(5237 S. K. m. 7, 44, 53, 106, 277) (5271 S. K. m. 210, 253, 254, 280)
Giresun Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 10/06/2016 tarih ve 2016/1501 Esas sayılı iddianamesiyle, sanık hakkında katılan .......'u ölümle tehdit etmek ve tanığı etkilemeye teşebbüs suçlarından hakkında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 277/1, 277/1 delaletiyle 277/2. 44/1, 106/1-1.cümle ve 53/1 maddeleri uyarınca cezalandırılması istemiyle kamu davası açıl
Yapılan yargılama sonunda sanığın atılı suçları işlediği sabit görüldüğünden mahkumiyetine karar verildiği,
İş bu mahkumiyet kararlarına karşı sanık tarafından süresinde yapılan istinaf başvurusu üzerine dosya daireye verilmekle, heyetçe incelendi.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:
Kamu davasına konu Tanığı Etkilemeye Teşebbüs suçuna ilişkin mevzuatta;
5237 sayılı TCK'nun 277. Maddesinde; "(1) Görülmekte olan bir davada (...), gerçeğin ortaya çıkmasını engellemek veya bir haksızlık oluşturmak amacıyla, davanın taraflarından birinin, (...) sanığın, katılanın veya mağdurun lehine veya aleyhine sonuç doğuracak bir karar vermesi veya bir işlem tesis etmesi ya da beyanda bulunması için, yargı görevi yapanı, bilirkişiyi veya tanığı hukuka aykırı olarak etkilemeye teşebbüs eden kişi, iki yıldan dört yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. (Ek cümle: 18/06/2014-6545 S.K./69. md) Teşebbüs iltimas derecesini geçmediği takdirde verilecek ceza altı aydan iki yıla kadardır.
(2) Birinci fıkradaki suçu oluşturan fiilin başka bir suçu da oluşturması halinde, fikri içtima hükümlerine göre verilecek ceza yarısına kadar artırılır." Hükmü yer almaktadır.
Öncelikle maddenin ilk halinde suçun işlenebilmesi için görülmekte olan bir davanın bulunması zorunlu, diğer bir ifadeyle sadece kovuşturma aşaması itibariyle suçun işlenmesi mümkün iken, değişiklikten sonra kapsam genişletilerek yapılmakta olan herhangi soruşturma da maddenin uygulanma alanına dahil edilmiştir. Ayrıca maddenin ilk halinde teşebbüsün, iltimas derecesini, diğer bir ifadeyle hatıra binaen ricada bulunmayı geçmemesi daha az cezayı gerektiren nitelikli bir hal olarak düzenlenmiş iken, yapılan değişiklikle daha az cezayı gerektiren bu hal madde metninden çıkarılmak suretiyle, yargı görevi yapanı, bilirkişiyi veya tanığı etkilemeye teşebbüs eyleminin iltimas derecesini geçmemesi halinin dahi iki ila dört yıl arasında hapis cezasıyla cezalandırılması gerektiği hüküm altına alınmıştır.
Davaların ve ceza soruşturmasının doğruluk, dürüstlük ve gerçeğe ulaşma ilkelerine uygun olarak görülüp yapılmasında ve bu suretle adaletin gerçekleşmesinde bütün tarafların, şüphelinin ve nihayetinde toplumu oluşturan her bireyin yararı bulunmaktadır. Bu nedenle, adil yargılanma hakkını ihlâl eden, yargılamanın veya soruşturmanın doğruluk, dürüstlük ve gerçeğe ulaşma ilkelerine uygun olarak yerine getirilmesi yönündeki toplumsal beklentiyi zedeleyen tutum ve davranışlar kanun koyucu tarafından yaptırıma bağlanmıştır.
Maddede tanımlanan suçun konusunu herhangi bir adli uyuşmazlık oluşturmaktadır. Bu uyuşmazlık, özel hukuk hükümlerine göre açılmış olan bir davaya ya da idare veya vergi mahkemesinde açılmış olan bir davaya konu olabileceği gibi ceza soruşturması veya kovuşturmasına konu olan bir suç olgusuna ilişkin uyuşmazlık da olabilecektir. Önemli olan uyuşmazlığın, herhangi bir davaya ya da soruşturma veya kovuşturmaya konu edilmiş olmasıdır.
