(5271 S. K. m. 280, 303) (5237 S. K. m. 61, 145)
Yerel mahkeme tarafından verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmakla, başvurulan kararın niteliği, suç tarihi ve istinaf başvurusunda bulunan tarafların istinaf dilekçesi içeriğine göre dosya görüşüldü:
Duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler, gerekçe, diğer belge ve deliller ile istinaf dilekçeleri incelenerek 5271 sayılı CMK'nın 280.maddesi gereğince Dairemizin görev ve yetkisi, başvuranın hakkı, başvuru süresi, yasa yolunun açıklığı, başvurunun kapsamına göre SSÇ ve SSÇ müdafisinin istinaf başvurularının kabul edilebilir olduğuna karar verildikten sonra gereği düşünüldü:
I) SSÇ hakkında Geceleyin İşyeri Dokunulmazlığını İhlal Etme suçundan kurulan hükmün istinaf incelemesinde:
Dosya kapsamına göre, geceleyin iş yeri dokunulmazlığı ihlal suçundan kurulan hükümde olay tarihinde 15-18 yaş grubu içerisinde yer alan SSÇ hakkında TCK'nın 31/3 maddesi yerine aynı yasanın 31/2 maddesiyle uygulama yapılması uygulamanın SSÇ'nin lehine olması ve karşı istinaf talebi olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Mahkemenin kararında eleştiri dışında usule ve esasa ilişkin herhangi bir hukuka aykırılığın bulunmadığı, delillerde ve işlemlerde herhangi bir eksiklik olmadığı, ispat bakımından değerlendirmenin yerinde olduğu, eylemin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu, cezanın kanuni bağlamda uygulandığı anlaşıldığından,
İstinaf başvurusunda bulunan SSÇ ve SSÇ müdafinin ileri sürdüğü nedenler yerinde görülmemiş olmakla CMK’nın 280/1-a maddesi uyarınca İSTİNAF BAŞVURULARININ ESASTAN REDDİNE, kesin olmak üzere,
II) SSÇ hakkında hırsızlık suçundan kurulan hükmün istinaf incelemesinde;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre mahkemenin kararına esas delillerde ve işlemlerde herhangi bir eksiklik olmadığı, ispat bakımından değerlendirmenin yerinde olduğu, eylemin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu, cezanın kanuni bağlamda uygulandığı anlaşıldığından sair istinaf itirazları da yerinde görülmemiştir.
Ancak;
20/7/2017 tarih ve 7035 sayılı Yasanın 15. maddesi ile, CMK’nın 280/1-a maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde yer alan “(c)” ibaresinin “(a), (c), (d)” şeklinde değiştirildiği ve aynı Yasanın 303/1-a fıkrasında düzenlenen “olayın daha ziyade aydınlanması gerekmeden beraate veya davanın düsmesine ya da alt ve üst sınırı olmayan sabit bir cezaya hükmolunması gerekirse hükümdeki hukuka aykırılığın düzeltilebileceğine” ilişkin düzenlemenin istinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadan dosya üzerinden yapılacak inceleme sırasında da uygulanabilir hale getirildiği anlaşılmaktadır.
