T.C. SAKARYA BAM 3. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/1284 - 2024/1756
T.C.
SAKARYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
3. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO: 2024/1284
KARAR NO: 2024/1756
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
BAŞKAN: ...(...)
ÜYE: ...(...)
ÜYE: ...(...)
KATİP: ...(...)
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: KOCAELİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 24.05.2024
NUMARASI: 2024/254 Esas - 2024/265 Karar
İSTİNAF YOLUNA
BAŞVURAN DAVALI: 1 -EFE TUR ÖZEMNİYET TAŞIMACILIK PETROL OTOMOTİV YEDEK PARÇA TURİZM SANAYİ VE TİCARET LİMİTED ŞİRKETİ
VEKİLLERİ: Av. ...
[16279-72776-03566] UETS
DAVALI: 2 -ANADOLU ANONİM TÜRK SİGORTA ŞİRKETİ
VEKİLİ : Av. ...
DAVALI: 3 -NEVŞEHİR DİRİKOÇ TURİZM SEYAHAT TİCARET LİMİTED ŞİRKETİ
VEKİLİ: Av. ...
DAVALI: 4 -TAT GIDA SANAYİ A.Ş. SEK SÜT İŞLETMESİ
VEKİLLERİ: Av. ...
Av. ...
DAVALI: 5 -UNICO SİGORTA ANONİM ŞİRKETİ
VEKİLİ :Av....
DAVALILAR: 6-...
7-...
VEKİLİ: Av. ...
İHBAR OLUNAN: TÜRK NİPPON SİGORTA ANONİM ŞİRKETİ
DAVACILAR: 1-...
2-...
3-...
4-...
5-...
6-...
VEKİLİ:Av....
DAVANIN KONUSU: Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazm.)
BAŞVURU TARİHİ: 11.06.2024
İSTİNAFA GELİŞ TARİHİ: 02.09.2024
KARAR TARİHİ: 17.10.2024
YAZIM TARİHİ: 17.10.2024
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyadaki tüm belgeler ve dairemiz üyesi tarafından hazırlanan raporlar incelendi. Davanın dairemizin görev alanına girdiği, ilk derece mahkemesi kararının kesin olmadığı, istinaf başvurusunun süresi içinde yapıldığı, başvuru şartlarının yerine getirildiği anlaşılmakla;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacılar vekili dava dilekçesinde; Müteveffa ...'un 11.06.2018 tarihinde Bursa'dan Kocaeli'nde oturan ablasının yanına gelmek için Efetur Özemniyet firmasından almış olduğu bilet ile ... plakalı araca bindiğini, otobüs seyir halindeyken aniden arıza yaptığını ve şoför tarafından aracın sağ şeride park edildiğini, müteveffanın motordan ve araç arızalarından anlaması sebebiyle otobüsten indiği ve şoför ...'e ışık tutarak yardım etmeye çalıştığını, müteveffalar ... ve ...'in aracın arkasında araçla ilgilenirken üzerinde Sek Süt yazan ...'ya ait ve ...'nın idaresindeki ... plakalı aracın (dorse plakası ...) Özemniyet firmasına ait ... plakalı otobüse arkadan çarptığını, müteveffa ... ile otobüs şoförü ...'in tırın otobüse arkadan çarpması nedeniyle otobüsün motoru ile tırın arasında sıkıştığını ve feci şekilde hayatlarını kaybettiğini, müvekkillerinden ...'un müteveffanın babası olduğunu, ...'un ise müteveffanın annesi olduğunu, diğer davacıların müteveffanın kardeşleri olduğunu, annesi ve babasının çalışmadığını, aynı evde yaşadığı anne babası ve ihtiyaçlarını karşıladığı küçük kardeşi ...'un müteveffanın vefatı nedeniyle desteğinden yoksun kaldığını belirterek, ... için 1.000,00 TL, baba ... için 1.000,00 TL ve kardeşi ... için 1.000,00 TL destekten yoksun kalma tazminatı, ... için 60.000,00 TL, ... için için 60.000,00 TL, kardeşi ... için 50.000,00 TL, kardeşi ... için 50.000,00 TL, kardeşi ... için 50.000,00 TL, kardeşi ... için 50.000,00 TL manevi tazminatın davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı Tat Gıda vekili cevap dilekçesinde; Davanın yetkisiz mahkemede açıldığını, davalı firmanın merkez adresinin bağlı olduğu İstanbul Anadolu Ticaret Mahkemelerinin yetkili olduğunu, davanın yetki yönünden reddini