Mahalli mahkemece verilen hüküm sanık ve Cumhuriyet Savcısı tarafından istinaf edilmekle, 5271 Sayılı CMK 279. Maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan ön inceleme sonucunda; dairenin yetkisi, başvuranın hakkı, başvuru süresi ve yasa yolunun açıklığı yönünden sanık ve Cumhuriyet Savcısının istinaf başvurusunun kabul edilebilir olduğuna ve aynı yasanın 280. Maddesi gereğince başvurunun esası hakkında inceleme yapılmasına karar verilerek, dosyadaki duruşma tutanakları, diğer belge ve deliller ile istinaf dilekçesi incelenerek gereği düşünüldü:
Sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak suçundan hakkında TCK'nun 191. maddesi uyarınca cezalandırılması istemiyle açılan kamu davasının yapılan yargılaması sırasında tensip tarihi olan 30/07/2018 tarihinde Uyap kayıtlarına göre sanığın başka suçtan Kocaeli Açık C Ceza İnfaz Kurumunda bulunduğu, dosya içeriği ve UYAP kayıtlarında iddianamenin sanığa tebliğ edildiğine dair herhangi bir bilgi ve belgenin bulunmadığı, ancak sanığın 29/11/2018 tarihli duruşmaya getirtilerek savunmasının alındığı, CMK'nın 176/4. Maddesi uyarınca sorgusu sırasında okunan iddianame ile sorgu tarihi arasında en az bir hafta süre bulunması gerektiği de gözetilmeden iddianamenin okunmasından sonra duruşmaya ara verilmesini isteme hakkı olduğu hatırlatılmayarak savunma hakkının kısıtlandığı,
Dosya içerisinde Karamürsel Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2017/449 soruşturma sayılı dosyası kapsamında İzmit Barosu avukatlarından Av. Hüseyin Acurman ve ortaklarının sanık vekili olduğunu gösterir vekaletname ibraz ettikleri, bu vekaletnamenin ibrazından sonra sanık hakkındaki kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçuna ilişkin dosyanın tefrikine karar verildiği, usulüne uygun vekaletname ibrazına rağmen sanık vekilinin duruşmaya hiç çağrılmadığı, bu şekilde yargılamaya devam olunarak CMK'nın 289/1-e maddesi uyarınca duruşmada kanunen mutlaka hazır bulunması gereken kişilerin yokluğunda karar verilerek sanığın savunma hakkının kısıtlandığı, bu şekilde verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğu,
Uygulamaya göre de;
-Sanığın adli sicil kaydında görünen Karamürsel Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2016/261 Esas 2017/140 Karar sayılı ilamının tekerrüre esas alındığı, ancak tekerrür uygulaması yapılırken bahse konu ilamdaki tehdit suçundan verilen kesin adli para cezasının tekerrüre esas alındığı, söz konusu ilamın ikinci bendinin kasten yaralama suçuna ilişkin olup neticeten verilen 4500 TL adli para cezasının kesin olmayıp tekerrüre esas alınması gerektiği, bu şekilde kesin adli para cezasının tekerrüre esas alınmasının usul ve yasaya aykırı olduğu, (Cumhuriyet Savcısının istinaf başvurusunun kesin olan adli para cezasının tekerrüre esas alınamayacağına yönelik olup sanık lehine olduğu,)
-Üretimi, bulundurulması, kullanılması, taşınması, alım ve satımı suç oluşturan eşyanın TCK'nun 54/4 maddesi uyarınca müsaderesine karar vermek gerektiği, mahkemece hüküm fıkrasının 4. Bendinde de Gölcük Adli Emanetin 2018/27 sırasında kayıtlı bulunan uyuşturucu maddelerin TCK.nın 54/1. maddesi uyarınca müsaderesine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğundan, istinaf nedenlerinin bu itibarla yerinde olduğu anlaşılmış,
CMK m.289/1-e ve 280/1-e uyarınca HÜKMÜN BOZULMASINA, CMK m.283 uyarınca sonuç ceza yönünden sanığın kazanılmış hakkının saklı tutulmasına, dosyanın yeniden incelenmek ve hükmolunmak üzere hükmü bozulan ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
Kesin olmak üzere 14/02/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.(¤¤)