T.C. SAKARYA BAM 3. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/274 - 2025/362
T.C.
SAKARYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
3. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2024/274
KARAR NO : 2025/362
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
BAŞKAN :... (...)
ÜYE :... (...)
ÜYE :... (...)
KATİP :... (...)
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : GEBZE ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 23.11.2023
NUMARASI : 2021/770 Esas - 2023/1080 Karar
İSTİNAF YOLUNA
BAŞVURAN DAVALI : 1 -........
VEKİLİ : Av. ........
DAVALI : 2 -ORIENT SİGORTA ANONİM ŞİRKETİ
VEKİLİ : Av. ........
DAVACILAR : 1-........
2-........
3-........
VEKİLLERİ : Av. ........
Av. ........
DAVANIN KONUSU : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazm.)
BAŞVURU TARİHİ : 15.01.2024
İSTİNAFA GELİŞ TARİHİ : 19.02.2024
KARAR TARİHİ : 20.02.2025
YAZIM TARİHİ : 20.02.2025
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyadaki tüm belgeler ve dairemiz üyesi tarafından hazırlanan raporlar incelendi. Davanın dairemizin görev alanına girdiği, ilk derece mahkemesi kararının kesin olmadığı, istinaf başvurusunun süresi içinde yapıldığı, başvuru şartlarının yerine getirildiği anlaşılmakla;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ :
Davacılar vekili dava dilekçesinde; 15.04.2019 tarihinde ...'nun sevk ve idaresindeki ... plakalı aracın tek taraflı kazası sonucunda araçta yolcu olarak bulunan davacı ... ve...'un oğulları ve davacı ...'un erkek kardeşi olan ...'nun vefat ettiğini, davaya konu kaza ile ilgili Gebze 5. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2020/121 Esas sayılı dosya nezdinden yapılan kovuşturma aşamasında alınan kusura ilişkin bilirkişi raporunda davalı ...'nun tam kusurlu bulunduğunu, davacıların desteklerinin işbu kaza nedeniyle feci şekilde yanarak vefat ettiğini, davacıların kaza nedeniyle uğramış olduğu destekten yoksun kalma zararlarının tazmini için ... plakalı aracın trafik sigortacısı olan dava dışı AK Sigorta A.Ş' ye karşı Sigorta Tahkim Komisyonu'na 2021.E.156339 sayılı dosyası ile başvuru ikame edildiğini, dava dışı sigorta şirketinin temerrüt tarihinden itibaren işleyecek faizden ve kaza tarihinde belirli olan poliçe limiti ile sorumlu olduğunu, davalı ...'na karşı Gebze Arabuluculuk Bürosu 2021/51786 nolu dosyası ile arabuluculuk başvurusunda bulunulmuşsa da işbu görüşmelerde olumlu sonuç alınamadığını, yine davalı ...'na ait ... plakalı aracın Kasko sigortacısı davalı Orient Sigorta A.Ş. olduğunu, davalı Orient Sigorta A.Ş.'ye karşı İstanbul Arabuluculuk Bürosu 2021/66498 nolu dosyası ile arabuluculuk başvurusunda bulunulmuşsa da işbu görüşmelerde olumlu sonuç alınamadığını beyanla; davanın kabulü ile, 6100 Sayılı HMK m. 107 kapsamında tahkikat sonucunda davacıların zararının değerinin tam ve kesin olarak belirlenmesinin mümkün olduğu anda artırılmak üzere, yalnızca davalı ...'dan olmak üzere 5.000,00 TL destekten yoksun kalma tazminatının kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline; 200.000,00 TL manevi tazminatın (... ...için 80.000,00 TL, ... ...için 80.000,00 TL ve ... için 40.000,00 TL) davalılardan müştereken ve mütesilselen, davalı ...'dan kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ve davalı Orient Sigorta A.Ş yönünden (poliçe limitleriyle sınırlı kalmak kaydıyla) 27.07.2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davacılar vekili açıklama dilekçesi ile maddi tazminat talep eden davacıların her biri için 2.500,00'er TL maddi tazminat talep ettiklerini bildirmiştir.
