Yukarıda açık kimliği yazılı sanık hakkında mahkememizde yapılan duruşma sonunda:
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
İDDİANAME VE SEVK MADDELERİ: Çaycuma Cumhuriyet Başsavcılığının 25/08/2018 tarih ve 2018/982 esas sayılı iddianamesi ile, Olay günü yani 26/05/2018 tarihinde Ramaz....İ, Se....M ve Mah....ĞLU'nun birlikte, M....ĞLU'na ait Perşembe Beldesi Keçecioğlu Mahallesi Taşköprü Mevkiinde bulunan tarladaki otları topladıkları ve aynı gün Mah....LU'nun sevk ve idaresindeki 67 VA 532 plakalı traktör ile Perşembe beldesine bağlı Keçecioğlu Mahallesi'ne dönüş yaptıkları sırada Mahi....U'nun traktörün hakimiyetini kaybederek traktörün devrilmesine sebebiyet vermesi neticesinde meydana gelen kaza sonucunda Ramazan KEÇECİ'nin kaldırılmış olduğu Çaycuma Devlet Hastanesi'nde ex olduğu, traktör üzerinde bulunan Secattin İNAM'ın ise doktor raporunda belirtildiği şekliyle yaralandığının tespit edildiği olayla alakalı gerekli soruşturma işlemlerine başlanıldığı, Maktül üzerinde yapılan otopsi neticesinde alınan adli bilirkişi beyanında kişinin ölümünün genel vücut travmasına bağlı uyluk kemik kırıkları ile birlikte iç organ yırtılmasından gelişen iç kanama ile çok sayıda küçük damar yırtılmasından gelişen dış kanamanın ortak etkisi ve gelişen komplikasyonlar sonucu meydana gelmiş olduğunun belirtildiği, Çaycuma Sulh Ceza Hakimliği'nin 2018/362 D.İş sayılı 14/08/2018 tarihli kararıyla olay yerinde yapılan keşif neticesinde hazırlanan bilirkişi raporlarında "traktör sürücüsü Mahir KEÇECİOĞLU'nun ASLİ KUSURLU, maktül Ramazan KEÇECİ ve müşteki Secattin İNAM'ın TALİ KUSURLU olduklarının" tespit edildiği, şüpheli olarak savunması alınan Mahir .....U'nun kullanmış olduğu traktörün altında bulunan toprağın kayması sebebiple traktörün hakimiyetini kaybettiğini ve bu sebeple kazanın meydana geldiğini beyan ederek üzerine atılı suçlamayı inkar ettiği, müşteki olarak ifadesi alınan Secattin İNAM'ın yaralanması sebebiyle şüpheli Mahir KEÇECİOĞLU'ndan şikayetçi ve davacı olmadığını beyan ettiği, şüphelinin üzerine atılı "Taksirle Bir Kişinin Yaralanmasına Neden Olma" suçunun takibinin şikayet şartına bağlı olduğu ve bu şartın gerçekleşmediği, bu sebeple şüpheli hakkında kovuşturma olanağının bulunmadığı anlaşıldığından Secattin İNAM'a yönelik eylemleri sebebiyle şüpheli hakkında Ek Kovuşturmaya Yer Olmadığına Dair Karar verildiği,Her ne kadar kaza neticesinde bir kişinin yaralandığı ve bir kişinin öldüğü göz önüne alındığında sanığın eyleminin TCK 85/2 maddesindeki suçun yasal unsurlarını oluşturduğu düşünülse de, Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 2010/9-524 Esas, 2011/31 Karar numaralı ve 05/04/2011 tarihli kararında "bu durumda bir kişinin ölümü ile birlikte şikayete tabi olan bir veya birden fazla yaralanma meydana gelmiş veya yaralanlar da şikayetçi değiller ise eylem 5237 sayılı TCK'nın 85/1 fıkrasında belirtilen suçu oluşturacaktır" şeklinde belirtildiği gibi somut olayımızda sanık Mahir KEÇECİOĞLU'na atılı suçun Türk Ceza Kanunu 85/1 maddesinde düzenlenen "Taksirle Bir Kişinin Ölümüne Neden Olma" suçu kapsamında kaldığının değerlendirildiği, yapılan soruşturma neticesinde; müşteki beyanları, şüpheli savunması, bilirkişi raporu, otopsi raporu, olay yeri inceleme raporu, doktor raporu, nüfus ve adli sicil kağıdı ile tüm soruşturma evrakından sanığın üzerine atılı müsnet suçu işlediği hususunda kamu davasını açılmasını gerektirir yeterli şüphe oluşturan delil elde edildiği anlaşılmakla,; sanığın TCK.nın 85/1, 53/1 maddeleri uyarınca cezalandırılması istemi ile ilk derece mahkemesine kamu davası açılmıştır.
