T.C.
SAKARYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
3. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO: 2023/13
KARAR NO: 2024/461
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
BAŞKAN: ... (...)
ÜYE: ... (...)
ÜYE: ... (...)
KATİP: ... (...)
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: KOCAELİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 29.09.2022
NUMARASI: 2018/777 Esas - 2022/540 Karar
İSTİNAF YOLUNA
BAŞVURAN DAVACI: ... -...
VEKİLİ: Av. ...-...
DAVALI: 1-MAPFRE SİGORTA ANONİM ŞİRKETİ
VEKİLİ: Av. ..., ...
DAVALI: 2-... -..., ...
VASİ: ... -,..., ...
DAVALI: 3-... -..., ...
DAVANIN KONUSU: Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)
BAŞVURU TARİHİ: 15.11.2022
İSTİNAFA GELİŞ TARİHİ : 04.01.2023
KARAR TARİHİ: 29.02.2024
YAZIM TARİHİ: 29.02.2024
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyadaki tüm belgeler ve dairemiz üyesi tarafından hazırlanan raporlar incelendi. Davanın dairemizin görev alanına girdiği, ilk derece mahkemesi kararının kesin olmadığı, istinaf başvurusunun süresi içinde yapıldığı, başvuru şartlarının yerine getirildiği anlaşılmakla;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde; 10.11.2017 tarihinde davalı sürücü ...'ün sevk ve idaresindeki aracın davacının murisine ( babasına ) çarpması neticesinde ölümle sonuçlanan trafik kazası meydana geldiğini, davalı sürücünün meydana gelen kazada kusurlu olduğunu, kaza ile ilgili olarak Kocaeli 6. Asliye Ceza Mahkemesinin 2017/731 Esas sayılı dosyası ile yargılama yapıldığını, yapılan yargılama sonucunda davalı ...'ün ceza aldığını, davacının babası ...'in davacının tek desteği olduğunu, bu nedenle destekten yoksun kaldığını, diğer davalı ...'ün kaza yapan aracın işleteni olduğunu, kaza nedeniyle sorumluluğunun bulunduğunu, sigorta şirketinin kaza yapan aracın ZMMS'nı yapan şirket olduğunu, belirterek şimdilik 1.000,00 TL destekten yoksun kalma tazminatının tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, 50.000,00 TL manevi tazminatın davalılar ... ve ...'ten müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı Mapfre Sigorta A.Ş. vekili cevap dilekçesinde; Dava dilekçesinde bahsi geçen 11.11.2017 tarihli kazaya karıştığı belirtilen, ... plakalı aracın davalı şirkete 10.10.2017/2018 tarihleri arasında geçerli olmak üzere ... numaralı Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk (Trafik) Sigorta Poliçesi ile sigortalı olduğunu, söz konusu poliçede teminat limitinin kişi başına 330.000,00 TL olduğunu, davalı sigorta şirketinin sorumluluğunun sigortalının kusurlu olması halinde söz konusu olduğunu, Karayolları Trafik Kanunu 91. ve 85. maddelerine göre trafik sigortalarının, işletenlere düşen sorumlulukları karşılamak üzere yapıldığını, sigortalı aracın sürücüsünün kusuru yoksa, işletenin de sorumluluğu olmadığını, öncelikle kusur tespiti yapılması gerektiğini, davacı ...'in kaza tarihinde 22 yaşında olması nedeniyle destekten yoksun kalma tazminatı talep etme hakkının bulunmadığını ve bu sebeple de davanın reddini talep etmiştir.
Davalı ... cevap dilekçesinde; davaya konu trafik kazası nedeniyle iki yıl ceza aldığını, davaya konu kazanın müteveffa ...'in kusuru sonucu meydana geldiğini, müteveffa ...'n alkollü olduğunu ve karşıdan karşıya geçmeye çalışırken olayın meydana geldiğini, kazadan sonra aracının kullanılmaz hale geldiğini, 112 acil servisi arayarak yardım talep ettiğini, ancak olayın şoku ile olay yerinden ayrıldığını, şoku atlattıktan daha sonra kolluk kuvvetlerine teslim olduğunu, davacı ...'in babası ile görüşmediğini ve kendisinin de bunu beyan ettiğini, bu nedenle maddi tazminat talep etmesinde haklı olmadığını, davacının haksız kazanç elde etmeye çalıştığını, ceza dosyasının incelenmesini talep ettiğini belirterek davanın reddini talep etmiştir.
İlk derece mahkemesi tarafından Maddi Tazminat yönünden; Davacının maddi tazminat davasının Kabulü ile, 8.550,65 TL destekten yoksun kalma tazminatının davalılar ... ve ... yönünden kaza tarihi olan 10.11.2017 tarihinden itibaren davalı Mapfre Sigorta A.Ş. yönünden temerrüt tarihi olan 02.02.2018 tarihinden itibaren (poliçe limiti ile sınırlı olmak kaydıyla) işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ..., ... ve Mapfre Sigorta A.Ş'den müştereken ve mütesesilen tahsili davacıya verilmesine, Manevi Tazminat Yönünden; Davacının manevi tazminat davasının Kısmen Kabulü ile; 40.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 10.11.2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... ve ...'den müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, karar verilmiştir.
