T.C. SAKARYA BAM 5. HUKUK DAİRESİ
T.C.
SAKARYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
5. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2025/35
KARAR NO: 2025/655
KARAR TARİHİ: 25/04/2025
KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 25/04/2025
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
BAŞKAN(...)
ÜYE:...(...)
ÜYE:...(...)
KATİP:...(...)
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: GEBZE ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
DAVA TARİHİ : 19/08/2022
KARAR TARİHİ : 09/10/2024
NUMARASI : 2022/674 Esas - 2024/732 Karar
DAVACI: ...
VEKİLLERİ: Av. ...
Av. ...
Av....
DAVALI : ...
VEKİLİ: Av. ...
DAVA: Eser sözleşmesinden kaynaklı bakiye iş bedeli alacağı için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali
HÜKÜM: Kararın kaldırılması gönderme
İSTİNAF EDEN: Davacı vekili
Taraflar arasındaki eser sözleşmesinden kaynaklı bakiye iş bedeli alacağı için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali davası nedeniyle yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
İlk derece mahkemesinin kararı davacı vekili tarafından istinaf edilmekle; kesinlik, süre, istinaf şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, istinaf dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Üye Hakim tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;
Tarafların akdettikleri 08.03.2017 tarihli dört fikstür imalatı ve otomasyonu yapılması hususunda anlaştıklarını, ilk üç fikstürün imalat ve otomasyonunu tamamlandığını, sistemin devreye alındığını, sonrasında dördüncü fikstür için davalının isteği doğrultusunda henüz otomasyon aşamasındayken revizyon yapılması istendiği ve bu revizyon işinin bedelinin 8.000,00-euro+kdv olduğu kararlaştırıldığı, revizyona işine ilişkin taraflar arasında 12.02.2020 tarihli bir mutabakat formu imzalandığını, mutabakat sonrasında davalı tarafından 500,00-euro ödeme yapıldığını, bakiye borç 7.500,00-euro tutarında olduğu, dördüncü fikstürde revizyonu yerine getirildiğini, bu hizmetin davalıya faturalandırıldığını ve davalıya iletildiğini, ancak davalı, esas iş sahibi olan firmadan ödeme alamadığından, ayrıca bu hususu davalının bağlı olduğu şirket Cloos Almanya firmasına açıklamakta zorluk çekeceğinden kesilen faturanın iptalini ve daha sonraki ay kesilmesini talep ettiğini, ticari ilişki gereği faturanın aynı ay içerisinde iptal edildiğini, daha sonra fatura kesildiğimi, davalı taraf ile gerçekleştirilen tüm görüşmelere rağmen ödeme yapılmadığını, vekil edeni tarafından davalıya keşşde edilen Kadıköy 30. Noterliği'nin 15.04.2021 tarihli ve 16627 yevmiye nolu bakiye 7.500-EUR+KDV tutarının ödenmesi talebine ilişkin ihtarnameden sonuç alınmadığını, davalı tarafça istenilen revizyona ilişkin 12.02.2020 tarihli mutabakat formu uyarınca 8.850-euro ve takip tarihine kadar işlemiş olan 386,34-EUR olmak üzere toplamda 9.236,34-EUR'un tahsili amacıyla Gebze İcra Müdürlüğü'nün 2022/14702 Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, başlatılan takibe, davalı tarafından haksız olarak itiraz edildiğini ve takibin durdurulduğunu belirterek Gebze İcra Müdürlüğü'nün 2022/14702 Esas sayılı dosyasına yapılan haksız itirazın iptaliyle, fazlaya ilişkin alacak ve talep haklar saklı kalmak kaydıyla alacağımızın takip tarihinden itibaren işleyecek en yüksek oranda faiziyle birlikte takibin devamına, alacağın %20’sinden az olmamak kaydıyla davalı aleyhinde icra inkar tazminatı ödemesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;
