Yukarıda açık kimliği yazılı sanık hakkında mahkememizde yapılan duruşma sonunda:
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
İDDİA;
Amasra Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 03/04/2018 tarih ve 2018/146 sayılı iddianamesi ile; şüpheli D.... T...'ın suç tarihinde,... plakalı araç ile seyir halindeyken emniyet trafik ekiplerinin durdurması neticesinde şüphelinin yapılan alkol ölçümünde 1,44 Promil alkollü olduğunun tespit edildiği, Karayolları Trafik Kanununun 48/1 ve Karayolları Trafik Yönetmeliğinin 97/1. maddelerinde “ ... alkollü içki almış olmaları nedeniyle güvenli sürme yeteneklerini kaybetmiş kişilerin karayolunda araç sürmeleri yasaktır” hükmünü getirdiği, güvenli şekilde alkollü araç kullanma sınırının 0,50 promil olarak belirlendiği, Yargıtay 12. Ceza Dairesi'nin 2012/12992 E., 2012/5144 K. Sayılı 23/02/2012 tarihli kararında; "... Adli Tıp Kurumu Beşinci İhtisas Kurulu raporlarında istikrarlı bir şekilde vurgulandığı üzere; alkollü bir şekilde trafikte seyreden bir sürücünün alkol konsantrasyonu hangi seviyede olursa olsun bireysel farklılıklar göstermekle birlikte trafik güvenliği açısından değişen derecelerde risk oluşturabileceği, ancak bu durumun tehlike arz edecek düzeyde olup olmadığı, dolayısıyla sürücünün tesiri altında bulunduğu alkol seviyesinde araç kullanması halinde, güvenli sürüş yeteneğini kaybedip etmediği, bireyin o andaki sürüş ehliyetini belirleyebilecek dikkat, algı, denge, refleks, psikomotor ve nöromotor koordinasyon gibi nörolojik, nistagmus, akomadasyon, görme gibi oftalmolojik ve genel durumunun tespitine yönelik detaylı dahili muayenesine yönelik tıbbi verilerin değerlendirilmesi ile mümkün olabileceği, ancak böyle bir tespit yapılmamış olsa bile bireysel farklılıkları da elimine edebilecek şekilde 100 promilden yüksek olarak saptanan alkol düzeyinin, güvenli sürüş yeteneğini kaybettireceğinin, bilimsel olarak kabulü gerektiği..." şüphelinin de bu sınırın üzerinde alkollü araç kullanmak suretiyle güvenli sürüş yeteneğini de kaybederek trafik güvenliğini tehlikeye soktuğu, iddia olunarak sanığın sabit olan uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan TCK'nun 179/3. Maddesi delaletiyle 179/2. ve 53/1. maddeleri uyarınca cezalandırılması, talep olunmuştur.
İLK DERECE MAHKEMESİ HÜKMÜ: Amasra Asliye Ceza Mahkemesi'nce yapılan yargılama sonunda; sanığın hakkında TCK'nın 179/3 maddesi yollaması ile 179/2 ve 62. Maddeleri uygulanarak 3 ay 10 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve verilen hapis cezasının TCK'nın 50 ve 52. Maddeleri uyarınca 70 gün karşılığı adli para cezasına çevrilmesine ve sanığın neticeten 1400 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği anlaşılmıştır.
İSTİNAF BAŞVURUSU VE GEREKÇELERİ:
İstinaf yoluna başvuran Cumhuriyet Savcısı 14/05/2019 tarihli istinaf talebi ile "Sanık hakkında 3 ay 10 hapis cezasına hükmedildiği, bu ceza üzerinden 100 gün esas alınarak 2.000,00 tl sonuç cezaya hükmedilmesi gerekirken , hesap hatası yapılarak sanık hakkında eksik cezaya hükmolunduğunu" beyan ederek kararın istinafen kaldırılmasını talep etmiştir.
İSTİNAF C. SAVCISI ESAS HAKKINDAKİ MÜTALAASINDA:
"Sanık D...D... hakkında Amasra Asliye Ceza Mahkemesi tarafından alkollü araç kullanmak suretiyle trafik güvenliğini tehlikeye sokmak suçundan yapılan yargılama neticesinde mahkumiyetine karar verildiği ancak mahkeme tarafından tayin edilen 3 ay 10 gün hapis cezasının paraya çevrilmesi sırasında 100 gün yerine 70 gün hesabı ile adli para cezasına çevrildiği, bu kararın ilk derece cumhuriyet savcısı tarafından aleyhe istinaf edildiği, istinaf talebinin hukuken isabetli olduğu anlaşılmakla,
Amasra Asliye Ceza Mahkemesinin 22/01/2019 tarih 2018/150 esas, 2019/36 karar sayılı,kararının CMK.nın 280/1-c, 280/2 maddesi gereğince ORTADAN KALDIRILMASINA,
Sanığın eylemine uyan TCK'nun 179/3.maddesi delaletiyle TCK'nun 179/2.maddesi, 53/1-2.maddeleri gereğince cezalandırılmasına,
Karar verilmesi kamu adına talep ve mütalaa olunur" şeklinde mütalaada bulunmuştur.
