T.C. SAKARYA BAM 3. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/2078 - 2025/1762
T.C.
SAKARYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
3. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO: 2024/2078
KARAR NO: 2025/1762
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
BAŞKAN:...(...)
ÜYE:...(...)
ÜYE:...(...)
KATİP:...(...)
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: KOCAELİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 22/10/2024
NUMARASI: 2024/34 Esas - 2024/564 Karar
İSTİNAF YOLUNA
BAŞVURAN DAVALI: ....
VEKİLLERİ: Av. ....
Av. .....
DAVACI: .....
VEKİLİ: Av. .....
DAVALI: QUİCK SİGORTA ANONİM ŞİRKETİ
VEKİLİ: Av. .....
DAVANIN KONUSU: Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)
BAŞVURU TARİHİ: 05.11.2024
İSTİNAFA GELİŞ TARİHİ: 10.12.2024
KARAR TARİHİ: 08.10.2025
YAZIM TARİHİ: 09.10.2025
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyadaki tüm belgeler ve dairemiz üyesi tarafından hazırlanan raporlar incelendi. Davanın dairemizin görev alanına girdiği, ilk derece mahkemesi kararının kesin olmadığı, istinaf başvurusunun süresi içinde yapıldığı, başvuru şartlarının yerine getirildiği anlaşılmakla;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde; 15.07.2023 tarihinde davalı sigorta şirketi tarafından ZMM sigortası ile sigortalı, davalının maliki olduğu sevk ve idaresindeki 54.... plaka sayılı aracı ile davacıya ait 41.... plakalı araca çarpması sonucu davacının aracında hasar ve değer kaybı meydana geldiğini, kazada davalı sürücünün %100 kusurlu olduğunu, aracın tamir süreci, parça bekleme ayrıntılı ve detaylı işçilik çalışması gibi nedenlerle uzun sürdüğünü ve davacının bu süre boyunca araçtan mahrum kaldığını, araç değer kaybı ikame araç bedeli için davalı sigorta şirketine başvuru yapıldığını, ancak sigorta tarafından ödeme yapılmadığını belirterek; 3.000,00 TL değer kaybının ve 500,00 TL araç mahrumiyet bedelinin davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı Sigorta şirketi vekili cevap dilekçesinde; davanın yetkisiz mahkemede açıldığını, dava konusu taleplerin zamanaşımına uğradığını, kusur oranlarını kabul etmediklerini, yapılan ödemelerin poliçe limitinden mahsubunun gerektiğini, değer kaybı hesabı için genel şartlara göre hesaplama yapılması gerektiğini, araç mahrumiyyet bedelinin müvekkilinin sorumluluğunda olmadığını beyan ederek davanın reddini talep etmiştir.
İlk derece mahkemesi tarafından davanın kısmen kabulü ile, 150.000,00 TL araç değer kaybına ilişkin maddi tazminatın davalı ... yönünden kaza tarihi olan 15.07.2023, davalı Quick Sigorta yönünden temerrüt tarihi olan 12/01/2024 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte (Quick Sigorta 32.646,48 TL ile sınırlı olmak üzere) davalılardan müşterek ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,17.250,00 TL araç mahrumiyet bedelinin kaza tarihi olan 15.07.2023 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...'den alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine dairkarar verilmiştir.
Yerel mahkemenin bu kararına karşı davalı ... vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde; davacı dava yoluna gitmeden önce sigorta şirketine dava şartı olarak usulüne uygun başvuru yapmadığını, kaza sonrasında olay mahallinde çıkan konuşmalar, karşılıklı suçlamalar ile davacının aşırı heyecanlanması üzerine davalının aracın onarımını yaptırıp tüm masrafları karşılayacağını beyan ederek üzülmemesi için söylemde bulunduğunu ve karşı tarafın üzüntüsünü gidermek amacıyla ve nasıl olsa kendisinin onarımı yaptıracağı inancıyla, davacının ısrarlı olarak kusurun davalıda olduğu beyanı doğrultusunda tüm kusurun kendinde olduğunu beyan ettiği kaza tespit tutanağını imzaladığını, kaza oluş krokisi ve kaza yerinde çekilen fotoğraflar dikkatli incelendiğinde ; bu kazanın oluş şekline göre kazada kusurun tek tarafa atfedilemeyeceğinin açık bir şekilde görüldüğünü, dayanak alınan bilirkişi raporunda iş bu konunun eksik incelenerek rapor oluşturulduğunu, bilirkişinin "değer kaybı" hesabı ve mahrumiyet bedeli hesaplarında hakkaniyet ölçülerini zorlayan aşırı değerler tespiti ile olası değer kaybı ve mahrumiyet bedeli tespitlerini fahiş yüksek yaptığını, bilirkişinin değer kaybı hesabının sadece kaza tarihindeki serbest piyasa koşullarına göre kaza öncesi ve onarım sonrası değerle arasındaki farka göre belirlenmesinin hakkaniyete ve hukuka uygun olmadığını, araç mahrumiyet bedelinin hesaplanan onarım süresi aşırı fazla tutulduğunu, aracın raporlarda belirtilen işlemlerinin toplam 10 iş gününde tamamlanabilecek işlemler olduğunu belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Dava, maddi hasarlı trafik kazası nedeniyle değer kaybı ve araç mahrumiyet istemine ilişkindir.
