Yukarıda açık kimliği yazılı sanık hakkında mahkememizde yapılan duruşma sonunda:
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
İDDİA:Gebze C.Başsavcılığı'nın 25/07/2018 tarih ve 2018/3779 esas sayılı iddianamesi ile;
"Yukarıda açık kimlik bilgileri yazılı maktul M.. K..'ın olay günü kardeşi Ş.. K.. ve şüpheli M.. T... arasında facebook yazışma programı üzerinden gerçekleşen mesajlardan aralarında eşcinsel ilişki olduğunu öğrendiği, bunun üzerine şüpheli M.. T...'a kardeşi Ş.. K..'a ait facebook hesabı üzerinden hakaret ve tehdit içerikli mesajlar yazması ardından kardeşi Ş.. K..'ı yanına alarak şüphelinin İstanbul Pendik'te bulunan ikametine araç ile gittiği, burada şüphelinin ikametine tek başına çıkarak şüpheliyi konuşmak amacıyla dışarıya çağırdığı, bu sırada Ş.. K..'ın aracın yanında dışarıda beklediği, şüpheli M..'in maktulü görmesi ve kendisini çağırması ardından evinde bulunan silahı beline koyarak aşağıya indiği, devamında konuşmak amacıyla maktulün geldiği araca sağ ön koltuğa bindiği, Ş.. K..'ın ise arka koltuğa oturduğu, maktulün aracı çalıştırarak hareket ettiği, bu sırada şüpheli M.. T...'a " utanmıyor musun , yakışıyor mu sana" şeklinde beyanlarda bulunduğu, bu şekilde maktulün aracı ... sayılı adresinin yanında bulunan boş araziye getirdiği, ve buraya park ettiği, ardından maktul M..'un şüpheli M.. ve arkada oturan Ş.. K..'a dönerek " herkes bunu alacak verecek meselesi olarak bilecek" dediği, sonra şüpheliye" a dan z'ye herşeyi anlat" dediği, bunun üzerine sağ ön koltukta oturan şüphelinin sağ eli ile belinde bulunan siyah renkli silahını çıkartarak diğer eli ile ön kapıyı açtığı , maktul M..'un ise şüphelinin kendisine ateş etmesini önlemek amacıyla silahın bulunduğu sağ eline hamle yaptığı, açık olan sağ ön kapıdan birlikte yere yuvarlandıkları, yerde boğuşma sırasında silahın bir el ateş aldığı ve maktulün "yandım anam" şeklinde bağırdığı, devamında arkada bulunan Ş.. K..'ın arka sağ kapından çıkarak maktulün ve şüphelinin ellerinin üzerinde bulunduğu silahı tutmak amacıyla hamle yaptığı, bu boğuşma sırasında silahın bir kez daha ateş aldığı , bu ateş sırasında tetikte şüpheli M.. T...'ın parmağının olduğunun tanık Ş.. K..'ın ifadesinde beyan edildiği, ikince kez silahının ateşlenmesi ardından bahse konu silahın Ş.. K.. tarafından şüphelinin elinden alındığı, şüphelinin meydana gelen olay sonrası hızlıca suç mahallinden koşarak uzaklaştığı,
Şüphelinin yakalanmasına yönelik başlatılan çalışma sırasında şüphelinin kendisinin teslim olduğu, savcılıkta alınan ifadesinde;" Emniyette vermiş olduğum ifadede belirttiğim gibi ölen M.. K...'ın kardeşi Ş.. K... ile önceye dayalı bir ilişkim vardı. Olaydan önce facebook üzerinden Ş.. K... ile yazışmıştım. Söz konusu mesajları ölen M.. K... görmüş ve bana facebook üzerinden tehdit içerikli mesajlar attı. Olay günü saat 15:00 sıralarında M.. K... evime geldi. Ben, beni daha önce tehdit ettiğinden dolayı evde bulunan silahımı ağzına mermi sürerek ve belime koymak suretiyle yanıma aldım. Şahıs evimin salonundaydı. Birlikte aşağıya indik. İndiğimizde Ş.. K... da arabanın orada beklemekteydi. Birlikte arabaya bindik. Ben arabanın içinde konuşacağımızı zannediyordum. M.. K... arabayı çalıştırıp sürmeye başladı. Gebze'ye doğru yola çıktık. Yolda bana "sen beni tanıyormusun, ben mafyayım, ben kaç tane adam indirdim. Kaç tane adam öldürdüm. Aranızdaki yazışmaları gördüm"şeklinde sözler söyledi. Ben defalarca kendisine beni indirmesini söyledim. Fakat M.. K... arabayı durdurmadı, beni indirmedi. Süratli bir şekilde yol alıyorduk. Adresini bilmediğim bir yerde durdu. Bir tane sigara yaktı. Kendi koltuğunu geriye çekti. Cebinden mavi renkli bir falçata çıkardı. Elinde falçata bulunan sağ elini benim oturduğum koltuğun başlık bölümüne yani benim boyun hizama dayadı. Ve bana "Hadi anlat" dedi. Ben M..'a Ş.. ile olan konuşmalarımızın şaka olduğunu, bunu kardeşi Ş..'e sormasını söyledim. Hatta Ş..'e dönerek "Ş.. konuşsana, niye anlatmıyorsun" dedim. Ben bunları demem üzerine ben size göstereceğim dedi. Bu konuşma sırasında sağ elim belimde duruyordu. Fakat daha silahımı kavramamıştım. Bir anda sol elimle kapıyı açtığım gibi dışarıya fırladım. Ve yüz üstü düştüm. Ben düşünce ölen M.. ve kardeşi Ş.. üzerime çullandılar. Ben yüzüstü yerde olduğum sırada sağ elimle silahı belimden çıkardım. Maksadım havaya ateş edip oradan uzaklaşmaktı. Fakat ikisi birden elimdeki silaha sarıldılar. Orada çekişme oldu, silahı elimden almaya çalışıyorlardı. Bu sırada silah bir el ateş aldı. İçlerinden biri "ah " diye bağırdı. Fakat beni ve silahı bırakmadılar. Hala elimdeki silahı almaya çalışıyorlardı. Bu sırada silah tekrar ikinci kez patladı. Silah patladıktan sonra şarjörü düştü. İkinci kez silah patladıktan sonra da silah benim elimden de düştü. Ben kendimi onlardan kurtardım. Hiç arkama bakmadan kaçmaya başladım. Daha sonra bir araç durdurdum. Taksi durağına kendimi bıraktırdım. Oradan da İstanbul'daki evime geçtim. Sancaktepe'deki damadımın evine eşim ile birlikte gittim. Oradan da Sancaktepe'deki emniyet müdürlüğüne teslim oldum. Olay Ş..'in ifadesinde belirttiği şekilde olmamıştır. Ben arabadan çıkar çıkmaz yüz üstü yere düştüm. Zaten kalkmadan üzerime çullandılar. Benim kesinlikle öldürme kastım yoktur. Ben havaya ateş ederek kendimi kurtarma çabasındaydım. Silahı da yanıma almamın sebebi beni öldürmekle tehdit etmesiydi. İkisi de elimi tuttukları için silah istemsizce patladı. Silahın tetiğine nasıl dokunduğumu nasıl patladığını hatırlamıyorum. Aracın arka kapısından inen ve benim sağ tarafımda olan Ş.. idi. Benim indiğim kapıdan üzerime atlayan ve benim sol tarafımda olan da M.. K... idi. Silah'ın yönü silahı almaya çalıştıkları sırada benim sol tarafıma doğru namlusu olacak vaziyetteydi. Bu nedenle sol tarafımda olan M..'un yanlışlıkla ve o silahı alma sırasında yaşanan arbede esnasında vurulduğunu düşünüyorum. Benim öldürme veya yaralama kastım yoktu. Amacım kendimi korumaktı. Havaya ateş edip oradan uzaklaşmaktı. Fakat üzerime atlayan şahıslar buna müsade etmediler. Silahı elimden alsalardı büyük ihtimal onlar beni öldüreceklerdi. Ekleyecek başka bir beyanım yoktur. Üzerime atılı suçlamayı kabul etmiyorum" şeklinde beyanda bulunduğu,
Maktul M.. K.. hakkında Adli Tıp Kurumu İstanbul Morg İhtisas Dairesi tarafından hazırlanan 25/02/2018 tarihli otopsi tutanağında ölümünün " ateşli silah mermi çekirdeğine bağlı kafa K...ları ile birlikte iç organ ve büyük damar yaralanmasından gelişen iç kanama " sonucu meydana geldiğinin belirtildiği, şüphelinin kullamış olduğu silah üzerinde İstanbul KPLM tarafından yapılan incelemede " fişek yatağında " D34852" numarası ile sürgüsü sağ yan yüzeyinde " D33733" numaraları bulunan , 7.65 çaplı Browning tipi Cska marka 50 model yarı otomatik tabancanın ve fişeklerin 6136 sayılı yasaya göre yasak niteliğini haiz ateşli silah ve fişeklerden olduğunun ayrıca incelemeye gönderilen 3 adet kovanın da bahse konu silahtan atılmış olduğunun" tespit edildiği,
Bu şekilde şüphelinin tanık anlatımlarından ve tüm dosya kapsamındaki delillerden anlaşılacağı üzere üzerine atılı silahla kasten öldürme ve 6136 sayılı kanuna muhalefet suçlarını işlediğine ilişkin yeterli şüphenin oluştuğu, şüphelinin TCK 29 ve 25 maddeleri kapsamında haksız tahrik ve meşru müdafaa hükümlerinden yararlanmak için sarf ettiği beyanlarının takdirinin yargılamayı yapacak mahkemede olduğu anlaşılmakla;
Yukarıda kimlik bilgileri ve üzerine atılı suçları belirtilen şüpheli hakkında yargılamanın mahkemenizde yapılarak; yukarıda açıklanan ve nitelikleri belirtilen eylemlerine uyan ve yukarıda belirtilen sevk maddeleri gereğince CEZALANDIRILMASINA,
Adli emanetin 2018/1665 Sırasına kayıtlı suç eşyalarının müsaderesine,
Karar verilmesi kamu adına iddia ve talep olunur" şeklinde ilk derece mahkemesine kamu davası açılmıştır.