SANIK SAVUNMASINDA :
Sanık ilk derece mahkemesindeki savunmasında :"Ben olay nedeniyle daha önce ifade vermiştim, vermiş olduğum ifademi aynen tekrar ederim, olay nedeniyle pişmanım. Öncelikle beraatime karar verilmesini, hakkımda mahkumiyet kararı verilecekse, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesini kabul ediyorum" şeklinde beyanda bulunmuştur.
Sanık hakkında dairemizce yakalama emri çıkarıldığı, sanık 23/12/2019 tarihinde Bartın 1.Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2019/486 D.İş sayılı yakalama emri üzerine alınan ifadesinde: " Ben daha önce bu konu ile ilgili ifade vermiştim, o ifademi aynen tekrar ederim, ben trafikte seyir halindeyken jandarma ekipleri yol kontrolü esnasında durdurmuştu, yapılan alkol ölçümünde 1 promilin üzerinde alkol tesbit edildiğini hatırlıyorum, alkol ölçümü alkol metre ile yapıldı, bana iddianamede okumuş olduğunuz 1.44 promil alkol oranına bir diyeceğim yoktur polis ölçümünden sonra beni Kurucaşile Toplum Sağlığı merkezine götürdüler, orada da alkol ölçümü yapıldı, hatırlaığım kadarı ile bu ölçüm hem kan, hemde üfleme yolu ile yapıldı, bu sonuca herhangi bir diyeceğim yoktur, önceki ifadelerim geçerlidir" şeklinde savunma yapmıştır.
Sanık dairemizde alınan savunmasında;"Benim soruşturma ve kovuşturma aşamasında vermiş olduğum ifadelerim doğrudur, aynen tekrar ederim, bu ifadelere ekleyeceğim başkaca bir husus yoktur" şeklinde beyanda bulunmuştur.
DELİLLER:
Kurucaşile Toplum Sağlığı Merkezi'nin 27/02/2018 Tarih 742 Sayılı raporu, Kurucaşile Polis Merkezi Amirliği'nin 27/02/2018 Tarih 000094 test nolu raporu, sanık savunması, sanığa ait nüfus ve adli sicil kayıtları, adli rapor ve dosya içerisinde bulunan diğer tutanaklar.
DOSYA VE TOPLANAN DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, KABUL VE GEREKÇE :
Sanığın 27/12/2018 tarihi saat 22:10 sıralarında ... plaka sayılı aracı ile Bartın istikametinden Kurucaşile istikametine doğru seyir halindeyken ilçe stadyumu önünde kontrol noktasında trafik ekiplerince durdurulduğu, alkolmetre ile yapılan alkol testinde 1.44 promil alkollü olduğunun tespit edildiği, sanığın bu şekilde yerleşik ve sürdürülen Yargıtay İçtihatları ve Adli Tıp Kurumu 5.ihtisas Kurulu raporlarında da belirtildiği üzere 100 promilin üzerinde alkollü olduğu halde araç kullanarak trafik güvenliğini kasten tehlikeye soktuğu, incelenen yerel mahkeme kararında da sanığın suçunun sübutunun kabulü yönünden bir isabetsizlik bulunmadığı ancak yerel mahkemece hüküm kurulurken sanığın hakkında TCK'nın 179/3 maddesi yollamasıyla 179/2 ve 62. Maddeleri uygulanarak belirlenen 3 ay 10 gün hapis cezasının TCK'nın 50. Maddesi uyarınca paraya çevrilirken 100 gün üzerinden değil hesap hatası yapılarak 70 gün üzerinden adli para cezasına çevrilmesine ve sanığın 1400 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği anlaşılmış, dairemizce duruşma açılarak yapılan yargılama sonunda aşağıdaki gibi hüküm kurulması gerektiği yolunda tam bir vicdani kanaate varılmıştır.