talep ettiklerini, davacı tarafın dava dilekçesinde kazaya karışan araçta Sek logosunun bulunduğunu, dalalı ...'nın işveren Sek Süt'ün emir ve talimatı ile hareket ettiğini, dolayısıyla müvekkili firmanın işveren olarak sorumluluğunu beyan ettiğini, davacı tarafın söz konusu beyan ve iddialarının haksız ve dayanaktan yoksun olduğunu, müvekkili firma ile davalı ... arasında hiçbir sözleşme mevcut olmadığını, herhangi bir işverenlik ilişkisinin söz konusu olmadığını, müvekkili firmanın Bursa bölgesindeki taşıma işleri hizmetini Zer Merkezi Hizmetleri ve Ticaret A.Ş'den almakta olduğunu, müvekkili firma kazaya karışan aracın maliki ve işleteni olmadığını, davayı kabul anlamına gelmemekle dava dilekçesinde belirtildiği üzere otobüs şoförünün ... olduğunu, yedek şoför ... ve muavin ...'nun araçtaki arızaya müdahale etmekte iken otobüste yolcu olan müteveffanın kendi sorumluluğu olmadığı halde araçtan inerek otobüsün arkasına geçip arızaya müdahale etmesi sırasında meydana gelen kazada müterafik kusurunun bulunduğunu belirterek öncelikle yetki ve husumet itirazları yönünden davanın reddine, esas yönünden haksız ve dayanaksız davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı Anadolu Anonim Türk Sigorta vekili cevap dilekçesinde; Dava konusu kazaya karıştığı ifade edilen ... plakalı aracın Zorunlu Mali Mesuliyet Sigorta Poliçesi ve Genişletilmiş Kasko Sigorta Poliçesi bulunduğunu, davacının iddialarını kabul etmediklerini, davanın araç sigorta ettirene, araç sürücüsüne ve SGK'ya ihbarının gerektiğini, davacının herhangi bir ödeme almışsa aynı ödemeyi mükerrer şekilde taraflarından tahsil ettiği takdirde sebepsiz zenginleşmiş olacağını, davacı tarafça ZMMS Genel Şartlarında belirtilen ve ibrazı zorunlu olan belgelerle yapılmış bir başvuru bulunmuyor ise davanın dava şartı yokluğundan reddi gerektiğini, 2 yıllık dava açma süresinin geçtiğini, davanın zamanaşımı nedeniyle reddini talep ettiklerini, davacı yada müteveffa, aracın işleteni, sürücüsü veya maliki ise alacaklı ve borçlu sıfatı birleşeceğinden davanın reddi gerektiğini, kaza ile meydana gelen ölüm arasında illiyet bağının tespitinin gerektiğini, kusur oranlarının tespiti için mahkemece dosyanın İstanbul Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesine Sevk edilmesi gerektiğini, trafik sigortası genel şartları madde 10 gereğince hesaplamaya ilişkin standartlar hazine müsteşarlığı tarafından belirlendiğini, hesap raporunun aktüerya bilirkişi tarafından hazırlanması gerektiğini, Zorunlu Mali Sorumluluk Genel Şartları Hükmü gereğince tazminat hesaplamasında kullanılması gereken yaşam tablosu TRH 2010 ve hesaplamada esas alınması gereken teknik faiz %1,8 olarak düzenlendiğini, gelirin asgari ücret üzerinden hesap edilmesi gerektiğini, hesaplanacak tazminattan hatır taşıması ve müterafik kusurun tenzili gerektiğini, davalı şirketin söz konusu zarardan poliçe teminat limitleri dahilinde sorumlu olduğunu, dava tarihine kadar herhangi bir ihbar bulunmadığını, davayı kabul manasında olmamak üzere faizin dava tarihinden itibaren yasal faiz olması gerektiğini, daha ince yapılmış ödemelerin faizi ve güncellemesinin yapılarak mahsup edilmesi gerektiğini, davacının talep ettiği manevi tazminat miktarının fahiş olduğunu belirterek davanın usul ve esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalılar ... ve ... vekili cevap dilekçesinde; Davacıların dava dilekçelerinde bildirilen yerleşim yerinin Gölcük-Kocaeli