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; Dava açılmadan önce davacı yanın Ak Sigorta'ya maddi tazminata ilişkin müracaat ettiğini ve sigorta şirketi tarafından müteveffanın anne ve babasına toplamda 171.000,00 TL destekten yoksun kalma tazminatı ödendiğini, bu konuda sigorta şirketinin davalıya rücu ettiğini ve davalının sigorta şirketine 172.072,00 TL ödeme yaptığını, destekten yoksun kalma tazminatı yönünden destekten faydalananın, destekten yoksun kalma tazminatına hak kazanabilmesi için aynı zamanda bakım ihtiyacının da bulunması gerektiğini, destek olan veya olacak olan çocuk tarafından bakılan anne-babanın, çocuklarının ölümü ile çocuğun yardımından kısmen veya tamamen yoksun kalması, bu sebeple muhtaç olması veya ileride muhtaç duruma düşecek olması gerektiğini, müteveffanın anne ve babası hali hazırda çalışmakta olduğunu, aylık düzenli gelirleri bulunduğunu, ayrıca davacı ... ...'un yurt dışında çalışmakta ve yurt dışında yaşadığını, özetle maddi tazminat istemi TBK'nın ilgili maddeleri ve Yargıtay içtihatları ışığında dayanaktan yoksun olduğunu, hükmedilecek tazminat miktarı belirlenirken zarar görenin zenginleşmemesi, zarar sorumlusunun da fakirleşmemesi gerektiğini, talep edilen manevi tazminat miktarlarının fahiş olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı Orıent Sigorta A.Ş. vekili cevap dilekçesinde; davalı sigorta şirketi ile diğer davalı ... arasında, ... plakalı araç için; 05.02.2019 - 05.02.2020 tarihleri arasını teminat altına almış olan 37368213/1 poliçe no’lu Genişletilmiş Kasko Sigorta Poliçesi akdedildiğini, 29.12.2019 tarihinde sigortalı araç sürücüsü davalı ...'nun direksiyon hakimiyetini kaybederek tek taraflı kazaya sebebiyet vermesi sonucu ...'un vefat ettiğini, davacıların kaza nedeniyle 200.000,00 TL manevi tazminat talep etmişse de; huzurda görülen davanın haksız ve mesnetsiz olup reddi gerektiğini, talep edilen manevi tazminat bedelinin fahiş olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İlk derece mahkemesi tarafından Davanın Kabulü ile, Maddi Tazminat yönünden; davacı ... ...için 1.041.615,80 TL, davacı... için 1.490.265,10 TL maddi tazminatın davalı ...'ndan alınarak davacılara verilmesine, hükmedilen maddi tazminata kaza tarihi olan 29.12.2019 tarihinden itibaren değişen oranlarda yasal faiz işletilmesine, Manevi Tazminat yönünden; davacı ... ...için 80.000,00 TL manevi tazminatın (davalı Orient Sigorta A.Ş'nin garameten sorumlu olduğu miktar olan 20.000,00 TL ile sınırlı olmak üzere), davacı... için 80.000,00 TL manevi tazminatın (davalı Orient Sigorta A.Ş'nin garameten sorumlu olduğu miktar olan 20.000,00 TL ile sınırlı olmak üzere) , davacı ... için 40.000,00 TL manevi tazminatın (davalı Orient Sigorta A.Ş'nin garameten sorumlu olduğu miktar olan 10.000,00 TL ile sınırlı olmak üzere) davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak anılan davacılara verilmesine, hükmedilen manevi tazminata davalı Orient Sigorta A.Ş. yönünden temerrüt tarihi olan 27.07.2021 tarihinden, diğer davalı ... yönünden kaza tarihi olan 29.12.2019 tarihinden itibaren değişen oranlarda yasal faiz işletilmesine, karar verilmiştir.