İLK DERECE MAHKEMESİ HÜKMÜ: Çaycuma 2.Asliye Ceza Mahkemesi'nce yapılan yargılama sonunda "Yapılan yargılama ve toplanan deliller hep birlikte değerlendirildiğinde; Çaycuma Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 25/08/2018 tarih ve 2018/982 Esas sayılı iddianamesi ile; olay günü yani 26/05/2018 tarihinde Ram....Cİ, Seca.... ve Mah....U'nun birlikte, Mahir K....LU'na ait Perşembe Beldesi Keçecioğlu Mahallesi Taşköprü Mevkiinde bulunan tarladaki otları topladıkları ve aynı gün Mah.....'nun sevk ve idaresindeki 67 VA 532 plakalı traktör ile Perşembe beldesine bağlı Keçecioğlu Mahallesi'ne dönüş yaptıkları sırada Mahir KEÇECİOĞLU'nun traktörün hakimiyetini kaybederek traktörün devrilmesine sebebiyet vermesi neticesinde meydana gelen kaza sonucunda Rama....Cİ'nin kaldırılmış olduğu Çaycuma Devlet Hastanesi'nde ex olduğu, traktör üzerinde bulunan Secat....'ın ise doktor raporunda belirtildiği şekliyle yaralandığının tespit edildiği olayla alakalı gerekli soruşturma işlemlerine başlanıldığı, Maktül üzerinde yapılan otopsi neticesinde alınan adli bilirkişi beyanında kişinin ölümünün genel vücut travmasına bağlı uyluk kemik kırıkları ile birlikte iç organ yırtılmasından gelişen iç kanama ile çok sayıda küçük damar yırtılmasından gelişen dış kanamanın ortak etkisi ve gelişen komplikasyonlar sonucu meydana gelmiş olduğunun belirtildiği, Çaycuma Sulh Ceza Hakimliği'nin 2018/362 D.İş sayılı 14/08/2018 tarihli kararıyla olay yerinde yapılan keşif neticesinde hazırlanan bilirkişi raporlarında "traktör sürücüsü Mah....'nun ASLİ KUSURLU, maktül Ram.... ve müşteki Seca...'ın TALİ KUSURLU olduklarının" tespit edildiği,sanık olarak savunması alınan Mahir KEÇECİOĞLU'nun kullanmış olduğu traktörün altında bulunan toprağın kayması sebebiple traktörün hakimiyetini kaybettiğini ve bu sebeple kazanın meydana geldiğini beyan ederek üzerine atılı suçlamayı inkar ettiği,Müşteki olarak ifadesi alınan Secattin İNAM'ın yaralanması sebebiyle şüpheli Mahir KEÇECİOĞLU'ndan şikayetçi ve davacı olmadığını beyan ettiği, sanığın üzerine atılı "Taksirle Bir Kişinin Yaralanmasına Neden Olma" suçunun takibinin şikayet şartına bağlı olduğu ve bu şartın gerçekleşmediği, bu sebeple sanık hakkında kovuşturma olanağının bulunmadığı anlaşıldığından Secattin İNAM'a yönelik eylemleri sebebiyle sanık hakkında Ek Kovuşturmaya Yer Olmadığına Dair Karar verildiği, her ne kadar kaza neticesinde bir kişinin yaralandığı ve bir kişinin öldüğü göz önüne alındığında sanığın eyleminin TCK 85/2 maddesindeki suçun yasal unsurlarını oluşturduğu düşünülse de, Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 2010/9-524 Esas, 2011/31 Karar numaralı ve 05/04/2011 tarihli