olduğunu, Gölcük Asliye Hukuk Mahkemesi'nin Asliye Ticaret Mahkemesi sıfatıyla bu davaya bakabileceğini, bu nedenle yetki itirazında bulunduklarını, müteveffa ... ... plakalı Efetur Özemniyet firmasına bağlı otobüste yolcu iken tüm ışıklarının kapanmasına da sebebiyet verecek şekilde arızalanması nedeniyle yolun kenarında durduğunda arızayı gidermek için otobüsün arkasına geçen şoför ile birlikte hiç bir güvenlik önlemi olmayan otobüsü fark edemeyen müvekkili ... idaresindeki ... plakalı aracın otobüse çarpması sonucunda otobüsün arkasında bulunan şoför ... ve yolcu ...'un hayatını kaybettiğini, müteveffa ...'un vefatının öncelikle yolcusu olduğu otobüsün sorumlularının kusuru ve bizzat kedi kusurundan kaynaklandığını, otobüsün arıza yapması üzerine, yolcuların güvenliğinin sağlanması araçtan inmelerinin engellenmesi yada güvenli bir noktaya toplanmaları suretiyle olası kazalardan en az etkilenecek şekilde önlem alınması gerekirken, bir yolcunun araçtan inerek ışıkları dahi yanmayan otobüsün arkasında arızaya şoför ile birlikte müdahale etmesine izin vermeleri nedeniyle otobüsün şoför-yedek şoför ve muavininin asli kusurlu olduğunu, kaza nedeniyle müvekkili ... hakkında birden fazla kişinin ölümü ve yaralanmasına sebebiyet verme suçundan Yalova Ağır Ceza Mahkemesinde açılan 2018/531 Esas nolu kamu davasının halen devam ettiğini, bu davanın sonucunun eldeki dava yönünden de etkili olacağından sonucunun beklenmesini talep ettiklerini, davada kusur oranlarının ayrıca belirlenmesini talep ettiklerini, müteveffanın ailenin tek desteği olduğu iddiasının gerçeği yansıtmadığını, anne ve babasının genç yaştı olduğu ve çalışmaya muktedir durumda olduklarını, bu anlamda destek iddiasının araştırılmalı ve davacı tarafça ispatlanması gerektiğini, davacıların toplamda 320.000,00 TL manevi tazminat talep etmesinin haksız ve fahiş olduğunu, manevi tazminatın hakkaniyete uygun olarak belirlenmesi , tazminat belirlenirken müteveffanın kusurunun da dikkate alınması gerektiğini belirterek öncelikle yetki itirazının kabulüne ve dosyanın seçim hakkı nazara alınarak yetkili Mustafakemalpaşa Asliye Hukuk (Ticaret) Mahkemesine gönderilmesine karar verilmesini, esas yönünden de haksız ve dayanaktan yoksun davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı Efetur Özemniyet ... Ltd.Şti. vekili cevap dilekçesinde; Davaya bakmakla görevli ve yetkili olan mahkemenin Kocaeli Asliye Hukuk Mahkemesi olduğunu, dosyanın Kocaeli Asliye Hukuk Mahkemelerine gönderilmesi gerektiğini, müvekkili şirket ile diğer davalı Nevşehir Dirikoç firması arasında taşıt sözleşmesi akdedildiğini, davalı Nevşehir Dirikoç firmasının aracı kendi nam ve hesabına çalıştırdığını, müvekkili aracın maliki ve işleteni olmadığı için müvekkiline atfedilecek bir husumet bulunmadığını, davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiğini, kaza nedeniyle başlatılan savcılık soruşturma dosyasında alınan bilirkişi raporu ve soruşturma sonrasında açılan ceza davasında alınan Adli Tıp Raporu ile müvekkilinin herhangi bir kusuru ve sorumluluğunun olmadığının tespit edildiğini, kazanın meydana gelmesinde asli kusurlu olan davalı ... olduğunu, hal böyle olunca davacıların taleplerini kusur ve sorumluluğu bulunmayan müvekkili şirkete yöneltmesinin hukuken mümkün olmadığını, müteveffa ...'un görev ve sorumluluğunda bulunmamasına ve hiç kimse kendisinden böyle bir talepte bulunmamasına rağmen araçtan inerek arızaya müdahale etmeye