T.C. SAKARYA BAM 3. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2025/1343 - 2026/914
"T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I"
T.C.
SAKARYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
3. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2025/1343
KARAR NO : 2026/914
BAŞKAN :... (...)
ÜYE :... (...)
ÜYE :... (...)
KATİP :... (...)
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : KOCAELİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 13.05.2025
NUMARASI : 2023/498 Esas - 2025/296 Karar
İSTİNAF YOLUNA
BAŞVURAN DAVACI : ...
VEKİLİ : Av. ...
DAVALILAR : 1-...
2-PROWELL KİMYA ENDÜSTRİYEL TEMİZLİK VE KOZMETİK ÜRÜNLERİ İMALAT İTHALAT İHRACAT SANAYİ VE TİCARET LİMİTED ŞİRKETİ
VEKİLİ : Av. ...
DAVALI : 3-ETHİCA SİGORTA ANONİM ŞİRKETİ
VEKİLİ : Av. ...
DAVANIN KONUSU : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)
BAŞVURU TARİHİ : 11.06.2025
İSTİNAFA GELİŞ TARİHİ: 12.08.2025
KARAR TARİHİ : 24.04.2026
İLAM YAZIM TARİHİ : 30.04.2026
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyadaki tüm belgeler ve dairemiz üyesi tarafından hazırlanan raporlar incelendi. Davanın dairemizin görev alanına girdiği, ilk derece mahkemesi kararının kesin olmadığı, istinaf başvurusunun süresi içinde yapıldığı, başvuru şartlarının yerine getirildiği anlaşılmakla;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacıya ait 41 ... plakalı araç ile 54 ... plakalı araçların 16/03/2023 tarihinde yaptıkları kaza nedeniyle davacının aracında değer kaybı meydana geldiğini, davalı sigorta şirketinin sadece 50.000,00 TL ödeme yaptığını, davacının iki ay araç kullanmaktan mahrum kaldığını beyan ederek; 100,00 TL değer kaybı tazminatının ve 100,00 TL araç mahrumiyet bedelinin sigorta şirketi dışındaki davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı sigorta vekili cevap dilekçesinde; davacının zararının layığı ile giderildiğini, sorumluluklarının poliçe limiti ile sınırlı olduğunu, değer kaybının ZMSS genel şartlara göre yapılması gerektiğini, faiz istemini kabul etmediklerini beyan ederek davanın reddini talep etmiştir.
Davalılar Prowell ve ... vekili cevap dilekçesinde; davacının zararından sigorta şirketinin sorumlu olduğunu, davacıya ait araç sürücüsünün kazadan önce ... sevk ve idaresindeki araca çarptığını, kaza tespit tutanağının kaza tarihinden birkaç gün sonra tutulduğunu, araçta gerekli olmayan parçaların kötü niyetli olarak değiştirildiğini, haksız ikame araç bedeli talebinin reddini talep etmiştir.
Davacı vekili ıslah dilekçesinde; değer kaybı tazminatı talebini 60.000,00 TL ve hak mahrumiyet bedeli talebini 14.450,00 TL olarak ıslah ettiklerini beyan etmiştir.
İlk derece mahkemesi tarafından, davanın kısmen kabulü ile, davanın Ethica Sigorta AŞ yönünden reddine, 60.000,00 TL değer kaybı ve 14.450,00 TL araç mahrumiyet bedeli toplamı 74.450,00 TL nin kaza tarihi olan 16/03/2023 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalı Prowell Kimya Endüstriyel Temizlik Ve Kozmetik Ürünleri İmalat İthalat İhracat Sanayi Ve Ticaret Limited Şirketi ve ... İşcan'dan müşterek ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, karar verilmiştir.