kararında "bu durumda bir kişinin ölümü ile birlikte şikayete tabi olan bir veya birden fazla yaralanma meydana gelmiş veya yaralanlar da şikayetçi değiller ise eylem 5237 sayılı TCK'nın 85/1 fıkrasında belirtilen suçu oluşturacaktır" şeklinde belirtildiği gibi somut olayımızda sanık Mahir KEÇECİOĞLU'na atılı suçun Türk Ceza Kanunu 85/1 maddesinde düzenlenen "Taksirle Bir Kişinin Ölümüne Neden Olma" suçu kapsamında kaldığının değerlendirildiği, yapılan soruşturma neticesinde; katılan beyanları, sanık savunması, bilirkişi raporu, otopsi raporu, olay yeri inceleme raporu, doktor raporu, nüfus ve adli sicil kağıdı ile tüm soruşturma evrakından sanığın üzerine atılı müsnet suçu işlediği hususunda kamu davasını açılmasını gerektirir yeterli şüphe oluşturan delil elde edildiği anlaşılmakla, sanığın mahkememizce yargılamasının yapılarak sevk maddeleri uyarınca hapis cezasıyla cezalandırılmasına, sanık hakkında TCK'nın 53/1 maddesindeki güvenlik tedbirlerinin uygulanmasına, sanığın tekerrüre esas sabıkası bulunduğundan karar verilmesi kamu adına iddia ve talep olunmuştur.İddia, sanık savunması, katılanların beyanı, bilirkişi raporları, Ankara Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi'nin raporu ve tüm delillerin birlikte değerlendirilmesi sonucunda; sanığın savunmasında kazanın ve ölümün meydana gelmesinde kusurunun bulunmadığını ifade ederek üzerine atılı suçlamayı inkar ettiği, soruşturma aşamasında Çaycuma Sulh Ceza tarafından icra edilen keşif sonrası düzenlenen bilirkişi raporlarında sanığın asli kusurlu ölenin ise tali kusurlu olduğunun tespit edildiği, kusur durumunun tespiti için Ankara Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi tarafından düzenlenen raporda yine sanığın asli kusurlu, ölenin ise tali kusurlu olduğunun belirtildiği görülmüş olup, olay günü meydana gelen kaza neticesinde Ramazan Keçeci'nin vefat ettiği, bilirkişi raporlarından da anlaşılacağı üzere kazanın meydana gelmesinde sanığın asli kusurlu olduğu, her ne kadar katılanlar tarafından kazadan sonra olay yerine gelen iş makinesinin, traktörü kaldırırken maktulün öldüğü iddia edilse de, bu iddianın soyut kapsamda kaldığı, dosyadaki tutanaklar ve raporlar dikkate alındığında maktulün kaza nedeniyle öldüğünün anlaşıldığı, bu suretle sanığın üzerine atılı suçu asli kusurlu olarak işlediği yönünde mahkememizce tam hukuki ve vicdani kanaat oluşmuştur. "gerekçesiyle sanığın üzerine atılı taksirle ölüme neden olma suçundan açılan kamu davasında, TCK'nın 85/1, 62, 50/1-a, 52/2, 52/4, 53/6 maddeleri uyarınca sanığın neticeten 24.300 TL adli para cezası ve 3 ay süre ile ehliyetinin sanıktan geri alınmasına karar verildiği anlaşılmıştır.
