Mahalli mahkemece verilen hüküm Cumhuriyet Savcısı ve sanık tarafından istinaf edilmekle, 5271 Sayılı CMK 279. Maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan ön inceleme sonucunda; dairenin yetkisi, başvuranın hakkı, başvuru süresi ve yasa yolunun açıklığı yönünden Cumhuriyet Savcısı ve sanığın istinaf başvurusunun kabul edilebilir olduğuna ve aynı yasanın 280. Maddesi gereğince başvurunun esası hakkında inceleme yapılmasına karar verilerek, dosyadaki duruşma tutanakları, diğer belge ve deliller ile istinaf dilekçesi incelenerek gereği düşünüldü:
TCK madde 63'ün "hüküm kesinleşmeden önce gerçekleşen ve şahsi hürriyeti sınırlama sonucunu doğuran bütün haller nedeniyle geçirilmiş süreler, hükmolunan hapis cezasından indirilir" amir hükmü gereğince, sanık hakkında verilen cezadan mahsup yapılabilmesi için asgari süre şartı aranmadığından o yer Cumhuriyet Savcısının sanığın saat 05:20'de gözaltına alındığı, 10:30'da gözaltından çıkartıldığı bu nedenle söz konusu gözaltı işleminin mahsup edilemeyeceği gerekçesi ile istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir.
Sanığın gözaltında kaldığı sürenin mahsubuna karar verildiği halde CMK madde 232/2-d'ye aykırı olarak gözaltı süresi ve zaman diliminin karar başlığında gösterilmemesi infaz aşamasında da gözetilebileceğinden eleştirilmekle yetinilmiştir.
Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 28.03.2017 tarih, 2015/7-673, 2017/186 Karar; 11.04.2017 tarih, 2015/7-713, 2017228 Karar; 15.04.2014 tarih 2012/5-1373, 2014/187 sayılı ilamlarında belirtildiği üzere; sanığın tekerrüre esas olsun ya da olmasın sabıka kaydı bulunmasına dayanılarak tekrar suç işlemeyeceği yönünden kanaat oluşmadığından bahisle hakkında TCK m.51'in uygulanmamasının yeter ve yasal bir gerekçe olmadığı, TCK m.51 uyarınca erteleme konusunda karar verilirken sanığın geçmişinin değil, suçu işledikten sonra yargılama sürecinde gösterdiği pişmanlığın gözönüne alınması gerektiği halde yargılama sürecindeki olumlu davranışları lehine takdiri indirim nedeni kabul edilerek hakkında TCK madde 62/1'in uygulanmasına karar verilen sanık hakkında, daha önce kasıtlı bir suçtan mahkumiyeti bulunduğundan bahisle yetersiz, yasal olmayan ve hükmün kendi içinde çelişen gerekçe ile TCK madde 51'in uygulanmamasına karar verilmesi hukuka aykırı görülmüş ise de sanığın incelenen adli sicil kaydına göre 3 aydan fazla süreli kasıtlı bir suçtan mahkumiyeti bulunduğundan ve bu nedenle şartları oluşmadığından sonuç uygulama doğru görülmüştür.
Yukarıda yapılan eleştiri dışında yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre, mahkemenin kararında usule ve esasa ilişkin herhangi bir hukuka aykırılığın bulunmadığı, delillerde ve işlemlerde herhangi bir eksiklik olmadığı, ispat bakımından değerlendirmenin yerinde olduğu, eylemin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu, cezanın kanuni bağlamda uygulandığı anlaşılmakla,
CMK 280/1-a maddesi uyarınca İSTİNAF BAŞVURUSUNUN ESASTAN REDDİNE, dosyanın hükmü veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine,
Kesin olmak üzere 10/02/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)