çalıştığını, iş bu durumun müteveffanın müterafik kusurunun bulunduğunu ve kaza nedeniyle zararın artmasına sebep olduğunu gösterdiğini, müteveffanın desteklik şartının oluşmadığını, davacıların taleplerinin haksız ve mesnetsiz olduğunu, talep edilen tazminat miktarının fahiş olduğunu, talep edilen miktarların davacıların sebepsiz zenginleşmesine sebep olacağını, Yalova Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2018/531 Esas sayılı dosyasının işbu dava için bekletici mesele yapılması gerektiğini belirterek öncelikle usule ilişkin açıklamalar doğrultusunda, mahkeme aksi kanaatte ise esasa ilişkin savunmaları doğrultusunda davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı Nevşehir Dirikoç vekili cevap dilekçesinde; Davalı şirket yönünden dava dilekçesinde her ne kadar müteveffa yolcunun seyehat ettiği ... plaka sayılı aracın kayıt malikinin davalı şirket olduğu ve KTK uyarınca sorumluluğunun bulunduğunun beyan etmişse de davacının iddialarının kabulünün mümkün olmadığını, müteveffa ...'un yolcu olmak dışında başkaca herhangi bir görev ve sorumluluğunun söz konusu olmadığı gibi müteveffadan herhangi bir yardım talebi de söz konusu olmadığını, bu bağlamda müteveffanın sorumluluğunun söz konusu olduğunu, müteveffaya araca geri dönmesi gerektiği konusunda gerekli uyarıların yapıldığını, davalılardan Efe Tur şirketi tarafından her ne kadar kusur ve sorumluluk kabul edilmemekle birlikte müvekkili firmanın diğer davalı Özemniyet şirketinin sahibi olduğu yetki belgesi kapsamında taşımacılık yaptığını ve araç içi çalışmaların Nevşehir Dirikoç şirketinin çalışanları oluğu beyan edilerek bu şirket tarafından kendi nam ve hesabına işletildiği ileri sürülmüş ise de mahkemenin takdir edeceği üzere kazaya karışan müvekkili şirket aracının üzerinde açıkça Efe Tur Özemniyet şirketinin unvanının yazılı olması gerekse müteveffanın almış olduğu biletin Efe Tur Özemniyet firmasından kesilmiş olması nedeniyle müvekkili şirketin söz konusu aracı yalnızca kendi nam ve hesabına işlettiğini ileri sürmenin hukuken mümkün olmadığını, Yalova Ağır Ceza Mahkemesi dosyası kapsamında tanzim olunan Adli Tıp Kurumu raporundan anlaşılacağı üzere davalı şirketin herhangi bir kusur yahut sorumluluğunun söz konusu olmadığını, söz konusu trafik kazasının meydana gelmesinde asli ve tam kusurlu olan tarafın ... plaka sayılı aracın şoförü olduğunu, müvekkili şirketin kazada herhangi bir kusur yahut sorumluluğunun olmadığını, kusur ve sorumluluğu kabul manasına gelmemekle birlikte talep edilen maddi ve manevi tazminat tutarlarının fahiş olduğunu, Yalova Ağır Ceza Mahkemesi dosyasının bekletici mesele yapılması gerektiğini, davacının her ne kadar toplamda 230.000,00 TL tutarında manevi tazminat talebinde bulunmuş ise de yukarıda arz ve izah ettiği üzere söz konusu kazanın müteveffanın ve ... plaka sayılı araç şoförünün kusurlu fiili neticesinde meydana geldiğini, müvekkiline atfedilecek herhangi bir kusur yahut sorumluluk bulunmadığını, talep edilen manevi tazminat miktarının fahiş olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı Unico Sigorta A.