Yerel mahkemenin bu kararına karşı davalı ... vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde; Öncelikle davacıların maddi tazminat istemleri hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, davacılardan ... ve ... ...'un merhumun desteğinden yoksun kaldıkları hususunun ispata muhtaç olup, müteveffanın anne ve babası hali hazırda çalışmakta olup, aylık düzenli gelirleri bulunduğunu, ayrıca davacı ... ...yurt dışında çalıştığını ve yurt dışında yaşadığını, davacı yanın müteveffanın aylık kazancına dair beyanları ispat edilememesine karşın ilk derece mahkemesince bu rakamında üstünde bir rakam olan 10.158,95 TL aylık gelir üzerinden yapılan bilirkişi hesabını hükme esas alması yine kabul anlamına gelmemekle birlikte davacı yanın dava dilekçesinde belirttiği 6.925,00 TL üzerinden yapılan hesaplamanın dikkate alınmadığını, dosyada mevcut müteveffanın çalıştığı iş yerine yazılan müzekkereye verilen cevabi yazı ekindeki bordro başlıklı dökümanlar hukuken değerlendirmeye alınabilecek nitelikte olmadığını, Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası genel şartlarında resmi belgeli (SGK hizmet dökümü, bordro, gelir vergisi beyannamesi) vergilendirilmiş net geliri üzerinden hesaplama yapılması gerektiğini, bu kapsamda bir belgenin dosyaya sunulmadığını, dosyaya SGK Hizmet Dökümü sunulmadığı gibi; müteveffanın son ay geliri diğer ay gelirlerinden yaklaşık 2.000 TL fazla olarak belirtildiğini, bunun sebebinin de son ay gelirine ikramiye ve yıllık izin kazancının eklenmiş olduğunu, bu hali ile müteveffanın gelirine ilişkin iddia ispat edilemediği halde müteveffanın aylık gelirinin 10.158,95 TL olarak kabulü ile yapılan hesaplama neticesinde çıkan rakamın maddi tazminata esas alınması, yine kabul anlamına gelmemekle birlikte davacı yanın dava dilekçesinde belirttiği brüt aylık 6.925,00 TL üzerinden yapılan hesaplamanın neden dikkate alınmadığının gerekçeli kararda belirtilmemesi usul ve yasaya aykırı olduğunu, İlk derece mahkemesinin hüküm kurarken %20 müterafik kusur indirimi yaptığını ancak %20 hatır taşıması indirimini uygulamadığını, mahkemenin hükme esas aldığı dosyaya sunulan son bilirkişi raporunda sigorta şirketince davacılara davalı tarafça rücuen sigorta şirketine ödenen ikinci ödeme hesaplanan tazminat miktarından mahsup edilmediğini, ilk ödemeye ilişkin mahsup işleminin de hakkaniyete aykırı bir biçimde yapıldığını, kararın bu yönleri ile de usul ve yasaya aykırı olduğunu, mahkemece hükmedilen manevi tazminat miktarlarının da fahiş olduğunu belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılmasını ve maddi tazminat yönünden davanın reddine, manevi tazminat yönünden miktarın düşürülmesini talep etmiştir.
Dairemizce, 6100 sayılı HMK 355.maddesi gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen sebepler ve kamu düzenine ilişkin hususlar re'sen birlikte gözetilerek yapılan istinaf incelemesinde;
Dava, haksız eylem ( trafik kazasından kaynaklanan) nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkin olup; Davaya konu 29.12.2029 tarihinde meydana gelen ölümlü yaralanmalı ve maddi hasarlı tek taraflı trafik kazası neticesinde davacılar ... ...ve...'un evlatları diğer davacı ... ise kardeşi olan ...'un kaza anında vefat etmiş olduğu, eldeki davanın, davacılar anne ve baba tarafından, dava dışı sigorta şirketince karşılanmayan bakiye destek tazminatı talepli olarak yalnızca davalı sürücüye karşı, tüm davacılar yönünden ise davalı sürücü ile birlikte davalı İMM sigortacısına karşı manevi tazminat talepli olarak yöneltildiği anlaşılmaktadır.
Buna göre davalı sürücü Latif Yağcıoğlu vekilinin15.10.2024 tarihli istinaf dilekçesinde ileri sürmüş olduğu istinaf gerekçelerinin değerlendirilmesinde;
1-6098 sayılı Borçlar Kanunun 53. maddesi gereği, ölüm neticesi olarak diğer kimseler ölenin yardımından yoksun kaldıkları takdirde, onların bu zararını da tazmin etmek lazım gelir. Yasa lafzından da anlaşılacağı gibi destekten yoksun kalma tazminatının konusu, desteğin yitirilmesi nedeniyle yoksun kalınan zarardır. Burada korunmak istenen amaç, destekten yoksun kalanların, desteğin ölümünden önceki yaşamlarındaki sosyal ve ekonomik durumlarının korunmasıdır. Olaydan sonraki dönemde de, destek olmasa bile, onun zamanındaki gibi aynı şekilde yaşayabilmesi için muhtaç olduğu paranın ödettirilmesidir.
Destekten yoksun kalma tazminatının mahiyeti ve amacı, ölenin eylemli yardımını alanların, desteğin ölümünden sonra da bu yardımdan mahrum kalmaması olduğuna göre; destekten yoksun kalma tazminatına hükmedilebilmesi için, herşeyden önce, destek alma hakkı olan kişinin destek alma ihtiyacının devam etmesi gerekir.
