(5237 S. K. m. 53, 89) (5271 S. K. m. 223)
İstinaf kanun yoluna tabi karara karşı, süresi içerisinde, başvuru hakkına sahip bulunan katılan vekili ve Bolu Cumhuriyet Savcısı tarafından yapılan istinaf talebinin kabulü sonucu, ilk derece mahkemesince verilen kararda bulunan hukuka aykırılıkların ancak yeniden yargılama yapılarak giderilebileceği kabul edilerek, dairemizce yapılan duruşma sonucunda, dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
İDDİA:
Gerede Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 30/03/2016 tarihli iddianamesi ile özetle; 02/12/2015 tarihinde Metro Dinlenme tesisleri mevkinde ........ yönetimindeki ........ plakalı aracı ile park halindeyken arkadan gelen ........ plakalı ........ yönetimindeki aracın çarpması sonucu ........'ın BTM ile giderilebilicek ölçüde yaralandığı, ancak olayın ilk etapta maddi hasarlı trafik kazası olduğu söylendiği, bu nedenle maddi hasarlı trafik kazası tutanağı tutulduğu, ........'ın yaralandığı için şüpheli ........ tarafından ambulans çağrıldığı ve gelen ambulans ile hastaneye sevkinin sağlandığı,
Şüpheli ........ vermiş olduğu ifadesinde Dörtdivan Dinlenme Tesisleri mevkinde olay tarihinde havanın karlı ve sisli olması sebebiyle seyir halindeyken park etmiş olan ........ plakalı araca arkadan çarptığını, olay yerine trafik polisi çağırdıklarını, ancak sıkışan trafik nedeniyle trafik polisinin gelmediğini, ........'ı bizzat kendisinin ambulansı arayarak hastaneye sevk ettiğini, kaza sebebiyle mağdur olan ........'ın zararlarını karşıladığını ve atılı suçu bu şekilde kabul ettiğini beyan ettiği iddia olunarak sanığın TCK'nın 89/1, 53/6 maddesi uyarınca cezalandırılması talep olunmuştur.
İLK DERECE MAHKEMESİ HÜKMÜ:
Gerede Asliye Ceza Mahkemesi'nin 04/09/2018 tarih ve 2016/196 Esas, 2018/678 Karar sayılı ilamı ile "sanığın aşamalarda alınan savunmalarında hava koşullarından dolayı kazanın gerçekleştiğini, ancak gerçekleşen kazada kusurunun bulunmadığını katılanın kusurunun bulunduğunu beyan ettiği, katılanın aşamalarda alınan beyanlarında sanıktan şikayetçi olduğunu beyan ettiği, dosyada yer alan olaya ilişkin olduğu iddia edilen kaza tespit tutanağının üzerindeki yazıların okunaklı olmadığı bu haliyle olaya ilişkin kaza tespit tutanağı olup olmadığının belli olmadığı, dosyanın içerisinde olaya ilişkin kaza tespit tutanağının bulunmadığı, bu nedenle dosyanın Adli Tıp Kurumuna gönderilemediği ve iddianameye konu olayda sanığın kusur durumunun tespitinin yapılamadığı, kazanın gerçekleştiği sabit olsa bile söz konusu kazanın gerçekleşmesinde hangi tarafın kusurunun bulunduğu tespit edilemediğinden sadece taraf beyanları dikkate alınarak kusur durumu saptanamayacağından" gerekçesiyle sanığın üzerine atılı suçu işlediği sabit olmadığından CMK 223/2-e maddesi uyarınca sanığın beraatine karar verilmiştir.
İSTİNAF TALEBİ:
Verilen beraat kararına karşı Bolu Cumhuriyet Savcıları .... ve .... 17/09/2018 ve 19/09/2018 tarihli dilekçeleri ile özetle; Kazadan sanık ve müdahile yüklenecek kusur durumu tespit edilmeden sanığın beraatine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu beyan ederek, verilen kararın kaldırılmasını talep etmişlerdir.