SAVUNMA :
Sanık Mahir Keçecioğlu'nun ilk derece mahkemesi tarafından alınan beyanında; "Bana okunan iddianameyi anladım. Hazırlık aşamasında vermiş olduğum ifadelerimi aynen tekrar ederim. Benim herhangi bir kusurum yoktur. Römork yüzünden kaza meydana gelmiştir. Üzerime atılı suçlamayı kabul etmiyorum, şikayetten vazgeçme olursa kabul ederim, beraatimi talep ederim, aksi halde lehe olan hükümlerin uygulanmasını talep ederim, ben kaza olunca ilk etapta şoka girdim. Ne yapacağımı bilemedim. Sonra ise Jandarmayı aradım. Oradan bana Ambulansı aramam gerektiği söylendi. Sonrasında ben de ambulansı aradım. Bu esnada ise Belediyenin kepçesi geldi. Ancak ben ne için geldiğini bilmiyorum. Benim bu husus ile ilgili herhangi bir dahilim yoktur. Kepçe de yakın bir yerde çalışıyormuş. Beldiye Başkanı aramış. Yakın olduğu için gelmiş" dediği, sanığa 5271 Sayılı Yasanın 6008 Sayılı Yasa ile değişik 231/6-c maddesi uyarınca ceza verilmesi ihtimaline binaen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasını kabul edip etmeyeceği hususu sorulduğunda sanık:" Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına muvafakatım vardır " şeklinde beyanda bulunmuştur.
Sanık Mahir Keçecioğlu dairemizdeki savunmasında:"Benim soruşturma ve kovuşturma aşamasında vermiş olduğum ifadelerim doğrudur, aynen tekrar ederim, savunmalarıma ekleyeceğim başka husus yoktur, üzgün ve bitkinim, müteveffa benim dayımın oğlu idi, keşke ben ölseydim" şeklindedir.
İSTİNAF SEBEPLERİ :
Sanık müdafi istinaf dilekçesinde özetle; Olayın oluşunda müvekkilinin suçu olmadığını, asli kusurlu olarak yapılan kusur tespitinin hatalı olduğu, olay anında traktörde bulunan tanık Se......İnam traktör yana yatarken kendini otların üzerine atarak kurtardığı ancak müteveffanın kendini kurtarma imkanı varken bunu yapmadığı, müvekkili hakkında fazla ceza tayin edildiği, mahkeme kararının kaldırılarak beraatine karar verilmesi, mümkün değil ise alt sınırdan ceza tayin edilmesi, ayrıca müvekkilinin kişiliği, yaşı olay nedeniyle duyduğu üzüntü dikkate alınarak hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Katılanlar vekili istinaf dilekçesinde: "Sayın Yerel Mahkemece 19/07/2019 tarihinde 2018/904 Esas, 2019/656 Karar sayılı dosyasında sanık Mahir KEÇECİOĞLU hakkında müvekkillerimizin murisi Ramazan KEÇECİ'ye yönelik olarak taksirle bir kişinin ölümüne neden olmak suretiyle yüklenen suçu işlediği sabit görüldüğünden TCK'nın 85/1 maddesi gereğince 4 Yıl cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiş, TCK 62. Maddesi uyarınca 1/6 oranında indirilerek 3 Yıl 4 Ay hapis cezasına, sanığın üzerine atılı suçu taksirle işlediği anlaşıldığından TCK 53/1 maddesinin uygulanmasının yer olmadığına, suçun işlenmesindeki özellikler dikkate alınarak hapis cezasının adli para cezasına çevrilerek 1.215 gün adli para cezası ile cezalandırılmasına, TCK'nun 50/1-a maddesi delaletiyle TCK'nun 52/2 madde ve fıkrası gereğince günlüğü 20 TL hesabı ile paraya çevrilmesi sonucu 24.300,00 TL ADLİ PARA CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA, karar verilmiştir. Ancak sayın mahkemece verilen karar usul ve yasaya aykırı bulunduğundan hükme karşı müvekkillerimiz yararına BOZULMASI dileğiyle SEGBİS YOLU İLE YAPILACAK DURUŞMALI İSTİNAF kanun yoluna başvurmaktayız. Soruşturma aşamasında kaza mahallinde Çaycuma Sulh Ceza Hakimliği tarafından 05/06/2018 tarihinde yapılan keşif neticesinde trafik bilirkişisi tarafından hazırlanan bilirkişi raporunda " traktör sürücüsü M.....