Yerel mahkemenin bu kararına karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde; 25.11.2021 tarihli bilirkişi raporunda davacının uğradığı destekten yoksun kalma zararının 8.550,65 TL olarak tespit edildiğini, söz konusu bilirkişi raporundaki hesaplamalar hatalı olup itiraz ettiklerini, yerel mahkemece yeniden bir rapor alınması gerekirken itirazlarının reddi ile hatalı bir raporla hüküm kurulduğunu, dosya içerisinde düzenlenen 17.05.2021 tarihli bilirkişi raporunda davalı araç sürücüsü ...'e %75 kusur oranı, davacının desteği müteveffa ...'e ise %25 kusur oranı tespit edildiğini, yapılan bu tespiti kabul etmemekle birlikte 17.05.2021 tarihli bilirkişi raporuna itiraz ettiklerini, ancak 25.11.2021 tarihli bilirkişi raporunda %25 kusur indirimi yapıldığını, davacının babası 11.11.2017 tarihinde gerçekleşen olayda kusursuz olup, 25.11.2021 tarihli bilirkişi raporundaki %25 kusur indiriminin yasalara ve hukuka aykırı olup yerel mahkeme kararının kaldırılmasını gerektirdiğini, davacının babası emekli polis memuru olup, dosya içerisindeki SGK kayıtlarından da anlaşılacağı üzere emekli maaşı aldığını, emekli (memur) maaşlarının Ocak ve Temmuz aylarında zam aldığını, davacının babasının vefat ettiği tarihteki almış olduğu son emekli maaşının belirlenmesi için SGK'ya müzekkere yazılmasını ve ayrıca davacının babası emekli olmakla birlikte Kurban ve Ramazan bayramlarında emekli ikramiyesi almakta olup SGK'ya bu husus ile alakalı müzekkere yazılmasını talep etmiş olmalarına rağmen bu hususlarda araştırma yapılmadan hükmolunan maddi tazminatın hatalı olduğunu, Yerel mahkemece manevi tazminat talebinin kısmen kabul kısmen reddine karar verilmesi hatalı olduğunu, olay tarihi üzerinden 5 yıl geçmişken 50.000,00 TL'nin olay tarihindeki değeri ile bugünkü değeri karşılaştırıldığında bugün için sembolik bir miktar olarak kabul edilebilecekken kısmen reddine karar verilmesinin kabul edilemeyeceğini, mahkemece gerekçe olarak gösterilen manevi tazminatın bir tarafın zenginleşmesine bir tarafın fakirleşmesine sebep olmaması gerekir şeklindeki ifadesin kabul edilemeyeceğini, kısmen reddedilen 10.000,00 TL davalı tarafı fakirleştirmeyeceği gibi 10.000,00 TL'nin de davacıyı zenginleştiremeyecek bir miktar olduğunu belirterek usul ve yasaya aykırı ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın tam kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
Dava, haksız eylemden (trafik kazasından) kaynaklı maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
Davacı vekilinin maddi tazminata ilişkin istinaf talebi yönünden yapılan incelemede;
6100 sayılı HMK'nın, 6763 sayılı Kanun ile değişik 341/2 maddesi gereğince miktar veya değeri üç bin Türk Lirasını geçmeyen malvarlığı davalarına ilişkin kararlar kesindir. (Ek cümle: 24/11/2016-6763/41 md.) HMK'nın 341/2 maddesi gereğince "Alacağın tamamının dava edilmiş olması durumunda, kararda asıl talebinin kabul edilmeyen bölümü üç bin Türk Lirasını geçmeyen taraf, istinaf yoluna başvuramaz." Buradaki değer, 6763 Sayılı Kanunun 47. maddesi uyarınca yeniden değerleme oranlarına göre arttırıldığında 2022 yılı için 8.000,00 TL olmuştur.
İncelenen dosyada; ilk derece mahkemesi tarafından, davacının ıslah dilekçesi doğrultusunda davanın kabulüne karar verildiği, davanın kısmi dava olduğu ve fazlaya ilişkin hakların saklı tutulmasının sonuca etkisinin de bulunmadığı göz önünde bulundurulduğunda, davacı yönünden istinaf olunan karar kesindir.
6100 Sayılı HMK'nın 346/1 maddesi "istinaf dilekçesi, kanuni süre geçtikten sonra verilir veya kesin olan bir karara ilişkin olursa, kararı veren mahkeme istinaf dilekçesinin reddine karar verir ve 344'üncü maddeye göre yatırılan giderden karşılanmak suretiyle ret kararını kendiliğinden ilgiliye tebliğ eder." düzenlemesini içermektedir.