İLK DERECE MAHKEME GEREKÇESİ :
Sanık ile katılan Ş.. arasında eşcinsel ilişki olduğu, bu durumu katılan Ş..'in ağabeyi olan maktulün, sanık ve kardeşi Ş..'in mesajlaşmalarını görüp öğrendiği;
Maktulün yanına kardeşi Ş..'i de alarak bu konuyu konuşmak üzere Gebze'den hareketle sanığın İstanbul'daki evine gittikleri;
Maktulün, kardeşi Ş..'i aracın yanında bırakıp, sanığın dairesine çıkıp, sanık ile beraber aracın yanına döndükleri;
Sanığın aracın ön yolcu koltuğuna, kardeşi Ş..'in de arka koltuğa oturdukları, aracı maktulün sürmeye başladığı;
Devamla maktulün aracı Gebze'de getirip, evinin yakınlarındaki boş bir arsaya park ettiği;
Araçta tartışma meydana gelmesi üzerine sanığın elinde tabanca ile bulunduğu taraf sağ ön kapıyı açıp, araç dışına çıktığı, hemen öncesinde koltuğunu geri çekmiş olan maktulün de önce aracın ön sağ koltuğuna geçtiği, sonrasında sanığın üzerine atlayıp, elindeki tabancayı tuttuğu ve boğuşmaya başladıkları, bu sırada maktulün kardeşi katılan Ş..'in de gelip sanığın elindeki tabancayı tuttuğu;
Her üçü de tabancaya elleri ile müdahale ederek boğuştukları sırada sanığın iki el ateş ettiği ve maktulün bu şekilde öldüğü iddia edilen olayda;
Sanık, maktulün evine gelmesi üzerine kendisini öldüreceğini korktuğu için daha önceden kurulu halde olan tabancasını yanına aldığını, amacının öldürmek olmadığını, amacı bu olsaydı, maktul evinin içine geldiğinde ya da yolda da vurabileceğini ama yapmadığını, Gebze'ye gelip araç durduğunda maktulün koltuğunu geri çekip, bir falçatayı boynuna tutması üzerine araçtan indiğini, sonrasında maktulün üzerine atlayıp elindeki tabancaya sarıldığını beyan etmiştir.
Olayın aynı zamanda tek tanığı olan katılan Ş.. ise araçta ağabeyinin falçata çıkarmadığını, sadece koltuğunu geriye çekip, elinden düşen tespihi almak için eğildiği sırada sanığın panikleyip tabancasını çıkarıp kurduğunu ve abisinin müdahalesi üzerine kapıyı açıp, elinde tabancası ile dışarı çıktığını; sonrasında maktulün sanığın boşalttığı ön sağ koltuğa geçip, ardından sanığın tabanca tutan eline atladığını beyan etmiştir.
Dosya kapsamına göre sanığın evinden çıktığı anda üzerinde tabanca olduğu fakat Gebze'ye gelene kadar tabancasını kullanma imkanı olduğu halde kullanmadığı sabittir.
Ancak; araç durduktan ve maktul koltuğunu geri çekip eğildikten sonra sanığın paniklediği (katılan - tanık Ş.. beyanı) ve bu aşamadan sonra aracın kapısını açıp inerken tabancasını belinden çıkardığı sanık ve katılan (tanık) Ş..'in beyanları ile sabit olmuştur.
Bu aşamada dahi elindeki tabancayı sanığın kullanmadığı, araçtan indikten sonra maktulün kendi koltuğundan yan koltuğa geçip, üzerine atlaması anına kadar da kullanmadığı, yine sanık ve katılan (tanık) Ş..'in beyanlarından anlaşılmıştır.
Sanık ancak maktul ile boğuştuktan ve hemen sonrasında katılan (tanık) Ş..'in de boğuşmaya katılıp, her üçünün de eli tabanca üzerinde olduğu ve tabancanın çekiştirildiği sırada (katılan - tanık Ş.. beyanı) parmağı tetikte olduğundan dolayı tabanca iki kez ateş almıştır.
Buna göre; sanık her ne kadar öldürme kastıyla hareket etmediğini savunsa da ve olayın yukarıda açıklanan gelişimine göre ateş etme imkanı daha önce var olmasına rağmen, bu yönde hareket etmediği de sabit olsa da dosya kapsamına göre öldürme kastı bulunmayan sanığın sadece araçtan inip uzaklaşmak imkanı varken bunu yapmayıp, silahını belinden çıkarıp kurduğu, bu haldeyken silahın ateş alabileceğini düşünerek silahı çıkarmaması ve kurmaması gereK..en gerekli dikkat ve özeni göstermeksizin tabancasını ortaya çıkardığı, bu aşamadan sonra maktulün üzerine atlayacağını öngörmeyen sanığın, maktul ile ve katılan Ş.. ile boğuşmasının iradesi dışında gerçekleştiği ve bu boğuşma sırasında sanığın elinde bulunan tabancadan çıkan mermiler ile maktulün öldüğü anlaşıldığından, sanığın eyleminin taksirle ölüme neden olma olarak nitelendirilmesinin gerekeceği kabul edilen oluşa göre olayda TCK'nın 25, 27.maddelerinin uygulanma şartlarının oluşmayacağı anlaşılmakla, sanığın sabit olan Taksirle Öldürme eylemi nedeni ile Türk Ceza Kanunu'nun 85/1.maddesi gereğince cezalandırılmasına;
Sanığın üzerine atılı 6136 Sayılı Yasaya Muhalefet suçu yönünden ise;
19/04/2018 tarihli uzmanlık raporuna göre sanıktan ele geçen tabancanın yasak niteliği haiz ateşli silahlardan olduğu, taşınması, bulundurulması ruhsata tabi olan tabancayı sanığın ruhsatsız olarak üzerinde taşıdığı sabit olduğundan, üzerine atılı bu suç yönünden de cezalandırılmasına; ayrıca sanığın taşınması, bulundurulması ruhsata tabi olan tabancayı ruhsatsız olarak taşıdığı ve ayrıntısı yukarıda açıklanan suçta kullanıldığı da sabit olduğundan, cezası belirlenirken alt sınırdan uzaklaşılarak karar verilmiştir.
C.SAVCISI İLK DERECE MAHKEMESİNDEKİ ESAS HAKKINDAKİ MÜTALAASINDA: "Sanık M.. T...'ın uzun süreden beri ölen M.. K...'ın kardeşi Ş.. K... ile tanıştığı, aralarında ilişki de bulunduğu, olay tarihinde kardeşinin bilgisayarına bakan maktul M.. K...'ın Ş.. ile sanık arasındaki yazışmaları gördüğü, bu durumu kardeşi Ş..'e sorduğu, olayı anlaması üzerine sanık ile yazıştığı, daha sonra kendi kullandığı araca kardeşini de alarak sanığın evine gittiği, sanığın bu arada beline evde bulunan ruhsatsız tabancasını aldığı, M.. K...'ın konuşmak amacıyla sanığı aracına götürdüğü, bu aşamada sanığın rızasıyla araca bindiği, aracı ölenin kullandığı, Ş.. K...'ın da aracın arka koltuğunda sanığın aracın ön yolcu koltuğuna bindiği, burada sanık ve Ş..'in olayı gizlemeye çalıştıkları, aracın sanığın evinin yanına geldiğinde, araçta yeniden konuşmaya başladıkları, bu aşamada sanığın ölenin kendisine falçata çektiğini beyan ettiği, Ş..'in bu hususu kabul etmediği ve olay yerinde falçatanın da ele geçirilemediği, ölenin kendi üzerine yönelmesi üzerine sanığın aracın sağ ön kapısını açtığı, bu sırada sanıkla birlikte yere düştükleri, Ş.. K...'ın da her ikisinin yanına geldiği, bu sırada sanığın iki kez ateş ettiği, bu durumun dosyada mevcut otopsi raporundan da anlaşıldığı, yine dosyada mevcut bilirkişi raporuyla silahın tetiğine kuvvet uygulanmadan silahın patlamasının mümkün olmadığının belirlendiği, yapılan bu iki atış sonucu maktulün öldüğü, yine dosyada mevcut raporla olay yerinde ele geçirilen boş kovanların sanığa ait ruhsatsız ve 6136 sayılı yasa kapsamında kaldığı belirlenen silahtan atıldığının belirlendiği,
Tüm dosya kapsamı ile sanığın ağır haksız tahrik altında iki el ateş ederek maktül Musut K...'ın ölümüne neden olduğu anlaşılmakla,
Sanığın gerçekleşen tahrik altında adam öldürme ve 6136 sayılı yasaya muhalefet suçları nedeniyle eylemlerine uyan TCK 81, 29, 53, 63.maddeleri, 6136 Sayılı Yasa'nın 13/1, TCK 53.maddeleri gereğince cezalandırılmasına,
Gözaltında ve tutuklulukta geçen sürelerin TCK 63.maddesi uyarınca cezasından mahsubuna,
Adli emanetin 2018/1661 sırasında kayıtlı eşyaların TCK 54.maddesi uyarınca zoralımına,
Tutuklu sanığın üzerine atılı suçun vasıf ve mahiyeti, mevcut delil durumu, alması muhtemel ceza miktarı da dikkate alınarak tutukluluk halinin devamına karar verilmesi kamu adına talep ve mütalaa olunur." şeklinde mütaalada bulunmuştur.