ĞLU'nun traktörün sürüş güvenliğini tehlikeye düşürerek % 25 eğimli meyil aşağıya seyir ederken zeminin de yeşil otlarla kaplı kaygan olması neticesi aracın hızını güvenli seyir edecek ve de hakimiyetini de kaybederek kazaya sebebiyet verdiğinden 2918 sayılı KTK'nun 52/1-b maddesinde belirtilen kuralı ihlal ettiğinden ve her ne şekilde olursa olsun traktörün basamak, çamurluk, kroser kenarı, sürücü mahallinin yanı, üstü, arkası ve merdiven gibi dış kısımlarda yolcu bindiremez ve taşıyamaz kuralını ihlal ederek yolcuların sorumluluklarını alarak kazaya sebebiyet vererek ölüm ve yaralanma neticesinde 2918 sayılı KT yönetmeliğinin 131. Maddesi kuralına aykırı davranarak birinci derece asli kusurlu olduğu" kanaatine varılmıştır. İş güvenliği bilirkişi raporunda ise ; " kazada traktör sürücüsü Mahir KEÇECİOĞLU'nun çalışanlara sağlık ve güvenlik yönünden zarar vermemesi için gerekli önlemleri almadan, eğimli yolda römork lastiklerinin diş derinliğinin neredeyse hiç olmadığını bilerek tarlada traktörü kullanması ve yanında çalışmak için gelenlere sigorta yapmadan çalıştırması sebebiyle olayda asli kusurlu olduğu" kanaatine varılmıştır. Adli Tıp Kurumu Ankara Trafik İhtisas Dairesi Başkanlığı tarafından dosyaya sunulan 13/05/2019 tarihli raporda; " Sürücü Mahir KEÇECİOĞLU, sevk ve idaresindeki traktör ile eğimli yolu takiben seyrederken aracının teknik yapısına uygun hızla seyretmediği, olay mahalline gelindiğinde sevk ve idare hatasıyla direksiyon hakimiyetini kaybederek seyrine göre traktörün sağ yan tarafına doğru devrilmesi sonucu meydana gelen olayda dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı hareketleri sebebiyle ASLİ KUSURLUDUR" denilmektedir. Hem soruşturma aşamasında hem yargılama aşamasında dosyaya sunulan bilirkişi raporları ve Adli Tıp Kurumu raporlarına göre müvekkillerin murisinin ölümü ile sonuçlanan kazanın meydana gelmesinde tüm kusur araç sürücüsü sanık Mahir KEÇECİOĞLU'ndadır. Yargılamanın 09/04/2019 tarihli duruşması ve 09/07/2019 tarihli duruşmalarında, davaya konu kazanın meydana gelmesinden çok uzun süre geçtikten sonra kolluk ve ambulansa haber verildiği, müvekkillerin murisi Ramazan KEÇECİ'nin traktörün altında kaldıktan sonra devrilen traktörü kaldırmak için sanık tarafından bir kepçe çağrıldığı ve kepçe tarafından traktör kaldırılmak istenirken traktörün maktulün üzerine yeniden devrilerek ölümüne sebebiyet verdiği tarafımızca Sayın Mahkemeye bildirilmiştir. Olayın meydana geldiği sırada olaya sebebiyet veren traktörde bulunan ve kendisi de yaralanan Secattin İNAM gerek hazırlık aşamasında gerek yargılama aşamasında sanıktan şikayetçi olmamış ve olayın gerçek meydana geliş şeklini anlatmamıştır. Olayda bir kişinin vefat etmesi ve bir kişinin yaralanması sebebiyle davanın TCK 85/2 maddesi uyarınca Ağır Ceza Mahkemesinde görülmesi gerekirken, Secattin İNAM'ın şikayetçi olmaması nedeniyle dava Çaycuma Asliye Ceza Mahkemesinde görülmüştür. Yargılama safhasında şikayet olgusunun bulunmamasının sonuca tesir etmeyeceği maddenin uygulanması zarureti gerekçe gösterilerek dosyanın görevsizlik