Vekil edeni şirketin tüm taahhütlerini eksiksiz olarak ifa ettiğini, ancak davacı tarafın vermiş olduğu taahhütleri yerine getirmediğini, davacı tarafından yapılması gereken imalatın tamamı Cloos’un kendi tesislerinde Cloos ekibi tarafından yapıldığını, İzmir fabrikasında otomasyonun yapılarak devreye alınmasının da yine Cloos tarafından yapıldığını, İşbu imalatlar için gerekli birçok malzemenin Kalyon’un yaşamış olduğu finansal ve çalışan problemlerinden dolayı yerine getirilemediğinden müşteri BMC firmasının mağdur olmaması ve sözleşme yükümlülüklerimiz gereği Cloos tarafından ürünlerin satın alması yapılarak imalatı tamamlandığını, fikstürlerin hiçbiri zamanında teslimi tamamlanmadığını, resmi sipariş formunda teslim süresi 2017 yılında olması gerekirken 2020 yılı için de teslimi tamamlanabildiğini, tavan fikstürünün imalatı tamamlanmadığı gibi imalatına dahi başlanmadığını, istenilen revizyon ve imalat Kalyon tarafından yapılmadığı için fatura iade edildiğini, Kalyon firmasının sözleşme ve teknik şartnameye göre yapması gereken tüm işlemleri yerine getirememesinden dolayı projenin kendileri tarafından tamamlandığını, anlaşmaya göre Cloos'un ödemeleri %50'si peşin %20 ve %30 teslim sonrası ödemesi gerekirken davacının yaşamış olduğu finansal problemleri aşması ve ürünleri teslim edebilmesi için ödemelerin tamamı teslimden önce Cloos tarafından peşin olarak yapıldığını, karşılıklı hesap mutabakatlarında bunun sabit olduğunu, Kalyon tarafından yapılması gereken ve sözleşmeye göre doğru yapılması gereken hizmetler olarak karşılıklı imza altına alındığını, ekte ön kabül formları mevcut olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına göre; "Davanın reddine" karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf isteminde bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle;
Mutabakat konusu işin yeni ve ayrı bir iş olduğunu, e-posta yazışmaları ve ekinde iletilen mutabakatın mahkemece değerlendirilmediğini, e-posta kayıtların delil niteliğine haiz olduğunu, bahsi geçen e-postanın davalı şirket genel müdürüne ait e-posta adresinden iletildiğini, davalı tarafça kendileri tarafından atılmadığı iddia edilen e-postanın devamında dahi müvekkili ile birçok yazışma bulunduğunu, Yerel Mahkemece tanık beyanlarının hatalı değerlendirildiğini, davalı şirketin genel müdürü ve yetkilisinin tanık olarak dinlendiğini, yalnızca davalı tanıklarına itibar edildiğini, karşı tarafın garanti süresine ilişkin herhangi bir savunması veya iddiasının olmadığını, bu nedenlerle verilen kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle;
Davacının iddialarının gerçek dışı ve hukuki mesnetten yoksun olduğunu, dosyanın değerlendirilmesi yapıldığında söz konusu iddianın tamamen gerçek dışı olduğunu, sözleşmeye riayet etmeyen ve 3 fikstürü tamamlayamayan davacınını kalyon şirketinden hali hazırda garanti kapsamındayken dördüncü fikstürün bağımsız bir iş olarak revizyon istenmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, davacının iddia ettiği 500 Euro ödemenin yapılmadığını, bu hususların ispatının davacıya ait olduğunu davacının iddiasını ispatlayamadığını, davacının yemin teklifini reddettiğini, bu nedenlerle davacının istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, eser sözleşmesinden kaynaklı bakiye iş bedeli alacağı için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 HMK, 6098 Sayılı TBK, 6102 sayılı TTK
3. Değerlendirme ve karar
Dava, eser sözleşmesinden kaynaklı bakiye iş bedeli alacağı için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek duruşmasız olarak yapılmıştır.
Mahkemenin, davanın reddine dair verilen kararına karşı davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
Davacı yüklenici, davalı iş sahibidir.
Davada, yanlar arasında kurulduğu ileri sürülen akdî ilişki, TBK’nın 470. madde hükmünde tanımlandığı üzere bir eser sözleşmesidir. Davacı taraf, eldeki davanın fikstür revizyon işine ilişkin olduğunu iddia etmekte; davalı taraf ise, taraflar arasındaki dört fikstür işin gereği gibi ifa edilmediğinden fikstürler tamamlanmadığından kaynaklı olarak davalının borcu bulunmadığını, dördüncü fikstürün tamamının kendileri tarafından yerine getirildiğini, otomasyon ve devreye alma işleminin sözleşme kapsamında davacıya ait olduğunu savunmaktadır. Başka bir deyişle, iş sahibi tarafından akdî ilişki inkâr edilmiştir.