Ş.vekili cevap dilekçesinde; davalının adresinin İstanbul ili Kadıköy İlçesi olduğunu, davanın İstanbul Anadolu Mahkemelerinde açılması gerektiğini, kazaya karışan ... plaka sayılı aracın 4380816 poliçe numarası ile müvekkili şirket nezdinde Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortası ile sigortalandığını, manevi tazminatın ve tedavi taleplerinin teminat dahilinde olmadığını, meydana gelen kazada müvekkili şirketin kusurunun bulunduğunun ispat edilmesi halinde sigortalı araç sürücünün kusuru oranında poliçe limitleri ile sınırlı olduğunu, dosyada ATK Trafik İhtisas Dairesinden rapor alınmasını talep ettiklerini, davayı kabul anlamına gelmemekle birlikte destekten yoksunluk hesabı yapacak olan bilirkişi raporunun Yargıtay değişen içtihatları neticesinde yetersiz kalmaması gerektiğini, davacı tarafın destekten yoksun kaldıkları makul ve muteber delillerle ispatlanması gerektiğini, kabul anlamına gelmemek üzere yeni genel şartlar gereği TRH tablosu kullanılarak hesaplama yapılması gerektiği ve zarar hesabı için seçilecek bilirkişinin aktüerya siciline kayıtlı kişilerden olması gerektiğini, kabul anlamına gelmemekle şirket yalnızca dava tarihinden itibaren işleyecek faizden sorumlu olabileceği ve dava konusu olaya uygulanması gereken faizin yasal faiz olması gerektiğini, müteveffanın kardeşlerine destek olacağının ileri sürülemeyeceğini, müteveffanın takması zorunlu olan emniyet kemerini takıp takmadığı netleşmesi gerektiğini, ortaya çıkacak sonuçta müterafik kusurun bulunup bulunmadığı hususlarının mahkemece tespit edilmesi gerektiğini, rücu şartlarının sorgulanması gerektiğini belirterek haksız davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İlk derece mahkemesi tarafından Davanın Kısmen Kabul, Kısmen Reddine karar verilmiş, Yerel mahkemenin bu kararına karşı davacılar vekili, davalı Anadolu Anonim Türk Sigorta Şirketi vekili, davalı Unico Sigorta A.Ş. vekili, davalı ... vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
Dairemizin 25.04.2024 tarih 2023/544 Esas, 2024/813 Karar sayılı kararı ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmiştir.
Dairemizin kaldırma kararı sonrası yapılan yargılama neticesinde, İlk derece mahkemesi tarafından görevsizlik sebebi ile davanın usulden reddine karar verilmiştir.
Yerel mahkemenin bu kararına karşı davalı Efetur Özemniyet .... Ltd.Şti. vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
Davalı Efetur Özemniyet .... Ltd.Şti. vekili istinaf dilekçesinde; davalı Şirketin; Kocaeli 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2024/254 esas, 2024/265 karar sayılı 24.05.2024 tarihli kararının tebliği ile istinaf ilamından da haberdar olduğunu, Kocaeli 2.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2024/254 esas, 2024/265 karar sayılı 24.05.2024 tarihli kararına dayanak BAM kararının taraflarınca kabulünün mümkün olmadığını, huzurdaki davada direnme kararı verilmesi gerekirken hatalı şekilde BAM kararına uyularak görevsizlik kararı verilmiş olmasının hatalı olduğunu, dava konusu uyuşmazlıkta Asliye Ticaret Mahkemesinin görevli olduğunu belirterek usul ve yasaya aykırı ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Dava, haksız eylemden kaynaklanan (trafik kazası) ölüm nedeni ile destekten yoksun kalma tazminatı ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
Davaya konu olayda, davacılar desteği olduğu ileri sürülen ...'un, yolcu olarak bulunduğu şehirler arası yolcu otobüsünün karışmış olduğu çift taraflı trafik kazası nedeni ile vefat etmiş olduğu eldeki davanın, müteveffanın aile fertleri tarafından davacının içerisinde yolcu olarak bulunduğu otobüsün malikine, işletene ve bilet kesen bağlı olduğu teşebbüsün sahibine ve sigortacısı ile karşı aracın sürücüsü, malik ve işleteni ile sigortacına karşı birlikte açıldığı anlaşılmaktadır.