kararı verilerek Zonguldak Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmesini talep ettik. Bu taleplerimiz Sayın Mahkemece kabul edilmemiştir. Öncelikle Yerel Mahkeme hükmünün davanın TCK 85/2 maddesi uyarınca Zonguldak Ağır Ceza Mahkemesinde görülmesi gerektiğinden katılan müvekkillerimiz yararına hükmün kaldırılmasına karar verilmesini Sayın Dairenizden talep etmekteyiz. Olayın meydana gelmesinden sonra aradan epey bir zaman geçince müvekkillerimiz köy yerindeki konuşmalardan olayın sanık ve Secattin İNAM'ın anlattığı gibi olmadığını öğrenmişlerdir. Öğrenir öğrenmez bu konuda Sayın Mahkemeden tahkikat talebinde bulunduk. Sayın Mahkemece bu talebimiz kabul edilerek İletişim Kurumu Başkanlığına ve Perşembe Belediye Başkanlığına müzekkereler yazılmıştır. Perşembe Belediye Başkanlığı'na müzekkere yazılarak kepçe talep edilip edilmediği, gönderilen kepçenin olay saatlerinde hangi mahallede çalıştığı kepçeyi kullanan kişinin isim ve adres bilgilerinin gönderilmesi talep edilmiştir. Perşembe Belediye Başkanlığı'ndan gelen cevabi yazıda, olayı görenlerin belediyeyi arayarak traktör kazası olduğu ve kepçe talep ettikleri, olay günü Merkez mahallede çalışan kepçenin saat 11:30'da olay yerine gönderildiği bildirilmiştir. Dosyaya sunulan telefon kayıtlarından ise 0546 4629747 nolu telefon ile saat 12:07:07'de 155'in arandığı, 12:08:54 de ise 112 acil aramanın yapıldığı anlaşılmaktadır. Sanık tarafından da söz konusu durum " ben kaza olunca ilk etapta şoka girdim, ne yapacağımı bilemedim, jandarmayı aradım, oradan bana ambulansı aramam gerektiği söylendi, ambulansı aradım. Bu esnada belediyenin kepçesi geldi" sözleriyle ikrar edilmiştir. Hal böyle olunca, olayın gerçekleşmesinden hemen sonra 155 ve 112 acil aramaları yapılması gerekirken önce kepçe temin edildiği ve traktörün kaldırılmaya çalışılırken yeniden müvekkillerin murisinin üzerine düştüğü ve belki de bilinçli acil müdahale yapıldığında yaşama ihtimali olan murisin feci şekilde ölümüne sebep olunmuştur. Sayın Dairenizden talebimiz, İstinaf Başvuru talebimizin kabul edilerek, öncelikle dava konusu kazada yaralanan Secattin İNAM'ın ve Perşembe Belediyesi'nin cevabi yazısında kepçeyi kullandığı belirtilen Recep AKSOY'un tanık olarak dinlenilmesi ve İletişim Kurumu Başkanlığı cevabi yazılarına göre sanığın kolluk ve ambulansı aramak yerine kendisine yardımcı olacağını düşündüğü kişileri arayarak olayı örtbas etmeye çalıştığı, bu suretle gecikmeye mahal verilerek müvekkillerin murisinin ölümüne sebep olduğu dikkate alınarak sanığın işlemiş olduğu suç nedeniyle teşdiden hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilerek, verilen cezanın çektirilmesine karar verilmesidir. Sayın Yerel Mahkeme kararında "olay yerine gelen iş makinesinin traktörü kaldırırken maktulün öldüğü iddia edilse de bu iddianın soyut kapsamda kaldığı, dosyadaki tutanaklar ve raporlar dikkate alındığında maktulün kaza nedeniyle öldüğünün anlaşıldığı, bu suretle sanığın üzerine atılı suçu asli kusurlu olarak işlediği" gerekçe gösterilerek karar verilmiştir. Sanığın üzerine atılı suçu işlediği sabit olmasına rağmen usul ve yasaya aykırı olarak eksik ceza tayin ve takdir edilmiştir. Sayın Yerel Mahkemece suçun işleniş biçimi ve kazanın meydana gelmesindeki kusurun sanıkta olması dikkate