SAVUNMA:
Sanık M.. T... dairemizdeki beyanı; " Benim soruşturma ve kovuşturma aşamasında vermiş olduğum ifadelerim doğrudur, aynen tekrar ederim, bu ifadelere ekleyeceğim başkaca bir husus yoktur" Şeklindedir.
Sanık M.. T... yargılama aşamasındaki beyanında; "Bana okunan iddianame içeriğini anladım. Ben maktulü öldürmedim. Olaya ilişkin olarak kollukta, savcılıkta, sorguda ayrıntılı olarak ve aşamaları da anlatır şekilde ifadelerimi vermiştim. O ifadelerim doğrudur. Aynen tekrar ederim. Bana sormuş olduğunuz, maktulün aracı ile bilmediğim yere beni getirip, araç durduktan sonraki kısma gelince; araç durduğunda maktul ön şoför koltuğunda, ben ön yolcu koltuğundaydım. Ş.. arkada oturuyordu. Maktul oturduğu koltuğu geriye doğru çektirdi. Eşofmanının sağ ön cebinden bir falçata çıkardı. Sağ eliyle tuttuğu bu falçatayı, benim bulunduğum koltuğun tam üstüne uzattı. Boyun hizama gelecek şekilde duruyordu. Falçatanın ucunu açmıştı. Ben kolu boynumun oraya gelince kendimi iyice kapıya doğru yanaştırdım. O sırada Ş.., "Yapma abi" dedi. Ben bunun üzerine "Tamam bu beni kesecek" diye düşündüm. Sol elimi uzatıp, bulunduğum kapıyı açtım. Bu arada sağ elimi de belimin ön tarafındaki silahıma attım ancak silahı belimden çıkarmamıştım. O sırada maktul benim üzerime atıldı. Koltuğu da geriye çektiği için onun yeri genişlemişti. Oradan benim üzerime atıldı. Bu arada kapı da açıldığı için ikimiz kapıdan dışarı doğru düştük. Önce ben sağ tarafımın üzerine yüzüstü yere kapatlandım. Üzerime maktul bindi. Biner binmez benim sağ elime sarıldı. İkimiz birlikte belimden silahı çıkardık. Ben silahımı elim tetikte olmayacak şekilde kavramıştım. Maktul de iki eliyle benim sağ elimi hem de silahı kavramıştı. O sırada Ş.. arabadan indi. O da benim üzerime atıldı. Bu defa Ş.. de hem silahı hem elimi tuttu. İkisi birden silahı almak için asıldı. Kendilerine doğru çektiler. Bu çekişme sırasında silah bir el ateş aldı. Bu silah sesi üzerine bir "Ah" sesi duydum. Her ikisi de yine silahı almak için elime asılıyorlardı. Benim sol elim bu sırada yerdeydi. Bir tanesi diziyle sol elime bastırmıştı. Sadece sağ elimdeki silahı vermemeye çalışıyordum. Silah ikinci kez ateş aldı. Bu ikinci atıştan sonra üzerimde bir gevşeme hissettim. Bu boğuşma sırasında ben yerdeyim. Benim üzerimde sol tarafımda maktul vardı. Sağ tarafımda Ş.. vardı. Her ikisi de üzerime çullanmış vaziyetteydi. Bu haldeyken silah ateş aldı. Silahın ikinci atışından sonra üzerimde hem bir gevşeme hissettim hem de şarjörün düştüğünü farkettim. Ben kalp hastası da olduğum için ve ameliyat da olduğumdan nefesim artık kesildi. Bitkin hale düştüm. Silahı elimden bıraktım. Ş.. elimden silahı çekti aldı. Ben o sırada yerden kalktım. Koşmaya başladım. Arkama dönüp bakmadım. Sonra 50 metre kadar gittim. Köşeyi döndüğümde bir araç gelsin de binip kaçayım diye düşünüyordum. Baktım araba yok. Orada bir bahçeye girdim. Duvarın dibine saklandım. 1-2 dakika durdum. Ses gelmediğini gördüm. Bunun üzerine yola çıktım. Yoldan geçen rastgele bir minibüse el attım. Sonra bu minibüsten bir taksi durağının orada inip olay yerinden uzaklaştım. Sonrası daha önceki ifademde anlattığım şekilde gerçekleşmiştir, demiştir. Sanıktan sorulduğunda; Ben silahı, maktul benim evime geldiğinde bana bir şey yapacak, öldürecek diye korktuğum için almıştım ancak orada doldur boşalt yapmadım. Silah zaten o şekilde kurulu haldeyken duruyordu. Yoksa maktul evime geldiğinde özellikle mekanizmayı kurup, ağzına mermi vermiş değilim. Zaten evde hep kurulu halde duruyordu, demiştir. Sanığın kolluk, savcılık ve sorgudaki müdafii huzurundaki beyanı okunup, sanıktan sorulduğunda; O ifadelerim doğrudur. Kesinlikle maktulün elinde bir falçata vardı. Bu falçatayı sonradan polis niye bulamadı bilmiyorum. Elinde falçata olmasa, ben neden silahıma davranayım. Kaldı ki benim silahıma davranmamın sebebi, maktul veya Ş..'i vurmak değildi. Havaya ateş edip, onların bana bir şey yapmasını engellemek için korkutmaktı. Eğer kendisini vurmak amacım olsaydı, daha evime ilk geldiğinde veya yolda da vurabilirdim." şeklinde beyanda bulunmuştur.
KATILAN BEYANLARI:
Katılan Ş.. K... mahkemedeki şikayet ve delillerinde; Maktul M.. K... benim abim olur. Abim sanık ile aramızdaki Messenger yazışmalarını ben evde yokken okumuş. Sonra aramızdaki ilişkiyi öğrenmiş. Ben eve geldiğimde "Bu adam kim? Mesajlar nedir, bana anlat" dedi. Kızgındı. Telefonunu istedi. Verdim. Telefon açtı ancak sanık telefonu açmadı. Bunun üzerine "Bana A'dan Z'ye bana ne olduğunu anlat, yoksa çok kötü yapacağım" dedi. Ben de kendisine anlattım. Abim çok kızdı. Bana kızdı. Yaşantımıza kızdı. Küfür etti. "Bu adamın adresini söyle, gidip onu döveceğim" dedi. Ben "Dövmek bir şeyi değiştirmez" dedim, en başta adresini vermek istemedim. "Bir şey yapmayacağına dair söz verirsen seni evine götürürüm" dedim. Söz verdi. Onu sanığın evine götürdüm. Bana "Sen burada bekle, ben bakıp geleceğim" dedi. Apartmana girdi. Ben arabanın başında beklerken, 10 dakika geçmeden adamı alıp geldi. Abim önde, sanık arkasından geliyordu. O sırada sanık beni görünce "Şaka, şaka diye söyle" diyerek bana işaret etti. Ben öne binmek istedim. Abim "Sen arkaya geç Ş.., dayı öne binecek" dedi. Sonra arabaya bindik. Gebze'ye doğru gelirken sanık özür dilemeye başladı. Abim "Her şeyi anlat, utanmıyor musun, iki çocuk babasıymışsın" dedi. Sanık, "Bunlar şakaydı, bir şey olmadı" dedi. Abim bana "Ş.. sen söyle, şaka mı" dedi. Ben her şeyi abime anlattığım için sessiz kaldım. Yol boyunca sanığın "Beni bırak, öldüreceksen burada öldür, nereye gidiyorsun" gibi şeyler söylediği ve inmeye çalıştığı, abimin ise hızlı bir şekilde aracı kullandığı doğru değildir. Sanık, "Beni nereye götürüyorsun" dedi. Abim de "Seni rahat konuşabileceğimiz bir yere götürüyorum, korkma, sadece konuşacağız. Eğer bir şey yapmak isteseydim, karının yanında yapardım" dedi. Abim aracı evimizin yakınındaki boşluğa park etti. El frenini çekip, koltuğunu geriye doğru ittirdi. Sigarasını yaktı. Elinde tespihi vardı. Bize "Bunu herkes alacak-verecek davası olarak bilecek" dedi. Elinden tespihi düştü. Onu almak için yere eğildi. Bunun üzerine sanık paniğe kapıldı. Sağ elini beline attı. Silahını belinden çıkarttı ancak abime veya bana doğrultmadı. Silahı çektikten sonra sol eliyle doldur boşalt yaptı yani mekanizmayı kurdu. Abim "Dayı silaha gerek yok, konuşacağız" dedi. Bana hitaben "Ş.., bu adam bizi öldürecek, hemen silahı elinden al" dedi. Abim silaha sarıldı. Bu sırada kapı açılmıştı. Sanık elinde silahla kapının dışına çıkmıştı. Abim de o sırada sanığın bulunduğu koltuğa geçip, oradan üzerine atladı ve elindeki silahı iki eliyle tuttu. Silah bu sırada sanığın sağ elindeydi. Her ikisi de arabanın dışında yerdeydi. Ben arka kapıdan çıktım. Ben silahı üstten kavradım. Kendime doğru çekmeye