H Ü K Ü M : Açıklama ve Gerekçesi Yukarıda Yazıldığı Üzere;
Amasra Asliye Ceza Mahkemesinin 22/01/2019 tarih 2018/150 esas, 2019/36 karar sayılı, Trafik güvenliğini tehlikeye sokmak suçundan dolayı sanığın mahkumiyetine ilişkin kararına yönelik istinaf başvurusuna göre yerel mahkeme kararının CMK.nın 280/1-c, 280/2 maddesi gereğince ORTADAN KALDIRILMASINA,
Sanık D..T... sabit olan alkollü olarak araç kullanmak suretiyle trafik güvenliğini kasten tehlikeye sokmak suçundan, eylemine uyan TCK’ nun 179/3 maddesi yollamasıyla TCK’nun 179/2 maddesi uyarınca suçun işleniş şekli, suç sebep ve saiki, korunan hukuki yarar, sanığın, kastının yoğunluğu, tespit olunan alkol miktarı dikkate alınarak, taktiren ve asgari hadden bir miktar uzaklaşılarak teşdiden 4 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına,
Sanığın fiilden sonraki ve yargılama sürecindeki davranışları, cezanın sanığın geleceği üzerindeki olası etkileri dikkate alınarak cezasının, TCK’ nun 62. maddesi uyarınca 1/6 oranında indirilerek 3 ay 10 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına,
Taktiren başkaca artırma ve eksiltmeye yer olmadığına,
Sanığın kişilik özellikleri, ekonomik ve sosyal hali dikkate alınarak, sanığa verilen hapis cezasının TCK'nın 50/1-a maddesi gereğince adli para cezasına çevrilmesine, sanığa verilen adli para cezasının TCK'nın 52/3. maddesi gereğince 100 tam gün karşılığı adli para cezası olarak belirlenmesine, TCK'nın 52/2. maddesi gereğince sanığın ekonomik ve şahsi halleri göz önünde bulundurularak bir gün karşılığı adli para cezasının takdiren 20,00 TL olarak hesabıyla neticeten 2.000,00. TL adli para cezası ile cezalandırılmasına,
5237 Sayılı TCK.nun 52/4 maddesi uyarınca sanığa hükmedilen adli para cezasının birer ay arayla olmak üzere 10 eşit taksit halinde sanıktan tahsiline, taksitlerden birinin ödenmemesi halinde adli para cezasının ödenmeyen kısmının tamamının muaccel hale geleceği ve ödenmeyen adli para cezası miktarının kısmen veya tamamen hapse çevrilerek 5275 sayılı Kanunun 106/3 maddesi gereğince infaz edileceği hususunun sanığa ihtaratına (yapılamadı)
6545 sayılı yasanın 72. maddesi ile değişik CMK'nun 231/8-2. cümle maddesi dikkate alındığında, suç tarihinden önce hakkında bir HAGB kararı bulunduğundan, hakkındaki hükmün açıklanmasının geri bırakılması halinde ileride suç işlemekten kaçınacağı yolunda mahkemeye olumlu kanaat gelmediğinden CMK’ nun 231/5-6 maddesi uyarınca sanık hakkındaki hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına,
Sanığın bu suçu Amasra Asliye Ceza Mahkemesinin 2015/161 esas, 2016/69 karar sayılı ilamının deneme süresi içerisinde işlediği anlaşıldığından, karar kesinleştiğinde ilk derece Mahkemesince CMK'nun 231/11 maddesi uyarınca ilgili Mahkemeye ihbarda bulunulmasına,
İlk derece mahkemesi ile istinaf başvurusu sürecinde yapılan 2 adet davetiye gideri ve posta masrafından oluşan toplam 30.20 TL yargılama giderinin sanıktan tahsili ile hazineye irad kaydına,
Dair sanığın SEGBİS sistemi ile yüzüne karşı, iddia makamında Cumhuriyet Savcısı Kamil Aloğlu (39875) katılımı ve istemine uygun olarak; sanık hakkında tayin olunan hürriyeti bağlayıcı cezanın süresi itibariyle CMK'nun 291/1-2 maddeleri uyarınca Cumhuriyet Başsavcılığı yönünden kararın geliş tarihinden, sanık yönünden ise tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içerisinde hükmü veren Dairemize bir dilekçe verilmesi ya da zabıt kâtibine beyanda bulunup tutanak düzenlettirilip hâkime onaylatmak veya bir başka ilk derece ceza mahkemesi ya da bölge adliye mahkemesi ceza dairesi aracılığıyla dilekçe gönderilmek, ilgilinin cezaevinde bulunması halinde ceza infaz kurumu ve tutukevi müdürüne beyanda bulunmak veya bu hususta bir dilekçe vermek suretiyle, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 286/1. maddesi uyarınca TEMYİZ kanun yolu açık olmak üzere 15/01/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.(¤¤)