İstinaf olunan karar kesin olmasına rağmen, ilk derece mahkemesince HMK'nun 346/1. maddesi uyarınca davacının istinaf dilekçesinin reddine karar verilmeksizin dosya Bölge Adliye Mahkemesi'ne gönderilmiş ise de, davacı vekilinin istinaf talebinin kesin bir karara ilişkin olması nedeniyle HMK 352. maddesi gereğince istinaf başvurusunun usulden reddine karar verilmesi gerekmiştir.
Davacı vekilinin manevi tazminatın miktarına ilişkin istinaf talebi yönünden yapılan incelemede;
6098 sayılı TBK'nun 56. maddesi uyarınca bedensel bütünlüğü zedelenen kimse manevi tazminat adı altında bir miktar para ödetilmesini isteyebilir. Hakimin, özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bu tutar adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan, özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi mal varlığı hukukuna ilişkin bir zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde, tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır.
Manevi zararın belirlenmesinde Borçlar Kanunun 56. maddesi ana ve ölçü kaideleri belirleyerek bu çerçevede takdir yetkisini somut olaya özgü olarak hakimin takdirine bırakmaktadır. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu Madde 56 - "Hâkim, bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, olayın özelliklerini göz önünde tutarak, zarar görene uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar verebilir. Ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde, zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilebilir." düzenlemesine haizdir.
Buna göre temel ölçütler "olayın özellikleri" olarak izâh edilen somut olaya ve tarafların sosyo ekonomik durumuna göre değerlendirme yapmak gereğidir. Denge unsur ise mülga 816 sayılı Borçlar Yasasının 48. maddesinin "adalete muvafık" lafzıyla izâh olunan ve yeni yasa da "uygun bir miktar paranın" da şeklinde yer bulan hakkimin durum ve koşulların gereklerine ve hakkaniyete uygun bireysel tatmin kadar toplumsal tatmini de göz önünden bulunduran bir karar vermesi gerekliliğidir. Öyle ki verilecek tazminat aynı zamanda en son kabul gören doktrin ve yargısal içtihatlarda olduğu gibi caydırıcılık etkisini de doğurmalıdır.
Toplumsal hayatın bir parçası olarak hakim, manevi tazminat talepleriyle ilgili karar verirken; kendi yaşantısından ve gözlemlediği sosyolojik vakaları da birlikte değerlendirerek; nesnel bakış açısını da kaybetmeden hakkaniyete uygun bir kar vermelidir. Bu esaslar çerçevesinde, dosyaya kazandırılan soruşturma kayıtları ile tıbbi belgelere göre davaya konu trafik kazasında babasını kaybeden davacının duyacağı üzüntü açık ve anlaşılırdır.
Manevi tazminatın amacı zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmaktır. Bu açıdan ilk derece mahkemesince takdir edilen manevi tazminat miktarının elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli ve yeterli olduğu, hükmedilen tazminatın bir tarafı zenginleştirmediği gibi diğer tarafı da fakirleştirmediğinin kabulüyle hüküm kurulduğu görülmektedir.
Olay tarihi, olayın oluş şekli, tarafların sosyal ekonomik durumları ve yukarıdaki ilkeler gözetildiğinde, davacı yararına hükmedilen manevi tazminat miktarının olaya ve hakkaniyete uygun düştüğü kanaatine ulaşılmıştır. Bu nedenle davacı vekilinin manevi tazminata yönelik istinaf isteminin de reddine karar vermek gerekmiştir.
H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Kocaeli 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 29.09.2022 tarihli, 2018/777 Esas ve 2022/540 Karar sayılı kararındaki maddi tazminat hükmü kesin olduğundan davacı vekilinin maddi tazminat hükmüne yönelik istinaf başvurusunun HMK'nun 341/2 ve 352 maddeleri gereğince USULDEN REDDİNE,
2-Kocaeli 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 29.09.2022 tarihli, 2018/777 Esas ve 2022/540 Karar sayılı kararındaki manevi tazminat hükmü usul ve yasaya uygun bulunduğundan, davacı vekilinin manevi tazminat hükmüne yönelik istinaf başvurusunun HMK'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
3-Yürürlükteki Yargı Harçları Tarifesi gereğince davacıdan alınması gereken 427,60 TL maktu istinaf karar harcından peşin alınan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 346,90 TL harcın davacıdan tahsili ile Hazine'ye gelir kaydına,
4-Davacının istinaf başvurusu için yaptığı giderlerin üzerinde bırakılmasına, harcanmayan istinaf gider avansının yatırana iadesine,
5-Karar tebliği, harç takibi ve avans iade işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK.362/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 29.02.2024
Başkan ...
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
*Üye ...
e-imzalıdır
Katip ...
e-imzalıdır
*İşbu evrak 5070 sayılı Kanunun 5. Maddesi gereğince Güvenli Elektronik İmza ile imzalanmıştır*