Yerel mahkemenin bu kararına karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde; davanın reddedilen kısım yönünden ortadan kaldırılması ve davanın tam kabulü gerektiğini hükme esas alınan bilirkişi raporuna yönelik itirazlarının mahkemece tam olarak değerlendirilmediğini, raporda yalnızca genel ifadeler yer aldığını, araç değeri ve kullanım kaybı ile ilgili objektif ve somut kriterlere yer verilmediğini, teknik hesaplamalara ilişkin yeterli açıklamalarda bulunulmadığını, öyle ki maddi yanlışlıklar ihtiva etmesine rağmen bu hususlar bile giderilmeden hükme esas alındığını, davalı Ethica Sigorta A.Ş., kasko şirketine yapılan ödeme sonrası limitlerin dolmuş olduğunu her ne kadar iddia etmişse de ilk olarak dava açan zarar görenin alacağının öncelikli olduğunu, sigorta limitinin hangi ödemelerle, ne zaman dolduğunun önemli olmadığını, ilk başvuran ve dava açanın hakkının esas olduğunu, davalı sigorta şirketinin ilk başvuran davacı olmasına rağmen kötü niyetli olarak gerekli ödemeyi yapmadığını ve bu davayı açma zarureti doğduğunu ve davalının bunun sonuçlarından mesul tutulması gerektiğini, üzerine bir de davalı sigorta lehine vekalet ücreti takdir edilmesinin yargılama sürecini üstelenen tarafın ayrıca cezalandırılması haline dönüştüğünü, istinaf incelemesi neticesinde yerel mahkeme kararının kaldırılmasına ve davanın reddi ve davalı lehine vekalet ücreti kısımlarının kaldırılarak talepleri doğrultusunda karar verilmesini talep etmiştir.
6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi hükmü uyarınca, istinaf edenin sıfatı, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek ve HMK'nın 353.maddesine göre inceleme yapıldığından duruşma açılmadan yapılan istinaf incelemesi neticesinde;
HMK'nın 353.maddesine göre inceleme yapıldığından duruşma açılmamıştır.
Dava, çift taraflı maddi hasarlı trafik kazası nedeniyle, 6100 sayılı HMK 107..maddesi uyarınca belirsiz alacak davası yoluyla bakiye araç değer kaybı ile araç yoksunluğu bedeli istemlerine ilişkindir.
Somut uyuşmazlıkta; 16.03.2023 tarihinde meydana gelen birden fazla aracın karıştığı zincirleme maddi hasarlı trafik kazası neticesinde, davacı aracında maddi hasar oluştuğu ve davalının zorunlu trafik sigortacısı tarafından ödenen değer kaybı bedelinin davacı aracının satış bedeline etkisi nedeniyle değer düşüklüğü bedelini karşılamaması nedeniyle bakiye değer kaybı ile aracın tamir süresince kullanılamamasından kaynaklı zararın işleten ve sürücü ve zorunlu trafik sigortacısından talep edildiği anlaşılmaktadır.
Bir şeyin kısmen hasar görmesi halinde, kullanılamamasından doğacak zararlar sorumlu kişiden talep edilebilir. Bu nedenle aracın eski hale getirilmesi için yapılacak olan onarım giderleri ile aracın ekonomik olarak değerinin azalmasından kaynaklı zarardan, zarar veren sorumlu tutulmaktadır.
Motorlu araç zarar görmüş ise, aracın kullanılış amacına göre araçtan mahrumiyet zararı belirlenmelidir. Davacının araç mahrumiyeti ya da araç kiralama bedelinden zarar verenlerin sorumlu tutulabilmesi için aracın onarımı ekonomik ise onarım süresince, aracın onarımı ekonomik değil ise davacının aynı model ve yaşta, aynı özellikleri taşıyan yeni bir araç satın alması için geçecek makul süre için araç mahrumiyeti zararı belirlenmesi gerekir.
Araç mahrumiyet bedeli, ihtiyaçları için aracı kullanamamaktan doğan bu süre içinde davacının aynı nitelikteki araç için (ikame araç) ödemesi gereken bedeldir (Yargıtay 17. HD 2016/2072 E - 2018/11712 K sayılı ilam). Aracın perte ayrıldığının kabulü halinde de yeni bir araç alıncaya kadar geçecek makul süre için araç mahrumiyeti zararının belirlenmesi gerekecektir(Yargıtay 17. HD 2014/13531 E-2016/11340 K sayılı ilam).
Bu durumda mahkemece, araç tamir edilmiş ise tamir süresince araç mahrumiyeti bedelinin, pert kabul edilmiş ise kaza tarihinden yeni bir araç satın alınmasına kadar geçecek makul süre için ikame araç bedelinin hesaplanması hususunda bilirkişi kurulundan rapor alınmas, araç mahrumiyetine ilişkin belge sunulamaması halinde, B.K’nun 42. maddesi uyarınca hakkaniyete uygun olarak mahkemece tayin ve takdir edilmeli, sonucuna göre karar verilmesi gerekmektedir. (Yargıtay 17. HD 2012/6990 Esas, 2012/13761 Karar sayılı ilamı).