çalıştım. Biz yerdeyken, hiç kimse yerde yatar vaziyette değildi. Kimse birbirinin üstünde de değildi. Ben sanığın sol tarafında, abim sağ tarafında üçümüz de silahı tutmuş halde boğuşuyorduk. Sanığın parmağı silahın tetiğindeydi. Bu boğuşma sırasında sanık tetiğe bastı. Bir el silah sesi geldi. Abim "Yandım anam" dedi. Sonra yine ben silahı almaya çalışıyordum. Abim de henüz silahı bırakmamıştı. Yine boğuşma sürerken hepimizin eli silahtayken ikinci atış oldu. İkinci atıştan abim silahı bıraktı. Sanık da silahı bıraktı. Kaçmaya başladı. Sonra ben silahı aldım. Sanığın peşinden koştum. Sonra yerdeki abime baktım, yaralı vaziyette olduğunu gördüm. Bunun üzerine sanığı kovalamaktan vazgeçtim. Sanığa silahı doğrultup iki el ateş ettim ancak silah ateş almadı çünkü şarjörü yoktu. Bunun üzerine o korku ve heyecanla peşinden korktum. Elim ayağım titriyordu. Rampa aşağı giderken yere yığıldım. Sonra ayağa kalktığımda tekrar düştüm. Silah elimden düştü. Kendime gelip ayağa kalktığımda yeğenimin çığlıklarını duydum. Geri gelip baktığımda abim yerde yatıyordu, sonradan abimi hastaneye götürdük, demiştir. katılandan sorulduğunda; Abim maktul ile sanık ilk kez olay günü birbirlerini gördüler. Öncesinde birbirlerini hiç tanımazlardı. Herhangi bir husumetleri de yoktu. Olay sırasında abimin elinde falçata yoktu. Normalde falçata taşır mı bilmiyorum ancak kendisi hazır mutfak işinde çalışır. Montaj yapar. Montaj işinde falçata kullanılır. Ancak olay anında abim maktulün, cebinden falçatayı çıkartıp, elini sanığın bulunduğu koltuğa uzatıp, falçatayı onun boğazına tuttuğu iddiası doğru değildir. Eğer abim sanığı öldürmek veya zarar vermek isteseydi, evine gittiğinde, karısına veya çocuklarına zarar verirdi. Ben abimin elinde falçata görmedim. Eğer olsaydı, mutlaka görürdüm çünkü ben hemen sanığın arkasında oturuyordum, demiştir. Katılanın hazırlıktaki şikayetçi sıfatıyla verdiği ifadesi okunup, katılandan sorulduğunda; O ifadem doğrudur ancak abim ikinci silah sesinden sonra bana "Ş.., o silahı al, yoksa bizi öldürecek" şeklinde bir şey söylemedi. Bu sözü vurulmadan önce söylemişti. İkinci silah atış sesinden sonra abimin sesi bir daha çıkmadı, demiştir. Sanık müdafiinin talebi üzerine katılan Ş.. K...'tan sorulduğunda; Biz sanığın evine Güzelyalı'ya gittiğimizde abim arabadan indi. Aracın bagajını açtı. Sonra kapattı. Bir şey alıp almadığını görmedim çünkü ben o sırada arabanın içindeydim, demiştir. Sanık müdafiinin talebi üzerine katılan Ş.. K...'tan sorulduğunda; Ben karakolda ifade verirken de, sanığın doldur boşalt yaptığını yani silahın şarjörünü çekip bıraktığını söylemiştim ancak onlar bunu yazmamış olabilir, demiştir. Sanık müdafiinin talebi üzerine katılan Ş.. K...'tan sorulduğunda; Her ne kadar karakol ifademde ilk silah sesinden sonra aşağıya inmişim ve sanığa müdahal etmişim gibi bir beyan geçmiş ise de; ben her iki silah atışında dışarıdaydım ve sanığın elinden silahı almak şeklinde müdahale eder vaziyetteydim. Her iki atış da her üçümüzün eli de silahın üzerindeyken, boğuşma sırasında gerçekleşti, demiştir. Sanık müdafiinin talebi üzerine katılan Ş.. K...'tan sorulduğunda; Abim ikinci atıştan sonra silahı bırakınca, sanık da hemen silahı bıraktı ve kaçtı. Ben silahı aldım, demiştir.
Katılan K.. K... mahkemedeki şikayet ve delillerinde; Ben maktul M..'un eşi olurum. Silah sesi üzerine balkona çıktım. Baktığımda eşim yerdeydi. Vurulmuştu. Ön göğüs kısmı kan içerisindeydi. Sanık ve kaynım Ş.. ve mahalleden gelenler, şok geçirmiş halde, ayakta dikilip yerde yatan eşimi izliyorlardı. Vuran sanık, elleri cebinde, gayet rahat tavırlarla eşimi izliyordu. Ş.. K...'ın elinde silah vardı ve Ş.. ile sanığın arasında en fazla 50 cm'lik mesafe vardı. Eğer Ş.., isteseydi, silaha bile gerek yoktu, sanığa vurabilirdi. Sonra çok rahatlıkla sanık oradan gitti. Ş.. de arkasından rahatlıkla gitti. Ben onları ilk gördüğümde eşimi sanığın vurduğunu bilmiyordum. Çünkü silah Ş..'in elindeydi. Balkondan "Yardım edin, neden bakıyorsunuz" diye bağırdım. 10-15 dakika eşim yerde kaldı. Ambulans gelmedi, demiştir. Katılanın şikayetçi sıfatıyla kollukta verdiği ifadesi okunup, açık çelişki nedeniyle, katılandan sorulduğunda; Ben poliste ifade verdiğimde olayların bu şekilde olduğunu bilmiyordum. Eşimi, sanığın vurduğunu da bilmiyordum. Olayın şoku ile o şekilde ifade verdim. Ben "Ş.. mi acaba eşimi vurdu" diye düşündüm. Ayrıca 15 dakikada kayınvalidemin bulunduğu evden sanığın Güzelyalı'daki evine gidilip geri gelinebilir mi bilmiyorum. O an için bana çok kısa bir zaman dilimi gibi gelmişti, benim ilk verdiğim ifadem doğrudur, sanıktan da müşteki Ş..'den de şikayetçiyim, cezalandırılmasını isterim, demiştir.
Katılan D.. K... mahkemedeki şikayet ve delillerinde; Ben maktulün kızı olurum. Olay günü ben evde oturuyordum. Dışarıdan 4-5 silah sesi geldi. Ben silah sesini duyunca balkona çıktım. Kardeşim Mehmet, "Baba" diye bağırıyordu. Dışarıdaydı. Sonra aşağıya indim. İndiğimde babam vurulmuştu. Göğsünde kan vardı. Babam sanığın sol kolunu tutmuştu. "Silahı bırak" diyordu. Nefes nefese kalmıştı. Babam bu sırada ayaktaydı. Bu sırada sanık ile Ş..'in de ayaktaydı. Her ikisinin elleri silahın üzerindeydi ve silahın yönü babama doğru dönük vaziyetteydi. Bu haldeyken silah ateş aldı, babama çok yakın olduğu için kurşun babama geldi. Bunun üzerine babam yere düştü. Ben babamın başına gittim. Arkamı döndüğümde silah amcam Ş..'in elindeydi ve silahı sanığa doğrultmuştu ancak silahın şarjörü yoktu. Boştu. Amcam silahı sanıktan nasıl aldı görmedim. Amcam Ş..'in silahın tetiğine bastığını "Tık, tık" ses geldiğini ancak silahın ateş almadığını gördüğüm için şarjör yoktu diye söyledim. Ben o sırada yardım istedim. İnşaattan gelenler oldu. Bana "Korkma, bir şey olmaz" dediler. "Ambulans çağırın" dedim. 10-15 dakika babam bu şekilde yerde bekledi. Konuşamıyordu, kıpırdayamıyordu. Ben karakolda da olayı gördüğümü söyledim fakat bana "Seninle kardeşinin ifadesi hemen hemen aynı. Bu yüzden senin ifade vermene gerek yok" dediler. İfademi almadılar. Ayrıca olaydan sonra babamı hastaneye götürdüğümüzde hastanenin kapısının önünde amcam Ş..'e, "Bu adam kim, babam nasıl vuruldu" diye sordum. O da bana "Bilmiyorum, tanımıyorum, öğreneceğiz" dedi. Beni sakinleştirmeye çalışıyordu. Bana sarıldığında yan cebinde babamın telefonunun olduğunu fark ettim. "Amca bu telefon babamın değil mi, bana ver" dedim. O sırada beni konuşturmaya çalıştığını fark ettim. Telefon ile bir yandan oynuyordu ve oradaki bir şeyleri siliyordu. Olaydan 1-2 hafta kadar sonra da amcamın oturduğu, kaldığı odadaki bilgisayar toplandı, bir süre sonra tekrar kuruldu. Babamın o bilgisayarda gördüğü bir şeyden dolayı bu olayın başına geldiğini düşünüyorum ancak amcam bunları bize göstermedi. Sanıktan da amcam Ş..'den de şikayetçiyim, demiştir.
