T.C. SAKARYA BAM 3. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/1567 - 2025/396
T.C.
SAKARYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
3. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO: 2024/1567
KARAR NO: 2025/396
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
BAŞKAN:...(...)
ÜYE:...(...)
ÜYE:...(...)
KATİP:...(...)
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: KOCAELİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 30/05/2024
NUMARASI: 2019/479 Esas - 2024/331 Karar
İSTİNAF YOLUNA
BAŞVURAN DAVACI: ...
VEKİLLERİ: Av....
Av....
İSTİNAF YOLUNA
BAŞVURAN DAVALI: ...
VEKİLİ: Av....
DAVALI: .....
VEKİLİ: Av..
DAVALI: AXA SİGORTA ANONİM ŞİRKETİ
VEKİLLERİ: Av...
DAVANIN KONUSU: Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazm.)
BAŞVURU TARİHİ: 26.07.2024 - 01.08.2024
İSTİNAFA GELİŞ TARİHİ : 23.09.2024
KARAR TARİHİ: 26.02.2025
YAZIM TARİHİ: 26.02.2025
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyadaki tüm belgeler ve dairemiz üyesi tarafından hazırlanan raporlar incelendi. Davanın dairemizin görev alanına girdiği, ilk derece mahkemesi kararının kesin olmadığı, istinaf başvurusunun süresi içinde yapıldığı, başvuru şartlarının yerine getirildiği anlaşılmakla;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı ...'un 05.02.2014 tarihinde yönetimindeki ... plakalı araçla, geçiş üstünlüğü ve dikkat kurallarına uymamasından dolayı davacının kullandığı motosiklete çarparak davacının yaralanmasına, güç kaybına, uzun süre çalışamamasına ve maluliyetine neden olduğunu, Kocaeli 8. Asliye Ceza Mahkemesinin 2015/144 Esas 2015/726 Karar sayılı dosyasında ...'a taksirle yaralama suçundan ceza verildiğini belirterek, 10.000,00 TL maddi, 100.000,00 TL manevi tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davacılar vekilinin 30.04.2024 tarihli dilekçesi ile maddi tazminat taleplerini 1.318.867,52 TL'ye yükseltmiştir.
Davalı ... cevap dilekçesinde; meydana gelen kaza gününde aracı kullandığı belirtilen ...'u tanımadığını, kaza ile ilgili olarak ceza dosyasında ... plakalı araç üzerinden yapılan soruşturma aşaması bilirkişi raporunda ... olarak belirtildiğini, burada çelişkili bir durum olduğunu, kendi aracını kimseye vermediğini, belirterek açılan davanın reddine karar verilmesini talep v etmiştir.
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; açılan davada ceza mahkemesinin vermiş olduğu karardan bağımsız bir kusur raporu alınması gerektiğini, ceza dosyasının bekletici mesele yapılması gerektiğini, istenen manevi tazminat miktarının fahiş olduğunu, belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı Sigorta şirketi vekili cevap dilekçesinde; dava dilekçesinde belirtilen ... plakalı aracın davalı şirkette olay tarihini kapsayan herhangi bir ZMSS poliçesine rastlanılmadığını, TRAMER'de yapılan araştırmada kaza tarihi itibariyle belirtilen aracın Anadolu Sigorta A.Ş'de sigortalı olarak gözüktüğünü, poliçenin kendilerine ait olmaması nedeniyle husumet yöneltilmesinin mümkün olmadığını belirterek açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İlk derece mahkemesi tarafından davacının maddi tazminat davasının kabulü ile 122.393,06 TL maddi tazminatın kaza tarihi olan 05.02.2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte (davalı sigorta şirketi yönünden 03.06.2015 tarihinden itibaren ve poliçe limiti ile sınırlı olmak üzere) davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, davacının manevi tazminat davasının kısmen kabulü ile 35.000,00 TL manevi tazminatın 05.02.2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... ve ...'den müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemlerin reddine karar verildiği, yerel mahkemenin bu kararına karşı davacı vekili ile davalılar vekilleri tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması neticesinde Dairemizin 03.10.2019 tarih ve 2019/549 esas 2019/659 sayılı kararı ile yerel mahkeme kararının 353/1-a-6 maddesi uyarınca kaldırılmasına dair karar verilmiştir.