Müdahil ........ vekili de özetle; sanığın kazada asli kusurlu olduğunu, sanığın müvekkilinin duran aracına arkadan çarparak müvekkilinin yaralanmasına neden olduğunu, kazada kimin kusurlu olduğu tespit edilmeden mahkemenin beraat kararı verdiğini beyan ederek verilen kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
DAİREMİZCE YAPILAN İNCELEME VE DEĞERLENDİRME:
Dairemizce yapılan istinaf başvurusu yerinde görülmekle duruşma açılmasına karar verilmiş, tensip ara kararı ile kazada sanığa yüklenecek kusur durumunun tespiti yönünden dosyanın bilirkişi tevdiine karar verilmiş, bilirkişi .... 01/12/2018 tarihli raporunu dosyaya ibraz etmiş, ibraz edilen rapor duruşma sırasında sanık vekiline ve müdahile tebliğ edilerek rapora karşı beyanları alınmıştır.
Dairemizce yapılan duruşma sırasında sanık aşamalardaki savunmalarını tekrar etmiş, müdahil tarafın kendisinin zengin olduğunu anlayınca kendisinden para koparmak için şikayetçi olduğunu, karşı tarafın zararını giderdiğini, bilirkişi raporunu kabul etmediğini beyan ederek beraatine karar verilmesini talep etmiştir.
Sanık vekili de aynı savunmayı tekrar etmiştir.
Müdahil bilirkişi raporuna bir diyeceği olmadığını, şikayetinin devam ettiğini, kaza nedeni ile yaralanmasından dolayı maddi bir zarara uğramadığını, sanığın kazadan sonra kendisine 1.500,00 TL ödeme yaptığını beyan etmiştir.
İSTİNAF C. SAVCISI ESAS HAKKINDAKİ MÜTALAASINDA:
"İddianamedeki anlatım, yapılan yargılama ve tüm dava dosyası kapsamına göre sanığın taksirle bir kişinin yaralanmasına neden olma suçunu işlediği anlaşıldığından sanığın beraatine ilişkin Gerede Asliye Ceza Mahkemesinin 04/09/2018 tarih ve 2016/196 Esas 2018/678 Karar sayılı kararının kaldırılmasına, sanığın eylemine uyan TCK'nın 89/1, 53/6 maddesi gereğince cezalandırılmasına, koşulları oluşturulan sanık hakkındaki hükmün CMK 231 maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesi kamu adına talep ve mütala olunur" şeklinde mütalaada bulunmuştur.
DELİLLER:
Adli sicil ve nüfus kayıtları, bilirkişi raporu, tanık beyanı, Adli Tıp Kurumu Raporu,
DOSYA VE TOPLANAN DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, KABUL VE GEREKÇE:
Sanığın 02/12/2015 tarihinde sevk ve idaresindeki ........ plaka sayılı aracı ile yoğun kar yağışı ve sis olan yolda önündeki diğer araçlar gibi park etmiş halde duran müdahilin sevk ve idaresindeki ........ plaka sayılı araca arkadan çarptığı, kaza sonunda müdahilin 29/03/2017 tarihli Adli Tıp Kurumu Raporunda da belirtildiği üzere basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek şekilde yaralandığı, yerel mahkemece yapılan yargılama sırasında sanığa yüklenebilecek kusur oranının tespiti yönünden keşif yapılmadığı ve bilirkişi raporu alınmadığı, buna karşın sanığın kusur oranı tespit edilemeyeceğinden gerekçesiyle sanığın üzerine atılı suçun sabit olmadığından beraatine karar verildiği, ancak dairemizce alınan, kazanın oluşumu ve sonucu ile uyumlu, karara esas almaya yeterli, usul ve yasaya uygun bulunan 01/12/2018 tarihli bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere;
Sevk ve idaresindeki araçla seyir halindeyken hızını, hava, yol ve trafik durumunun gerektirdiği şartlara uygun olarak ayarlamayan, dikkatsiz ve tedbirsiz ve karlı yolda frene bastığında güvenli mesafede duracak şekilde aracını emniyetli şekilde kullanmayan sanığın, kazanın oluşunda asli ve tam kusurlu olduğu, müdahilin kusurunun bulunmadığı, müdahilin Dairemizce yapılan yargılama sırasında yaralanmadan dolayı maddi bir zarara uğramadığını beyan ettiği, dosya kapsamına göre de aracında oluşan hasar ile ilgili maddi zararının sanık tarafından karşılandığı,