Katılan K... K... ilk derece mahkemesindeki şikayet ve delillerinde; Ben olayı görmedim. Sanığı da daha önceden eski mahallemizde oturduğu için tanırım. Kendisinin mahallede erkeklerle ilişkiye girdiğini biliyordum. Hatta aynısını bana yapmaya da kalktı. Ancak ben bu olayı ve sanık ile ilgili bilgimi abime anlatmamıştım. Ben sanıktan şikayetçiyim, demiştir.
Katılan Ö.. K... ilk derece mahkemesindeki şikayet ve delillerinde; Ben doğrudan görgü sahibi değilim. Sanığı da tanımam. Ben sanıktan şikayetçiyim, demiştir.
Katılan Mihrinaz Çimener ilk derece mahkemesindeki şikayet ve delillerinde; Ben olayın en sonunda aşağıya indim. Ben indiğimde maktul yerde yatıyordu. Oğlum Ş.. de aşağıya doğru koşuyordu. Olayın nasıl olduğunu görmedim. Sanıktan şikayetçiyim, demiştir.
Katılan K... K...'ın dairemizdeki Beyanı;"Benim sanıktan şikayetim devam etmektedir, sanık abimi öldürmüştür ve mahkemece hakkında taksirle öldürme suçundan ceza verilmiştir. Ben sanığın adil bir şekilde cezalandırılmasını istiyorum. Sanık kaza ile silahın ateş aldığını söylemektedir. Silah incelemeye gitti silahta kusur bulunamadı, sanık kendisine falçata çekildiğini söylemektedir ancak falçata bulunmamıştır, benim ağabeyim olan maktulün böyle bir niyeti olsa idi sanığı evinde öldürebilirdi, sanığın cezalandırılmasını ve tahliye edilmemesini istiyorum" Şeklindedir.
Katılan Ö.. K...'ın dairemizdeki Beyanı;"Ben kardeşim K...'ın söylediklerine katılıyorum, aynen tekrar ederim, ben sanığın en ağır şekilde cezalandırılmasını isterim" Şeklindedir.
Katılan D.. K...'ın dairemizdeki Beyanı;"Sanık hastalığını öne sürerek tahliye olmayı amaçlamaktadır. Bu olay kasten adam öldürmedir. Sanığın bu şekilde cezalandırılmasını ve tahliye edilmemesini talep etmekteyim" Şeklindedir.
İSTİNAF SEBEPLERİ:
Cumhuriyet Savcısı istinaf dilekçesinde özetle: Sanığın eyleminin tahrik altında adam öldürme olarak nitelendirilmesi gereK..en mahkemece sanığın taksirle adam öldürme suçundan cezalandırılmasına karar verilmesi usul ve esas yönünden Kanun'a aykırı bulunduğundan kararın istinâfen kaldırılmasını talep ettiğini beyan etmiştir.
Katılanlar vekili istinaf dilekçesinde özetle; Gebze 2.Ağır Ceza Mahkemesi 2018/235E sayılı dosyasında 01/10/2019 tarihli duruşmasında Sanık M.. T... hakkında taksirle öldürme suçundan 3 yıl 4 ay hapis cezası,6136 sayılı yasaya muhalefet suçundan 2 yıl 1 ay hapis ve 1.500 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına '' şeklinde karar verildiğini, Gebze 2.Ağır Ceza Mahkemesi kararında:'''.... her ne kadar sanık M.. T... hakkında kasten öldürme suçundan kamu davası açılmış olsa da dosya kapsamında suçun taksirle öldürme suçunun unsurlarını oluşturduğu''nu belirttildiğini, yerel mahkemenin vermiş olduğu karar yerinde bir karar olmadığını, sanık hakkında kasten öldürme suçundan üst sınırdan ceza verilmesi gereK..en taksirle öldürme suçundan ceza verildiğini, sanığa verilen cezanın hafif kaldığını, tüm dosya kapsamı değerlendirildiğinde sanığın söz konusu kasten öldürme suçunu işlediğini, sanığın öldürme amacıyla silahını üzerine aldığını, maktulün kendini sanıktan korumak amacıyla hareket ettiğini ne yazık ki iki el ateş sonucu öldüğünü, sanığın, maktulün falçata çektiğine yönelik beyanlarının gerçek dışı olduğunu, bu durumun katılan Ş.. K...'ın beyanlarından ve olay yerinde falçatanın olmamasından açıkça belli olduğunu, mahkeme kararını verirken bu hususları gözardı edildiğini, Gebze 2.Ağır Ceza Mahkemesi’nin 01/10/2019 tarih ve 2018/235E sayılı kararına itiraz ediyor ve istinaf incelemesi neticesinde sanık hakkında kasten öldürme suçundan ceza verilmesini ;aksi takdirde ise de sanığın üst sınırdan cezalandırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Sanık M.. T... müdafii istinaf dilekçesinde özetle; Sanık hakkında TCK 25 veya 27 maddesi uyarınca uygulama yapılması gereK..en TCK 85/1 maddesi gereğince uygulama yapılmasının hukuka aykırı olduğu, kabule göre de sanık hakkında TCK 29 maddesinin uygulanmamasının hukuka aykırı olduğu, sanık hakkında 6136 Sayılı Yasa uyarınca hüküm kurulurken 2 adet ruhsatsız silah bulundurduğundan bahisle teşdiden ceza verilmesinin hukuka aykırı olduğundan bahisle kararı istinaf etmiştir.
DELİLLER:
Tanık Mehmet K... ilk derece mahkemesindeki beyanında: Ben bir şey söylemek istemiyorum. Ben daha önce ifade verdim. Verdiğim ifadenin arkasındayım. Yeniden olayı anlatmak istemiyorum, demiştir. Tanığın 24/02/2018 tarihli kollukta verdiği ifadesi okunup, tanıktan sorulduğunda; Adam bulunduğu sağ taraftaki kapıyı açtı. Aşağıya inmeye çalışıyordu. Babam da bulunduğu koltuktan onun koltuğuna geçip, onun peşinden aşağıya iniyordu. Her ikisi de arabadan yere düştüler. Onlar bu şekilde yerde boğuşurken, arka taraftaki amcam da arabadan indi. Ben o ana kadar silahı görmedim. Daha doğrusu namlusunu gördüm ancak emin olamadım. Bu araya amcam da yere doğru çömelmişti. Her üçü de bu namlusunu gördüğüm şeyi tutuyorlardı. Amcam ve babam adamın elinden tutuyorlardı. Bu sırada silah sesini duydum. Bu duyduğum silah sesi, ilk silah sesiydi. Bundan önce 4-5 el silah sesi olmadı. Bu ilk silah sesinden sonra babamın vurulduğunu gördüm. Ancak babam silahı henüz bırakmamıştı. Sonra ikinci el silah sesi duydum. Bu ikinci silah sesinden sonra babam silahı bıraktı. Halsizleşti. Adam kaçtı. Amcam da adamın peşinden gidiyordu. Adam yere düştü. Adam yere düşünce elindeki silahı yere düşürdü. Şarjörünü çıkartmıştı. Bunun üzerine amcam gidip silahı yerden aldı. Amcam Ş.. de adamın peşinden koşmaya başladı. Silahı ona doğrultup, ateş etmeye çalıştı. O ikisi gözden kayboldu. Ben babamın yanına gittim. Benim bu anlattığım olaylar yani silahın üçünün almaya çalışması, silahın ateş alması, her üçü de yerdeyken gerçekleşti. Ayakta değillerdi, demiştir. Tanığın kolluktaki ifadesi ile az önce anlattığı ifadenin çelişkili olduğu kendisine anlatıldı. çelişki nedeniyle, tanıktan sorulduğunda; Benim karakoldaki ifademde anlatmak istediğim herkesin ayakta olduğu değildi. Az önce de söylediğim gibi herkes yerdeydi. Adam silahı babama doğrultmaya çalışıyordu. Babam da onun elini tutuyor ve silahı almaya çalışıyordu. Babam sanığın üzerindeydi. Bu şekilde silahı almaya çalışıyordu. Amcam da bu sırada çömelmiş vaziyette silahı almaya çalışıyordu ancak amcam adamın üzerinde değildi. Benim bu olayları gördüğüm esnada etrafta başkaları da vardı ancak kimlerdi şu an hatırlamıyorum. Tanımıyorum da. Onlar da aslında olayı görmüşlerdir ancak kim olduklarını bilmediğim için isimlerini veremiyorum, demiştir.