Davalı iş sahibiyle fikstür revizyon işinin davacı tarafından yapılması konusunda sözleşme akdedildiği hâlde bakiye iş bedelinin ödenmediğini iddia eden davacı tarafça sözleşme ilişkisinin ispatlanıp ispatlanmadığı noktasında toplanmaktadır.
Karşılıklı edimleri içeren eser sözleşmelerinde yüklenicinin görevi eseri sözleşmesine, amacına ve tekniğine uygun tamamlayarak teslim etmek; iş sahibinin görevi ise, sözleşmede kararlaştırılan yükümlülükler varsa bunların yerine getirilmesiyle eserin bedelini ödemekten ibarettir. Kural olarak eser sözleşmesi ilişkisinin kurulması herhangi bir şekil şartına tabi olmayıp, tarafların "icap" ve "kabul" iradelerinin birleşmesiyle sözleşme ilişkisi kurulur. Şekil şartı, sözleşmenin geçerlilik şartı olmayıp, ispat şartıdır ( bkz. Yargıtay (Kapatılan) 15 Hukuk Dairesi'nin 25/09/2018 tarih, 2018/3698 Esas, 2018/3394 Karar sayılı kararı).
Eser sözleşmesi ilişkisinin varlığı kural olarak yazılı veya kesin delillerle ispatlanmalıdır. 4721 sayılı TMK’nın “İspat yükü” başlıklı 6. maddesi “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür.” hükmünü amirdir.
Somut olayda, taraflar arasında yazılı bir eser sözleşmesi bulunmadığından ve davacı yan, taraflar arasında karşılıklı e-mail yazışmaları ile eser sözleşmesi düzenlendiğini ileri sürdüğünden, bu hususu ispat külfeti davacı taraftadır.
6100 sayılı HMK'nın “Senetle ispat zorunluluğu” başlıklı 200. maddesinde düzenlenen “(1) Bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukuki işlemlerin, yapıldıkları zamanki miktar veya değerleri ikibinbeşyüz Türk Lirasını geçtiği takdirde senetle ispat olunması gerekir. Bu hukuki işlemlerin miktar veya değeri ödeme veya borçtan kurtarma gibi bir nedenle ikibinbeşyüz Türk Lirasından aşağı düşse bile senetsiz ispat olunamaz. " hükmü gereğince davacı taraf, bu iddiasını senetle ispat etmek zorundadır.Aynı maddede(2) Bu madde uyarınca senetle ispatı gereken hususlarda birinci fıkradaki düzenleme hatırlatılarak karşı tarafın açık muvafakati halinde tanık dinlenebileceği de hükme bağlanmıştır.
Senetle ispat zorunluluğuna ilişkin HMK’nın 200 vd. maddelerindeki düzenlemelerin sonucu olarak sözleşme ilişkisinin kurulması hukukî işlem niteliğinde olduğundan, eser sözleşmesine dayalı bir davada; davalının akdi ilişkiyi inkâr etmesi hâlinde, ispat yükü davacının üzerinde olup, sözleşmenin kurulduğunu davacının kural olarak yazılı delille veya ikrar, yemin, ticari defterler gibi diğer kesin delillerle ispatlaması gerekir. (Yargıtay HGK'nın 2017/15-3098 E. 2021/546K. 29/04/2021T.)
HMK nın 202. maddesinde, iddia konusu hukuki işlemin tamamen ispatına yeterli olmamakla birlikte, söz konusu hukuki işlemi muhtemel gösteren ve kendisine karşı ileri sürülen kimse veya temsilcisi tarafından verilmiş veya gönderilmiş belge delil başlangıcı olarak tarif edilmiş ve senetle ispat zorunluluğu bulunan hâllerde delil başlangıcı bulunursa tanık dinlenebileceği belirtilmiştir. (bkz. Yargıtay 6.HD'nin 26.04.2022 gün, 2021/3822 E, 2022/2442 K. Sayılı kararı)
Somut olayda, davacı yüklenici 08.03.2017 tarihli sözleşmeden bağımsız olarak fikstür revizyon işine ilişkin sözleşme ilişkisi kurulduğu ve işin tamamlandığını savunmuştur. Bu işe ilişkin taraflarca yeni bir mutabakat sağlandığını, taraflar arasında e-posta üzerinden yazışmalar gerçekleştirildiğini ve davalı şirketin genel müdürü ve yetkilisi ...'na ait e-posta hesabı üzerinden 12.02.2020 tarihli mutabakat formunun kabul edilerek onaylandığını iddia etmektedir. Davalı şirketin genel müdürü ve yetkilisi ... tanık olarak verdiği ifadesinde, mutabakat metnindeki imzanın kendisine ait olduğunu, ancak kaşe ile birlikte üzerindeki imza başka bir evraktan kopyalanıp bu evraka yapıştırıldığı, böyle bir evrakı imzalamadığını beyan etmiştir.