Kaldırma kararı sonrası İlk derece mahkemesi tarafından Maddi Tazminat Davası Yönünden: Davacının maddi tazminat davasının kabulü ile; 6.235,30 TL geçici iş göremezlik tazminatı ve 1.312.632,22 TL sürekli iş göremezlik tazminatı olmak üzere toplam 1.318.867,52 TL maddi tazminatın kaza tarihi olan 05.02.2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...'tan tahsili ile davacıya verilmesine, davalılar ... ve Axa Sigorta A.Ş aleyhine açılan maddi tazminat davasının pasif husumet yokluğu nedeniyle usulden reddine, Manevi Tazminat Davası Yönünden: Davacının manevi tazminat davasının kısmen kabul kısmen reddi ile; 80.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 05.02.2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...'tan tahsili ile davacıya verilmesine, davacının fazlaya ilişkin isteminin reddine, davalı ... aleyhine açılan manevi tazminat davasının pasif husumet yokluğu nedeniyle usulden reddine dair karar verilmiştir.
Yerel mahkemenin bu kararına karşı davacı vekili ile davalı ... vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde; yerel mahkeme tarafından verilen hükümde davacıya çarpan aracın ... olduğu kesin olarak belirlenemediği gerekçesi ile ... Plaka araç işleteni ve sigortacısı yönünden davanın reddine karar verildiğini, kararın bu yönü ile hukuka aykırı olduğunu, ceza yargılamasında ... Plaka sayılı aracın davacıya çarptığının tespit edildiğini, ancak iddianamede sehven plakanın yanlış yazıldığını, aracın işleteni de bu karışıklığı lehine çevirmeye çalışarak çarpan aracın kendisine ait araç olmadığını iddia ettiğini, Kocaeli 8. Asliye Ceza Mahkemesi 2015/144 E. 2015/726K. Sayılı kararında da belirtildiği üzere kazaya karışan aracın ... plakalı araç olduğunun sabit olduğunu, görgü tanığı olarak ...'ın beyanı üzerine gelen trafik kayıtlarından ve sigorta poliçesinden ... plakalı aracın gri renkli Honda model araç olduğu tespit edildiğini, bilirkişi ...'in 30.01.2018 tarihli dilekçesinde olaya ilişkin yapılan keşifte kazaya karışan davalı ...'un keşif heyeti huzurunda alınan beyanında da kaza yerini göstererek anlattığını, kazayı ... plakalı Honda marka araç ile yaptığını belirtilmiş olup tüm hususlar imza altına alındığını, kararın ''davalılar ... ve AXA Sigorta A.Ş. Aleyhine açılan davaların pasif husumet yokluğu nedeniyle usulden reddine karar vermek gerekmiştir.'' şeklindeki kısmına itiraz ettiklerini, talep ettikleri 100.000,00 TL manevi tazminatın yargılamanın 9 yıl sürmesi ve davacının zararı gözetildiğinde düşük kaldığını, davacının olay sonucu %40 oranında maluliyeti tespit edilmiş devam eden yıllarda son olarak % 23 olarak tespit edildiğini, kazadan sonra çalışamadığını ekonomik geleceğinin de yok olduğunu, hükmedilen manevi tazminatın günümüz ekonomik şartları da dikkate alındığında çok düşük bir miktar olarak belirlendiğini belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılarak yeniden hüküm tesisine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde; Bilirkişicilerle davalının %80, davacı tarafın %20 kusurlu olduğu tespitlerine katılmadıklarını, davacı tarafın kusur oranının dava konusu olay düşünüldüğünde daha fazla olması gerektiğini, dosyada bulunan ATK raporlarında çekişkiler ve hatalar