Yerel Mahkeme tarafından verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olmakla başvurunun kararın niteliği, suç tarihine ve sanığın istinaf dilekçesi içeriğine göre dosya görüşüldü:
İstinaf başvurusunun reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Anayasanın 141, 5271 sayılı CMK'nın 34, 230 ve 289/1-g maddeleri uyarınca mahkeme kararlarının sanığı, müştekiyi Cumhuriyet savcısını ve herkesi tatmin edecek, istinaf denetimine olanak verecek biçimde olması gerektiği nazara alınarak Bölge Adliye Mahkemesinin gerekçelerde tutarlılık denetimi yapması ve bu açılardan mantıksal ve hukuksal bütünlüğün sağlanması için kararın dayandığı tüm verilerin, bu veriler konusunda mahkemenin ulaştığı sonuçların, iddia, savunma ve tanık anlatımlarına ilişkin değerlendirmelerin açık ve net olarak olarak gerekçeye yansıtılması ilkelerine uyulması gerektiği anlaşılmakla,
Dosya kapsamına göre; UYAP kayıtları üzerinde yapılan incelemede, sanık M.. T... hakkında yine üzerine atılı karşılıksız yararlanma suçundan Alaplı Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2019/352, 2019/353 ve 2019/355 esas sayılı dosyaları kapsamında devam etmekte olan yargılamalar bulunduğunun, ayrıca aynı sanık hakkında daha önce yine Alaplı Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2017/335 Esas sayılı yargılama dosyası kapsamında karşılıksız yararlanma suçundan yargılama yapıldığının ve neticesinde sanık M.. hakkında düşme kararı verildiğinin ve verilen bu kararın istinaf incelemesinden geçtikten sonra kesinleşmiş olduğunun tespit edildiği,
Sanık M.. hakkında daha önceden karşılıksız elektrik kullandığından bahisle yapılan yargılamaya esas teşkil edip düşme kararı verilen dosyadaki kaçak kullanım tutanağı tarihinin 11/07/2016 olduğu, aynı dosya kapsamında düzenlenen 25/09/2018 tarihli ek bilirkişi raporuna göre kurumun vergili cezasız zararının 593,50 TL olarak saptandığı ve bu zarar miktarının da sanık tarafından karşılandığı, ancak iş bu istinaf incelemesine esas teşkil eden yargılama dosyasındaki kaçak kullanım tutanağı tarihinin 04/03/2016 yani 11/07/2016 tarihinden daha önceki bir tarih olmasına rağmen 28/01/2019 tarihli ek bilirkişi raporuna göre kurumun vergili cezasız zararının 1.333,81 TL olarak belirlenmesinin hayatın olağan akışına aykırı olacak biçimde çelişki oluşturduğu,
Bu kapsamda, sanık hakkında üzerine atılı suçlardan dolayı TCK'nın 43. maddesinin uygulanma ihtimaline binaen yargılaması devam eden diğer dosyalarla birlikte değerlendirilmesi için birleştirme yoluna gidilmesinde zorunluluk bulunması, ayrıca birleştirilen dosyalarda yer alan tüm kaçak kullanım tutanaklarının birlikte değerlendirilerek çelişkiye mahal bırakmayacak şekilde bilirkişiden tek bir ek rapor alınarak katılan kurumun normal tarifeye göre vergili ancak cezasız gerçek zararının tespit edilmesi, sanık hakkında devam eden herhangi bir icra takip dosyası var ise getirtilerek sanığın bu icra takip dosyası kapsamında yapmış olduğu ödeme miktarları da dikkat alınarak sanığa bilirkişi raporuyla tespit edilen vergili ancak cezasız gerçek zararı ödeme imkanı tanınıp, ödemenin gerçekleşmesi halinde 5271 sayılı CMK'nın 223/8. maddesi uyarınca kovuşturma şartının gerçekleşmemesi nedeniyle sanık hakkındaki kamu davasının düşürülmesi, aksi takdirde duruşmaya devamla sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesi gerekirken eksik araştırma sonucu yasal deliller toplanıp etkin bir yargılama yapılmadan yazılı şekilde sanığın mahkumiyetine karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın istinaf itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan 5271 sayılı CMK'nın 289, 7188 sayılı yasa ile değişik 280/1-e ve 280/1-f maddelerine aykırı davranılması nedeniyle hükmün BOZULMASINA,
Dosyanın yeniden incelenmek ve hükmolunmak üzere hükmü veren ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
Dair, kesin olmak üzere, 14/01/2020 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)