Savunma tanığı C.. T... ilk derece mahkemesindeki beyanında: Olay günü akşam vaktiydi. Eşim tedirgindi. Ev içinde dolaşıp duruyordu. Ben yemeği hazırladım, yemeğini ye haplarını iç dedim, pek yiyesim yok dedi. Haplarını içeceksin ye dedim. Bir kaç kaşık aldı, kalktı kendimi iyi hissetmiyorum, yatacağım dedi. Normalda o saatte yatmazdı. Sonra içeriye yatmaya gitti. Baya bir zaman geçti. Kapı çaldı, kapıyı açtığımda daha önce hiç görmediğim tanımadığım 30-35 yaşlarında bir erkek gördüm. Bu kişi direk içeriye girdi " ben Ş..'in abisiyim, eşin gelsin görüşeceğiz, onunla konuşacağım" dedi ve salona geçip oturdu. Ben korktum çünkü bakışlarından tedirgin oldum. Odaya gittim. Ş..'in abisi diye kendisini tanıtan biri geldi, seni çağırıyor dedim. Eşim panikledi, yataktan bir anda kalktı, "Sen git yalnız bırakma, ben geliyorum" dedi. Ben adamın yanına gittim. Eşim üstünü giyinip salona geldi. Gelen adam yerinden kalktı, gözlerinde öfke vardı. Sinirliydi. Eşim hiç bir şey demeden o şekilde dikiliyordu. Adam eşime "aşağıda konuşacağız, düş önüme" dedi. Bir eli eşofman takımının cebinde duruyordu. Sanki cebinde bir şey saklıyordu, diğer eli boştaydı. Eşim herhalde bana bir şey yapmasın diye önden yürüdü, adam da arkasından evden çıktılar. Kurbanlık koyun gibi eşim önden yürüyordu. Ben herhalde bir alacak verecek meselesi var diye düşündüm. Ancak eşimi aldıklarını, onu evden götüreceklerini, başka bir şey olacağını bilseydim hemen polisleri çağırırdım. Ben balkondan aşağıya doğru baktım, ancak görünmüyorlardı, herhalde aşağıda alacak verecek meselesini görüşüyorlar diye düşündüm. Sonrasında cinayet olayını polislerden öğrendim. Bu adamla eşimin bizim evden nasıl ayrıldıklarını bilemiyorum, ben onu görmedim. Ben ikinci bir şahıs görmedim, sadece tarif ettiğim bir kişi eve gelip eşimi alıp gitti. Dışarıda bekleyen başkası var mıydı bilmiyorum. Ben eşimin üzerine silah aldığını görmedim, eşimin silahı olduğunu da bilmiyordum. Daha önce eşimin üzerinde veya evde silah görmemiştim. Gelen adamın üzerinde eşofman takımı vardı, bir elini sürekli alt eşofmanının cebinin üzerinde duruyordu, ancak cebinde ne vardı bilmiyorum. Görmedim, demiştir.
DİĞER DELİLLER:
-25/02/2018 tarihli tutanak ve ekindeki mesajlar.
-24/02/2018 tarihli olay tutanağı.
-06/03/2018 tarihli el - swap raporu.
-06/03/2018 tarihli olayda kullanılan tabanca ve şarjör üzerindeki parmak izi inceleme raporu.
-19/04/2018 tarihli suçta kullanılan tabancanın 6136 sayılı yasa kapsamında olduğunu tespit eden uzmanlık raporu.
-ATK Morg İhtisas Dairesi'nin 12/09/2018 tarihli raporu.
-ATK'nın 30/01/2018 tarihli raporu.
-ATK'nın 14/02/2019 tarihli raporu.
İDDİA MAKAMININ ESAS HAKKINDAKİ MÜTALAASI;"Sanık M.. T... ile katılan Ş.. K... arasında olay öncesinde eş cinsel ilişki olduğu, bu durumu katılan Ş..'in ağabeyi olan maktulün sanık ile kardeşi Ş.. arasındaki mesajları görmesi ile öğrendiği, bu olayı konuşmak amacıyla yanına kardeşi Ş..'i de alarak araç ile Gebze ilçesinden sanığın İstanbul ilindeki evine geldikleri, maktulün kardeşi Ş..'i aracın yanında bırakarak sanığın oturduğu dairesine çıkıp konuşmak amacıyla aşağıya çağırdığı, bu sırada sanığın maktul tarafından kendisine gönderilen tehdit ve hakaret içerikli mesajlar nedeniyle tedirginlik duyarak olayda kullandığı ruhsatsız silahı yanına alarak aşağıya indiği, sanık, maktul ve kardeşinin olay yerine geldikleri araca bindikleri, sanığın aracın sağ ön tarafına, Ş..'in ise arka koltuğuna oturduğu, araç ile maktul ve kardeşinin ikamet ettikleri Gebze ilçesinde boş bir araziye gelerek aracı park ettikleri, maktul ile sanık arasında kardeşi ile yaşadıkları eşcinsel ilişki nedeniyle tartışma çıktığı, tartışma sırasında sanığın yanında getirdiği silahı çıkardığı, bu sırada maktulün sanığın üzerine atılarak her ikisinin aracın sağ araç kapısından dışarıya çıkıp boğuşmaya başladıkları, sanığın, maktulün kardeşinin de araçtan indiği, boğuşma sırasında sanığın 3 el ateş ettiği, kurşunlardan ikisinin maktulün göğüs bölgesine isabet ederek ölümüne sebebiyet verdiği, her ne kadar sanık savunmasında maktulün kendisine falçata çektiğini iddia etmiş ise de olay yerinde falçata veya benzeri bir aletin ele geçirilmediği, sanığın 3 defa ateş etmesi ve bunlardan ikisinin maktulün hayati bölgelerine isabet etmesi göz önüne alındığında sanığın hedef gözeterek ateş ettiğinin kabulü gerektiği, olayın tedbirsizlikle meydana geldiğinin kabul edilemeyeceği, ancak maktulün olay öncesinde sanığa ağır tehdit ve hakaret içeren mesajlar göndermesi, sanığı bulunduğu yerden alıp kendi ikamet ettikleri bölgeye getirmesi hususları bir bütün olarak değerlendirildiğinde olayın ağır tahrik altında gerçekleştiğinin kabul edilmesinin gerektiği anlaşılmakla,
Gebze 2. Ağır Ceza Mahkemesi 2018/235 (E) ve 2019/255 (K)sayılı kararının CMK'nun 280/2 ortadan kaldırılmasına,
Sanığın eylemine uyan TCK'nun 81/1, 29, 53/1-2, 63, 6136 Sayılı Kanunun 13/1 ve 54.maddeleri gereğince cezalandırılmasına,
Mevcut delil durumu, sanığın üzerine atılı suçun vasıf ve mahiyeti, isnad olunan suçun CMK'nun 100.maddesinde sayılan katalog suçlardan olması, sanığın tutuklu kaldığı süre ve kuvvetli suç şüphesi göz önüne alınarak sanığın tutukluluk halinin devamına karar verilmesi,
Kamu adına talep ve mütalaa olunur." Şeklindedir.
DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE:
Yapılan yargılama, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde;
Maktulün kardeşi olan katılan Ş.. K... ile sanık arasında eşcinsel ilişki bulunduğu, maktulün bu durumu olay tarihinde kardeşi Ş..'in bilgisayar üzerinde Facebook uygulamasının Messenger alt yapısı üzerindeki sanık ve Ş.. arasındaki yazışmalardan öğrendiği, maktulün aynı sayfa üzerinden sanığa sinkaflı hakaret ettiği, Ş.. eve geldiğinde maktulün kardeşini sıkıştırarak sanıkla Ş.. arasındaki ilişkinin detaylarını öğrendiği ve Ş..'den sanığın telefon numarasını alarak sanığı aradığı ancak sanığın cevap vermediği, bunun üzerine maktul, Ş..'den kendisini sanığın evine götürmesini istediği, maktulün kullandığı araçla Gebze ilçesinden sanığın ikamet ettiği Pendik ilçesi Güzelyalı mahallesindeki ikametlerinin önüne gittikleri, Ş..'in aşağıda beklediği, maktulün sanığın dairesine çıktığı, kapıyı sanığın eşinin açtığı, bu esnada sanığın odasında istirahat etmekte olduğu, maktulün evin salonuna girerek sanığın eşinden kendisini tanıtıp sanığı çağırmasını istediği, sanığın eşinin odaya girerek sanığa Ş..'in abisinin geldiğini söylediği, sanığın eşini maktulün bulunduğu salona gönderdiği, bu arada üzerini giyinip suçta kullandığı tabancayı kurulu vaziyette beline soktuğu, akabinde salona geldiğinde maktulün sanığı konuşmak için dışarıya çağırdığı, birlikte evden çıktıkları, sanığın talimatıyla araca bindikleri, aracı maktulün kullandığı, sanığın yanındaki koltukta Ş..'in ise arkada bulunduğu, bu halde sanığın ikametinden maktulün ikamet ettiği Gebze M.. Mahallesindeki ikametlerinin bulunduğu yere geldikleri, burada maktulün aracı durdurup oturmuş bulunduğu sürücü koltuğunu geriye doğru çektiği, akabinde konuşmaya başladıkları sırada sanığın sol eliyle kapı mandalını çekerek dışarıya çıkmak isterken sağ eliyle de belinde kurulu vaziyette bulunan tabancasını çıkardığı, bunun üzerine maktulün tabancaya doğru hamle yaparak sanığın üzerine atıldığı, birlikte açılmış bulunan kapıdan dışarı düştükleri, sanığın elindeki tabancaya namlu kısmından maktul müdahale ederken bu sırada arka kapıdan inen Ş..'in de silahı üst kısmından kavramaya çalıştığı, bu boğuşma esnasında silahın önce bir el patladığı, beyanlarda farklılık bulunsa da patlama sonucunda maktulden "ah" veya "yandım anam" gibi vurulduğuna dair bir ses çıktığı, fakat maktulün buna rağmen silahı bırakmadığı, akabinde ikinci patlamanın olması üzerine maktulün silahı bırakarak olay yerinde yığıldığı, daha sonra tabancanın şarjörünün düştüğü, akabinde de sanığın elindeki silahı düşürdüğü, silahı alan Ş..'in kaçmakta olan sanığın arkasından tetiğe basmış olsa da ateş almadığı, sanığın buradan kaçarak önce evine gittiği, akabinde karakola başvurduğu anlaşılan olayda,
14/02/2019 tarihli silah üzerinde yapılan inceleme sonucunda düzenlenen ATK raporuna göre suçta kullanılan tabancanın mevcut çap ve tipine uygun fişekleri patlatmasına mani mekanik arızası bulunmadığı, emniyet sisteminin bulunduğu ve çalıır olduğu, çift hareketli olduğu, yani emniyeti açık ve horozu kurulu durumda değil iken tetiğe basınç kuvveti uygulandığında horoz kurulu hale gelerek kurulu olarak kalmayıp tekrar düşerek ateşleme işlemi gerçekleştirdiği,
- Fişek yatağında fişek var ve emniyeti açık ve horozu kurulu halde değil iken tetiğine basınç kuvveti uygulanmadan çekme, çekiştirme, sallama veya sarsıntı gibi etkenlerle kendiliğinden patlamadığı,
- Fişek yatağında fişek var, horoz kurulu ve emniyeti açık iken tetiğine basınç kuvveti uygulanmadan çekme, çekiştirme, sallama veya sarsıntı gibi etkenlerle kendiliğinden patlamadığı,
- Silahın sert bir zemine düşürülmesi, düşmesi, yada kurulu olan horozu üzerine düşmesi sırasında da kendiliğinden patlamadığı, fişeğin patlaması için tetiğine horoz kurulu iken 2.8, kurulu değil iken 6.3 kg kuvvet uygulanması gerektiği,
12/09/2018 tarihli ATK Otopsi raporuna göre maktulün vücudunda 2 adet mermi çekirdeği yaralanması tespit edildiği, bunlardan bir adetinin bitişik atış mesafesinde, diğerinin bitişik atış mesafesi dışında olduğunun anlaşıldığı,
Silah tetiği üzerinde yapılan araştırmada parmak izi tespit edilemediği,
Sanık tarafından aşamalardaki savunmalarında olay esnasında maktulün koltuğunu geriye çektikten sonra elindeki falçatayı ucu açık vaziyette koltuğunun üzerine kolunu dayayarak boğazı hizasında tutması üzerine paniğe kapılarak kendini koruma kaygısı ile kapıyı sol eliyle açıp sağ elini de silahına götürdüğünü beyan edilse de olay yerinde olay sonrası yapılan incelemelerde herhangi bir falçata veya benzeri kesici aletin tespit edilemediği, bu esnada araçtaki olayların tek tanığı olan Ş..'in de falçata iddiasını doğrulamadığı, her ne kadar sanık müdafi tarafından falçatanın olay yerinden maktulün yakınları tarafından kaybedilmiş olabileceği savunulsa da zaten olayın mağduru olan tarafın maktul M.. vurulmuş ağır yaralı vaziyette yatıyor iken dosya içerisinde bulunan CD ve CD inceleme tutanaklarına göre yakınları panik halinde iken olay yerinde buldukları bir falçatayı yok etmelerinin o anda böyle bir düşünceye kapılmalarının hayatın olağan akışına uygun olmadığı, dolayısıyla sanık tarafının falçata savunmasına itibar edilemeyeceği,
Her ne kadar yerel mahkeme tarafından sanık hakkında taksirle öldürme suçundan hüküm kurulmuş ise de silahla ilgili bahsedilen ATK raporundan da anlaşılacağı gibi tetiğine her halükarda basınç uygulanmadan ateş almayacağı ve düşme veya düşürülme gibi harici bir etki ile de ateş almayacağı ve düzgün çalışır vaziyette olduğu anlaşılan silahın arka arkaya 2 kez tetiğine basıldığının sabit olduğuna göre taksirden bahsedilemeyeceği,
Sanığın olay öncesinde maktul tarafından facebook messenger uygulaması üzerinden sinkaflı hakarete uğrayıp tehdit edildiği ve evine kadar gelinerek maktul tarafından evinden çıkması sağlanıp ki sanık, maktul evine geldiğinde gerek ondan kaynaklı orada bir saldırıya mahal vermemek, ailesini korumak, gerek ise eşcinsel ilişkisinin duyulmasının önüne geçmek amacıyla itirazsız olarak evden çıktığı, maktulün talimatıyla araca bindiği ve iradesinin haricinde hürriyeti maktul tarafından kısıtlanarak maktulün adresinin bulunduğu mahalle götürüldüğü hep birlikte dikkate alındığında sanığın, maktulden kaynaklanan bir baskı ve tahrik altında olduğu, çözümlenmesi gereken hususun sanık hakkında TCK 25, 27/2, 29.maddelerinden hangisinin uygulanması gerektiğine ilişkin olup öncelikle sanığın muhtemel veya muhakkak bir saldırıya karşı silahına davrandığı savunulsa da maktulün sanığın evine gittiğinde, sanık ile birlikte araca bindiğinde ve yol boyunca ve olay anına kadar sanığa karşı herhangi bir fiili saldırısının bulunmadığı, araç içerisinde bulundukları sırada henüz maktulden kaynaklanan bir saldırı bulunmadan, sanığın bir taraftan araç kapısını açarken diğer taraftan tabancasına sarıldığı, buna karşın sanığın elinde saldırıya elverişli bir silah bulunmadığı, savunmanın saldırıyla orantılı olması gerektiği, olay yerinden kaçmak isteyen sanığın araç kapısını açarken silahına davranması üzerine silahı gören maktulün silahın namlusuna hamle yapmasının sanık tarafından silahın maktul tarafından elinden alınarak kendisine karşı kullanılacağı yönünde savunma yapılsa da maktulün, silahla kendisine ateş edileceğinden korkarak silahın üzerine hamle yaptığının da kabul edilebileceği birlikte değerlendirildiğinde, her ne kadar sanığın olay yerinde korku ve panikle hareket ederek silahına davrandığı, bunu gören maktulün silahı namlu kısmından yakaladığı, akabinde Ş..'in de üst kısmından silaha müdahale ettiği olayda sanığın elinde bulunan silahın, ATK raporundan da anlaşılacağı gibi bizzat sanığın baskısıyla iki el ateş aldığı, sanığın bir el ateş ettikten sonra eylemini sonlandırmadığı, bilakis eylemine devam ettiği ve ikinci atışı yaptığı, akabinde şarjörünün düştüğü ve olay yerinden kaçtığı birlikte değerlendirildiğinde, TCK 25 maddesinde düzenlenen yasal savunma ve 27/2 maddesinde düzenlenen yasal savunma sınırının aşılmasına dair tüm koşulların bir arada oluşmadığı, ancak olay öncesi, maktulun yukarıda izah edilen hakaret ve tehdit eylemleri ile hürriyeti kısıtlama eyleminin sanık açısından TCK 29.maddesinde düzenlenen tahrik hükümlerinin uygulanmasını gerektirdiği, tahrikin derecesi nazara alınarak sanık hakkında makul bir ceza tayini yapılması gerektiği,