Yargı görevi yapanı, bilirkişiyi veya tanığı etkilemeye teşebbüs suçunun işlenebilmesi için, yargı görevi yapanlar ile bilirkişi veya tanıkla doğrudan bir ilişki kurulması zorunlu olup, bu ilişkiyle beraber belirli bir yönde karar vermesi veya işlem tesis etmesi hususunda yargı görevi yapandan, gerçeğe aykırı mütalâa veya beyanda bulunması hususunda bilirkişiden veya tanıktan talepte bulunulması gerekmektedir.
Kamu hukuku veya özel hukuk ayırımı yapılmaksızın, her türlü uyuşmazlıkla ilgili olarak görülmekte olan davada veya yapılmakta olan soruşturmada, davanın taraflarından birinin, şüpheli veya sanığın, katılanın veya mağdurun lehine veya aleyhine sonuç doğuracak bir karar vermesi veya işlem tesis etmesi ya da gerçeğe aykırı mütalâa veya beyanda bulunması için, yargı görevi yapanı, bilirkişiyi veya tanığı hukuka aykırı olarak etkilemeye teşebbüs edilmesi suretiyle suçun işlenmesi mümkündür.
Suçun tanımında "hukuka aykırı olarak etkilemeye teşebbüs" unsuruna yer verildiğinden, suçun oluşabilmesi için, yargı görevi yapanı, bilirkişiyi veya tanığı etkileme girişiminin hukuka aykırı olması gerekmektedir.
Yargı görevi yapanı, bilirkişiyi veya tanığı hukuka aykırı olarak etkileme teşebbüsünde bulunulmasıyla suç tamamlanmış olup, suçun oluşabilmesi için, yargı görevi yapanın, bilirkişinin veya tanığın hukuka aykırı olarak kendisine iletilen talebi yerine getirerek herhangi bir karar vermesi veya işlem tesis etmesi ya da gerçeğe aykırı mütalâada veya beyanda bulunması gerekmemektedir.
Tanımlanan suçun maddi unsurları arasında yer alan hareket (fiil) unsuru, yargı görevi yapanı, bilirkişiyi veya tanığı davanın taraflarından birinin, şüpheli veya sanığın, katılanın veya mağdurun lehine veya aleyhine sonuç doğuracak bir karar vermesi veya bir işlem tesis etmesi ya da beyanda bulunması için hukuka aykırı olarak etkilemeye kalkışmaktır.
Bu suçun oluşabilmesi için, kasten hareket edilmesi yetmemekte bunun yanında failin belirli bir amaç doğrultusunda hareket etmesi, diğer bir ifadeyle suçu oluşturan fiili, gerçeğin ortaya çıkmasını engellemek veya bir haksızlık oluşturmak özel saikleri ile gerçekleştirmesi gerekmektedir. Nitekim bu hususa ilişkin madde gerekçesinde; "Bu suçun oluşabilmesi için, failin belirli bir amaç doğrultusunda hareket etmesi gerekmektedir. Failin, söz konusu suçu oluşturan fiili, gerçeğin ortaya çıkmasını engellemek veya bir haksızlık oluşturmak amacıyla, yani görülmekte olan bir davanın taraflarından birinin ya da yapılmakta olan bir soruşturma veya kovuşturmada şüpheli veya sanığın ya da davaya katılanın veya mağdurun leh veya aleyhine sonuç doğuracak bir karar verilmesini veya işlem tesis edilmesini ya da gerçeğe aykırı mütalaa veya beyanda bulunulmasını sağlamak amacıyla işlemesi gerekmektedir" açıklamasına yer verilmiştir.
Ayrıca yargı görevi yapanı etkileme suçunda fail herkes olabilir. Suçun, maddede sayılan hareketleri gerçekleştirebilecek durumdaki herkes tarafından işlenebilmesi mümkündür.
Suçun mağduru ise yargı görevi yapanlardır. Bu bağlamda mağdur ancak yargıç, savcı ve avukatlar olabilir. Tanıkların veya bilirkişilerin mağdur olabilmesi mümkün değildir. Diğer yandan, suçun ön plandaki mağduru adliyedir. Aleyhine davranılması istenilen kişi bu suçun ikinci plandaki mağduru olmaktadır. Taraflardan birinin lehine davranılmasını isteyerek yargı görevi yapana etki edilmesi halinde, karşı taraf dolaylı mağdur olacaktır.
Yargılamaya konu tehdit suçu ise 5237 Sayılı TCK'nun 106. Maddesinde; "(1) Bir başkasını, kendisinin veya yakınının hayatına, vücut veya cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştireceğinden bahisle tehdit eden kişi, altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Malvarlığı itibarıyla büyük bir zarara uğratacağından veya sair bir kötülük edeceğinden bahisle tehditte ise, mağdurun şikâyeti üzerine, altı aya kadar hapis veya adlî para cezasına hükmolunur." şeklinde düzenlenmiştir.