Somut olayda, dosyaya yansıyan belgelere göre, davacılar anne, baba ve kardeşin, davaya konu kaza nedeniyle bekar ve çocuksuz olarak vefat eden çocuklarının eylemli desteğinden yoksun kaldıkları konusunda bir tereddüt bulunmadığından; davacılar anne ve baba yararına destek tazminata hükmedilmesinde bir isabetsizlik görülmemekle; davalı vekilinin davacıların destek tazminatına hak kazanmadıkları yönündeki istinaf itirazının reddi gerekmiştir.
2- Desteğin gelirinin belirlenmesi tazminatın doğru tespitinde önemli bir yer tutmaktadır. Desteğin geliri belirli bir âna ya da zaman dilimine özgü kazanç miktarına değil, süre gelen, devamlılık gösteren, ağırlıkla ortaya çıkan kazanç miktarına bakılması icap eder. Bu, gerçek zarar ilkesinin de bir gereğidir. Ölen kişinin gelirine ilişkin olarak yaptığı işin niteliği, meslekteki kıdemi vb. dikkate alınarak belgeli makul sayılabilecek gelir ortaya konulamadığı taktirde kazanç konusunda kolluk araştırması yapılabilir, tanık dinlenebilir, benzeri iş yapanların kazanç miktarları ilgili meslek odalarından sorulabilir, hatta gerekirse bilirkişi incelemesi de yapılabilir.
Maddi tazminat talebi konusunda hesaplama yapılırken, desteğin ölüm tarihinden hesap tarihine kadar ki gelirini gösteren belgelerin temin edilmesi, bu belgeler ile saptanan gelir üzerinden hesap tarihine kadar elde edilebilecek gelirlerin belirlenmesi, belirlenen gelirler üzerinden, işlemiş (bilinen) dönem zarar hesabının yapılması; işleyecek dönem hesabında ise davacının hesap tarihinde bilinen son gelirinin uygulanması hususları gözönüne alınmalıdır.
Yargıtay'ın Tazminat hesabına esas kazançların belirlenmesine yönelik yerleşik kararlarına göre, tazminat hesabına esas kazançlar belirlenirken, olay tarihinden hüküm tarihine kadar bilinen tüm (emsâl) kazanç unsurlarının hesaplamada gözetilmesi; “işlemiş-işleyecek dönem” ayrımı yapılması; işleyecek dönem kazançlarının, hüküm tarihine en yakın tarihte belli olan benzer (emsâl) kazanç unsuru birim alınarak, her yıl için %10 artıılıp %10 iskonto edilmesi, pasif dönem zararının da aynı biçimde hesaplanması gerekmektedir.
Tazminat hesaplarında olay tarihi başlangıç alınmakta ise de, rapor tarihine kadar geçen zaman içerisinde hesaplamaya esas kazançlar belli olduğundan, geleceğe yönelik zarar hesaplarında olduğu gibi varsayımlara dayanılamayıp, o güne kadar “bilinen” ücret ve kazançlara göre “işlemiş dönem” zararlarının hesaplanması gerekmektedir.Bu uygulama, Yargıtay kararlarında sıkça yinelendiği gibi, “gerçek belli ise varsayımlara dayanılamaz” ilkesinin bir soncudur.
Somut olayda, hükme esas alınan bilirkişi raporunda, bilirkişi raporunda hem davacılar vekilinin dava dilekçesinde bildirdiği 6.295,00 TL üzerinden ve desteğin dosyaya kazandırılan ücret bordroları dikkate alınarak 10.158,95 TL üzerinden ikili hesaplama yapılmış olduğu ve mahkemesince "gerçek zarar" ilkesi gereğince desteğin kaza tarihinde bilinen son brüt ücret tutarı olan 10.158,95 TL üzerinden yapılan hesaplamaya itibar edilerek davacıların tazminat miktarının belirlendiği görülmüştür.