alınarak 3 yıl 4 ay hapis cezasının adli para cezasına çevrilmesi ve neticeden 24.300,00 TL adli para cezasına hükmedilmesi ve bununla da yetinilmeyerek takdir edilen para cezasının 24 eşit taksitte alınmasına hükmedilmiş olması usul ve yasaya aykırıdır. Sanığın işlediği sabit bulunan suç ve neticeden müvekkillerin murisi Ramazan KEÇECİ'nin ölümüne sebep olması yönünden en üst sınırdan ceza tayin edilmesi gerekirken temel cezadan indirim yapılması ve olayımızda kesinlikle uygulama yeri bulunmadığı halde sanık hakkında TCK 62. Maddesinin tatbiki ile tayin edilen cezadan 1/6 oranında indirim yapılmış olması haksız ve hukuka aykırıdır. Açıklanan nedenlerle Sayın Yerel Mahkemece verilen kararın kaldırılması dileğiyle İstinaf Kanun Yoluna başvurmaktayız. Segbis üzerinden duruşmalı İstinaf başvurumuzun kabulü ile sanığın üzerine atılı suçu işlediği sabit olmasına rağmen temel cezadan indirim yapılarak hapis cezasının adli para cezasına çevrilmesi ve adli para cezasının da 24 taksitte tahsil şeklinde uygulanmasına karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olduğundan sayın mahkemece verilen kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmekteyiz" şeklinde talepte bulunmuştur.
DELİLLER:
1-Adli Tıp Raporu, Keşif Zaptı, dosyada bulunan diğer bilgi ve belgeler
2-Katılan Gamze Bizimyer'in ilk derece mahkemesi tarafından alınan beyanında; "Hazırlıkta verdiğim ifademi tekrar ederim. Benim olayla ilgili görgüye dayalı bir bilgim yoktur. Maktul babam olmaktadır. Sanıktan şikayetçiyim. Davaya katılmak istiyorum. Olay nedeni ile oluşan herhangi bir maddi zararım yoktur. Sanığın cezalandırılmasını talep ederim" şeklinde beyanda bulunmuştur.
Katılan Gamze Bizimyer dairemiz tarafından alınan beyanında; "Benim soruşturma ve kovuşturma aşamasında vermiş olduğum ifadelerim doğrudur, aynen tekrar ederim, şikayetim devam etmektedir, sanığın cezalandırılmasını istiyorum, babamın desteğinden ölüm sebebiyle mahrum kalmaktayım." şeklinde beyanda bulunmuştur.
3-Katılan Gizem Keçeci'nin ilk derece mahkemesi tarafından alınan beyanında; "Hazırlıkta verdiğim ifademi tekrar ederim. Benim olayla ilgili görgüye dayalı bir bilgim yoktur. Maktul babam olmaktadır. Sanıktan şikayetçiyim. Davaya katılmak istiyorum. Olay nedeni ile oluşan herhangi bir maddi zararım yoktur. Sanığın cezalandırılmasını talep ederim" şeklinde beyanda bulunmuştur.
Katılan Gizem Keçeci dairemiz tarafından alınan beyanında; "Benim soruşturma ve kovuşturma aşamasında vermiş olduğum ifadelerim doğrudur, aynen tekrar ederim, şikayetim devam etmektedir, sanığın cezalandırılmasını istiyorum, babamın desteğinden ölüm sebebiyle mahrum kalmaktayım." şeklinde beyanda bulunmuştur.
4-Katılan Gülbahar Keçeci'nin ilk derece mahkemesi tarafından alınan beyanında; "Hazırlıkta verdiğim ifademi tekrar ederim. Benim olayla ilgili görgüye dayalı bir bilgim yoktur. Maktul eşim olmaktadır. Sanık bize eşimin traktörün yanında olduğunu söyledi. Ancak sonradan eşimin traktörün altından çıktığını öğrendik. Olay yerine kepçe gelmiş ve eşimi traktörün altından çıkarmış. Ambulans da daha sonra çağırılmış. Sanıktan şikayetçiyim. Davaya katılmak istiyorum. Olay nedeni ile oluşan herhangi bir maddi zararım yoktur. Sanığın cezalandırılmasını talep ederim" şeklinde beyanda bulunmuştur.