Somut olayda, 15.07.2023 tarihinde, davacıya ait araçla davalıların sürücüsü, ve zorunlu mali mesuliyet sigortacısı oldukları aracın karıştığı trafik kazası sonucunda davacının aracı hasar görmüştür
Kaza sonrası kazaya karışan araç sürücülerince kaza tespit tutanağı düzenlenmiştir. Mahkemece makine mühendisi bilirkişiden alınan kusur raporuna göre gerçekleşen kazada davalı sürücünün kazanın oluşumunda % 100 kusurlu olduğu,davacı sürücünün kusursuz olduğu belirtilmiştir. Makine mühendisi bilirkişisince belirlenen kusur oranı heyetimizce de oluşa uygun bulunduğundan davalının kusur oranına yönelik istinaf istemlerinin reddi gerekmiştir.
Ayrıca davacıya ait araçtaki değer kaybı Yargıtay yerleşik içtihatları kapsamında gerçek zarar ilkesi gereğince, kaza tarihindeki serbest piyasa koşullarına göre, aracın kazadan önceki değeri ile onarım sonrası değeri arasındaki farka göre belirlendiği, davacının kazada hasar gören aracını, makul onarım süresi boyunca kullanamayacağı, bu nedenle de ulaşım ihtiyacını karşılamak üzere masraf yapıp ek külfete katlanmak zorunda kalacağı aşikar olup mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda, belirlenen 23 gün makul süre olup anılan yönleri itibariyle bilirkişi raporunun hüküm kurmaya elverişli olduğu,davacının KTK 97. Maddesi gereğince davalı sigorta şirketine davadan önce başvuru yaptığından davalı vekilinin anılan yönlere değinen istinaf itirazlarının reddi gerekmiştir.
Dairemizce ilk derece mahkemesinin kararı hem maddi olay, hem de hukuka uygunluk yönünden incelenmiş olup, kararda esası etkileyen bir usul hatası bulunmadığı, vakıa tespitlerinin tam ve doğru olarak yapıldığı, maddi hukuk normlarının doğru olarak uygulandığı, delillerin değerlendirilmesinde de usule aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından, H.M.K'nun 353/1-b-1 maddesi gereği davalı vekilinin istinaf isteminin reddine karar vermek gerekmiştir.
H Ü K Ü M: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Kocaeli 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 22.10.2024 tarih ve 2024/34 esas, 2024/564 karar sayılı kararı usul ve yasaya uygun bulunduğundan, HMK'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun ESASTAN REDDİNE,
2-Yürürlükteki Yargı Harçları Tarifesi gereğince davalı ...'den alınması gereken 11.424,85 TL harçtan peşin alınan 2.856,21 TL'nin mahsubu ile bakiye 8.568,64 TL'nin adı geçen davalıdan tahsili ile Hazine'ye irad kaydına,
3-Davalının istinaf başvurusu için yaptığı giderlerin üzerlerinde bırakılmasına, harcanmayan istinaf gider avansının yatırana iadesine,
4-Karar tebliği, harç takibi ve avans iade işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK.362/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 02.10.2025
Başkan ...
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
Katip ...
e-imzalıdır
*İşbu evrak 5070 sayılı Kanunun 5. Maddesi gereğince Güvenli Elektronik İmza ile imzalanmıştır*