Buna göre, yukarıda yer verilen ilkeler doğrultusunda; davacılar vekili tarafından dava dilekçesinde bildirilen 6.295,00 TL ücretin desteğin net maaşı (çıplak ücreti) olduğu, bu anlamda dava dilekçesindeki bürüt ibaresinin maddi hata olduğu ya da davacı tarafça bilinmesi gereken hususlardan olmadığı kabul edilmesinde, desteğin bilinen brüt (giydirilmiş) ücretin davacılar tarafından dosyaya kazandırılan gelir belgeleri ile ispatlanmış olması karşısında, davacıların dava dilekçelerindeki ücret beyanının, bu anlamda kararı veren mahkeme açısından bağlayıcı olmadığı ve davalı lehine usûli kazanılmış hak teşkil etmeyeceği hususunun doğru şekilde ele alınarak; desteğin dava dışı iş yerinde Üretim Planlama Yöneticisi olarak aylık kazancının 2019 yılı brüt asgari ücret tutarının 3.9709 katı tutarında olan 10.158,95 TL olarak kabul edilerek aktif dönem için bu miktar üzerinden hesaplama yapılmış olmasında bir isabetsizlik görülmediğinden; davalı vekilinin anılan yönlere değinen istinaf talebinin reddi gerekmiştir.
3- Yerel Mahkeme tarafından, davaya konu kazada vefat eden davacılar desteğinin, kazadan önce birlikte alkol aldıkları, davalı araç sürücüsünün aracın binmesi nedeniyle %20 oranında müterafik kusur kaynaklı hesaplanan tazminattan indirim yapılmış olduğu ancak hesaplanan tazminattan hatır taşımasına ilişkin ayrıca indirim yapılmamış olduğu gerekçesi ile davalı tarafça istinaf itirazları ileri sürülmüş ise de 6098 sayılı TBK'nın 51. maddesi kapsamında Yüksek Mahkemenin yerleşik içtihadına göre, ancak ilk savunma ve itirazlar arasında ileri sürülmesi gereken "hatır taşıması" hususu ise re'sen göz önünde bulundurulamayacaktır ve sonrasında bu yöndeki itirazlar da dikkate alınamayacaktır. Hatır taşıması işleten sıfatına bağlı olarak değerlendirilmesi gereken bir husus olup; taşınanın sürücüye değil, işletene karşı olan yakınlığı değerlendirilmesi gerekeceğinden "aile içi taşıma" ve "ahlaki amaçlarla taşıma" kavramlarının da buna göre ele alınması gerekmektedir.
Somut olayda, davacılar desteğinin, davalı işleten ve sürücü ...'nun aracında yolcu iken kazanın meydana geldiği görülmekle; taşımanın hatır taşıması kapsamında olduğu konusunda tereddüt bulunmamakla birlikte davalı sürücü tarafından süresi içerisinde cevap dilekçesi ile ilk savunma olarak hatır taşıması itirazı ileri sürülmemiş olduğu dikkate alınarak; hesaplanan tazminattan bu yönde ikinci bir indirim yapılmaması usûl ve dosya kapsamına uygun düştüğünden; davalı vekilinin bu kapsamdaki istinaf gerekçeleri de yerinde görülmemiştir.
4-Dava dışı sigorta şirketine 2918 sayılı KTK 97.maddesi kapsamında yapılan başvuru neticesinde, davacılar anne ve babaya davadan önce 27.10.2020 tarihinde toplam 172.072,14 TL destek tazminatı ödemesi yapıldığı, eldeki dava devam ederken davacıların dava dışı sigorta şirketine karşı Sigorta Tahkim Komisyonuna karşı yapmış oldukları itirazı neticesinde Hakem Heyeti kararından sonra sulh olunarak 20.06.2022 tarihinde 153.918,00 TL destek tazminatı ödemesi yapılarak; tüm poliçe tutarı olan 390.000,00 TL yönünden sigorta şirketinin ibra edilmiş olduğu be hükme esas alınan aktüerya raporunda tüm poliçe limiti tutarından hesaplanan tazminattan mahsup edilerek; davacıların hak kazanmış oldukları bakiye destek tazminatı hesaplanmış olduğundan ve bu nedenle davalının ileri sürdüğünün aksine mahkemesince her iki tazminat ödemesi tutarının üzerinde bir şekilde poliçe limiti kadar hesaplanan tazminattan indirim yapıldığından; davalı vekilinin dosya kapsamı ve raporla örtüşmeyen ve kendi aleyhine alabilecek türden istinaf gerekçelerine de itibar edilememiştir.
5-6098 sayılı TBK'nun 56. maddesi uyarınca bedensel bütünlüğü zedelenen kimse manevi tazminat adı altında bir miktar para ödetilmesini isteyebilir. Hakimin, özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bu tutar adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan, özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi mal varlığı hukukuna ilişkin bir zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde, tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır.