Yargıtay 17. HD'nin 2017/1230 E- 2018/2590 K sayılı 15.03.2018 tarihli kararında vurgulandığı gibi değer kaybının hesabında aracın modeli, markası, özellikleri, yapılan onarım işlemleri, kilometresi, olay tarihindeki yaşı, tarafların iddia ve savunmaları ve tüm dosya kapsamı değerlendirilerek kaza öncesi hasarsız ikinci el piyasa rayiç değeriyle kaza meydana geldikten ve tamir edildikten sonraki ikinci el piyasa rayiç değeri arasındaki farka göre değer kaybı zararının hesaplanması ilke olarak kabul edilmiştir. Yanı sıra araç mahrumiyeti ve aracın işletilmemesinden kaynaklı dolaylı zararlar poliçe kapsamında bulunmadığından; bu zararlardan yalnızca işleten ve sürücü sorumlu tutulabilir.
Müteselsil sorumluluğa ilişkin hukuki sonuçlar BK'nun 61, 62, 106, 155, 162, 163, 166, 168.maddelerinde düzenlenmiştir. Borçlar Kanunu hükümleri uyarınca müteselsil sorumluluğun bazı hukuki sonuçları vardır. Müteselsil borçlulardan her biri, alacaklıya karşı borcun tamamından sorumludur.(BK 162/1). Borç tamamen ifa edilinceye kadar alacaklıya karşı bütün borçluların sorumluluğu devam eder.(BK 163/2). Alacaklı, borçluların birinden, bir kısmından veya hepsinden alacağını talep etme ve dava açma hakkına sahiptir.(BK163/1). Borçlulardan birinin yaptığı ödeme kadar, müteselsil sorumluların alacaklıya karşı sorumlu oldukları toplam miktar eksilmiş olur (BK 166/1). Borcun tamamı borçlulardan biri tarafından ödenirse, diğer borçlular da alacaklıya karşı borçtan kurtulur. Alacaklının borçlulardan biriyle yaptığı ibra anlaşması, diğer borçluları da ibra edilen borçlunun borca katılma payı oranında borçtan kurtarır.(BK 166/3). Müteselsil borçlulardan biri, kendi davaranışıyla diğerinin durumunu ağırlaştıramaz (BK 165.) Müteselsil borçlu, alacaklıyı tatmin ettiği oranda diğer müteselsil borçlulara karşı alacaklının halefi olur.(BK 168/1) ve alacaklının hakları ona geçer. Borçlu yalnızca kendi payına düşen kısmı ödemişse, diğer müteselsil borçluya rücu edemez.
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 91/1.maddesinde, “işletenlerin, bu kanunun 85/1. maddesine göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmaları zorunludur”, aynı Yasa'nın 85/1. maddesinde, “bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yararlanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, araç işletenin bu zarardan sorumlu olacağı”, aynı Yasa'nın 85/son maddesinde ise, “işleten ve araç işleticisi teşebbüsün sahibi, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur” hükümlerine yer verilmiş, Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’nın A-1.maddesinde de, “sigortacı bu poliçede tanımlanan motorlu aracın işletilmesi sırasında bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermesinden dolayı 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’na göre işletene düşen hukuki sorumluluğu, zorunlu sigorta limitlerine kadar temin eder” şeklinde ifade edilmiştir. Ayrıca Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’nın A.3-b bendinde açıkça, işleten tarafından ileri sürülebilecek tazminat taleplerinin sigorta teminatı dışında olduğu düzenlenmiştir.
Yukarıda açıklanan 2918 sayılı KTK madde hükümlerinden, Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası; motorlu bir aracın karayolunda işletilmesi sırasında, bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına neden olması halinde, o aracı işletenin zarara uğrayan 3. kişilere karşı olan sorumluluğunu belli limitler dahilinde karşılamayı amaçlayan ve yasaca yapılması zorunlu kılınan bir zarar sigortası türü olduğu anlaşılmaktadır. Zorunlu mali sorumluluk sigortası işletenin ve kusurundan sorumlu olduğu sürücünün 3.kişilere karşı sorumluluğunu üstlenmekte olan bir sigorta türüdür.