Elektronik posta iletişiminin işleyişinde taraflar arasında doğrudan doğruya bir iletişim bulunmadığından elektronik posta ile yapılan irade beyanı hazır olmayanlar arasında yapılmış bir irade beyanıdır. Elektronik posta vasıtasıyla iletişimde yazılı metnin muhatabın elektronik posta adresine gönderilip muhatabın elektronik posta kutusuna kaydedilmekle öneri (irade beyanı) muhatabın hakimiyet alanına girmiş sayılır. Öneriyi kabul beyanı elektronik posta veya onun hızına eş değer bir iletişim yolu ile telefon, faks veya teleks yolu ile de yapılabilir. Öte yandan bu iletişim yolları ile kurulan sözleşmede kabul ve sözleşmenin kurulduğu anın kullanılan iletişim yollarının özelliğine göre Borçlar Kanun'unun konuyu düzenleyen ilgili maddeleri çerçevesinde değerlendirilmesi gerekir.
Bu açıklamalar ve Yargıtay içtihatları çerçevesinde, davacı tarafından ibraz edilen e-posta yazışmalarında davacının uyuşmazlık konusu fisktür revizyonuna ilişkin servis hizmeti için teklifte bulunduğu, davacının teklifin kabul edildiğine dair e-posta mesajı ibraz ettiği, taraflar arasındaki 08.03.2017 tarihli dört adet fikstür imalat ve montajı işinin davalı şirket temsilcisine ait e-posta adresinden elektronik posta ile yapılan yazışma yoluyla kurulduğu, davacının dayandığı 12/02/2020 tarihli fisktür revizyonun işinin de aynı elektronik posta ile yapılan yazışma ile kurulduğu, 12/02/2020 tarihli onay evrakından sonra yapılan taraflar arasındaki bir kısım yazışmaların davalı şirket temsilcisine ait e-posta adresi üzerinden yapıldığı, bu durumda dayanak sözleşme öncesi ve sonrasındaki taraflar arasındaki ilişkinin davalı şirket temsilcisine ait e-posta üzerinden yapılan yazışmalar ile yürütüldüğü anlaşıldığı, tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde, davalı şirketin sözleşme ilişkisinin kurulduğu elektronik posta adresinin davalı şirket temsilcisine ait olmadığına dair karşı koymasının bulunmadığı, yine davalı tarafın anılan sözleşme öncesi ve sonrasında gerçekleştirilen diğer elektronik yazışmaların kendilerine ait olmadığına ilişkin savunmalarının bulunmadığı, taraflar arasındaki elektronik posta yoluyla yapılan diğer yazışmalar ve tanık beyanları dikkate alındığında davalı şirket temsilcisinin dayanılan sözleşmesinin onayının kendisi tarafından gönderilmediğini savunmasının hakkın kötüye kullanılması mahiyetinde olduğu, bu sebeplerle taraflar arasındaki akdi ilişkinin kurulduğunun kabulü gerekmiştir.
Ayrıca, Mahkeme 12/02/2020 tarihli fisktür revizyonuna ilişkin servis hizmetine ilişkin mutabakat 08/03/2017 tarihli sözleşmesinin garanti taahütü kapsamında servis hizmeti olduğu değerlendirilmesinde bulunulmuş ise de davalı tarafın bu yönlü savunması bulunmamaktadır.