Buna göre, mahkemesince esastan verilen 07/12/2022 tarih ve 2019/154 Esas 2022/586 sayılı karara karşı tarafların istinaf başvuruları üzerine Dairemizce yapılan istinaf incelemesi neticesinde verilen 25.04.2024 tarih ve 2023/544 Esas 2024/813 Karar sayılı ilamıyla kararın görev yönünden dava şartı yokluğu nedeniyle kaldırılmasına dair 6100 sayılı HMK 353/1-a-3 maddesi gereğince kesin ve ilk derece mahkemesince bağlayıcı karar verilmiş olduğu, mahkemesince anılan kaldırma kararı doğrultusunda yeniden yapılan yargılama neticesinde Dairemizin kararı ilamı doğrultusunda görevsizlik nedeniyle HMK'nın 114/1-c maddesine göre davanın usulden reddine dair karar verilmiş olduğu anlaşılmaktadır.
İlk derece mahkemesi yönünden kesin ve bağlayıcı olan bahsi geçen dairemiz kararın da belirtildiği üzere; Taşıma sözleşmesinin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunda düzenlenmiş olduğu uyuşmazlık dışıdır. Her ne kadar taşıma sözleşmesi TTK'da düzenlenmişse de, 28.05.2014 tarihi itibariyle yürürlüğe giren 6502 sayılı Yasa'nın 3/k bendinde "Ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişi" tüketici, 3/ı bendinde ise "Mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dâhil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlem" tüketici işlemi olarak tanımlanmıştır. Aynı Yasa'nın 73/1. maddesinde tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğabilecek uyuşmazlıklara ilişkin davalarda tüketici mahkemelerinin görevli olduğu belirtilmiş, 83/2. maddesinde ise taraflardan birini tüketicinin oluşturduğu işlemler ile ilgili diğer kanunlarda düzenleme olmasının, bu işlemin tüketici işlemi sayılmasını ve 6502 sayılı Yasa'nın görev ve yetkiye ilişkin hükümlerinin uygulanmasını engellemeyeceğine değinilmiştir.
Somut olayda davanın açıldığı 06.04.2019 tarihi itibariyle, 6502 sayılı Kanunun yürürlükte olduğu, davacının davalılardan Efe Tur Özemniyet Taşımacılık Petrol Otomotiv Yedek Parça Turizm Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi'nin bilet kesen teşebbüs sahibi olduğu, Nevşehir Dirikoç Turizm Seyahat Ticaret Limited Şirketi'nin ise malik işleteni olduğu, müteveffa ...' in ise şoförü olduğu ... plakalı otobüste 11.06.2018 tarihinde seyahat ettiği, otobüsün arızası nedeni ile araç emniyet şeridine çekili olduğu esnada arkadan gelen üzerinde Sek Süt markasının logosu bulunan ve işletenin ... olduğu , ...'nın sevk ve idaresindeki ... plakalı çekici ve ... dorse plakalı aracın, davacının yolculuk yaptığı ... plakalı otobüse arkadan çarptığı , müteveffanın kazaya karışan ... plakalı araçta yolcu olarak bulunmakla, ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket etmesi nedeniyle tüketici sıfatına haiz olduğu, dava konusu taşıma işleminin de tüketici işlemi olduğu kabul edildiğinden; davalılardan Efe Tur Özemniyet Taşımacılık Petrol Otomotiv Yedek Parça Turizm Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi ve Nevşehir Dirikoç Turizm Seyahat Ticaret Limited Şirketi yönünden yukarıda belirtilen yasa hükümleri uyarınca davaya bakma görevi Tüketici Mahkemesine ait bulunmaktadır.
Davanın yalnızca diğer davalılar olan, yolcu otobüsünün zorunlu trafik sigortacısı ile haksız eylemin faili karşı araç sürücüsü ile karşı aracın işleteni ve zorunlu trafik sigortacısına yöneltilmesi halinde sigorta sözleşmesinden kaynaklanan davalardaki özel yetki kuralı gereğince 6102 sayılı TTK 4.maddesi gereğince, sürücü ve işleten ile birlikte sigortacıya karşı birlikte açılan davada sigorta şirketleri yönünden Ticaret Mahkemesi özel görevli mahkeme olması nedeni ile Asliye Ticaret Mahkemesinde davanın görülmesi gerekecektir.
