işlendiği zaman ve yer, sanığın kastı dikkate alınarak taktiren 5 Yıl HAPİS CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA,
Sanığın üzerine atılı suçun 3713 sayılı Kanunun 3. maddesinde sayılan mutlak terör suçlarından olması nedeniyle, verilen cezanın aynı Kanun'un 5/1. maddesi uyarınca yarı oranında artırılarak 7 Yıl 6 Ay HAPİS CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA,
Sanığın yargılama sürecindeki davranışları ile cezanın geleceği üzerindeki olası etkileri göz önünde bulundurularak, TCK’nın 62/1. maddesi gereğince cezasından takdiren 1/6 oranında indirim yapılarak 6 Yıl 3 Ay HAPİS CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA,
Sanık hakkında başkaca artırım ve indirim yapılmasına takdiren yer olmadığına,
Sanığın kasten işlemiş olduğu suçtan dolayı hapis cezasına mahkumiyetin kanuni sonucu olarak, 24.11.2015 gün ve 29542 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanan Anayasa Mahkemesi'nin hak yoksunluklarına ilişkin 08.10.2015 gün ve 2014/140-2015/85 sayılı kararı gözetilerek, TCK’nin 53. madde 1-2-3. fıkralarının uygulanmasına,
Sanığa hükmolunan cezanın TCK'nin 58/9 maddesi gereğince mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ve ayrıca sanık hakkında cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına,
Sanığın gözaltında ve tutuklulukta geçirdiği sürelerin TCK'nin 63/1 maddesi uyarınca cezasından MAHSUBUNA,
Sanık hakkında ilk derece mahkemesi ile Dairemizdeki yargılama sırasında yapılan ve aşağıda dökümü gösterilen yargılama giderinin sanıktan tahsili ile hazineye İRAT KAYDINA,
Dair, sanık ve müdafiinin yüzüne karşı, BAM Cumhuriyet Savcısı ....'un katılımıyla, mütalaaya uygun, CMK'nin 280/2 ve 286 maddeleri uyarınca verilen karara yönelik olarak, duruşmada hazır bulunanlar yönünden tefhim tarihinden, yokluğunda karar verilenler yönünden ise tebliğ tarihinden itibaren onbeş gün içerisinde hükmü veren Dairemize bir dilekçe verilmesi ya da zabıt kâtibine beyanda bulunup tutanak tutturup hâkime onaylatmak veya bir başka ilk derece ceza mahkemesi ya da bölge adliye mahkemesi ceza dairesi aracılığıyla dilekçe gönderilmek, ilgilinin ceza evinde bulunması halinde, ceza infaz kurumu ve tutukevi müdürüne beyanda bulunmak veya bu hususta bir dilekçe vermek suretiyle, CMK'nin 286 ve devamı maddeleri uyarınca Yargıtay ilgili Ceza Dairesinde TEMYİZ kanun yolu açık olmak üzere 19/06/2019 tarihinde oybirliği ile verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. (¤¤)