Bu açıklamalar doğrultusunda, davalı işleten ve sürücüsünün, aracının işletilmesi sırasında doğacak 3. kişilere karşı olan sorumluluğu çerçevesinde, davalı sigorta şirketinin davacıya yaptığı tazminat ödemesinin, davacı zararını tamamen karşılamaması halinde davalı işleten poliçe limitini aşan miktarda hasar varsa limiti aşan kısımdan sorumlu olacaktır. Sigorta şirketi ise ancak poliçede yazılı teminat üst limiti dahilinde hasardan sorumlu tutulabilecektir.
Buna mukabil aradaki poliçe ilişkisi nedeniyle eğer limitin altında bir hasar varsa davalı işleten ödeme nedeni ile bu oranda sorumluluktan kurtulmuş olacaktır. Bu tür davalarda araç sürücüsü ise poliçe ilişkisinin tarafı olmadığından ve haksız fiil sorumlusu olarak sürücünün davalı aracının sigorta şirketine rücu hakkı sözkonusu olmadığından, davalı sigorta şirketi tarafından yapılan ödeme kadar davalı sürücünün borcu sona erecek sigorta ödemesinin üstünde kalan hasar miktarından ise sürücü sorumlu olacaktır.
Şu halde davaya konu trafik kazası nedeniyle davacı aracında meydana gelen hasardan kaynaklı olarak davadan önce davalı sigorta şirketince, davacı vekiline 50.000,00 TL değer kaybı ödemesi yapılmış olduğu ve davacı aracının eski haline getirilmesi için davacının dava dışı kasko sigortasınca yapılan 129.823,78 TL hasar ödemesinden, davalı sigorta şirketinin bakiye teminat limiti olan 70.000,00 TL oranında rücu edildiği anlaşılmakla davalı sigorta şirketinin dava açıldığı tarih itibariyle teminat limitlerini tüketmiş olduğunun kabulü ile davalı sigorta şirketi yönünden davanın reddine karar verilmesinde ve davalı sigorta şirketi lehine vekâlet ücreti takdir edilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığından; davacı vekilinin anılan yönlere değinen istinaf itirazları yerinde görülmemiştir.
Ancak mahkemesince hükme esas alınan makine bilirkişi raporunda; davacı aracının ruhsat ve poliçe bilgileri yeterince incelenmeden ve aracın değer kaybı hesabına esas olan araç model bilgisinde hata edilerek rapor düzenlenmesi doğru görülmediğinden; davacı vekilinin bu kapsamdaki istinaf gerekçesi yerinde görülmüştür.
Öte yandan; mahkemesince davalılar işleten ve sürücü yönünden dava ve artırım dilekçesi dikkate alınarak davanın kabulüne, davalı sigorta şirketi yönünden ise davanın reddine karar verilmiş olmasına rağmen 6100 sayılı HMK 297.maddesine uygun düşmeyecek şekilde hüküm de davanın kısmen kabulüne dair ibareye yer verilmesi usûl ve yasaya aykırı bulunmuştur.
İlk derece mahkemesince, davacının araç değer kaybı talebi yönünden davacı aracının marka ve modeline uygun bir ek rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken; davacı aracının marka ve model bilgisinde hata edilerek hazırlanan bilirkişi raporu esas alınarak hüküm kurulması H.M.K'nun 353/1-a-6 maddesi kapsamında "uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli bazı delillerin toplanmamış ve değerlendirilmemiş olması" olarak nitelendirildiğinden; davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi ve önceki kararın kesinleşen yönleri de dikkate alınarak; yeniden karar verilmesi için dosyanın mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiştir.
H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE, Kocaeli 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 13.05.2025 tarih 2023/498 esas, 2025/296 karar sayılı kararının HMK'nun 353/1-a-6 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,
2-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın Kocaeli 1.Asliye Hukuk Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
3-Peşin alınan istinaf karar harcının talebi halinde yatırana iadesine,
4-İstinaf yoluna başvuran davacının istinaf başvurusu için yaptığı giderlerin esas hakkında verilecek kararda değerlendirilmesine,
5-Harcanmayan istinaf gider avansının yatırana iadesine,
6-Karar tebliği, harç ve avans iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK.362/1-g maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 30.04.2026
Başkan ...
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
Katip ...
e-imzalıdır
*İşbu evrak 5070 sayılı Kanunun 5. Maddesi gereğince Güvenli Elektronik İmza ile imzalanmıştır*