(5237 S. K. m. 43)
Dava: Yerel Mahkemece verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmakla, başvurunun ve kararın niteliği ile suç tarihine ve istinaf başvurusunda bulunan sanığın istinaf dilekçesi içeriğine göre dosya görüşüldü:
İstinaf başvurusunun reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
07/10/2014 tarihinde kolluk görevlilerince yapılan denetim sırasında …. 631 sokak üzerinde yürür vaziyette olan ….. isimli şahıs ile sanık ….. hakkında kontrol sırasında sanık A.'dan alınan ekspertiz raporuna göre 2 adet kırılmış vaziyette uyarıcı özelliğe sahip MDMA etken maddesi içeren hap ile 0,4 gram ve 0,9 gram olmak üzere esrar elde edilebilecek bitki parçalarının bulunduğu, sanığın rızası ile bu maddeleri teslim ettiği, sanık hakkında 12/03/2015 tarihinde Gölcük Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2015/859 sor. 2015/26 karar sayılı kararı ile kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar verildiği, sanığın İslahiye Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2015/1965 soruşturma sayılı dosyası ile yürütülen soruşturmada 28/10/2015 tarihinde Islahiye 106.Topçu Alay Komutanlığında askerlik görevini yaptığı sırada uyuşturucu madde kullandığı, bu eylem nedeniyle daha önce verilen erteleme kararının ihlali niteliğinde olduğundan Gölcük Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 12/02/2016 tarih 2016/265 esas numaralı iddianamesi ile kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde bulundurma suçundan kamu davası açıldığı, yerel mahkemece yapılan yargılama sonucunda sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde bulundurma suçundan mahkumiyet kararı verildiği anlaşılmıştır.
Yargıtay 20. Ceza Dairesi 2017/6318 Esas, 2017/6699 Karar; 2016/1583 Esas, 2016/3200 Karar; Yargıtay 10. Ceza Dairesi 2013/2965 Esas, 2017/3222 Karar sayılı ilamlarda belirtildiği üzere kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararından önceki tüm uyuşturucu madde kullanma ya da bu maksatla bulundurma eylemlerinin suçun temadi etme özelliği karşısında tek suç; bu aşamadan sonra ilk kullanma/bulundurma eyleminin ihlal; iddianame düzenleninceye kadar gerçekleşen kullanma/bulundurma şeklindeki birden fazla eylemin ise TCK m.43 uyarınca zincirleme suç hükümleri çerçevesinde değerlendirilmesi gerekmektedir.
Sanığın iddianameye konu 28/10/2015 tarihli eylemiyle ilgili olarak sanığın suçlamayı kabul etmediği, somut olayda herhangi bir uyuşturucu maddenin ele geçirilmediği, sanığın uyuşturucu madde kullanıcısı olduğuna dair teknik yöntemlerle alınmış kan, kıl, idrar muayenesine ilişkin raporun dosyada mevcut olmaması nedeniyle bu eylemin ihlal niteliğinde olamayacağı, yukarıda belirtilen Yargıtay içtihatları da göz önüne alınarak:
Sanığın adli sicil kaydında ve UYAP bilişim sisteminde gözüken aynı suçtan açılan kamu davalarına ilişkin dosyaların örnekleri getirtilip incelenerek, davalara konu eyleminin tek bir suç oluşturup oluşturmadığı ya da 5237 sayılı TCK'nın 43. maddesinin uygulanma koşullarının bulunup bulunmadığı, sanığın bu suçu diğer davaya konu olan suç nedeniyle verilen tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbirinin infazı sırasında işleyip işlemediği hususlarının irdelenip gerektiğinde davaların birlikte görülmesi ya da sonuçlanmış ise buna göre hukuki durumunun tayin ve takdirinde zorunluluk bulunması nedeniyle sanığın istinaf nedenleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, CMK'nın 280/1-(b) maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, CMK m.283 uyarınca sonuç ceza yönünden sanığın kazanılmış hakkının saklı tutulmasına, dosyanın yeniden incelenmek ve hükmolunmak üzere hükmü bozulan ilk derece mahkemesine gönderilmesine, kesin olmak üzere 01.04.2019 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)