Bu bilgiler ışığı altında somut olay incelendiğinde;
Giresun Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 10/06/2016 tarih ve 2016/1501 Esas sayılı iddianamesiyle, katılan ....... ile sanığın evli oldukları, aralarında Giresun Aile Mahkemesinin 2016/179 Esasında kayıtlı görülmekte olan boşanma davası bulunduğu ve olay tarihinde davanın devam ettiği, katılan ....... ile .......'un kardeş oldukları, sanığın olay tarihinde katılan .......'yı çağırarak konuşmak istediği, sanığın ....... ile konuştuğu sırada .......'dan boşanmak istemediğini söyleyerek .......'ya hitaben ''Mahkemede sen tanık olmayacaksın, boşanırsak senden bilirim, sana kin tutarım, tanıklık yapma, tüm tanıkları görecem, şu anda bana tanıklarla ilgili bilgi gelmedi, tüm tanıkları bir gece öldürürüm kimse tanıklık yapamaz, gece karanlığında topuğundan vururum hepsini, tanık olursan ol seninle aram kötü olur, ablan eğer benden boşanırsa onu yaşatmam, ilk önce ablanı vururum, ben kendimi vurmam derneği satarım o beni cezaevinde bakar, ....... İşhanından ablanın çalıştığı mağazaya ateş ederim'' diyerek sanık ile katılan ....... arasında Giresun Aile Mahkemesinde devam eden boşanma davasında yer alan tanık .......'yı etkilemeye teşebbüs ettiği, .......'ya yönelik tanıklık yapması halinde vücut ve hayat dokunulmazlığına yönelik tehditte bulunduğu, katılan .......'a yönelik de iletme kastıyla tehditte bulunduğundan bahisle hakkında 5237 sayılı TCK.nın 277/1, 277/1 delaletiyle 277/2. 44/1, 106/1-1.cümle ve 53/1 maddeleri uyarınca cezalandırılması istemiyle kamu davası açıldığı,
Yapılan yargılama sonunda sanık hakkında Giresun 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 12/12/2016 tarih 2016/591 esas 2016/751 karar sayılı kararı ile mahkumiyeti cihetine gidildiği anlaşılmıştır.
Dosyanın yapılan tetkiki sonucu,
-Sanığın üzerine atılı katılan .......'u gıyapta ölümle tehdit etmek suçunun 02.12.2016 tarihinde yürürlüğe giren 6763 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu İle Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 34. maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK’nun 253/1. maddesi uyarınca 5237 sayılı TCK’nun106/1-1.cümle maddesinde düzenlenen tehdit suçunun uzlaşma kapsamına alınması karşısında; TCK’nun 7/2 maddesindeki “Suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur" hükmü ile 5271 sayılı CMK.nın 254/1 "(1) Kamu davası açıldıktan sonra kovuşturma konusu suçun uzlaşma kapsamında olduğunun anlaşılması halinde, kovuşturma dosyası, uzlaştırma işlemlerinin 253 üncü maddede belirtilen esas ve usûle göre yerine getirilmesi için uzlaştırma bürosuna gönderilir." hükmü karşısında tehdit suçunun uzlaştırma kapsamına alınmış olması ve bu düzenlemenin sanığın lehine olması karşısında; söz konusu kanun değişikliğine göre, sanığın üzerine atılı tehdit suçu yönünden hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Kabule göre de;
-Gerekçeli karara konu edilen bilirkişi raporuna esas telefon kaydının sanığın bilgisi dışında kaydedilmiş olması karşısında, olayın tek tanığı olan …'in duruşmaya davet edilmeyip bilgi ve görgüsüne başvurulmadan yargılamaya devamla hüküm kurularak CMK'nın 210. maddesine aykırı davranılması,
Hususları Kanuna aykırı ve sanık ....... müdafiinin istinaf başvuruları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün başkaca yönleri incelenmeksizin 5271 sayılı CMK'nın 280/1-b maddesi uyarınca BOZULMASINA,
Dosyanın hükmü veren Giresun 1. Asliye Ceza Mahkemesine gönderilmesine,
Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,
5271 sayılı CMK'nın 284 ve 286/1 maddesi uyarınca kesin olmak üzere 27/02/2017 tarihinde oy birliği ile karar verildi. (¤¤)