Yerel Mahkemece verilen hükümlere karşı istinaf yoluna başvurulmakla, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler, gerekçe, diğer belge ve deliller ile istinaf dilekçeleri incelenerek, 5271 sayılı CMK'nın 280. maddesi gereğince Dairemizin görev ve yetkisi, başvuranın hakkı, başvuru süresi, yasa yolunun açıklığı, başvurunun kapsamına göre sanığın istinaf başvurusunun kabul edilebilir olduğuna karar verildikten sonra gereği düşünüldü:
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre mahkemenin kararına esas delillerde ve işlemlerde herhangi bir eksiklik olmadığı, ispat bakımından değerlendirmenin yerinde olduğu, eylemin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu, cezanın kanuni bağlamda uygulandığı anlaşıldığından sair istinaf itirazları da yerinde görülmemiştir.
Ancak;
20/7/2017 tarih ve 7035 sayılı Yasanın 15. maddesi ile, CMK’nın 280/1-a maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde yer alan “(c)” ibaresinin “(a), (c), (d)” şeklinde değiştirildiği ve aynı Yasanın 303/1-a fıkrasında düzenlenen “olayın daha ziyade aydınlanması gerekmeden beraate veya davanın düsmesine ya da alt ve üst sınırı olmayan sabit bir cezaya hükmolunması gerekirse hükümdeki hukuka aykırılığın düzeltilebileceğine” ilişkin düzenlemenin istinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadan dosya üzerinden yapılacak inceleme sırasında da uygulanabilir hale getirildiği anlaşılmaktadır.
Dosya kapsamında göre, olay tarihinde açık alanda bırakılan ve sabit bir noktaya kilitlenmeyen, şikayetçiye ait motosikletin kendi üzerinden kilitlenmesi ve bu kilidin kırılarak çalınması şeklinde gerçekleşen eylemin kullanımları gereği açıkta bırakılan eşya hakkında hırsızlık suçunu oluşturduğu kabul edilip TCK'nın 142/1-e maddesi gereğince hüküm kurulması gerekirken herkesin girebileceği bir yerde bırakılmakla birlikte kilitlenmek suretiyle muhafaza altına alınmış eşya hakkında hırsızlık suçu olduğu kabulü ile TCK'nın 142/2-h maddesi uyarınca uygulama yapılarak sanık hakkında fazla ceza tayin edilmiş olması bozmayı gerektirmiş olup,
Sanık Hikmet YALÇIN'ın istinaf itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5271 sayılı CMK'nın 303/1-a ve 280/1-a maddeleri uyarınca BOZULMASINA, ancak bu aykırılık yeniden duruşma yapılmaksızın düzeltilebilir nitelikte olduğundan, hüküm fıkrasından sanık hakkında 142/2-h maddesi ile uygulama yapılan bendin çıkartılarak, yerine "Sanık.....N'ın üzerine atılı kullanımları gereği açıkta bırakılmış eşya hakkında hırsızlık suçundan sanığın eylemine uyan TCK'nın 142/1-e maddesi uyarınca suçun işleniş biçimi, meydana gelen zarar, sanığın kastı ve amacı dikkate alınarak takdiren 3 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına" cümlesinin eklenmesine, yine hüküm fıkrasının TCK'nın 62. maddesi ile uygulama yapılan "b" bendinde bulunan "4 yıl 7 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına" ibaresinin çıkartılarak yerine "2 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına" ibaresinin eklenmesine, ayrıca "f" bendinde yer alan tekerrür hükümlerinin uygulandığı kısımda mahkeme adı yanlış yazıldığından "Düzce 2. Sulh Ceza Mahkemesi" ibaresinin çıkartılarak yerine "Düzce 2. Asliye Ceza Mahkemesi'nin" ibarelerinin eklenmesine ve hükmün diğer yönleri aynen muhafaza edilmek suretiyle, sair yönleri Usul ve Yasaya uygun görülen hükmün 5271 sayılı CMK’nın 303/1-a ve 280/1-a maddeleri uyarınca DÜZELTİLEREK İSTİNAF BAŞVURULARININ ESASTAN REDDİNE, kesin olmak üzere,
14/01/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.(¤¤)