Yerel Mahkemece verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmakla, başvurunun ve kararın niteliği ile suç tarihine ve istinaf başvurusunda bulunanın sıfatına, istinaf dilekçesi içeriğine göre dosya görüşüldü:
İstinaf başvurusunun reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Müştekiler İ..D... ve R..D...'ın talimat yoluyla alınan beyanlarında kamu davasına katılmak istediklerini belirttikleri halde ve yine müştekiler vekili Av. ...'in 14/03/2019 tarihli celsede davaya katılma talebinde bulunduğu, yerel mahkemece bu konuda herhangi bir karar verilmediği anlaşılmış ise de suçtan doğrudan zarar görmesi ve bu hususta herhangi bir inceleme ve araştırma yapılmasına gerek bulunmaması nedeniyle, sanık hakkında taksirle yaralamaya neden olma suçundan açılan kamu davasına müştekiler İ..D..., S.. D..., Y... D... ve R..D...'ın 5271 sayılı CMK’nın 260 ve 237/2. maddesi uyarınca katılmalarına karar verilerek yapılan incelemede;
Katılan R... D...'ın 06/12/2018 tarihli talimat yoluyla alınan beyanında, olay nedeniyle hastanede daha önce kendisi için basit yaralama denilmiş ise de, daha sonraki tedavilerinde bacağında çatlak olduğunun anlaşıldığı, halen tedavisinin ve kontrollerinin devam ettiğini belirtmesi, dosya içerisinde bulunan Kocaeli Üniversitesi Araştırma ve Uygulama Hastanesi Genel Adli Muayene raporuna göre hastanın son tıbbi durumunun belirtildiği kısımda katılana diz ve dirsek atel uygulandığı, ortopedi poliklinik kontrolünün önerildiğinin yazılı olduğunun anlaşılması karşısında katılan R..D...'ın tüm tedavi evrakları ile birlikte Adli Tıp Kurumuna sevkinin yapılarak, bu olay nedeniyle vücudunda oluşan yaralanmanın basit tıbbi müdahale ile giderilip giderilmeyeceği, vücudunda kemik kırılmasına neden olup olmadığı, duyularından veya organlarından birinin işlevinin sürekli zayıflamasına neden olup olmadığı hususlarında rapor alındıktan sonra, sonucuna göre sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesi gerekirken, eksik inceleme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması,
Kabule göre ;
Taksirli suçlar açısından temel cezanın belirlenmesinde TCK'nın 61/1 ve 22/4. madde ve fıkralarında yer alan ölçütlerden olan failin kusuru, meydana gelen zararın ağırlığı, suçun işleniş biçimi ile suçun işlendiği yer ve zaman nazara alınmak suretiyle TCK'nın 3/1. maddesi uyarınca işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı olacak şekilde maddede öngörülen cezanın alt ve üst sınırları arasında hakkaniyete uygun bir cezaya hükmolunması gerekirken; sanığın tam kusurlu olarak, birden fazla kişinin yaralanmasına sebebiyet verdiği somut olayda, taksirinin yoğunluğu ve meydana gelen zararın ağırlığı gözetilerek, alt sınırdan uzaklaşılarak hak ve nasafete uygun bir ceza tayini yerine, alt sınırdan eksik ceza tayini,
1136 Avukatlik Kanununun 168. maddesinin verdigi yetkiye dayanılarak çıkarılan Avukatlik Asgari Ucret Tarifesinin 14/1. maddesinde yer alan. "Kamu davasına katılma üzerine, mahkumiyete ya da hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiş ise vekili bulunan katılan lehine Tarifenin ikinci kismin ikinci bölümünde belirlenen avukatlik ücreti sanıga yukletilir." şeklinde düzenleme karşısında, yapılan yargılama sırasında vekil ile kendisini temsil ettiren katılanlar lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiği gözetilmemesi, açıklanan nedenlerle katılanlar vekilinin istinaf nedenleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, CMK m.289 ve 280. uyarınca HÜKMÜN BOZULMASINA,
Kesin olmak üzere 24/01/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)