5237 sayılı TCK'nın 61/1. maddesine göre malın değerinin az ya da çok olması, temel cezanın belirlenmesinde alt sınırdan uzaklaşmak için bir kriter olup, hırsızlık suçuna konu malın değerinin az olmasının TCK'nın 145. maddesinde ayrı olarak düzenlenmesi, kanun koyucunun hırsızlık suçunda malın değerinin az olmasına verdiği önemi göstermektedir. Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 15.12.2009 gün ve 6/242-291 sayılı içtihadında belirtildiği üzere, "...daha çoğunu alabilme olanağı varken yalnızca gereksinimi kadar ve değer olarak az olan şeyi alma" görüşünün, TCK'nın 145. madde uygulamasında bütünüyle reddedilmesi mümkün değil ise de, maddenin yalnızca bu tanımlamayla sınırlandırılması da olanaklı değildir. TCK 145. Maddesi ile, hırsızlık suçunun konusunu oluşturan değerin az olması temel alınmaktadır. TCK'nın 145. maddesine göre, faile verilen cezada indirim yapılabilmesi için malın değerinin az olması yeterli olup, hâkim indirim oranını TCK'nın 3. maddesinde öngörüldüğü üzere “işlenilen fiilin ağırlığıyla orantılı” olacak şekilde saptamalıdır. Değer azlığı nedeniyle ceza vermekten vazgeçme kararı verilecek ise; malın değerinin azlığı yanında “suçun işleniş şekli ve özellikleri” de dikkate alınmalıdır. TCK'nın 145. maddesinin uygulanmasında hâkime takdir hakkı tanınmış olup, hâkim takdir hakkını kullanırken keyfiliğe kaçmadan, her somut olaya uygun, yasal ve yeterli gerekçe göstermek suretiyle uygulama yapmalıdır.
Dosya kapsamına göre, suç tarihinde geceleyin SSÇ G...'in diğer SSÇ ile birlikte şikayetçinin iş yerine girdikleri, iş yerinden içerisinde 60 TL olan sadaka kutusunu çaldıkları anlaşılmakla hırsızlık suçunun konusunu oluşturan malın değerinin az olması nedeniyle SSÇ hakkında 5237 sayılı TCK'nın 145. maddesinin uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi bozmayı gerektirmiş olup,
SSÇ ve SSÇ müdafinin istinaf itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5271 sayılı CMK'nın 303/1-a ve 280/1-a maddeleri uyarınca BOZULMASINA, ancak bu aykırılık yeniden duruşma yapılmaksızın düzeltilebilir nitelikte olduğundan,
SSÇ hakkında kurulan hüküm fıkrasında "TCK'nın 143. maddesi gereğince taktiren 1/2 oranında arttırım yapılarak suça sürüklenen çocuğun 7 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına" cümlesinden sonra gelmek üzere, sırasıyla "...Suça konu eşyanın değerinin az olması nedeniyle TCK'nın 145. maddesi uyarınca 1/2 oranında indirim yapılarak SSÇ'nin 3 yıl 9 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına", bendinin eklenmesine, bu bentten sonra gelmek üzere "...Suça sürüklenen çocuğun suç tarihinde 15-18 yaş grubunda olduğu anlaşıldığından TCK'nun 31/3 maddesine göre suça sürüklenen çocuğun cezasından 1/3 oranında indirim yapılarak 2 yıl 6 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına", bu bentten sonra gelmek üzere, "Müştekinin zararının soruşturma aşamasında giderilmiş olması sebebi ile SSÇ'ye verilen cezadan TCK'nın 168/1 maddesi gereğince takdiren 2/3 oranında indirim yapılarak SSÇ'nin 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına", bu bentten sonra gelmek üzere "...Suça sürüklenen çocuğun samimi ikrarı lehine takdiri indirim sebebi kabul edilerek cezasından TCK'nın 62. maddesi uyarınca takdiren 1/6 oranında indirim yapılarak 8 ay 10 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına", bu bentten sonra gelmek üzere "verilen kısa süreli hapis cezasının TCK'nın 50/3 maddesi gereğince sosyal ve ekonomik durumuna, suçun işlenmesindeki özelliklere göre günlüğü takdiren 20 TL'den paraya çevrilerek SSÇ'nin 5000 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, adli para cezasının TCK'nın 52/4 maddesi gereğince 20 eşit taksit ile tahsiline" ibareleri eklenerek,
Hükmün diğer yönleri aynen muhafaza edilmek suretiyle, eleştiri dışında sair yönleri Usul ve Yasaya uygun görülen hükmün 5271 sayılı CMK’nın 303/1-a ve 280/1-a maddeleri uyarınca DÜZELTİLEREK İSTİNAF BAŞVURULARININ ESASTAN REDDİNE, kesin olmak üzere 05/02/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.(¤¤)