Manevi zararın belirlenmesinde Borçlar Kanunun 56. maddesi ana ve ölçü kaideleri belirleyerek bu çerçevede takdir yetkisini somut olaya özgü olarak hakimin takdirine bırakmaktadır. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu Madde 56 - "Hâkim, bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, olayın özelliklerini göz önünde tutarak, zarar görene uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar verebilir. Ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde, zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilebilir." düzenlemesine haizdir.
Buna göre temel ölçütler "olayın özellikleri" olarak izâh edilen somut olaya ve tarafların sosyo ekonomik durumuna göre değerlendirme yapmak gereğidir. Denge unsur ise mülga 816 sayılı Borçlar Yasasının 48. maddesinin "adalete muvafık" lafzıyla izâh olunan ve yeni yasa da "uygun bir miktar paranın" da şeklinde yer bulan hakkimin durum ve koşulların gereklerine ve hakkaniyete uygun bireysel tatmin kadar toplumsal tatmini de göz önünden bulunduran bir karar vermesi gerekliliğidir. Öyle ki verilecek tazminat aynı zamanda en son kabul gören doktrin ve yargısal içtihatlarda olduğu gibi caydırıcılık etkisini de doğurmalıdır.
Toplumsal hayatın bir parçası olarak hakim, manevi tazminat talepleriyle ilgili karar verirken; kendi yaşantısından ve gözlemlediği sosyolojik vakaları da birlikte değerlendirerek; nesnel bakış açısını da kaybetmeden hakkaniyete uygun bir kar vermelidir. Bu esaslar çerçevesinde, davaya konu kazada evlat ve kardeşleri trajik bir şekilde kaybeden kaybeden davacıların duyacağı üzüntü açık ve anlaşılırdır.
Manevi tazminatın amacı zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmaktır. Bu açıdan ilk derece mahkemesince takdir edilen manevi tazminat miktarının elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli ve yeterli olduğu, hükmedilen tazminatın bir tarafı zenginleştirmediği gibi diğer tarafı da fakirleştirmediğinin kabulüyle hüküm kurulduğu görülmektedir..
Davacıların yakınlarının, davalının tam kusurlu eylemi nedeni ile yaşamanı yitirdiği kazadan kaynaklı manevi tazminat isteminin değerlendirilmesinde; Olay tarihi, olayın oluş şekli tarafların sosyal ekonomik durumları ve yukarıdaki ilkeler gözetildiğinde, davacılar yararına hükmedilen manevi tazminat miktarlarının olaya ve hakkaniyete uygun düştüğü kanaatine ulaşılmıştır. Bu nedenle davalı vekilinin manevi tazminata yönelik istinaf isteminin de reddine karar vermek gerekmiştir.
Bu açıklamalar doğrultusunda, Dairemizce, ilk derece mahkemesinin kararı hem maddi olay, hem de hukuka uygunluk yönünden incelenmiş olup, kararda esası etkileyen bir usul hatası bulunmadığı, vakıa tespitlerinin tam ve doğru olarak yapıldığı, maddi hukuk normlarının doğru olarak uygulandığı, delillerin değerlendirilmesinde de usule aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından; davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar vermek gerekmiştir.
H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Gebze Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 23.11.2023 tarih ve 2021/770 Esas, 2023/1080 Karar sayılı kararı usul ve yasaya uygun bulunduğundan, HMK'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun ESASTAN REDDİNE,
2-Yürürlükteki Yargı Harçları Tarifesi gereğince davalı ...'ndan alınması gereken 172.952,78 TL istinaf karar harcından peşin alınan 427,60 TL + 42.811,00 TL harcın mahsubu ile bakiye 129.714,18 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazine'ye gelir kaydına,
3-Davalının istinaf başvurusu için yapmış olduğu giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına, harcanmayan istinaf gider avansının yatırana iadesine,
4-Avans iade işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nun 361/1 maddesi gereğince kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde dairemize dilekçe vermek suretiyle Yargıtay'da temyizi kabil olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 20.02.2025
...
Başkan ...
¸e-imzalıdır
...
Üye ...
¸e-imzalıdır
...
Üye ...
¸e-imzalıdır
...
Katip ...
¸e-imzalıdır
*İşbu evrak 5070 sayılı Kanunun 5. Maddesi gereğince Güvenli Elektronik İmza ile imzalanmıştır*