olduğunu, davacının Kocaeli Devlet Hastahane'sine 07.02.2014 yatış 10.02.2014 çıkış tarihli olarak başvurduğunu (bu başvuru dava konusu kaza ile ilgili başvurudur) burada bir takım tedaviler yapılarak taburcu edildiğini, yine Kocaeli Devlet Hastahanesi'ne 26.02.2014 yatış 11.03.2014 çıkış tarihli başvuruda bulunduğunu ancak bu başvurusundaki şikayet dava konusu kaza ile ilgili değil merdivenden dört basamak geriye doğru bel kısmını korkuluğa vurduğu şikayeti ile ilgili olduğunu, dava konusu kazanın etkisi ile daha sonra merdivenden düşmeye bağlı olarak gelişen şikayetlerinin etkisinin birbirinden ayrılması gerektiğini, davalının kusuru dışında gelişen merdivenden düşme olayı nedeniyle sorumlu tutulması mümkün olmadığını, davacının hastaneye bildirildiği üzere merdivenden düştükten sonra korkuluklara çarpması sebebiyle belini sakatlamışken, bu sakatlanmanın kazadan kaynaklı olduğunu belirtilmesi adli tıp raporunun hatalar ve eksiklikler barındırdığını gözler önüne serdiğini, davacının maluliyetinin kaza ile hiçbir ilgisinin olmadığının açık olduğunu, BAM kaldırma kararı doğrultusunda 01.09.2013 tarihinde yürürlüğe giren Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği uygulanarak maluliyet oranın tespitinin yapılması gerekirken 11.10.2008 tarih ve 27021 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Çalışma gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri yönetmelik hükümlerinden yararlanılarak E cetveline göre rapor tanzim edilmesi hatalı olduğunu, mahkemece %40 maluliyetin kabulüne göre hesaplamaya itibar edildiğini, ancak esas alınan kusur ve maluliyet oranının gerçeği yansıtmadığından yapılan bu hesaplamayı kabul etmediklerini, diğer davalıların husumet yokluğundan yararlanmaları hukuka aykırı olduğunu, mahkemece hükmedilen manevi tazminatın oldukça fahiş miktarta olduğunu ve davalının mali durumu ile bağlaşmadığını belirterek yerel mahkeme kararının davalı lehine kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Dava, trafik kazasından kaynaklanan yaralanma nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
Somut olayda, 05.02.2014 tarihinde, davacının sevk ve idaresindeki motosiklet ile davalı ...'un sürücüsü olduğu aracın karıştığı çift taraflı kaza sonucunda davacı yaralanmıştır.
Dairemizin kaldırma kararından sonra dosya kendisine iade edilen ilk derece mahkemesince eksiklikler giderilerek alınan bilirkişi raporu ile kaldırma nedenlerinin karşılanmış olduğu anlaşılmıştır.
Kazaya dair yürütülen ceza dosyasında keşfen trafik bilirkişisinden alınan raporda davalı sürücünün kazada asli ve tamamen kusurlu olduğu, davacının kusurunun bulunmadığının belirtildiği, davalı sürücünün asli kusuruna göre kesin nitelikte adli para cezasıyla cezalandırıldığı anlaşılmıştır.
Mahkemece dairemizin kaldırma kararı gereği üç kişilik bilirkişi heyetinden alınan raporda kazanın oluşumunda davalı sürücünün %80 oranında, davacı sürücünün % 20 oranında kusurlu oldukları belirtilmiştir.
Yine hükme esas alınan Adli Tıp Kurumu'nun maluliyet raporuna göre trafik kazası ile yaralanma arasında illiyet bağı bulunduğu, davacının dava konusu yaralanma nedeniyle tüm vücut fonksiyon kaybı oranının %40, iyileşme süresinin 9 ay olduğu tespit edilmiştir.
Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, kavşaklarda geçiş önceliğine uymayan davalı sürücünün kazada kusurlu olduğu, dosya kapsamına uygun olarak düzenlenen uzman bilirkişi raporundaki kusur oranının karara esas alınmasının yerinde görüldüğü, kaza tarihi itibari ile “Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği” yürürlükte olup; davacının maluliyetinin, bu yönetmelik hükümleri ile % 60’ın altında olması halinde gerekçeleri yazılarak kıyas yoluyla 2008 tarihli Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği ekindeki cetvellere göre belirlenmesi gerektiğinden mahkemece belirtilen yönetmeliğe göre düzenlenen maluliyet raporunun hükme esas alınmasının yerinde görüldüğü,maluliyet raporunda kaza ile yaralanma arasında illiyet bağı bulunduğunun belirtildiği,davacıdaki yaralanmanın niteliği gözetildiğinde koruyucu tertibat kullanılmaması ile meydana gelen sonuç arasında illiyet bağının bulunmadığı, ,hükme esas alınan aktüer raporun TRH 2010 yaşam tablosu ve progresif rant yöntemine göre usulüne uygun şekilde düzenlendiği, karar tarihine en yakın veriler ve asgari ücretteki artış da dikkate alınarak hesaplamanın asgari ücret üzerinden yapıldığı,kazaya karışan aracın davalı ...'e ait olduğu tereddüte yer bırakmayacak şekilde belirlenemediğinden davalı malik ve aracın zorunlu trafik sigortacı bakımından davanın pasif husumet yokluğundan reddine karar verilmesi dairemizce uygun bulunmuş. haksız fiil niteliğindeki eylemin gerçekleştiği yer ve zaman, gerçekleşme biçimi ve sonuçları, yaralanmanın mahiyeti, kusur durumu, olayların gelişimi, tarafların sosyal ve ekonomik durumu ile manevi tazminat takdirine ilişkin diğer ilkeler de nazara alındığında dairemizce yerel mahkeme tarafından hükmedilen manevi tazminat miktarının da olaya uygun olduğu değerlendirildiğinden taraf vekillerinin istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.
Dairemizce ilk derece mahkemesinin kararı hem maddi olay, hem de hukuka uygunluk yönünden incelenmiş olup, kararda esası etkileyen bir usul hatası bulunmadığı, vakıa tespitlerinin tam ve doğru olarak yapıldığı, maddi hukuk normlarının doğru olarak uygulandığı, delillerin değerlendirilmesinde de usule aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından, taraf vekillerinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar vermek gerekmiştir.
H Ü K Ü M: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Kocaeli 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 30.05.2024 tarih ve 2019/479 Esas, 2024/331 Karar sayılı kararı usul ve yasaya uygun bulunduğundan, HMK'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince taraf vekillerinin istinaf başvurularının ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE,
2-Yürürlükteki Yargı Harçları Tarifesi gereğince davacıdan alınması gereken 615,40 TL istinaf maktu ilam harcından peşin alınan 427,60 TL'nin mahsubu ile bakiye 187,80 TL harcın davacıdan tahsili ile Hazine'ye gelir kaydına,
3- Yürürlükteki Yargı Harçları Tarifesi gereğince davalı ...'tan alınması gereken 95.546,64 TL istinaf maktu ilam harcından peşin alınan 23.889,16 TL'nin mahsubu ile bakiye 71.657,48 TL harcın adı geçen davalıdan tahsili ile Hazine'ye gelir kaydına,
4-Tarafların istinaf başvurusu için yaptığı giderlerin üzerlerinde bırakılmasına, kullanılmayan istinaf gider avansının yatırana iadesine,
5-Karar tebliği, harç ve avans iade işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nun 361/1 maddesi gereğince kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde dairemize dilekçe vermek suretiyle Yargıtay'da temyizi kabil olmak üzere oybirliği ile karar verildi.26.02.2025
...
Başkan ...
¸e-imzalıdır
...
Üye ...
¸e-imzalıdır
...
Üye ...
¸e-imzalıdır
...
Katip ...
¸e-imzalıdır
*İşbu evrak 5070 sayılı Kanunun 5. Maddesi gereğince Güvenli Elektronik İmza ile imzalanmıştır*