Katılan Gülbahar Keçeci dairemiz tarafından alınan beyanında; "Benim soruşturma ve kovuşturma aşamasında vermiş olduğum ifadelerim doğrudur, aynen tekrar ederim, şikayetim devam etmektedir, sanığın cezalandırılmasını istiyorum." şeklinde beyanda bulunmuştur.
5-Katılan Hakan Keçeci'nin ilk derece mahkemesi tarafından alınan beyanında;"Hazırlıkta verdiğim ifademi tekrar ederim. Benim olayla ilgili görgüye dayalı bir bilgim yoktur. Maktul babam olmaktadır. Sanıktan şikayetçiyim. Davaya katılmak istiyorum. Olay nedeni ile oluşan herhangi bir maddi zararım yoktur. Sanığın cezalandırılmasını talep ederim" şeklinde beyanda bulunmuştur.
Katılan Hakan Keçeci dairemiz tarafından alınan beyanında; "Benim soruşturma ve kovuşturma aşamasında vermiş olduğum ifadelerim doğrudur, aynen tekrar ederim, şikayetim devam etmektedir, sanığın cezalandırılmasını istiyorum." şeklinde beyanda bulunmuştur.
İDDİA MAKAMININ ESAS HAKKINDAKİ MÜTALAASI; "Taksirle ölüme neden olma suçundan sanık Mahir Keçecioğlu hakkında Çaycuma 2. Asliye Ceza Mahkemesi tarafından yapılan yargılama neticesinde mahkumiyetine karar verildiği, bu kararın sanık ve sanık müdafii ve katılanlar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine yapılan incelemede, kararın olaya, oluşa, dosya kapsamında toplanan delillere uygun olduğu, suç vasfının isabetli olarak tayin edildiği, verilen kararın esas ve usul yönünden hukuka uygun olduğu anlaşılmakla istinaf taleplerinin esastan reddine karar verilmesi, kamu adına talep ve mütala olunur" şeklindedir.
DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE:
Sanık hakkında taksirle ölüme sebebiyet verme suçundan TCK madde 85/1 ve 53/1 uyarınca cezalandırılması istemiyle açılan kamu davasında yalnız kasıtlı suçlarda uygulanabilen TCK madde 53/1 'deki belirli haklardan yoksun kılma tedbirinin olayda uygulama yeri olmadığı, sevk maddeleri arasında gösterilmemesi ve yargılama aşamasında da sanığa ek savunma hakkı verilmeksizin TCK madde 53/6 uyarınca sürücü belgesinin geri alınmasının hukuka aykırı olması sebebiyle dairemizce duruşma açılmasına karar verilmiş ve sanığa CMK madde 226 uyarınca TCK madde 53/6'nın uygulanma ihtimaline binaen ek savunma hakkı tanınmıştır.
Buna göre, yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre, ek savunma dışında mahkemenin kararında usule ve esasa ilişkin herhangi bir hukuka aykırılığın bulunmadığı, delillerde ve işlemlerde herhangi bir eksiklik olmadığı, ispat bakımından değerlendirmenin yerinde olduğu, eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tiplerine uyduğu, cezaların kanuni bağlamda uygulandığı anlaşılmakla ek savunma eksikliği dairemizce duruşma açılarak tamamlandığından istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M : Açıklama ve Gerekçesi Yukarıda Yazıldığı Üzere;
Çaycuma 2. Asliye Ceza Mahkemesi 2018/904 Esas ve 2019/656 Karar sayılı kararına yönelik İSTİNAF BAŞVURUSUNUN CMK 280/1-a, 282/2 maddeleri uyarınca ESASTAN REDDİNE,
Dair sanığın SEGBİS sistemi ile yüzüne karşı, iddia makamında Cumhuriyet Savcısı Kamil Aloğlu (39875) katılımı ve istemine uygun olarak; KESİN olmak üzere 05/02/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.(¤¤)