Mahalli mahkemece verilen hüküm sanık tarafından istinaf edilmekle, 5271 Sayılı CMK 279. Maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan ön inceleme sonucunda; dairenin yetkisi, başvuranın hakkı, başvuru süresi ve yasa yolunun açıklığı yönünden sanığın istinaf başvurusunun kabul edilebilir olduğuna ve aynı yasanın 280. Maddesi gereğince başvurunun esası hakkında inceleme yapılmasına karar verilerek, dosyadaki duruşma tutanakları, diğer belge ve deliller ile istinaf dilekçesi incelenerek gereği düşünüldü:
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre, mahkemenin kararında usule ve esasa ilişkin herhangi bir hukuka aykırılığın bulunmadığı, delillerde ve işlemlerde herhangi bir eksiklik olmadığı, ispat bakımından değerlendirmenin yerinde olduğu, eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tiplerine uyduğu anlaşılmakla, diğer istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir.
Ancak ;
Yargıtay 20. Ceza Dairesi 2017/6318 Esas, 2017/6699 Karar; 2016/1583 Esas, 2016/3200 Karar; Yargıtay 10. Ceza Dairesi 2013/2965 Esas, 2017/3222 Karar sayılı ilamlarda belirtildiği üzere kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararından önceki tüm uyuşturucu madde kullanma ya da bu maksatla bulundurma eylemlerinin suçun temadi etme özelliği karşısında tek suç; bu aşamadan sonra ilk kullanma/bulundurma eyleminin ihlal; iddianame düzenleninceye kadar gerçekleşen kullanma/bulundurma şeklindeki birden fazla eylemin ise TCK m.43 uyarınca zincirleme suç hükümleri çerçevesinde değerlendirilmesi gerekmektedir.
Her ne kadar ilk derece mahkemesi tarafından yargılama sırasına çıkartılan UYAP bilişim sistemine kayıtlı dosyalar raporunda gözükmemekte ise de, dairemizce çıkartılan raporda suç tarihi 17/01/2019, iddianame tarihi 19/03/2019 olan Sakarya 4. Asliye Ceza Mahkemesi 2019/733 Esas sayılı aynı suça ilişkin kamu davasının bulunduğu, yargılamanın devam ettiği tespit edilmiştir.
Aralarında fiili ve hukuki irtibat bulunan davaların Bölge Adliye Mahkemelerinde birlikte görülme olanağı bulunmadığı, bu dosyadaki suç tarihinin 28/12/2017, iddianame tarihinin ise 31/01/2019 olduğu hususu da gözönüne alınarak; atılı eylemin diğer dosyadaki suç ile birlikte TCK madde 43 uyarınca bir suç işleme kararı icrası kapsamında işlenip işlenmediğinin ve buna bağlı olarak zincirleme suç koşullarının oluşup oluşmadığının belirlenmesi açısından derdest davaların birleştirilerek sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesi, birleştirme önerisi kabul edilmediği takdirde dosya sonucunun beklenmesi, dosyalardan birinin karara çıkıp kesinleşmesi halinde birleştirme mümkün olmazsa, eylemin zincirleme suç oluşturduğunun saptanması halinde Yargıtay 20. Ceza Dairesinin 21.12.2016 tarih, 2914/6021 sayılı ilamında belirtildiği üzere suçlardan en ağır sonuç doğuran suç esas alınarak tayin edilen cezanın TCK m.43 gereğince arttırılması, böylece bulunacak sonuç cezanın karara çıkan ve kesinleşen hükümdeki sonuç cezadan fazla olması halinde, aradaki fark kadar ek cezaya hükmolunması, arada fark yok ise, bu kez ek ceza verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekmesi nedeniyle, sanığın istinaf nedenleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, CMK m.289 ve 280. uyarınca HÜKMÜN BOZULMASINA, dosyanın yeniden incelenmek ve hükmolunmak üzere hükmü bozulan ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
Kesin olmak üzere 09/01/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.(¤¤)