Sanık hakkında 6136 sayılı yasa uyarınca yasak niteliğe haiz silah taşıma suçu yönünden her ne kadar ilk derece mahkemesi tarafından sanık hakkında 2 yıl 6 ay hapis ve 90 gün adli para cezası hükmolunarak akabinde TCK 62 maddesi uygulaması yapılmış ise de sanığın suçta kullanmış olduğu tabancanın yasak niteliğe haiz olduğu, ancak mahkeme kararında belirtildiği gibi sanıktan 2 adet yasak niteliğe haiz tabanca elde edilmediği, şu halde tek bir tabancadan hüküm kurmak gerekmiş, suça konu tabancanın suçta da kullanıldığı nazara alınarak alt sınırdan makul bir suretle uzaklaşılarak 2 yıl hapis ve 60 gün adli para cezasına hükmolunarak, sanık hakkında TCK 62 maddesi hükümleri uygulanması ve sanığın geçmişi ve duruşmadaki hali nazara alındığında engel hal bulunmadığından hükmün açıklanmasının geri bırakılması gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M : Açıklama ve Gerekçesi Yukarıda Yazıldığı Üzere;
Gebze 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2018/235 (E) ve 2019/255 (K) sayılı kararının CMK.nın 280/1-c, 280/2 maddesi gereğince ORTADAN KALDIRILMASINA,
1-A-Kasten Öldürme Suçu Yönünden;
Sanığın üzerine atılı Kasten İnsan Öldürme suçunu işlediği sübut bulmakla, sanığın bu suçtan eylemine uyan TCK.nun 81/1.maddesi gereğince suçun işleniş biçimi, olayın oluş şekli, kullanılan araç, sanığın kusurunun ağırlığı, güttüğü amaç ve saiki dikkate alınarak sanığın MÜEBBET HAPİS CEZASI İLE İLE CEZALANDIRILMASINA,
Sanığın eylemini maktulden kaynaklanan haksız tahrik altında işlediği kanaatine varılmakla tahrikin derecesi nazara alınarak TCK'nun 29.maddesi uyarınca takdiren 15 YIL HAPİS CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA,
Sanığın sabıkasız oluşu, cezanın sanığın geleceği üzerindeki olası etkileri nazara alınarak TCK.nun 62.maddesi uyarınca verilen cezanın takdiren 1/6 oranında indirilerek sanığın 12 YIL 6 AY HAPİS CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA,
Hükmün kesinleşmesinden önce gerçekleşen ve şahsi hürriyeti sınırlama sonucu doğuran bütün haller nedeniyle geçirilmiş olduğu günlerinin TCK.nun 63.maddesi gereğince sanığın mahkumiyetinden mahsubuna,
Anayasa Mahkemesinin iptal kararındaki hususlar gözetilerek sanık hakkında TCK.nun 53/1-2-3 maddelerinin tatbikine,
B-6136 Sayılı Yasaya Muhalefet Suçu Yönünden;
Sanığın üzerine atılı ruhsatsız silah taşıma eylemine uyan 6136 sayılı yasanın 13/1.maddesi uyarınca, suçun işleniş biçimi, yasak nitelikteki silahın aynı zamanda suçta kullanılması göz önüne alınarak takdiren ve teşdiden 2 YIL HAPİS CEZASI VE 60 GÜN ADLİ PARA CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA,
Sanığın sabıkasız oluşu, cezanın sanığın geleceği üzerindeki olası etkileri nazara alınarak TCK.nun 62.maddesi uyarınca verilen cezanın takdiren 1/6 oranında indirilerek sanığın 1 YIL 8 AY HAPİS VE 50 GÜN ADLİ PARA CEZASI CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA,
Sanığa verilen adli para cezasının, şahsi ve sosyal durumu ile ekonomik durumu göz önüne alınarak TCK.nun 52.maddesi uyarınca günlüğü taktiren 20,00 TL'den paraya çevrilerek 1.000,00 TL ADLİ PARA CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA,
Sanık hakkında belirlenen cezanın 2 yılın altında olması, sanığın daha önceden kasıtlı bir suçtan mahkum olmaması, kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları göz önünde bulundurulduğunda yeniden suç işlemeyeceği hususunda kanaate varılması nedeniyle CMK’ nun 231/5-6 maddesi uyarınca sanık hakkındaki HÜKMÜN AÇIKLANMASININ GERİ BIRAKILMASINA,
Sanığın CMK nun 231/8. maddesi uyarınca taktiren herhangi bir yükümlülüğe tabi tutulmaksızın CMK 231/8. maddesi uyarınca 5 yıl süre ile denetimli serbestlik tedbirine tabi tutulmasına,
Sanığın denetim süresi içinde kasıtlı bir suç işlememesi ve denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere uygun davranması halinde, açıklanması geri bırakılan hüküm ortadan kaldırılarak, davanın düşmesi kararı verileceği, denetim süresi içinde kasıtlı bir suç işlemesi halinde, mahkememizce hükmün açıklanacağı, mahkememizce, kendisine yüklenen yükümlülükleri yerine getirmemesi halinde, durumunun değerlendirilerek; cezasının yarısına kadar belirlenecek bir kısmının infaz edilmemesine ya da hükümdeki hapis cezasının ertelenmesine veya seçenek yaptırımlara çevrilmesine karar verilebileceği yolunda ihtarat yapılmasına, (yapıldı)
Hükmün kesinleştiğinde özel sistemine kaydına,
2-A-Adli emanetin 2018/2556 sırasına kayıtlı; 1 Adet Ağzı polis bandı ile kapatılmış (2015/B-060.873 nolu delil torbası içerisinde), M.. K..'a ait kıyafetlerin karar kesinleştiğinde yasal mirasçılarına iadesine,
B-Adli emanetin 2018/1665 sırasına kayıtlı;
- Namlusu fişek yatağında "D34852" numarası ile sürgüsü sağ yan yüzeyinde "D33733" numarası bulunan, 7.65 mm çaplı Browning tipi fişek atarın karar kesinleştiğinde TCK.nun 54/1-4.maddesi uyarınca müsaderesine,
-Çekoslovakya yapısı, Ceska marka, 50 model, yarı otomatik tabancanın karar kesinleştiğinde TCK.nun 54/1-4.maddesi uyarınca müsaderesine,
-Bir (1) adet şarjörün karar kesinleştiğinde TCK.nun 54/1-4.maddesi uyarınca müsaderesine,
-2, 3B ve 4 nolu bulgu poşetlerinde gönderilen MKE yapısı aynı çaplı üç(3) adet kovanın karar kesinleştiğinde TCK.nun 54/1-4.maddesi uyarınca müsaderesine,
C-Adli emanetin 2018/1170 sırasına kayıtlı; İST-BYL-18/1444 uzmanlık numaralı bez torba içerisinde, ... plaka sayılı araç iç kısmından tranfer edildiği belirtilen 5 bulgu nolu iki adet svap ile aynı araç içerisinden elde edildiği belirtilen 8 bulgu nolu bir adet sigara izmaritinden analizler sonrası arta kalan kısımların karar kesinleştiğinde imhasına,
D-Adli emanetin 2018/894 sırasına kayıtlı; 1 adet çekirdek İstanbul Morg İhtisas Dairesinden dönen 2018/21620/1072/793 sayılı yazı ekinde kapalı mühürlü bez torba içerisinde 7.65 mm çapında gömlekli forme mermi çekirdeğinin karar kesinleştiğinde TCK.nun 54/4.maddesi uyarınca müsaderesine,
3-Sanığın üzerine atılı suçun vasıf ve mahiyeti, mevcut delil durumu, atılı suçun CMK.nun 100.maddesinde sayılı suçlardan oluşu, verilen ceza miktarına göre kaçma şüphesinin bulunması nazara alınarak sanığın HÜKMEN TUTUKLULUK HALİNİN DEVAMINA,
Tutukluluk halinin devamına dair kararın sanığın yakınlarından birine veya belirlediği yakınlarından birine TEBLİĞİNE,
Tutukluluğun devamına ilişkin karara karşı 7 gün içinde Gebze 1. Ağır Ceza Mahkemesi'ne itiraz hakkının olduğunun bildirilmesine, (yapıldı)
Hüküm özetinin ilgili ceza infaz kurumuna GÖNDERİLMESİNE,
4-Katılanlar D.. K... ve K.. K... kendilerini vekaletnameli vekil ile temsil ettirdiğinden AAÜT uyarınca karar tarihinde Ağır Ceza Mahkemesi tarafından tespit edilen 5.450,00 TL ücret-i vekalet ile dairemiz tarafından duruşma açılmasına karar verilerek hüküm kurulduğundan AAÜT'ye göre 1.700 TL ücret-i vekaletin karar kesinleştiğinde sanıktan alınarak katılanlara verilmesine,
5-Sanığın yargılanması sırasında ilk derece mahkemesinde yapılan toplam 2135.84 TL yargılama giderleri ile karar kesinleşinceye kadar yapılacak yargılama giderlerinin sanıktan alınarak hazineye gelir kaydına,
Dair;
Sanık müdafi Av.C..T..'nun yüzüne karşı, Tutuklu sanık M.. T...'ın bulunduğu cezaevinde, Katılanlar K... K..., D.. K..., Ö.. K..., katılanlar D.. K... ve K.. K... ve vekili Av.O..Ö..A...'a SEGBİS ile yüzüne karşı karşı, iddia makamında Cumhuriyet Savcısı Kamil Aloğlu (39875) katılımı ve istemine uygun olarak;
Tutukluluğun devamına ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair karar yönünden; tebliğ tarihinden itibaren 7 gün içerisinde, Dairemize verilecek dilekçe veya tutanağa geçirilmek üzere zabıt kâtibine beyanda bulunmak veyahut da bir başka İlk Derece Ceza Mahkemesi veya Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesi aracılığıyla dilekçe gönderilmek suretiyle ve Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesi tarafından incelenmek üzere itiraz kanun yolunun açık bulunduğuna,
Kasten İnsan öldürme suçu yönünden verilen hüküm açısından tefhim/tebliğ tarihinden itibaren on beş gün içinde dairemize verilecek dilekçe veya tutanağa geçirilmek üzere zabıt katibine beyanda bulunmak yoluyla veya bir başka İlk Derece Ceza Mahkemesi veya Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesi aracılığıyla dilekçe gönderilmek suretiyle ve Yargıtay İlgili Ceza Dairesi tarafından incelenmek üzere TEMYİZ yasa yolu açık olacak biçimde 22/01/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.(¤¤)