Bu halde yerel mahkeme kararının usul ve yasaya uygun ve isabetli olmadığı, kararın kaldırılarak sanığın mahkumiyetine karar vermek gerektiği anlaşılmış ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda anlatıldığı üzere;
Gerede Asliye Ceza Mahkemesinin 04/09/2018 tarih 2016/196 esas, 2018/678 karar sayılı, Taksirle Bir Kişinin Yaralanmasına Neden Olma suçundan dolayı sanığın beraatine ilişkin kararına yönelik istinaf başvurusuna göre yerel mahkeme kararının CMK.nın 280/1-c, 280/2 maddesi gereğince KALDIRILMASINA,
Sanık K. A.'un sabit olan Taksirle Bir Kişinin Yaralanmasına Neden Olma suçundan, eylemine uyan TCK’nun 89/1 maddesi uyarınca suçun işleniş şekli, korunan hukuki yarar, sanığın, taksire dayalı kusurunun yoğunluğu dikkate alınarak, taktiren 3 AY HAPİS CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA,
Sanığın fiilden sonraki ve yargılama sürecindeki davranışları, cezanın sanığın geleceği üzerindeki olası etkileri dikkate alınarak cezasının, TCK’nun 62. maddesi uyarınca 1/6 oranında indirilerek 2 AY 15 GÜN HAPİS CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA,
Taktiren başkaca artırma ve eksiltmeye yer olmadığına,
Sanık hakkında belirlenen cezanın 2 yılın altında olması, sanığın daha önceden kasıtlı bir suçtan mahkum olmaması, kişilik özellikleri ile dosaya yansıyan duruşmadaki tutum ve davranışları göz önünde bulundurulduğunda yeniden suç işlemeyeceği hususunda kanaate varılması, sanığın sabit olan suçu nedeniyle mağdurun ölçülüp tazmin edilebilir bir zarara uğramaması dikkate alınarak, CMK’nun 231/5-6 maddesi uyarınca sanık HAKKINDAKİ HÜKMÜN AÇIKLANMASININ GERİ BIRAKILMASINA,
Sanığın CMK.nun 231/8. maddesi uyarınca taktiren herhangi bir yükümlülüğe tabi tutulmaksızın CMK 231/8. maddesi uyarınca 5 yıl süre ile denetimli serbestlik tedbirine tabi tutulmasına
CMK.nun 231/10 maddesi gereğince denetim süresi içinde kasten yeniden suç işlemediği taktirde açıklanması geri bırakılan hükmün ortadan kaldırılarak davanın düşmesine karar verileceğinin, CMK.nun 231/11 maddesi gereğince denetim süresi içerisinde kasten yeni bir suç işlemesi halinde mahkemece değerlendirme sonucunda mahkumiyete ilişkin hükmün açıklanacağının sanığa ihtarına (ihtarat yapıldı)
Sanık hakkında TCK'nın 53/6 maddesinin uygulanmasına takdiren yer olmadığına,
Müdahil kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereği maktu vekalet ücretinin tamamına hükmedilerek 2.725,00 TL vekalet ücretinin sanıktan alınarak müdahile verilmesine,
İlk derece mahkemesi ile istinaf başvurusu sürecinde yapılan 3 adet davetiye gideri olan 42,00 TL, Adli Rapor ücreti olan 512,00 TL, Bilirkişi Raporu ücreti olan 400,00 TL ve posta gideri olan 25,60 TL olmak üzere toplam 979,60 TL yargılama giderinin sanıktan tahsili ile hazineye irad kaydına,
Dair, sanık, sanık vekili ve katılanın yüzüne karşı hükmün tefhiminden itibaren yedi (7) gün içerisinde dairemize verilecek dilekçe veya tutanağa geçirilmek üzere zabıt kâtibine beyanda bulunmak veyahut da başka bir ilk derece ceza mahkemesi veya Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesi aracılığıyla dilekçe gönderilmek suretiyle, sanık tutuklu veya hükümlü ise zabıt kâtibine veya bulunduğu ceza infaz kurumu ve tutukevi müdürüne beyanda bulunmak suretiyle veya bu hususta bir dilekçe vererek, CMK'nun 231/12, 268/3-e maddeleri uyarınca Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesi'ne itiraz yolu açık olmak üzere, mütalaaya uygun olarak oybirliği ile verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 10/01/2019 (¤¤)