Ancak, 6100 sayılı HMK'nun 30. maddesinde usul ekonomisi ilkesi düzenlenmiş, hâkimin, yargılamanın makul süre içinde ve düzenli bir biçimde yürütülmesini ve gereksiz gider yapılmamasını sağlamakla yükümlü olduğu belirtilmiştir. Aynı Kanun'un 57. maddesinde "ihtiyari dava arkadaşlığına" yer verilmiş, 166/4. maddesinde "davaların aynı veya birbirine benzer sebeplerden doğması ya da biri hakkında verilecek hükmün diğerini etkileyecek nitelikte bulunması durumunda, bağlantının varsayılacağı" hükme bağlanmıştır. Yukarıda açıklanan kanun hükümlerinde hangi davaların birlikte görüleceği ayrıntılı bir şekilde açıklanmıştır. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 61. maddesinde ise "Birden çok kişi birlikte bir zarara sebebiyet verdikleri veya aynı zarardan çeşitli sebeplerden dolayı sorumlu oldukları takdirde aralarında müteselsil sorumluluğa ilişkin hükümler uygulanır" düzenlemesine yer verilmiştir.
Somut uyuşmazlıkta, davacı ile yolcu otobüsünün sigortacısı ve karşı aracın sürücüsü ve işleteni olan davalılar arasında yolcu taşıma sözleşmesi ve bir taşıma ilişkisi bulunmadığından; bahsi geçen davalılar yönünden uyuşmazlığı inceleme görevi tüketici mahkemesine ait değil ise de, iş bu dava, araç işleteni, teşebbüs sahibi ve malik olan ve hizmet veren konumda olan diğer davalılara karşı birlikte açılmıştır. Bu durumda davalılar arasında bağlantı olduğu, biri hakkında verilecek kararın diğerini etkileyeceği de muhtemeldir.
Hal böyle olunca usul ekonomisi, daha isabetli bir karar verilmesi ve davaların makul bir süre içinde bitirilmesi yükümlüğü açısından, davaların birlikte görülmesi gereklidir. Ayrıca, davaya konu temel uyuşmazlığın, tüketici işlemi sayılan taşıma ilişkisinden kaynaklanması ve anılan davalılar hakkındaki davanın da Asliye Hukuk Mahkemesi ve Ticaret Mahkemesine göre daha özel nitelikteki tüketici mahkemesinde görülmesi, göreve ilişkin usul kurallarına da uygun düşecektir. Nitekim, Yargıtay HGK'nın 14.02.2019 tarih, 2017/409 Esas, 2019/159 Karar sayılı ilamı da bu yöndedir. ( aynı yönde Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2018/5725 Esas, 2019/601 Karar- Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 2015/19421 Esas, 2018/9990 Karar- Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 2016/6054 Esas, 2016/8577 karar sayılı vb. ilamları)
Sakarya Asliye Ticaret Mahkemesince açıklanan olgular ve yasal düzenlemeler gözetilerek mahkemenin görevsizliği nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmiş olmasında hukuka aykırılık bulunmadığından; davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince reddine karar vermek gerekmiştir.
H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Kocaeli 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 24.05.2024 tarih ve 2024/254 Esas, 2024/265 Karar sayılı kararı usul ve yasaya uygun bulunduğundan, HMK'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince davalı Efe Tur Özemniyet Taşımacılık Petrol Otomotiv Yedek Parça Turizm San. Ve Tic.Ltd.Şti. vekilinin istinaf başvurusunun ESASTAN REDDİNE,
2-Yürürlükteki Yargı Harçları Tarifesi gereğince davalıdan alınması gereken harç peşin alındığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,
3-Davalının istinaf başvurusu için yapmış olduğu giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına, harcanmayan istinaf gider avansının yatırana iadesine,
4-Karar tebliği, harç takibi ve avans iade işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK.362/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 17.10.2024
Başkan ...
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
*Üye ...
e-imzalıdır
Katip ...
e-imzalıdır
*İşbu evrak 5070 sayılı Kanunun 5. Maddesi gereğince Güvenli Elektronik İmza ile imzalanmıştır*