Taraflar arasındaki sözleşmede 8.000,00 TL +KDV götürü bedelli olarak belirlenmiştir. Götürü bedelli sözleşmede, yüklenicinin hakettiği imlât bedeli, fiziki oran yöntemi ile başka bir ifadeyle yüklenicinin sözleşme kapsamında gerçekleştirdiği imalâtların eksik ve ayıpları da dikkate alınarak işin tamamına göre fiziki oranı tespit edilip, bulunacak bu oranın götürü iş bedeline uygulanması suretiyle saptanmalı ve bulunacak bu rakamdan kanıtlanan ödemeler düşülerek hesaplanmalıdır. Davalının, 12.02.2020 tarihli sözleşme konusu işin yapıldığı ve tamamlandığına işin açık kabulü bulunmamaktadır.
Bu durumda, 12.02.2020 tarihli sözleşme konusu işin ifa edilip edilmediği, yüklenicinin yüklenmiş olduğu işin kanundaki düzenlemelere uygun olarak meydana getirip getirmediği uygun olarak meydana getirip getirmediği ve davalıya teslim edip etmediği, yapılan işin eksik ve ayıplı olup olmadığı, eserin teknik olarak kabulünün mümkün olup olmadığının keşfen yapılacak teknik bilirkişi incelemesi ile belirlenmesi gerekmektedir.
Mahkemece yapılacak iş, 12.02.2020 tarihli sözleşme konusu fisktür revizyon işi kapsamında tarafların tüm delilleri incelenerek, Türk Borçlar kanonunun 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesi hükümlerine göre yüklenicinin (davacının) yüklenmiş olduğu işin kanundaki düzenlemelere uygun olarak meydana getirip getirmediği ve davalıya teslim edip etmediği, eksik ve ayıplı olup olmadığı, eserin teknik olarak kabulünün mümkün olup olmadığının sunulan delillere göre değerlendirilmesi, yüklenici sözleşme kapsamındaki edimi ve taraflar arasındaki sözleşmedeki yapım işi götürü bedelli belirlenmiş olduğu da gözetilerek dava konusu işin yapılıp yapılmadığı değerlendirilip, davacının gerçekleştirdiği imalatın ayıp ve eksiklikler dikkate alınmak suretiyle fiziki gerçekleşme oranını yüzde (%) olarak belirlenmeli, bu oranı, götürü bedele uygulanması suretiyle iş bedeli belirlenmeli, bu şekilde sözleşme kapsamındaki davacının hakediş bedeli ortaya konmalı, davacının sözleşme kapsamında ödeme yapıldığı iddiası değerlendilmesi, belirtilen hususlarda davaya konu işin yapıldığı yerde keşif de yapılmak suretiyle teknik bilirkişi kurulundan belirtilen hususları kapsayan gerekçeli ve denetime elverişli rapor alınarak sonucuna göre sözleşme kapsamında davalı tarafça ispatlanan ödemeler varsa mahsup edilerek karar verilmesinden ibarettir. Bu hususlar üzerinde durulmadan eksik inceleme ile davanın kısmen kabulüne karar verilmesi doğru olmamıştır.
Yukarıda açıklanan nedenlerle; davacı vekilinin istinaf başvurusunun diğer hususlar incelenmeksizin kabulüne, mahkeme kararının, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a.6 maddesi gereğince kaldırılmasına, dosyanın dairemiz kararına uygun şekilde davada sonuçlandırılması için kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar verilmesi gerekmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE, Gebze Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 09/10/2024 tarihli ve 2022/674 Esas, 2024/732 Karar sayılı kararının, 6100 sayılı HMK’nun 353/1-a-6 maddesi gereğince KALDIRILMASINA,
2-Dosyanın dairemiz kararına uygun şekilde yeniden inceleme ve araştırma yapılarak esasa ilişkin yeniden bir karar verilmek üzere ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
3-Davacı tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde kendisine iadesine,
4-Davacı tarafça yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcı ve yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince verilecek kararda dikkate alınmasına,
5-Talep halinde inceleme konusu kararın icrasının geri bırakılması için İİK'nın 36/1 maddesi gereğince varsa taraflarca yatırılan nakit teminatların veya sunulan banka teminat mektuplarının dosya kapsamı ve kararın niteliğine göre aynı maddenin 5. fıkrası gereğince yatıran/sunan tarafa İADESİNE,
6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince KESİN olmak üzere 25/04/2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
...
Başkan
...
¸e-imzalı
...
Üye
...
¸e-imzalı
...
Üye
...
¸e-imzalı
...
Katip
...
¸e-imzalı